Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 08.03.2007, 19:07   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
BÖRÜ YABGU - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 490
BÖRÜ YABGU Rss Beslemesi
>>KAHRAMAN TÜRK KADINLARININ 8 MART'I KUTLU OLSUN<<



"Ey kahraman Türk kadını!...Sen yerde sürünmeye değil,omuzlar üzerinde,göklere yükselmeye lâyıksın."



Nene Hatun 1857 - 1955

Erzurum'da doğdu. 98 yıl Erzurum'da yaşadıktan sonra yine Erzurum'da, zatürre hastalığından hayata vedâ etti. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilmişti.

Tarihimizde 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında kahramanca çalıştı. Adını bu şekilde tarihe yazdırdı. Mücâdeleye, küçük yaştaki oğlunu ve kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20 yaşlarında genç bir gelindi.

7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi Erzurum'lulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra minârelerden şehir halkına duyuru yapıldı. "Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi." Bu haber, Erzurum halkı tarafından, vatan savunması için emir telakki edildi. Silâhı olan silâhını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladı. Kadın - erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir tâze gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti . Üç aylık bebeğini emzirmiş, "Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emânet ediyorum." Diyerek vedâlaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamıştı.

Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası'na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Moskof ordusu, baltalı - tırpanlı, taşlı - sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. 2300 Moskof öldürülüp, Tabya geri alındı. Türkler, 1000 kadar şehit vermişlerdi.

Hemen yaralıların tedâvisine başlandı. Nene Hâtun da yaralılar arasındaydı. Fakat o yarasına aldırmıyor, evindeki bebeğini unutmuş, diğer yaralıların kanını durdurabilmek, yaralarını sarmak için çırpınıyordu. Nene Hâtun böyle bir ortamda tanındı ve saygı ile sevil di.

O'nun, vatan için gece başlayan mücâdelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hâtun'un ve O'nun vatan aşkını paylaşan sivil insanların da payı vardı.

Savaştan sonra da Nene Hâtun, destan kahramanlarına yaraşır bir asâletle yaşadı. Kendisini ziyâret eden NATO'da görevli Amerika'lı subayın bir sorusuna: "O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim." cevabını vermişti.




Kara Fatma(Fatma Seher ERDEN) 1888-1955

Genç yaşında etrafına kendisi gibi mücadeleci kadınları toplayarak âdetâ gönüllü bir alay teşkil etmişti. Onları disiplinli bir ordu efrâdı gibi sevk ve idâre ediyordu.

Sesi erkek sesi gibi gür ve sertti. Yüzünü örtmez fakat, saçlarını boynuna dolar; başının, yüz kısmı dışında bütün kısımlarını “Leçel” denilen beyaz bir bezle kat kat sararak örterdi. Maiyeti üzerinde son derece nüfuza mâlik olup İbo nâmındaki danışmanı dahi Kara Fatma’nın hışım ve heybetinden ürperirdi. Lakin , cengâver olduğu nisbette yumuşaktı ancak, şefkati lüzumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen sâbit olan en mühim ve parlak zaferlerini Rusya Muhârebesi hengâmında göstermişti.

Ölümden korkmayan kahraman

Rus orduları Erzurum’u işgal ettiği esnada Kara Fatma, Aziziye Tabyası’nda mâiyetindeki üç–dört bin cengâverle birlikte savaşmıştır. Bu büyük Müslüman–Türk annesi, askerin içeceğini, yiyeceğini hazırlar, yaralıları tedavi eder, omuzlarında yararlı askerleri hastaneye taşırdı. Düşman, Aziziye Tabyası’nın her sûretle müdafaasında gösterilen metânet ve şiddetin bertaraf edilmeyeceğini anlayınca hîleye müracaat ederek bir gece yarısı askerlerimizin koğuşu yakınına sokmuş olduğu bir nefere, bir tüfek attırıp koğuşun lâmbasını söndürtmüş...

Askerlerimiz kendilerini düşmanın bastığını zannederek rastgele, ateş etmiş ve birbirlerini sabaha kadar katlettikten sonra düşman kolaylıkla tabyayı zabtetmişti. Bu korkunç hile ve sarsıntımızdan son derece müteessir olan Kara Fatma, hemen Erzurum içlerine girmiş ve topladığı erkek, kadın, genç, ihtiyar birçok vatandaşı; tüfek bulamayanları evlerden buldurduğu balta, satır ve kılıçlarla silâhlandırıp Aziziye Tabyası’na yönlendirmiş; gülle, kurşun yağmurları aldırmaksızın taarruz etmiştir. Yüzlercesi şehit olduğu halde ölümden aslâ yüz çevirmemiş ve tabyanın hendeklerini düşmanın leşleriyle doldurarak Aziziye Tabyası’nın kurtarılmasına muvaffak olmuştur.”Meşhur Sivastopol Destanı’nda Kara Fatma’dan şöyle bahsedilir:

Sivastopol Destanı’nda Kara Fatma

Beş altı gün sonra geldi
Kara Fatma–i gazi
Nisâlar kahramanı, şeref–razı
Beş altı yüz kişiyle geldi o an,
Kamusu hep süvâri–i namdarân.
Onların nâmı var Türkmen ilinde
Kılıç belinde, kargı yollarında.
Onlar çok kırdı düşman, döktü kanın
Şehid oldu karındaşı nisânun.
O hâtun kendi dahi yaralandı
Onuldu yarası hoş varlandı.
Ömer paşa olup Şumnûda kâim
Onlara gönderir cephâne dâim.


Kara Fatma bu harpte yüz bin kişilik düşman ordusunun karşısında geceli gündüzlü harbederek Türk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştı. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de geçmiştir.

Kara Fatmalar tükenmez!

Kuva–yı Milliye’nin Kara Fatma namlı kadın kahramanlarından bir diğeri, Batı Anaddolu’da Yunanlılara karşı mücadele eden ve ilk Kuva–yı Milliye hareketinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ün de liyakatini kazanan Kara Fatma’dır. Memleketin kara günlerinde, bütün kadınlığı gönülden temsil eden, vatan için, istiklâl için dövüşen ve adı sık sık gündeme gelen Kara Fatma, bizim endişeli günlerimizin sayılı kahramanlarından, kadınlarımızın en saygıya değerlerindendir...

Ölünceye kadar sırtında muhârebe zamanlarında giydiği elbisesinin bir benzeri ve göğsünde taşıdığı “İstiklâl Madalyası” ile çok kere cadde ve sokaklarda gelip geçenlerin dikkatini çeken bu kahraman Türk anası, kendisine bağlanan maaşı, bir hayır cemiyetine (Kızılay) bağlamış olduğundan hayatının son yıllarını, kendi uhdesinde kalan yetim torunları ile birlikte fakr–u zarûret içinde geçirmiştir.

Hakikaten, Milli Mücadele döneminin birçok erkek kahramanı kadar şöhret yapmış ve hizmet etmiş bulanan Kara Fatma, son yıllara kadar muammer olmuş ve hakkında basında muhtelif vesilelerle pek çok neşriyat yapılmıştır.

“Muharebe bana düğün gelir.”

Memleketi tehlikede gören bu genç kadın, şahsî arzularının verdiği bir ıstırâbı olmadan, İşgal Kuvvetleri’nin sıkıcı karanlığına dayanamıyor. “Kadın isem de, Türk değil miyim?” diyerek İstanbul’dan kâh yürüyerek, kâh ata binerek dolu dizgin, ancak gençlik ve memleket aşkının verdiği cesâretle Sivas’a geliyor ve Mustafa Kemâl’in karşısına çıkarak:

“–Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim ! İş göster. Emret !” diyordu.

Samimi ve içten gelen bu sözler Mustafa Kemal’in gözünden kaçmıyor:

“–Peki ama ne iş görebilirsin? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?”

“–Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir.” cevaplarını veren Kara Fatma’ya hayran kalan Mustafa Kemal, “Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma !” diyor ve bu sûretle Fatma Hanım, “Kara Fatma” lâkabını almış oluyor.

Mustafa Kemal’den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul’a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına topluyor, buradan Kocaeli’ne geçiyorlar. Köylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başarıyor ve Geyve’de cephe tutuyor. Halid Bey Kumandası’nda bir yıl çalışıyor, çarpışıyor ve bu sırada ilk defa yaralanıyor. Teşkilat lağvedilince orduya çavuş olarak giriyor. Birçok korkulu savaşlarda orduya, istiklâle büyük hizmetler eden Kara Fatma’nın bu zaferlerden tek nişânesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyası ona gurur ve iftihar veriyor.




Onbaşı Nezahat (İlk İstiklal Madalyalı Çocuk)

O listede adı çok anılmayan; ama daha küçük bir kız çocuğu iken cephelerde at süren, çarpışan bir de Nezahet Onbaşı vardı. Babasıyla Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II . İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz muharebelerinde gösterdiği kahramanlıklarla anılacaktı. Yaşı küçük olduğu için Cumhuriyetin kadın kahramanlarının listesine bile çok sonraları girecekti. Çünkü o, Türkiye Büyük Millet Meclisi `nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirmeye karar verdiği ilk çocuktu.

Nezahet Onbaşı `nın hikayesi aslında Çanakkale Savaşı günlerine kadar uzanıyor. Savaş yıllarında annesi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken ince hastalığın (verem) kurbanı olur. O günlerde İstanbul işgal altındadır, küçük kızın babası Albay Hafız Halit Bey ise cepheden cepheye koşmaktadır. Hafız Halit Bey bir müddet sonra komutasındaki 70. Alay ile Anadolu `daki Milli Mücadele saflarına katılma kararı alır. Tabii kızını da yanında götürmek zorunda kalır . Böylece kader Küçük Nezahet `i daha 9 yaşındayken cephelerle tanıştırır.


At sırtında geçen ilk günün gecesinde donma tehlikesi atlatır. El bebek gül bebek büyüyeceği bir dönemde öksüz kalmıştır çünkü. Hafız Halit Bey küçük kızını kimseye emanet edemeyeceğini düşünerek adeta cephelerde büyütür. Küçük Nezahet , askerlerden at binmeyi, silah tutmayı öğrenir. Tam üç sene cephelerde bilfiil babasının katıldığı her muharebeye katılır. 70. Alay`ın simgesi olur adeta. Cephede Mustafa Kemal Atatürk `ün ve İsmet İnönü `nün de dikkatini çeker.

"BEN BABAMLA ÖLMEYE GİDİYORUM,SİZ NEREYE GİDİYORSUNUZ?"


İstiklal Savaşı başladığında Alay Komutanı Albay Halit `e, Yunan askerleriyle en çetin çarpışmaların yaşandığı Gediz hattını müdafaa görevi verilir. Minik Nezahet , yanı başında süngü süngüye çarpışan Mehmetçik `in şehit oluşunu görecek kadar savaşın içindedir artık. Gediz Cephesi Yunanlılara karşı ilk yenilginin alındığı cephelerden biridir. Ancak Türk askeri düşmanın lojistiğini kesmek için verdiği mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Zor anlar yaşanır . Tarihe kaybedilen muharebe olarak geçen Gediz Cephesi `nde sadece bir alay başarılı olmuştur. O da Hafız Halit Bey `in kumandasındaki 70. Alay`dır . Küçük Nezahet `i onbaşı yapacak, daha sonra onu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsülerindeki tartışmalara taşıyacak en önemli olaylardan biri de bu sırada vuku bulur.


Türk askeri Yunan saldırıları karşısında zor anlar yaşamaktadır. O sırada cepheden kaçmayı düşünenler bile olur. Yaklaşık 600 kişilik alayı ile en zor sınavı veren Hafız Halit , umutların tükendiği noktada atıyla askerlerin önünü kesen küçük kızı Nezahet `i bulur. Minik, ama vatan sevgisiyle dolu yürek cephe gerisine kaçmaya çalışan askerlerin karşısına duvar gibi dikilir ve ağzından şu sözler dökülür : `Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?`

Babasına destek olmak isteyen bir çocuğun çırpınışlarının ötesindedir gayreti. Atın üstündeki küçük kız, askerlerin yüzüne tokat gibi bir gerçeği, `vatan sevgisini ve şehadeti` haykırınca hepsi geri döner. Çoğu cephede şehit düşer, ancak Gediz muharebesi kaybedilse de Yunan askerinin Anadolu `nun içlerine kolay sızması geciktirilir. Küçük Nezahet , sınavı kazanmıştır. Artık o elinde oyuncaklarıyla askerin arasında gezen bir kız çocuğu değil, 70. Alay`ın Nezahet Onbaşısı`dır.

İLK İSTİKLAL MADALYASI`NI BU ÇOCUĞA VERELİM

Bu kahramanlık hikayesi Cumhuriyet `in ilanından hemen sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi `nin en hararetli tart ışmalarından birine konu olur. Tarih 30 Ocak 1921`dir . Bir milletvekili Meclis Riyaseti Celilesi`ne (başkanlık ) Nezahet Onbaşı `ya ilk İstiklal Madalyası `nın verilmesini önerir: `Bursa Mebusu Operatör Emin Beyin , muhtelif harp cephelerinde bilfiil müsademata iştirak eden (çatışmalara katılan) 12 yaşlarındaki Nezahet Hanımın İstiklal madalyasıyla taltif edilmesine dair takriri... Muhtelif harp cephelerinde bilhassa son Gediz ve İnönü meydan muharebelerinde bilfiil müsademata iştirak ve her an efrat ve hatta zabitanı teşci eden (cesaretlendiren) yetmişinci alay Kumandanı Hafız Halid Beyin kerimesi on iki yaşlarında Nezahet Hanıma ilk İstiklal madalyasının itasını teklif ve teklifi vakım Heyeti Umumiye `nin tasdikine arz edilmesini rica ederim. (30 Kanunusani 1337 - Bursa Mebusu Operatör Emin Bey .)` Erzurum Mebusu Celaleddin Arif Bey izahat verilmesini ister. Operatör Emin Bey söz ister ve Nezahet Onbaşı `nın cephelerdeki kahramanlıklarını bir bir anlatır. Babasını ve askerleri nasıl cesaretlendirdiğini söyler: `Bu çocuk mutlaka muhtac-ı taltiftir. İlk İstiklal madalyasını bu çocuğa verirsek büyük bir kadirşinaslık gösteririz. Ha onu arzedeyim, bütün askerlerimiz buna (Türk Jandark `ı) namını vermişlerdir.` İzmit Vekili Hamdi Namık Bey itiraz eder , İstiklal madalyalarının Yunan madalyalarına benzetilmemesi için 12 yaşında bir çocuğa verilemeyeceğini, sadece hediye ile taltifini önerir.


Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey araya girer, İstiklal Madalyası `nın da ötesinde küçük Nezahet `in asker yapılmasını, mirimiran (tuğgeneral ) rütbesiyle ödüllendirilip, paşa hanım olmasını teklif eder . Meclis başkanı hem hararetli hem latifelerle dolu konuşmaların sonunda Emin Bey `in teklifi gereği ilk İstiklal Madalyası `nın minik kıza verilmesi gerektiğini söyler. Meclis zabıtlarına bu aynen geçirilir. Tartışmalar sürer, ordu kumandanlığına sorulması bile gündeme gelir. Meclis `teki bu tartışmalar aslında küçük Nezahet `in ömrü boyunca peşini bırakmayacak iç burkan bir hikayenin temelini oluşturur.


Hem Kurtuluş Savaşı gazisi babası Albay Hafız Halit Uzel Bey hem kendisi defalarca başvurmasına rağmen İstiklal Madalyası `nı bir türlü alamaz. Nezahet Onbaşı bir çeyizlik hediye ile de taltif olunur. Çeyiz de tıpkı İstiklal Madalyası kararı gibi zabıtlara geçmesine rağmen gerçeğe dönüşmez.


Aradan yıllar geçer. Tam 65 yıl sonra bir gazetecinin köşe yazısında konuyu gündeme getirmesiyle dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Necmettin Karaduman tarafından bir takdir beratı verilir. Nezahet Onbaşı , 6 Temmuz 1986`da Dolmabahçe Sarayı `nda sessiz sedasız bir törenle şükran plaketini aldığında 78 yaşındadır. Aradan 6 yıl geçer ve madalyasını göremeden 84 yaşında hayata gözlerini yumar.


Nezahet Onbaşı şimdi Anadolu yakasındaki Karacaahmet Mezarlığı `nda İstiklal Madalyası sahibi kocası emekli Albay Rıfat Baysel ile yan yana yatıyor. İstiklal Mücadelesi `nin çocuk kahramanı Nezahet Onbaşı `dan geriye iki kızı İnci ve Oya hanımlar, torunu Şebnem ile onun kızları Didem ve Gizem kaldı. Bir de İstiklal Madalyası ile taltifini onaylayan TBMM tutanakları...


KILAVUZ HATİCE

8 Mayıs 1920 tarihinde Pozantı’ya sıkıştırılan Fransızlar çok kritik bir duruma düşmüşlerdi. Zira, etrafı kuşatmış olan Türk kuvvetlerinin yapacakları taarruz, kendilerinin yok edilmesine sebep olabilirdi. Fransız kumandanı buhranlı dakikalar geçirmekteydi. Bu sırada, bir Hızır gibi yetişen genç bir Türk kadını, güya ufak bir ücret mukabilinde Fransızları bu müşkül durumdan kurtarmayı kabul etmişti... Kendilerine sözde kılavuzluk ederek Türkler tarafından ihmal edilmiş bir istikâmetten onları selâmete çıkaracaktı.

Kararlaştırılan saatte harekete geçen Fransızlar; gece karanlığında –güvendikleri bu Türk kadının kılavuzluğunda– onlar için meçhul bir semte doğru gidiyorlardı. Güneş ışımağa başlayınca kılavuzların ortada görülmediğini farkeden Fransızlar o civarın en ârızalı bir yerine, Karaboğazı’na sıkıştırdıklarını büyük bir acı ile anlamakta gecikmediler. Ama, iş işten geçmişti. Tam bu sırada, başlayan Türk taarruzu vaziyetin vehametini büsbütün arttırmış ve Fransızlar için tek ümit, Karaboğazı’nı vurup geçmek olmuştur.

Ancak bu hareketin başlaması ile beraber çok kuvvetli bir yaylım ateşine maruz kalan Fransızlar’ı, bu baskını yapan müfrezeye bir kadının kumanda ettiğini dehşetle görmüşlerdi. Bu kadın, kendilerine kılavuzluk eden kadından başkası değildi. Ve onun cesaret ve mahareti sayesinde bu Fransız kuvveti tamamen esir edilmiş, küçük de olsa bir çıban ortadan kaldırılmış oldu.


HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK)

Kastamonu da doğan, anne-babasının kızım gitme şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı.Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Bir Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı.Bir keresinde İnebolu dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa ya rastladı. Ancak rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu (daha önce resmini bile görmemişti ki). Mustafa Kemal Paşa Sen üşüyor musun böyle? diye sordu. Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak? dedi. Paşa kafa kağıdını istedi. Verdi. Sen kız mısın? Evet.

Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara ya çağrıldı. Ailesi önce korktu, Paşa Halime yi neden çağırıyordu ki? Gitme dediler,o yine dinlemedi ...Kapıda yavere Paşa hangisi bilmiyorum dedi. Yaverin soldaki demesiyle koşup elini öptü. O nun Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol önerisine Annem babam beni bekler şeklinde cevap veren Halime Çavuş, Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarım diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı.75 yaşında hayata gözlerini yumdu.
__________________
ARKADAŞLAR! GİDİP, TOROS DAĞLARINA BAKINIZ, EĞER ORADA BİR TEK YÖRÜK ÇADIRI GÖRÜRSENİZ VE O ÇADIRDA BİR DUMAN TÜTÜYORSA, ŞUNU ÇOK İYİ BİLİNİZ Kİ BU DÜNYADA HİÇ BİR GÜÇ VE KUVVET ASLA BİZİ YENEMEZ. Mustafa Kemal ATATÜRK
BÖRÜ YABGU adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2007, 20:58   #2 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Kafatasci32 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 11.02.2006
Yaşadığı Yer: Isparta
Yaş: 30
İletiler: 269
Kafatasci32 Rss Beslemesi
Bütün Türk soylu kadinlarimizin kadinlar gününü kutluyorum

Saygilarimla..!
__________________
''Ben ve milletim Tanri'nin kirbaciyiz, Tanri yoldan çikan milletleri cezalandirmak için bizi gönderir.''
Kafatasci32 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2007, 22:49   #3 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Tonyukuk19 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 22.12.2005
İletiler: 411
Tonyukuk19 Rss Beslemesi
Bütün Türk kadınların kadınlar gününü kutluyorum. Türk kadınları için en büyük günlerden biri Atatürk ün Türkiyeyi çağdaş ve yeniden Türk töresine gibi düzenlediği zamanlardır. Türk kadını Atatürk ün değerini iyi bilmeleri lazım. Kadınlarımızın en büyük düşmanlarından biri arab kültürün dayatmalarıdır.
Tonyukuk19 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 01:24   #4 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Cx DEDE GORGUD Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 19.01.2006
İletiler: 25
Cx DEDE GORGUD Cx Rss Beslemesi
Butun Turk kadinlarna kutlu olsun.
Cx DEDE GORGUD Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 01:42   #5 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ASENA - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 15.01.2006
İletiler: 97
ASENA Rss Beslemesi
TESEKKURLER KANDASIM. BEN DE SIZIN EVINIZDEKI KADINLARIN HEPINI
TEBRIK EDERIM. VE COX ISTERDIM KI ILIN BU GUNUDE ERKEKLERIN BUTUN SELAHIYYETLERI BIZE DEVRETSINLER. O ZAMAN BIZ KENDIMIZI GOSTERIRIZ. :wink:

TURKUN TURKDEN BASKA DOSTU YOXDUR!
__________________
ASENA adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 01:54   #6 (İleti Bağlantısı)
 
İletiler: n/a
 Rss Beslemesi
KUTLU OLSUN.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 02:00   #7 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Cx GOKTURK Cx - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.12.2005
İletiler: 1.081
Cx GOKTURK Cx Rss Beslemesi
Alıntı:
ASENA´adlı üyeden Alıntı
TESEKKURLER KANDASIM. BEN DE SIZIN EVINIZDEKI KADINLARIN HEPINI TEBRIK EDERIM. VE COX ISTERDIM KI ILIN BU GUNUDE ERKEKLERIN BUTUN SELAHIYYETLERI BIZE DEVRETSINLER. O ZAMAN BIZ KENDIMIZI GOSTERIRIZ. :wink:

TURKUN TURKDEN BASKA DOSTU YOXDUR!


ESENLIKLER! EGER ERKEKLERIN ISLERINI BIR SAATLIK SIZLERE DEVR EDELER,DUNYANI ALT UST EDERSIZ,BOYLE KALIN DAHA IYI

TABII KI HEPSI SAKA. BU DUNYA KADINLARSIZ MANASIZ OLARDI.YUCE TURK KADINLARI BASIMIZIN TACIDIR.
KUTLU OLSUN!


NE MUTLU TURKUM DIYENE,
TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
Cx GOKTURK Cx adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 03:45   #8 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
İsenbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 435
İsenbike Rss Beslemesi
Başbuğ döneminde gerçekleştirilen devrimlerden en önemlisi de (ki o zamana kadar hiç bir ülke kendi kadınlarına bu türde bir hak vermemiştir) Türk kadınlarına sahip olması gereken haklar vermişdir. Bugün dünya kadınları böyle bir günü kutlarken önce Türk'ün atasına yani Başbuğ Atatürk'e teşekkür etmelilerdir. Yoksa ne Araplar'da ne de şimdi medeni izlenimini veren Avrupalılar'da kadınlar bu derecede kıymetli değillerdi.. Türk'ün atası her konuda olduğu gibi kadınlar konusunda da üstün bir insan oluşunu göstermiş bu anlayışı arap etkisi altında kalmış Türk insanına tekrar hatırlatmıştır.

Türk kadını Atası'nın onlara verdiği bu haklara yakışan davranışı göstermesi umuduyla tüm Türk kadınlarının "Kadınlar Günü"nü kutlarım.
İsenbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 04:21   #9 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Selcen - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
İletiler: 45
Selcen Rss Beslemesi
Irkımın şanlı mazisi Türk kadınlarının doğurduğu yiğitlerle şekillendi. Ne mutluyum ki Türk'üm. Soyum yücedir.
Selcen adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 06:05   #10 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
METEHAN - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 20.01.2006
İletiler: 125
METEHAN Rss Beslemesi
Öncelikle Türk kadınlarının dünya kadınlar günü kutlu olsun.

Bugün Dünya Kadınlar Günü oturumunu izlemek için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelen "şapkalı" kadınlar salona alınmadılar.nedendir ki türbanlı kadınları salona almakta bir sakınca görmeyen görevliler, şapkalı kadınları karşılarında görünce ne yapacaklarını şaşırdılar.

Türkiye böyle bir ülke oldu işte.

İslam adına dayatılan bedevi kültürü, her şeyi kendisine esir etti.
METEHAN adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.03.2007, 07:23   #11 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
İletiler: 55
ASLAN BASAT Rss Beslemesi
Bir gün Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,
-"Ben Hanlar Han'i Cengiz Han, hepinizin hanıyım", eşini göstererek;
-"Bu da benim Hanım" demiş.
İşte erkeklerin "eşim" anlamına söyledikleri "hanım" kelimesi oradan geliyormuş.. .

Ne kadar insanca,ne kadar asil bir davranış değil mi?

Kadının adı da var, yeri de ve saygınlığı da, işte özlediğimiz Türk töresine göre yaşayan ve değerlerine sahip çıkan Türk ailesi tablosu...

Türk kadınlarının dünya kadınlar günü kutlu olsun.
ASLAN BASAT adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2008, 11:07   #12 (İleti Bağlantısı)
Atsız'ı anlatıyor
 
tarihci35 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 25.01.2008
Yaşadığı Yer: eskişehir
Yaş: 28
İletiler: 64
tarihci35 Rss Beslemesi
Bu kadınlar günü acaba, sabah kahvaltısını Japonya’da havyar ile, öğle yemeğini Paris’te şarap eşliğinde lüks yemeklerle yapanlar için mi varki?

Ya da lüks yatlarda, uçsuz bucaksız katlarda gündelik sevgili değiştirip seviyeli(!) ilişki yaşayanlar için mi var?

Bugün kadın hakları diye feryat edenler, hangi kadının hangi hakkını dava etmektedir?

Bu anlayış ve duygularla öncelikle anamızın, eşimizin, bacımızın ve sonra bütün Türk kadınlarının gününü kutluyorum.
.................................................. ....

Ey kahraman Türk kadını, sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.
Dünyada hiçbir milletin kadını, "Ben Anadolu kadınından
daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte
Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim" diyemez.



Kimse inkâr edemez ki, bu savaşta ve ondan evvelki savaşlarda milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.
Başbuğ Atatürk
__________________
BİZLER TARİH YAZAN DEĞİL TARİH YAPAN BİR MİLLETİZ...
tarihci35 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2008, 11:46   #13 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 28.03.2007
Yaş: 25
İletiler: 794
ALTAR Rss Beslemesi
Türk kadını başka hiç bir milletin kadınında olmayan özelliklere sahiptir.

Irkımız bu yüzden kadınına çok önem vermiştir.

Türk kadınında ki vefakarlık hiçbir milletin kadınında yoktur.
Ne zorlukda olursa olsun ailesini bozmak en son düşündüğü iştir.

Türk kadını savaşçıdır.
Vatanı tehlikedeyken o demir yürekleri birden kabarır ve vücudunun bünyesinin gücüne aldırmaksızın bir akıncı gibi savaşa durur.

Türk kadını 'Ana' dır.
Başka hiçbir milletin evlada beslediği sevgi Türk kadının ki ile ölçülemez.
O evladına can dan mal dan yar dan öte değer verir.
Ve bu şanlı mazinin kahramanlarını yetiştirirken onlara töresini geleneğini hep anası vermiştir.

Tanrı Türk Analarının yanında olsun.
ALTAR adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2008, 11:50   #14 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 06.03.2008
Yaş: 42
İletiler: 28
Kirac Rss Beslemesi
8 mart

Kahraman TÜRK Kadinlarina kutlu olsun! Özelliklede Bu vatana bu millete iyi ahlakli Türk gibi Türk yetistiren kadinlarin kadinlar günü kutlu olsun saygiyla kutluyorum!
Kirac adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.03.2008, 12:00   #15 (İleti Bağlantısı)
Göktürk'ün torunu...
 
NE MUTLU Kİ TÜRKÜM - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 30.08.2007
İletiler: 64
NE MUTLU Kİ TÜRKÜM Rss Beslemesi
Annemiz...

Eşimiz...

Kardeşimiz...

Arkadaşımız...

Sevgilimiz...

Onlar hep yakınlarımızda biryerlerde...

İyi ki varsınız...
Bütün TÜRKSOYLU katunlar...

Gününüz kutlu olsun...
__________________
DARBEYLE GÖNÜLLERDE YATAN ÜLKÜ SİLİNMEZ,
ATSIZ YERE DÜŞMEKLE BU BAYRAK YERE İNMEZ!....
NE MUTLU Kİ TÜRKÜM adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
30 Ağustos Zafer Bayramı TÜRK Irkına Kutlu Olsun ! Bozkurt33 Türkçü Bakış 30 30.08.2007 23:43
Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı (Ruhlarınız Şad Olsun Kahraman Türk Askerleri!) Türkçü Çeri Youtube Genel 2 29.07.2007 15:44
ISTANBUL`UN FETHI TÜRK IRKINA KUTLU OLSUN ALPGIRAY Türkçü Bakış 6 30.05.2006 02:34
ATSIZCILAR FORUMU, TÜRK IRKINA KUTLU OLSUN! Gök Yeleli Bozkurt Türkçü Bakış 61 06.02.2006 01:14
TÜRK IRKININ KURBAN BAYRAMI KUTLU OLSUN BÖRÜ YABGU Türkçü Bakış 11 10.01.2006 13:06


Otağ Saati: 13:09 .




Atsızcılar @ 2005