Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Yurtları > İşgal Altındaki Türk Yurtları > Kerkük

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 08.07.2008, 13:42   #1 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 209
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Irak Türkmenleri Siyasi mücadelesi..

Türkmenlerin Siyasi Mücadelesi

Irak Türkmenlerinin Siyasi Mücadele Tarihi
Irakta ilk ulusal hükümetler kurulduğunda etnik katılıma yer verildi. Bu bağlamda 25
Ekim 1920 tarihinde Bağdat eşrafı reisi Aburrahman el-Geylani başkanlığında ilk
geçici hükümet kurulunca Türkmenlerden İzzet Üaşa Kerküklü Milli Eğitim ve sağlık
bakanlığına atandı. Kerküklü daha sonra 29 Ocak 1921 de kurulan ikinci hükümete
bayındırlık bakanı olarak atandı, ancak Nisan 1922 tarihinde istifa ederek
Türkmenlerle Irak hükümetleri arasındaki uçurumun başlangıcına şahit oldu.
Kerküklü,den sonra oldum olası Irak hükümetlerine hiç bir Türkmen bakan alınmadı.
Kerkük ve öteki Türkmen bölgelerinde milli ruhun şahlanmasını önlemek için İngiliz
kuvvetleri bir mesaj ulaştırmak isteyerek lejyoner Tiyari kuvvetlerini de alet ederek 4
Mayıs 1924 sabahı Kerkük,ün büyük çarşısında bir kavga çıkararak olayları başlattı.
İngiliz kuvvetleri bu kavgadan sonra kışlalarına çekilip tekrar büyük kuvvetlerle şehre
dönmüş ve Tiyarilere de serbest hareket emri vererek yağma ve saldırılara başlayarak
Türkmenleri evlerine kadar takip ederek ailelerinin gözü önünde katletmeye
başladılar.
Irak polis kuvvetleri araya girerek sokağa çıkma yasağı ilan etti Bunun başlıca sebebi
hükümet çevrelerini yüzlerce Türkmenin köylerden şehir merkezine yöneldiğini ve
soydaşlarını korumaya ve destek vermeye kararlı olduklarını görmesi idi. Bunu
önleyen hükümet güçleri uçaklarla Türkçe kaleme alınan bildiriler atarak ehaliyi
sükünete çağırdı. Milli infial karşısında zararları tesbit etmek için bir komite kuran
hükümet, zarar görenlere adil tazminat verileceğini vadeti. Gerçekten de Irak
hükümeti zarar gören veya hadiselerde hayatını kaybedenlerin ailelerine dağıtılmak
üzere bir miktar nakit tahsis etse de o zamanın yetkilileri ve Belediye Başkanı bu
tahsisatın çok az bir miktarını dağıtarak geriye kalanı zimmetlerine geçirdiler.
Bu kasvet Türkmenleri sindirmeye yetmeyince ve hükümet güçleri bazı aydın kişiler
ve öğretmenlerin Türkmenleri temel haklarını savunmaya çağırdıkların görünce
bunlardan bir kısmını ürgüne göndererek özel olarak Basra ve Nasiriye gibi güney
vilayetlerine tayin ederek buralarda iskan etmeye mecbur etti. Bu vilayetlerin uzaklığı
ve oradan Kerkük,e ulaşmanın zor olduğunu hesaplayan hükümet olayların durulması
ve sakinleşmesini bir süre bekledikten sonra bunların tekrar Kerkük,e dönmelerine
izin verdi. Ancak bunlardan bir bir kısmı zaten daha önceden istifa ederek Kerkük,e
kendi imkanlarıyla dönmüşlerdi.
Hükümet bu uygulamayı 1936 yılında yaşanan olaylardan ve Reşit Ali Geylani,nin
1941 yılındaki ayaklanması hadiselerinden sonra da yapmış, özel olarak
öğretmenlerin uzak vilayetlere tayinini çıkarmıştı. Bu tayin edilenlerin başında milli
ruhu körükleyen ve Yerel Lisanlar kanunun doğru bir şekilde uygulanmasını
isteyenler öğretmenler geliyordu.

12 Temmuz 1946 tarihinde Irak polisi Kerkük,ün Gavurbağı denilen bahçelerinde
miting yapan ve bu mevkide aileleri ve çocuklarıyla birlikte toplanan Irak Petrol
Şirketi işçileri üzerine ateş açarak bir çok ölü ve yaralı bırakarak çekildi. Kerkük,de
yayılan infial ve kızgınlık üzerine Irak hükümeti bir tahkikat komisyonu kurarak işten
çıkarılan işçilerin tekrar işlerine dönmelerini kararlaştırdı ve olaylara sebep olanlardan
bir kısmını tutukladı. Ancak tutuklanan polislerin hepsi düzmece bazı yargılamalardan
sonra serbest bırakıldı.
1950 yılında Irak hükümeti Kerkük ve öteki Türkmen bölgelerindeki eğitim
müdürlüklerine gönderdiği genelgede Türkçe tedrisatın durdurulması ve Türkçe ders
açıklamalarının azaltılmasını istemişti. Bölgedeki kültürel tesislerin sindirilmesi
çabaları içinde 1954 yılında Tuz Hurmatu,da Türkçe kitap ve dergilerin dağıtımını
sağlayan kitabevi yakıldı.
1957 yılında nüfus sayımı yapılmadan hükümet çevreleri Kerkük, Erbil ve başka
Türkmen bölgelerinde Türkmen mevcudiyetini ve dürüst bir saım isteyenleri
sindirmek için bazı tutuklamalar yaparak genelikle Türkmenlerin oturdukları
kahveler gözetim altına alınarak Türkmen ailelerin korkması ve nüfus sonuçlarının
çarpıtılması istendi.
1958 Temmuzunda yapılan darbden sonra Irakta cumhuriyet kurulmuş ve bundan
ümitlenen Türkmenler artık bütün vatandaşların eşit olarak temel hak ve hürriyetleini
kulanacak bir konuma geleceğini beklemişlerdi.Bu arada Türkmen aydınlarından bir
ekip bu ümidi yansıtarak çıkardıkları haftalık gazeteye " Beşir" ismini vermişlerdi. 23
Eylul 1958 tarihinden yayın hayatına giren bu gazete 17 Mart 1959 tarihinde
yayınlanan 26. sayısını çıkardıktan sonra resmi bir kararla kapatıldı.
Darbeden iki hafta sonra bir Türkmen heyeti Bağdat,da yeni idareyi kutlamaya gitti.
Bu heyete Kerkük, Erbil, Musul, Telafer, Tuz Hurmatu, Kifri ve öteki Türkmen ilçe
ve kasabalarından katılan bir çok Türkmen vatandaş katıldı. Geceleri sokağa çıkma
yasağı uygulamasının devam etmesine rağmen özel izin alınarak gece yola çıkan
kafile yüzlerce arabayla sabah erken Bağdat,a vararak "Yeni Bağdat" bölgesinde
belirlenen bir noktada bekleyerek sokağa çıkma saatlerinin sona ermesini ve halk
lideri Ata Hayrullah,ı beklemeye koyuldu. Türkmen lider, heyete Mühendislik
fakültesi önünde belirli bir yere kadar öncülük eti. O noktada Bağdat,da bulunan
Türkmenlerin de katılımı sağlanarak, dövizler ve pankartlar açılarak yeni hükümetin
karargahı olan savunma bakanlığı binasına yönelmeye başlandı. Darbenin lideri
Başbakan Abdul-Kerim Kasım heyeti karşılayarak bakanlığın büyük salonunda bir
konuşma yaparak Iraktaki bütün milletlerin kardeşçe yaşamalarından bahisle
Türkmenlerin de artık temel hak ve hürriyetlerine kavuşacaklarının müjdesini verdi!
Ancak özel olarak Kerkük,de Türkmenleri kışkırtmak için türlü çabalar sarfedilmeye
başlamış ve bu sinsi politika uygulanmaya başlamıştı. Türkmen kahve ve
kıraathanelerine saldırıların ardı arkası kesilmiyor ve Türkmen aydınları taciz
ediliyordu. Şehrin korunmasıyla görevli askeri cihetlerin karşı koymasına rağmen
Kerküke ziyaretine izin verilen Mustafa Barzani,nin ziyareti esnasında üzücü olaylar
yaşanarak İnzibat Amiri Hidayet Arslan 25 Ekim 1958 tarihinde bir kalp krizi sonucu
hayatını kaybeti. Sevilen bir Türkmen şahsiyeti olan Arslan,ın vefatı Türkmenler
arasında büyük üzüntü ve kızgınlık yaratarak şiddet olayları ve çatışmaların
başlamasına yol açtı. Cenaze sırasında yaşanan gösteriler üzerine askeri güçler bazı
göstericileri ve öğrencileri tutuklayarak olayları bastırmaya kalkıştı. Arslanın
ölümünün kırkıncı gününde yaoılan anma töreni de onbinlerce Türkmenin katıldığı bir
gövde gösterisine dönüştü.Bağdat radyosu Türkmence Kısmının açılışı Türkmen Milli
haklarının bir dönüm noktası oldu. 1 Şubat 1959 da Türkmen Bayan spikerin "Burası
Irak cumhuriyeti Radyosu.Türkmence Kısmı" anonsu yüzbinlerce Türkmenin

coşkulu tezahuratıyla karşılandı. Bu yayın ilkin yarım saat olarak başlatıldı, sonraları
ört sate kadar uzatıldıysa da Baas rejimi döneminde azaltılmaya ve o çok değerli
edebi ve kültürel içeriğinden yoksun bırakılmaya terk edildi. Televizyonda da
Türkmence yayın Kültürel hakların kabulünden sonra genişletildiyse de gitgide
azaltılarak anlamsız bir konuma sokuldu.
Öğrenci Birlikleri seçimleri de Irakta başgösteren komünist yayılmacılığının önüne
bir set germişti. Kerkük,de yapılan ilk orta ve lise okularının Talebe Birliği
seçimlerinde bütün sandalyeleri Türkmenler kazanınca hükümet çevrelerini bir telaş
sardı. Haliyle bütün okuların Talebe birliği başkanlarının yanında Genel başkan da
Türkmenler arasından seçilmişti. Arkasından Öğretmenler sendikası seçimleri geldi
ve bu seçimlerde Bütün Irak vilayetlerinde Komünist listeler kazanmışken sadece iki
vilayet direnmiş ve komünizme teslim olmamıştı: Kerkük ve Ramadi. Kerkük listesini
Türkmenler, Ramadi,yi ise Milliyetçi Araplar kazanmıştı.
Türkmen kadını da komünist dalgaya gögüs germe de geri kalmamıştı, Komünist
eğilimli Irak Kadınları Genel Birliği listeleri bütün vilayetlerde kazanırken Kerkük
buna geçit vermemiş ve komünist propoganda ve eğilimlere prim verilmemişti.
Belediyeler Bakanı Nezihe Düleymi Kerkük,e yaptığı ziyarete Kerkük kadınlarıyla
toplanmak istemiş, ancak duyduklarından kızgınlık duyarak toplantıyı apar topar
terketmiş ve yoldaşlarına Kerkükte parti sloganlarını yerleştiremedikleri için
çıkışmıştı.
Buna karşın Komünizm dalgasına karşı koyan Cumhuriyet Kadınları Örgütü büyük
ilgi görmüş ve Kerkük,deki sorumluları yoğun katılımı nedeniyle dehşete
düşürmüştü.Bu örgüt yıllar boyu çok büyük hizmetlere imza atarak Kerkül,de ve civar
köylerde aileler ve öğrencilere unutulmaz hizmetler götürmüştü.
Bu arada Türkmenlere karşı düzenlenen antrikaların ardı arkası kesilmiyordu.
Kerkük,de etnik yapının değiştirlmesi ümidini güden güçler Bağdattaki merkezi
idareye türlü itham ve isnatlar ulaştırmaya devam ediyordu. Bu bağlamda
Türkmenlerin ileri gelenlerinin evlerine baskınlar düzenliyerek sözde ruhsatsız
silahları aramak üzere bir teftiş kurulu görevlendirildi.
Bir kaç subaydan oluşan Kurul, 26 Aralık 1958 tarihinde Kerkük,e uçakla vardı. Ayni
tarihli Genel Askeri Hükümdar,ın 393 numaralı telgrafı gizli tutulan bazı evlere
baskın düzenleneceğini bildiriyor, ancak Kerkük,de askeri ve sivil idareler bunların
hangisi olduğu konusunda bilgilendirilmiyorlardı. Ancak bazı sivilerin bundan
haberdar oldukları aşikardı. Nitekim 40 kişilik bir Türkmen karşıtı topluluk bu evlere
Kurul dahi gelmeden önce gelmiş ve çevrelerinde toplanmıştı. Bunlar kapıları kırarak
veya bahçe duvarlarından atlayarak bu evlere girmişti. Kurul ile birlikte gelen polis
komiseri daha sonra verdiği raporda 42 kişinin ismini vererek bunların yaptıkları
tahribattan bahseti.
Aranan evler, ilk üçü Türkmen olan İbrahim Neftçi, Emekli Albay Ata Hayrullah,
Emekli Doktor Albay İhsan Hayrulah ve anti komünist Asuri bir General olan Şlimon
Hoşaba,nın evleri idi. Arananlar bulunmayınca evlerden bir kaç mutfak bıçağı ve Ata
hayrullah ve İhsan hayrulah,ın evlerinden iki kayıtlı ve ruhsatlı tabanca alınmıştı.
Bunlar çok kötü şartlarda Bağdat,a götürülerek gözetim altına alındılar. Emniyet
Genel Müdürlüğünde gerçekler hemen ortaya çıkınca tutuklular hemen salıverildi ve
Kerkük,e döndüler. Bunları karşılamak için de hemen hemen bütün Kerkük sokaklara
döküldü.
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 08.07.2008, 13:44   #2 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ATABEK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 12.09.2007
Yaş: 44
İletiler: 209
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
1959 Kerkük Katliamı
Musulda 1959 General Şevvaf,ın ayaklanmasından sonra Kerkük,de ikinci tümen
komutanı olan General Nazım Tabakçalı görevinden alınmış" yerine komünist
gruplara yakınlığı ile tanınan General Davut Canabi atandı. Canabi, Kerkük,e ayak
basar basmaz Türkçe yayınlanan gazetelerin çıkışını yasakladı. Böylece Beşir" Afak
ve Belediyenin Türkçe olarak yayınladığı "Kerkük" gazetesinin yayınına son verildi.
Bu gazetelerin başyazarları ve idarecileri işe onlarca avukat, doktor ve işadamının
sürgüne gönderilmesi ve güney vilayetlerinde göz hapsinde tutulmaları kararlaştırıldı.
Bu plan uygulandıktan sonra Canabi,nin özel emriyle sadece Türkmenlere ait konut
ve iş yerlerine baskınlar düzenlenerek silah araması yapıldı. En ufak bir silah
parçasının bulunduğu evlerin aile reisleri hemen tutuklanarak sürgüne veya hapse
gönderildi. Böylece Türkmenlerin tamamen silahtan arındırılmaları ve kendilerini
savunacak en ufak bir imkana sahip olmamaları temin edildi.
1959 Haziranında komünist dalgası biraz geriler gibi oldu, daha doğrusu insanlara
böyle geldi. Bu kapsamda Kerkük,den sürgüne gönderilen Türkmenler geri gelmeye
başladılar. Tasarlanan plandan ve kendilerini tam bir ay sonra beklemekte olan
akibetten habersizdiler.
Bazı Kürt yayınları ve gizli bildirileri Türkmenlerin ve Arapların kışkırtılmalarını
açıkça istemekteydi. Bu bildiri ve yayınların bir bölümü emniyet müdürlüklerinin
eline de geçmekte geçikmedi. Bunlar gereken raporlar eşliğinde Başbakan Abdul-
Kerim Kasım ve Genel Askeri Hükümdar,a iletildiyse de göz ardı edilip üzerinde
durulmadı.
Bu arada General Canabi bir toplantıya katılmak üzere Bağdat,a çağırılmıştı.
Toplantıdan sonra kendisinin Kerkük,e dönmesine izin verilmemesi Türkmenler
nezdindeki ümitleri artırdı. Komünist Ve Particiler "Kürdüstan demokrat partisi"
mensupları buna içerlemiş, hata Cenabi,nin geri dönmesini isteyen heyetlerin
Bağdat,a akın etiği görülmüştü. Ancak Kasım bu talebi reddederek tümenin
komutasını General Mahmut Abdul-Razzak,a teslim etmeyi kararlaştırdı.
14 Temmuz 1959 tarihinde Darbenin ilk yıldönümü münasebetiyle kutlama
hazırlıkları yapılıyordu. Türkmenlerin bürokrat ve mesleki sendikalar mensuplarından
olan doktorlar, Avukatlar, memurlar ve işçiler bir hazırlık komitesinin düzenlediği
resmi geçite katılacaktı. Şehrin etnik konumu dolayısıyla bu resmi geçite de
katılanların çoğunluğu haliyle Türkmenlerden oluşuyordu.
Resmi geçit,e katılmamakta olan Türkmen vatandaşların esnafı, gençleri ve
öğrencileri bir halk gösterisi düzenleyerek resmi kutlamaları zenginleştirmek istediler.
Resmi yürüyüşe katılanlar Büyük Çarşının giriş noktasındaki eski köprüye varıp
Korya semtinde Atlas caddesi istikametin doğru köprüden geçmeye başladılar. Bu
arada halk yürüyüşü de Mecidiye caddesinin sonlarına varmış, tam polis
müdürlüğünün önündeki meydandan kıvrılıp Atlas caddesine geçecek ve resmi
yürüyüşe katılmaya hazırlanıyordu. Tam bu zamanlamada ve resmi yürüyüşün
öncüleri Garbiye Orta okulu hizasını geçip 14 Temmuz kahvesinin önüne gelmişti ki
bir el ateş edildi, arkasından hemen otomatik silahların ateş kustuğu duyuldu. Ve
sonradan planlanmış olduğu sabit olduğu üzere elerinde döviz taşıyanların bir kısmı
dövizleri yere atarak otomatik silahlarını çıkararak ateş etmeye başladılar. İlk beş
dakika içinde 14 Temmuz kahvesi basıldı. O arada olup bitenlerden habersiz olarak
kutlamalara katılanlara su ve içecek dağıtmı ikramını yapan kahve sahibi ve
Kerkük1ün has evlatlarından olan Osman Hıdır hunharca katledildi.


Hemen sokağa çıkma yasağı anonsları devreye sokularak insanların evlerine
kapanmaları sağlandı. Ancak sokağa çıkma yasağına tabi olmayan ölüm ekipleri
sokakları dolaşıyor ve ölüm saçıyordu. Tam orta çağlarda yaşanan bir manzaraya
uygun olarak şehir üç gün boyunca yağmaya tabi tutuldu. Bu arada daha önceden
tesbit edilen evlere yıldırım baskılar düzenlenerek Türkmenlerin lider kadrosunun
tasfiyesi planı işleme kondu.
Bir sene önce Bağdat,da yaşanan facia tekrar yaşanıyor, Türkmenlerin aydın
kesiminden ve memleket ruhuyla kalbi çarpan esnaf ve gençlerden ele geçen emen
akla alınmaz yöntemlerle öldürülüyor, onunla da kalmayıp cesetleri sokaklarda
sürüklenerek arabaların arkasına takılıyor veya elektirik direklerine asılıyordu.
Türkmenlere ait bütün işyerleri kundaklanarak yağma ediliyor, başta Atlas ve
Alemeyn sinamaları olarak sinama binaları havan toplarıyla çökertiliyordu.
Şehrin etrafına çember vurulmuş şehre giriş-çıkışlar yasaklanarak dışarıdan bir
yardım veya desteğin gelmesi önleniyordu. Ancak bu kuşatmayı yaran Emekli
General Abdullah Abdurrahman Bağdada ulaşmayı başarıyor ve bu çileli Şehrin
perişan halini bütün çıplağıyla Başbakan Kasıma anlatıyordu.
Sonradan yazılan kitaplardan anlaşıldığına göre İkinci Tümen Komutanı General
Mahmut Abdul-Razzak da bu kuşatmadan nasibini almış göz hapsinde tutuluyordu,
bir ara Başbakanı arayıp yardım istemiş, Kasım da bir piyade alayı göndereceğini
vadetmişti. Ancak bu yardım katliamın üçüncü gününün sonunda ve planlanan
uygulama bittikten sonra ulaşabildi.
Kerkükte hüküm süren belirsizlikler arasında her tarafta yangınlar yükseliyordu. Bu
arada Tümen komutanlığı Petrol Şirketini arıyarak yardım istemiş, ancak gönderilen
itfaiye araçları da yakılarak görevlerini tamamlamaktan alıkonmuşlardı.
Tümen Komutanlığı başka bir girişimde bulunmuş ve hastane müdürlüğünü arıyarak
sürüklenip Tümen Komutanlığı binası yakınında asılan cesetlerin indirilmesi ve
defnedilmesini talep etmiş, ancak gönderilen ambulanslar da kundaklanarak bu
uğraşları önlenmiş, böylece asılı cesetler Temmuz sıcağında üç gün boyunca asılı
kalmıştı.
Bağdatan gönderilen askeri kuvvetler Kerkük,e girip çoğu Kürtlerden oluşan
Dördüncü alay askerlerin silahları alınınca katliamı yapanlar emellerine ulaşmışlar
arkalarında 25 şehit ve resmi kaynaklara göre 130 yaralı bırakmışlardı.
Bu Katliamda şehit olanlar:
1- Emekli Albay Ata Hayrullah
2- Emekli Doktor Albay İhsan Hayrulah
3- Kasım Neftçi
4- Selahatin Avcı
5- Mehmet Avcı
6- Cahit Fahrettin
7- Osman Hıdır
8- Emel Fuat
9- Cihat Fuat
10- Nihat Fuat
11- Nurettin Aziz
12- Abdullah Beyatlı
13- İbrahim Ramazan
14- Abdulhalik İsmail
15- Hasip Ali
16- Cuma Kanber
17- Kazım Abbas Bektaş

18- Şakir Zeynel
19- Hacı Necim Muhammed
20- Enver Abbas
21- Adil Abdulhamit
22- Züheyr İzzet
23- Fethullah Yunus
24- Kemal abdulsamat
25- Seyit Gani Nakip
Bağdatan gönderilen özel bir araştırma komisyonu çalışmasını bitirerek çok acil bir
raporla durumu Bağdat,a bildirince Abdul-Kerim Kasım 19 Temmuz 1959 tarihinde
Mar-Yusuf Klisesğnğn açılış törenlerinde bir konuşma yaparak Kerkük,de yapılan
mezalimi anlattı ve bu vatanda Türkmenler, Kürtler ve Arapların kardeş olduğunu
söyleyerek, "ne zaman birbirimize zulmetme huyundan vazgeçeceğiz?" diye yakındı!
Kasım, 29 Temmuz 1959 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyerek gazetecilere
Kerkük katliamından kalan toplu mezarların, cesetleri toplu olarak çukurlara
yuvarlayan buldozerlerin, ve Tümen komutanlığının bitişiğinde elektirik direklerinde
çürümeye terkedilen cesetlerin fotoğraflarını göstererek bunların Barbarların ve
Hülego,nun yaptıklarından geri kalmadığını söyledi.Kasım şöyle devam etti: "inanın
ne zamanında Hülego bu vahşeti yaptı, ne de siyonistler." Sorarım size, bunu
yapanların demokratik örgütler olduklarını iddia etmeleri ne kadar gerçekçidir?"
Kasım, gerçekten masum ve şoka uğramış olarak vasıflandırdığı Türkmen
vatandaşlara başsağlığı dileyerek bu cinayetlerden sorumlu olanlardan hesap
sorulacağı sözünü verdi. Kasım bu konuşmasından bir kaç gün sonra Bağdat
Radyosunun yeni bir üstüdyosunun açılışı münasebetiyle yaptığı konuşmada yeni
üstüdyo son zamanlarda çok mağduriyete uğramış olan Türkmenlere destek
anlamında "Türkmen Üstüdyosu" isminin verilmesini istedi.
Bunun üzerine Abdul-Kerim Kasım, Askeri Harekat müdürü Kurmay Tuğ General
Abdurrahman Abdul-Settar başkanlığında bir tahkikat komisyonu kurdurdu.
Komisyon bütün görgü tanıklarının ifadesine başvurdu.İkinci Tümenin birinci kurmay
subayı İsmail Hammudi el- Cenabi başta olmak üzere bütün tanıklar olayların kasıtlı
olarak Türkmenler aleyhinde cereyan etiğini ve Türkmenlerin herhangi bir
provokasyonunun söz konusu olmadığını açıkça belirtiler.Bu kahraman subay bir de
yapılmış olan uyarıları ve bu uyarılara kulak asılmadığını üzüntüyle ifade etti. Ne var
ki bu subyın verdiği ifade ileride Tüm Generalliğe terfi etme sırası gelince terfiine
engel oldu, istifa edince de hemen istifası kabul edildi ve Avukatlık mesleğine
yöneldi.
Bir müddet sonra Kasım bu tutumunu değiştirerek 7 Ekim 1959 tarihinde uğradığı
suikastın akabinde komünist ve partilileri temize çıkarmaya çalışarak el-Selam
hastanesinde yaptığı basın toplantısında bunları aklamaya ve Kerkük olaylarından
sorumlu olarak Birleşik Arap Cumhuriyeti ve Baasçıları sorumlu tutmaya başladı!.
Daha sonra cinayetin sorumlularından çoğu askeri sıkıyöetim mahkemeleri önüne
çıkarıldı, bir çoğunun cinayetlere katıldıkları sabit oldu ve 28 kişi idam, kendilerine
yardım ve yataklık eden bir çoğu da bir kaç senelik hapis cezasına çarptırıldılar.
Ancak bu hükümler uygulanmadan bekletildi. 1963 Baasçıların ilk darbesi olunca
bunlar hakkında idam hükmü verilen bütün hükümlüleri infaz ettiler.zaten darbenin
ilk günlerinde 11 Şubat tarihinde de General Davut Cenabi de idam edildi.



1960 yılında Bağdat üniversitesinde Mili Cephe teşekkül ederek üniversitenin Talebe
Birliği çalışmalarına ve hükümet yanlıları karşısında söz ve eylem birliğinin tesisini
geliştirdi. Bu Cephe Arap Sosyalist Baas Partisi, Arap Milliyetçiler Hareketi,
Müslüman Kardeşle Hareketi, İstiklal Partisi Ve Türkmen Öğrenciler Birliği,nin
öncülüğünde kuruldu. Cephe seçimlere ortak bir listeyle girerek çok iyi sonuçlar elde
eti. Talebe birliğinde Türkmenler de üç üye ile temsil edildi.
Türkmen Öğretmenlerinin Birinci Yerel Kurultayı
Türkmen Öğretmenleri Birinci Kurultayı 28 Ağustos 1960 tarihinde Kerkük,de Atlas
sinamasında toplanarak 30 Ağustosa kadar devam etti. Kurultay Maarif bakanı İsmail
el-Arif ve Kerkük Öğretmenler sendikası başkanı Hakkı Hürmüzlü,nün birer
konuşmasıyla açıldı. Kurultaya Kerkükten bir çok bayan ve erkek öğretmen katıldığı
gibi Telafer, Musul, Erbil, Altun Köprü, Tavuk, Tuz Hurmatu, Kifri,
Karatepe,Kızlarbat, Hanekin, Mendeli ve Bedreden olmak üzere geniş heyetler
katıldı.
Kurultayda çok önemli konular tartışıldığı gibi bir çok tebliğ sunuldu.Türkmenlerin
Anayas ile güvence altına alınan temel haklarının savunculuğunu yapan bu kurultay
bir çok çalışma komisyonuna dağılarak Ders kitapları ve programlar, Resmi ve özel
okullar, okuma yazma seferberliği, yüksek tahsil ve burslar ve telif-tercüme
komisyonları olarak çalışmalarını başlatı.
Bu komisyonların aldığı tavsiye kararlarıın başında ilk okullarda tedrisatın
Türkmence yapılması ve bunu temin etmek için öğretmenlerin yetiştirilmesi, bu
lisanda ders kitaplarının hazırlatılması, yetşkinler için okuma yazma seferberliğine
dönük özel kitapların hazırlanması, köylerde özel eğitim kuumarının açılması,
Türkmen öğrencilere üniversitelerde kafi derecede kontenjanlar ayrılması, yabancı
ülkelere burslu olarak gönderilmeleri, öğretmen açığının kapatılması, Türkmence
kitap yayınlamak üzere özel basımevlerinin kurulması, Türkmence yayınların
özendirilmesi Kerkük Öğretmenler sendikası tarafından Arapça-Türkmence bir
derginin çıkarılması ve Arapça eğitimin tamimi ve güçlendirilmesi konuları geliyordu.
İlk Türkmen Öğretmenler Kurultayı çalışmaları ve kararları çok çoşkulu bir beğeniyle
karşılandı, alında daha sonra çıkarılan Kültürel Haklar kararlarına da bir temel teşkil
eti.
Çeşitli Türkmen bölgelerinden gelen öğretmenler Kerkük,de büyük bir sevgiyle
ağırlandı ve toplumun bütün kesimleri tarafından destek buldu. Bu bağlamda Bağdat
üniversitesinde yüksek tahsil gören Türkmen öğrencilerle Kerkük liselerinin talebe
birliği ortaklaşa bir resepsyon vererek heyet başkanları ve çalışma komisyonları
üyelerini ağırladı.


Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın Kurulması
1960 yılı Irak Türkmenlerinin politik ve kültürel hayatında bir dönüm noktası oldu.
Türkmen toplumunun bütün kesimleri Türkmen sesini yükseltmek ve tek bir çatı
altında toplanmak için Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın kurulmasını sağladı. Bağdat,ın
İvaziyye semtinde çalışmalarına başlayan bu ocak Türkmen vicdanının sesini ve
kültürel hareketin yükselişini temsil ederek geniş kitlelere mesajlarını vermeye
başladı.
Irak Türkmenlerinin mili ve kültürel hareketinin en parlak kilometre taşını Mayıs
1961 tarihinde yayın hayatına geçen Kardaşlık dergisi teşkil etti. Aslında bu dergi
bütün Irak sathında büyük bir mevki edindi, nitekim Irak,ın en tanınmış şair ve
edebiyatçıları bu dergiye katkıda bulundular. Dergi tarihi arştırmalar, folklor
araştırmaları ve fikir tartıçmalarını yanında edebiyata da büyük yer verdi. Kardaşlık,
1977 yılına kadar özgür ve ağırbaşlı konumuyla yayının sürdürdü. Ancak bu tarihten
sonra ülkenin en yüksek yasama ve yürütme organı olan Devrim Komuta Konseyi bir
karar çıkararak demokratik seçimle işbaşına gelen Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın
yönetim kurulunu feshederek idareyi cahil ve kukla bir ekibe teslim etti.
Türkmen Kardeşlik Ocağı Erbilde bir şube açarak bu şehirdeki Türkmenlere fikir ve
kültür hayatlarını daha serbestçe teneffüs etme imkanını sağladığı gibi Musul,da da
bir başka şube açarak Musul ve havalisindeki Türkmenlerin bir cazibe merkezini
oluşturdu. Bu şube Telafer aydınları ve gençlerinin yanında Musul havalisi
bölgelerinin Türkmenleri tarafından kültürel ve sosyal çalışmalarla zenginleştirildi.
Ocak,ın kalıcı hizmetlerinden biri de yüksek tahsili kolaylaştırmak için bütün
Türkmen bölgelerinden gelen öğrencilere açık olan öğrenci yurdu, idi. Bu yurt bir çok
öğrenci yetiştirerek daha sonra Irak bürokrasisinde yükselen kıymetli elemanlar
yetiştirdi.
Ancak bu dönemde Türkmenlerin direncini kırmak için baskıların ardı arkası
kesilmedi.1961 yılı sonunda bazı öğretmen ve memurlar tekrar güney vilayetlerine
sürüldü ve Bağdat radyosu-Türkmence bölümünde çalışanlar örfi idare tahkik
komisyonlarına havale edildi. Bağdat üniversitesi Türkmen öğrencileri 1962 yılı
sonunda başlatılan öğrenci boykotuna katıldılar. Bu boykot 8 şubat 1963 tarihinde
Kasım rejimini deviren darbenin gerçekleştiği güne kadar sürdü. Bu tarihte Kasım
devrilerek yüzeysel bir yargılamadan sonra idama mahkum edildi ve hükmü de Radyo
evinde Türkmen üstüdyosunun karşısındaki üstüdyoda infaz edildi.
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız"

Cengiz Han
ATABEK Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 08.07.2008, 23:36   #3 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Başkan Denktaş adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 30.08.2007
Bulunduğu yer: TÜRKMENELİ
İletiler: 611
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Bu vesile ile bütün kahraman Türkmen büyüklerimizi ve Irak Türkmen Cephesi efsane kahramanı Sayın Sabah Ketene Beği rahmetle ve minnetle anıyorum.Mekanları uçmağ,ruhları şad olsun.

KAHRAMANLAR CAN VERİR,
YURDU YAŞATMAK İÇİN.
__________________
KIBRIS TÜRKÜNDÜR.

KIROSUZ BİR TÜRKİYE.


Başkan Denktaş Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
Irak Türkmenleri Şehitler Haftası - 14 - 20 TEMMUZ TungaTurk Kerkük 6 14.07.2008 21:09
Fokun ölüm kalım mücadelesi K_O_P_R_U_L_U Doğada Yaşayan Hayvanlar 3 06.01.2008 19:34
Irak Türkmenleri Jöntürk Kerkük 0 01.11.2007 02:04
Irak Türkmenleri Şehitler Haftası Aybala Kerkük 5 05.08.2007 17:37
Çanakkale Mücadelesi (sunu/slayt) İsenbike Sunular 1 10.01.2007 01:25


Atsızcılar @ 2005