![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Irak Türkmenleri Siyasi mücadelesi..
Türkmenlerin Siyasi Mücadelesi
Irak Türkmenlerinin Siyasi Mücadele Tarihi Irakta ilk ulusal hükümetler kurulduğunda etnik katılıma yer verildi. Bu bağlamda 25 Ekim 1920 tarihinde Bağdat eşrafı reisi Aburrahman el-Geylani başkanlığında ilk geçici hükümet kurulunca Türkmenlerden İzzet Üaşa Kerküklü Milli Eğitim ve sağlık bakanlığına atandı. Kerküklü daha sonra 29 Ocak 1921 de kurulan ikinci hükümete bayındırlık bakanı olarak atandı, ancak Nisan 1922 tarihinde istifa ederek Türkmenlerle Irak hükümetleri arasındaki uçurumun başlangıcına şahit oldu. Kerküklü,den sonra oldum olası Irak hükümetlerine hiç bir Türkmen bakan alınmadı. Kerkük ve öteki Türkmen bölgelerinde milli ruhun şahlanmasını önlemek için İngiliz kuvvetleri bir mesaj ulaştırmak isteyerek lejyoner Tiyari kuvvetlerini de alet ederek 4 Mayıs 1924 sabahı Kerkük,ün büyük çarşısında bir kavga çıkararak olayları başlattı. İngiliz kuvvetleri bu kavgadan sonra kışlalarına çekilip tekrar büyük kuvvetlerle şehre dönmüş ve Tiyarilere de serbest hareket emri vererek yağma ve saldırılara başlayarak Türkmenleri evlerine kadar takip ederek ailelerinin gözü önünde katletmeye başladılar. Irak polis kuvvetleri araya girerek sokağa çıkma yasağı ilan etti Bunun başlıca sebebi hükümet çevrelerini yüzlerce Türkmenin köylerden şehir merkezine yöneldiğini ve soydaşlarını korumaya ve destek vermeye kararlı olduklarını görmesi idi. Bunu önleyen hükümet güçleri uçaklarla Türkçe kaleme alınan bildiriler atarak ehaliyi sükünete çağırdı. Milli infial karşısında zararları tesbit etmek için bir komite kuran hükümet, zarar görenlere adil tazminat verileceğini vadeti. Gerçekten de Irak hükümeti zarar gören veya hadiselerde hayatını kaybedenlerin ailelerine dağıtılmak üzere bir miktar nakit tahsis etse de o zamanın yetkilileri ve Belediye Başkanı bu tahsisatın çok az bir miktarını dağıtarak geriye kalanı zimmetlerine geçirdiler. Bu kasvet Türkmenleri sindirmeye yetmeyince ve hükümet güçleri bazı aydın kişiler ve öğretmenlerin Türkmenleri temel haklarını savunmaya çağırdıkların görünce bunlardan bir kısmını ürgüne göndererek özel olarak Basra ve Nasiriye gibi güney vilayetlerine tayin ederek buralarda iskan etmeye mecbur etti. Bu vilayetlerin uzaklığı ve oradan Kerkük,e ulaşmanın zor olduğunu hesaplayan hükümet olayların durulması ve sakinleşmesini bir süre bekledikten sonra bunların tekrar Kerkük,e dönmelerine izin verdi. Ancak bunlardan bir bir kısmı zaten daha önceden istifa ederek Kerkük,e kendi imkanlarıyla dönmüşlerdi. Hükümet bu uygulamayı 1936 yılında yaşanan olaylardan ve Reşit Ali Geylani,nin 1941 yılındaki ayaklanması hadiselerinden sonra da yapmış, özel olarak öğretmenlerin uzak vilayetlere tayinini çıkarmıştı. Bu tayin edilenlerin başında milli ruhu körükleyen ve Yerel Lisanlar kanunun doğru bir şekilde uygulanmasını isteyenler öğretmenler geliyordu. 12 Temmuz 1946 tarihinde Irak polisi Kerkük,ün Gavurbağı denilen bahçelerinde miting yapan ve bu mevkide aileleri ve çocuklarıyla birlikte toplanan Irak Petrol Şirketi işçileri üzerine ateş açarak bir çok ölü ve yaralı bırakarak çekildi. Kerkük,de yayılan infial ve kızgınlık üzerine Irak hükümeti bir tahkikat komisyonu kurarak işten çıkarılan işçilerin tekrar işlerine dönmelerini kararlaştırdı ve olaylara sebep olanlardan bir kısmını tutukladı. Ancak tutuklanan polislerin hepsi düzmece bazı yargılamalardan sonra serbest bırakıldı. 1950 yılında Irak hükümeti Kerkük ve öteki Türkmen bölgelerindeki eğitim müdürlüklerine gönderdiği genelgede Türkçe tedrisatın durdurulması ve Türkçe ders açıklamalarının azaltılmasını istemişti. Bölgedeki kültürel tesislerin sindirilmesi çabaları içinde 1954 yılında Tuz Hurmatu,da Türkçe kitap ve dergilerin dağıtımını sağlayan kitabevi yakıldı. 1957 yılında nüfus sayımı yapılmadan hükümet çevreleri Kerkük, Erbil ve başka Türkmen bölgelerinde Türkmen mevcudiyetini ve dürüst bir saım isteyenleri sindirmek için bazı tutuklamalar yaparak genelikle Türkmenlerin oturdukları kahveler gözetim altına alınarak Türkmen ailelerin korkması ve nüfus sonuçlarının çarpıtılması istendi. 1958 Temmuzunda yapılan darbden sonra Irakta cumhuriyet kurulmuş ve bundan ümitlenen Türkmenler artık bütün vatandaşların eşit olarak temel hak ve hürriyetleini kulanacak bir konuma geleceğini beklemişlerdi.Bu arada Türkmen aydınlarından bir ekip bu ümidi yansıtarak çıkardıkları haftalık gazeteye " Beşir" ismini vermişlerdi. 23 Eylul 1958 tarihinden yayın hayatına giren bu gazete 17 Mart 1959 tarihinde yayınlanan 26. sayısını çıkardıktan sonra resmi bir kararla kapatıldı. Darbeden iki hafta sonra bir Türkmen heyeti Bağdat,da yeni idareyi kutlamaya gitti. Bu heyete Kerkük, Erbil, Musul, Telafer, Tuz Hurmatu, Kifri ve öteki Türkmen ilçe ve kasabalarından katılan bir çok Türkmen vatandaş katıldı. Geceleri sokağa çıkma yasağı uygulamasının devam etmesine rağmen özel izin alınarak gece yola çıkan kafile yüzlerce arabayla sabah erken Bağdat,a vararak "Yeni Bağdat" bölgesinde belirlenen bir noktada bekleyerek sokağa çıkma saatlerinin sona ermesini ve halk lideri Ata Hayrullah,ı beklemeye koyuldu. Türkmen lider, heyete Mühendislik fakültesi önünde belirli bir yere kadar öncülük eti. O noktada Bağdat,da bulunan Türkmenlerin de katılımı sağlanarak, dövizler ve pankartlar açılarak yeni hükümetin karargahı olan savunma bakanlığı binasına yönelmeye başlandı. Darbenin lideri Başbakan Abdul-Kerim Kasım heyeti karşılayarak bakanlığın büyük salonunda bir konuşma yaparak Iraktaki bütün milletlerin kardeşçe yaşamalarından bahisle Türkmenlerin de artık temel hak ve hürriyetlerine kavuşacaklarının müjdesini verdi! Ancak özel olarak Kerkük,de Türkmenleri kışkırtmak için türlü çabalar sarfedilmeye başlamış ve bu sinsi politika uygulanmaya başlamıştı. Türkmen kahve ve kıraathanelerine saldırıların ardı arkası kesilmiyor ve Türkmen aydınları taciz ediliyordu. Şehrin korunmasıyla görevli askeri cihetlerin karşı koymasına rağmen Kerküke ziyaretine izin verilen Mustafa Barzani,nin ziyareti esnasında üzücü olaylar yaşanarak İnzibat Amiri Hidayet Arslan 25 Ekim 1958 tarihinde bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeti. Sevilen bir Türkmen şahsiyeti olan Arslan,ın vefatı Türkmenler arasında büyük üzüntü ve kızgınlık yaratarak şiddet olayları ve çatışmaların başlamasına yol açtı. Cenaze sırasında yaşanan gösteriler üzerine askeri güçler bazı göstericileri ve öğrencileri tutuklayarak olayları bastırmaya kalkıştı. Arslanın ölümünün kırkıncı gününde yaoılan anma töreni de onbinlerce Türkmenin katıldığı bir gövde gösterisine dönüştü.Bağdat radyosu Türkmence Kısmının açılışı Türkmen Milli haklarının bir dönüm noktası oldu. 1 Şubat 1959 da Türkmen Bayan spikerin "Burası Irak cumhuriyeti Radyosu.Türkmence Kısmı" anonsu yüzbinlerce Türkmenin coşkulu tezahuratıyla karşılandı. Bu yayın ilkin yarım saat olarak başlatıldı, sonraları ört sate kadar uzatıldıysa da Baas rejimi döneminde azaltılmaya ve o çok değerli edebi ve kültürel içeriğinden yoksun bırakılmaya terk edildi. Televizyonda da Türkmence yayın Kültürel hakların kabulünden sonra genişletildiyse de gitgide azaltılarak anlamsız bir konuma sokuldu. Öğrenci Birlikleri seçimleri de Irakta başgösteren komünist yayılmacılığının önüne bir set germişti. Kerkük,de yapılan ilk orta ve lise okularının Talebe Birliği seçimlerinde bütün sandalyeleri Türkmenler kazanınca hükümet çevrelerini bir telaş sardı. Haliyle bütün okuların Talebe birliği başkanlarının yanında Genel başkan da Türkmenler arasından seçilmişti. Arkasından Öğretmenler sendikası seçimleri geldi ve bu seçimlerde Bütün Irak vilayetlerinde Komünist listeler kazanmışken sadece iki vilayet direnmiş ve komünizme teslim olmamıştı: Kerkük ve Ramadi. Kerkük listesini Türkmenler, Ramadi,yi ise Milliyetçi Araplar kazanmıştı. Türkmen kadını da komünist dalgaya gögüs germe de geri kalmamıştı, Komünist eğilimli Irak Kadınları Genel Birliği listeleri bütün vilayetlerde kazanırken Kerkük buna geçit vermemiş ve komünist propoganda ve eğilimlere prim verilmemişti. Belediyeler Bakanı Nezihe Düleymi Kerkük,e yaptığı ziyarete Kerkük kadınlarıyla toplanmak istemiş, ancak duyduklarından kızgınlık duyarak toplantıyı apar topar terketmiş ve yoldaşlarına Kerkükte parti sloganlarını yerleştiremedikleri için çıkışmıştı. Buna karşın Komünizm dalgasına karşı koyan Cumhuriyet Kadınları Örgütü büyük ilgi görmüş ve Kerkük,deki sorumluları yoğun katılımı nedeniyle dehşete düşürmüştü.Bu örgüt yıllar boyu çok büyük hizmetlere imza atarak Kerkül,de ve civar köylerde aileler ve öğrencilere unutulmaz hizmetler götürmüştü. Bu arada Türkmenlere karşı düzenlenen antrikaların ardı arkası kesilmiyordu. Kerkük,de etnik yapının değiştirlmesi ümidini güden güçler Bağdattaki merkezi idareye türlü itham ve isnatlar ulaştırmaya devam ediyordu. Bu bağlamda Türkmenlerin ileri gelenlerinin evlerine baskınlar düzenliyerek sözde ruhsatsız silahları aramak üzere bir teftiş kurulu görevlendirildi. Bir kaç subaydan oluşan Kurul, 26 Aralık 1958 tarihinde Kerkük,e uçakla vardı. Ayni tarihli Genel Askeri Hükümdar,ın 393 numaralı telgrafı gizli tutulan bazı evlere baskın düzenleneceğini bildiriyor, ancak Kerkük,de askeri ve sivil idareler bunların hangisi olduğu konusunda bilgilendirilmiyorlardı. Ancak bazı sivilerin bundan haberdar oldukları aşikardı. Nitekim 40 kişilik bir Türkmen karşıtı topluluk bu evlere Kurul dahi gelmeden önce gelmiş ve çevrelerinde toplanmıştı. Bunlar kapıları kırarak veya bahçe duvarlarından atlayarak bu evlere girmişti. Kurul ile birlikte gelen polis komiseri daha sonra verdiği raporda 42 kişinin ismini vererek bunların yaptıkları tahribattan bahseti. Aranan evler, ilk üçü Türkmen olan İbrahim Neftçi, Emekli Albay Ata Hayrullah, Emekli Doktor Albay İhsan Hayrulah ve anti komünist Asuri bir General olan Şlimon Hoşaba,nın evleri idi. Arananlar bulunmayınca evlerden bir kaç mutfak bıçağı ve Ata hayrullah ve İhsan hayrulah,ın evlerinden iki kayıtlı ve ruhsatlı tabanca alınmıştı. Bunlar çok kötü şartlarda Bağdat,a götürülerek gözetim altına alındılar. Emniyet Genel Müdürlüğünde gerçekler hemen ortaya çıkınca tutuklular hemen salıverildi ve Kerkük,e döndüler. Bunları karşılamak için de hemen hemen bütün Kerkük sokaklara döküldü.
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız" Cengiz Han |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
1959 Kerkük Katliamı
Musulda 1959 General Şevvaf,ın ayaklanmasından sonra Kerkük,de ikinci tümen komutanı olan General Nazım Tabakçalı görevinden alınmış" yerine komünist gruplara yakınlığı ile tanınan General Davut Canabi atandı. Canabi, Kerkük,e ayak basar basmaz Türkçe yayınlanan gazetelerin çıkışını yasakladı. Böylece Beşir" Afak ve Belediyenin Türkçe olarak yayınladığı "Kerkük" gazetesinin yayınına son verildi. Bu gazetelerin başyazarları ve idarecileri işe onlarca avukat, doktor ve işadamının sürgüne gönderilmesi ve güney vilayetlerinde göz hapsinde tutulmaları kararlaştırıldı. Bu plan uygulandıktan sonra Canabi,nin özel emriyle sadece Türkmenlere ait konut ve iş yerlerine baskınlar düzenlenerek silah araması yapıldı. En ufak bir silah parçasının bulunduğu evlerin aile reisleri hemen tutuklanarak sürgüne veya hapse gönderildi. Böylece Türkmenlerin tamamen silahtan arındırılmaları ve kendilerini savunacak en ufak bir imkana sahip olmamaları temin edildi. 1959 Haziranında komünist dalgası biraz geriler gibi oldu, daha doğrusu insanlara böyle geldi. Bu kapsamda Kerkük,den sürgüne gönderilen Türkmenler geri gelmeye başladılar. Tasarlanan plandan ve kendilerini tam bir ay sonra beklemekte olan akibetten habersizdiler. Bazı Kürt yayınları ve gizli bildirileri Türkmenlerin ve Arapların kışkırtılmalarını açıkça istemekteydi. Bu bildiri ve yayınların bir bölümü emniyet müdürlüklerinin eline de geçmekte geçikmedi. Bunlar gereken raporlar eşliğinde Başbakan Abdul- Kerim Kasım ve Genel Askeri Hükümdar,a iletildiyse de göz ardı edilip üzerinde durulmadı. Bu arada General Canabi bir toplantıya katılmak üzere Bağdat,a çağırılmıştı. Toplantıdan sonra kendisinin Kerkük,e dönmesine izin verilmemesi Türkmenler nezdindeki ümitleri artırdı. Komünist Ve Particiler "Kürdüstan demokrat partisi" mensupları buna içerlemiş, hata Cenabi,nin geri dönmesini isteyen heyetlerin Bağdat,a akın etiği görülmüştü. Ancak Kasım bu talebi reddederek tümenin komutasını General Mahmut Abdul-Razzak,a teslim etmeyi kararlaştırdı. 14 Temmuz 1959 tarihinde Darbenin ilk yıldönümü münasebetiyle kutlama hazırlıkları yapılıyordu. Türkmenlerin bürokrat ve mesleki sendikalar mensuplarından olan doktorlar, Avukatlar, memurlar ve işçiler bir hazırlık komitesinin düzenlediği resmi geçite katılacaktı. Şehrin etnik konumu dolayısıyla bu resmi geçite de katılanların çoğunluğu haliyle Türkmenlerden oluşuyordu. Resmi geçit,e katılmamakta olan Türkmen vatandaşların esnafı, gençleri ve öğrencileri bir halk gösterisi düzenleyerek resmi kutlamaları zenginleştirmek istediler. Resmi yürüyüşe katılanlar Büyük Çarşının giriş noktasındaki eski köprüye varıp Korya semtinde Atlas caddesi istikametin doğru köprüden geçmeye başladılar. Bu arada halk yürüyüşü de Mecidiye caddesinin sonlarına varmış, tam polis müdürlüğünün önündeki meydandan kıvrılıp Atlas caddesine geçecek ve resmi yürüyüşe katılmaya hazırlanıyordu. Tam bu zamanlamada ve resmi yürüyüşün öncüleri Garbiye Orta okulu hizasını geçip 14 Temmuz kahvesinin önüne gelmişti ki bir el ateş edildi, arkasından hemen otomatik silahların ateş kustuğu duyuldu. Ve sonradan planlanmış olduğu sabit olduğu üzere elerinde döviz taşıyanların bir kısmı dövizleri yere atarak otomatik silahlarını çıkararak ateş etmeye başladılar. İlk beş dakika içinde 14 Temmuz kahvesi basıldı. O arada olup bitenlerden habersiz olarak kutlamalara katılanlara su ve içecek dağıtmı ikramını yapan kahve sahibi ve Kerkük1ün has evlatlarından olan Osman Hıdır hunharca katledildi. Hemen sokağa çıkma yasağı anonsları devreye sokularak insanların evlerine kapanmaları sağlandı. Ancak sokağa çıkma yasağına tabi olmayan ölüm ekipleri sokakları dolaşıyor ve ölüm saçıyordu. Tam orta çağlarda yaşanan bir manzaraya uygun olarak şehir üç gün boyunca yağmaya tabi tutuldu. Bu arada daha önceden tesbit edilen evlere yıldırım baskılar düzenlenerek Türkmenlerin lider kadrosunun tasfiyesi planı işleme kondu. Bir sene önce Bağdat,da yaşanan facia tekrar yaşanıyor, Türkmenlerin aydın kesiminden ve memleket ruhuyla kalbi çarpan esnaf ve gençlerden ele geçen emen akla alınmaz yöntemlerle öldürülüyor, onunla da kalmayıp cesetleri sokaklarda sürüklenerek arabaların arkasına takılıyor veya elektirik direklerine asılıyordu. Türkmenlere ait bütün işyerleri kundaklanarak yağma ediliyor, başta Atlas ve Alemeyn sinamaları olarak sinama binaları havan toplarıyla çökertiliyordu. Şehrin etrafına çember vurulmuş şehre giriş-çıkışlar yasaklanarak dışarıdan bir yardım veya desteğin gelmesi önleniyordu. Ancak bu kuşatmayı yaran Emekli General Abdullah Abdurrahman Bağdada ulaşmayı başarıyor ve bu çileli Şehrin perişan halini bütün çıplağıyla Başbakan Kasıma anlatıyordu. Sonradan yazılan kitaplardan anlaşıldığına göre İkinci Tümen Komutanı General Mahmut Abdul-Razzak da bu kuşatmadan nasibini almış göz hapsinde tutuluyordu, bir ara Başbakanı arayıp yardım istemiş, Kasım da bir piyade alayı göndereceğini vadetmişti. Ancak bu yardım katliamın üçüncü gününün sonunda ve planlanan uygulama bittikten sonra ulaşabildi. Kerkükte hüküm süren belirsizlikler arasında her tarafta yangınlar yükseliyordu. Bu arada Tümen komutanlığı Petrol Şirketini arıyarak yardım istemiş, ancak gönderilen itfaiye araçları da yakılarak görevlerini tamamlamaktan alıkonmuşlardı. Tümen Komutanlığı başka bir girişimde bulunmuş ve hastane müdürlüğünü arıyarak sürüklenip Tümen Komutanlığı binası yakınında asılan cesetlerin indirilmesi ve defnedilmesini talep etmiş, ancak gönderilen ambulanslar da kundaklanarak bu uğraşları önlenmiş, böylece asılı cesetler Temmuz sıcağında üç gün boyunca asılı kalmıştı. Bağdatan gönderilen askeri kuvvetler Kerkük,e girip çoğu Kürtlerden oluşan Dördüncü alay askerlerin silahları alınınca katliamı yapanlar emellerine ulaşmışlar arkalarında 25 şehit ve resmi kaynaklara göre 130 yaralı bırakmışlardı. Bu Katliamda şehit olanlar: 1- Emekli Albay Ata Hayrullah 2- Emekli Doktor Albay İhsan Hayrulah 3- Kasım Neftçi 4- Selahatin Avcı 5- Mehmet Avcı 6- Cahit Fahrettin 7- Osman Hıdır 8- Emel Fuat 9- Cihat Fuat 10- Nihat Fuat 11- Nurettin Aziz 12- Abdullah Beyatlı 13- İbrahim Ramazan 14- Abdulhalik İsmail 15- Hasip Ali 16- Cuma Kanber 17- Kazım Abbas Bektaş 18- Şakir Zeynel 19- Hacı Necim Muhammed 20- Enver Abbas 21- Adil Abdulhamit 22- Züheyr İzzet 23- Fethullah Yunus 24- Kemal abdulsamat 25- Seyit Gani Nakip Bağdatan gönderilen özel bir araştırma komisyonu çalışmasını bitirerek çok acil bir raporla durumu Bağdat,a bildirince Abdul-Kerim Kasım 19 Temmuz 1959 tarihinde Mar-Yusuf Klisesğnğn açılış törenlerinde bir konuşma yaparak Kerkük,de yapılan mezalimi anlattı ve bu vatanda Türkmenler, Kürtler ve Arapların kardeş olduğunu söyleyerek, "ne zaman birbirimize zulmetme huyundan vazgeçeceğiz?" diye yakındı! Kasım, 29 Temmuz 1959 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyerek gazetecilere Kerkük katliamından kalan toplu mezarların, cesetleri toplu olarak çukurlara yuvarlayan buldozerlerin, ve Tümen komutanlığının bitişiğinde elektirik direklerinde çürümeye terkedilen cesetlerin fotoğraflarını göstererek bunların Barbarların ve Hülego,nun yaptıklarından geri kalmadığını söyledi.Kasım şöyle devam etti: "inanın ne zamanında Hülego bu vahşeti yaptı, ne de siyonistler." Sorarım size, bunu yapanların demokratik örgütler olduklarını iddia etmeleri ne kadar gerçekçidir?" Kasım, gerçekten masum ve şoka uğramış olarak vasıflandırdığı Türkmen vatandaşlara başsağlığı dileyerek bu cinayetlerden sorumlu olanlardan hesap sorulacağı sözünü verdi. Kasım bu konuşmasından bir kaç gün sonra Bağdat Radyosunun yeni bir üstüdyosunun açılışı münasebetiyle yaptığı konuşmada yeni üstüdyo son zamanlarda çok mağduriyete uğramış olan Türkmenlere destek anlamında "Türkmen Üstüdyosu" isminin verilmesini istedi. Bunun üzerine Abdul-Kerim Kasım, Askeri Harekat müdürü Kurmay Tuğ General Abdurrahman Abdul-Settar başkanlığında bir tahkikat komisyonu kurdurdu. Komisyon bütün görgü tanıklarının ifadesine başvurdu.İkinci Tümenin birinci kurmay subayı İsmail Hammudi el- Cenabi başta olmak üzere bütün tanıklar olayların kasıtlı olarak Türkmenler aleyhinde cereyan etiğini ve Türkmenlerin herhangi bir provokasyonunun söz konusu olmadığını açıkça belirtiler.Bu kahraman subay bir de yapılmış olan uyarıları ve bu uyarılara kulak asılmadığını üzüntüyle ifade etti. Ne var ki bu subyın verdiği ifade ileride Tüm Generalliğe terfi etme sırası gelince terfiine engel oldu, istifa edince de hemen istifası kabul edildi ve Avukatlık mesleğine yöneldi. Bir müddet sonra Kasım bu tutumunu değiştirerek 7 Ekim 1959 tarihinde uğradığı suikastın akabinde komünist ve partilileri temize çıkarmaya çalışarak el-Selam hastanesinde yaptığı basın toplantısında bunları aklamaya ve Kerkük olaylarından sorumlu olarak Birleşik Arap Cumhuriyeti ve Baasçıları sorumlu tutmaya başladı!. Daha sonra cinayetin sorumlularından çoğu askeri sıkıyöetim mahkemeleri önüne çıkarıldı, bir çoğunun cinayetlere katıldıkları sabit oldu ve 28 kişi idam, kendilerine yardım ve yataklık eden bir çoğu da bir kaç senelik hapis cezasına çarptırıldılar. Ancak bu hükümler uygulanmadan bekletildi. 1963 Baasçıların ilk darbesi olunca bunlar hakkında idam hükmü verilen bütün hükümlüleri infaz ettiler.zaten darbenin ilk günlerinde 11 Şubat tarihinde de General Davut Cenabi de idam edildi. 1960 yılında Bağdat üniversitesinde Mili Cephe teşekkül ederek üniversitenin Talebe Birliği çalışmalarına ve hükümet yanlıları karşısında söz ve eylem birliğinin tesisini geliştirdi. Bu Cephe Arap Sosyalist Baas Partisi, Arap Milliyetçiler Hareketi, Müslüman Kardeşle Hareketi, İstiklal Partisi Ve Türkmen Öğrenciler Birliği,nin öncülüğünde kuruldu. Cephe seçimlere ortak bir listeyle girerek çok iyi sonuçlar elde eti. Talebe birliğinde Türkmenler de üç üye ile temsil edildi. Türkmen Öğretmenlerinin Birinci Yerel Kurultayı Türkmen Öğretmenleri Birinci Kurultayı 28 Ağustos 1960 tarihinde Kerkük,de Atlas sinamasında toplanarak 30 Ağustosa kadar devam etti. Kurultay Maarif bakanı İsmail el-Arif ve Kerkük Öğretmenler sendikası başkanı Hakkı Hürmüzlü,nün birer konuşmasıyla açıldı. Kurultaya Kerkükten bir çok bayan ve erkek öğretmen katıldığı gibi Telafer, Musul, Erbil, Altun Köprü, Tavuk, Tuz Hurmatu, Kifri, Karatepe,Kızlarbat, Hanekin, Mendeli ve Bedreden olmak üzere geniş heyetler katıldı. Kurultayda çok önemli konular tartışıldığı gibi bir çok tebliğ sunuldu.Türkmenlerin Anayas ile güvence altına alınan temel haklarının savunculuğunu yapan bu kurultay bir çok çalışma komisyonuna dağılarak Ders kitapları ve programlar, Resmi ve özel okullar, okuma yazma seferberliği, yüksek tahsil ve burslar ve telif-tercüme komisyonları olarak çalışmalarını başlatı. Bu komisyonların aldığı tavsiye kararlarıın başında ilk okullarda tedrisatın Türkmence yapılması ve bunu temin etmek için öğretmenlerin yetiştirilmesi, bu lisanda ders kitaplarının hazırlatılması, yetşkinler için okuma yazma seferberliğine dönük özel kitapların hazırlanması, köylerde özel eğitim kuumarının açılması, Türkmen öğrencilere üniversitelerde kafi derecede kontenjanlar ayrılması, yabancı ülkelere burslu olarak gönderilmeleri, öğretmen açığının kapatılması, Türkmence kitap yayınlamak üzere özel basımevlerinin kurulması, Türkmence yayınların özendirilmesi Kerkük Öğretmenler sendikası tarafından Arapça-Türkmence bir derginin çıkarılması ve Arapça eğitimin tamimi ve güçlendirilmesi konuları geliyordu. İlk Türkmen Öğretmenler Kurultayı çalışmaları ve kararları çok çoşkulu bir beğeniyle karşılandı, alında daha sonra çıkarılan Kültürel Haklar kararlarına da bir temel teşkil eti. Çeşitli Türkmen bölgelerinden gelen öğretmenler Kerkük,de büyük bir sevgiyle ağırlandı ve toplumun bütün kesimleri tarafından destek buldu. Bu bağlamda Bağdat üniversitesinde yüksek tahsil gören Türkmen öğrencilerle Kerkük liselerinin talebe birliği ortaklaşa bir resepsyon vererek heyet başkanları ve çalışma komisyonları üyelerini ağırladı. Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın Kurulması 1960 yılı Irak Türkmenlerinin politik ve kültürel hayatında bir dönüm noktası oldu. Türkmen toplumunun bütün kesimleri Türkmen sesini yükseltmek ve tek bir çatı altında toplanmak için Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın kurulmasını sağladı. Bağdat,ın İvaziyye semtinde çalışmalarına başlayan bu ocak Türkmen vicdanının sesini ve kültürel hareketin yükselişini temsil ederek geniş kitlelere mesajlarını vermeye başladı. Irak Türkmenlerinin mili ve kültürel hareketinin en parlak kilometre taşını Mayıs 1961 tarihinde yayın hayatına geçen Kardaşlık dergisi teşkil etti. Aslında bu dergi bütün Irak sathında büyük bir mevki edindi, nitekim Irak,ın en tanınmış şair ve edebiyatçıları bu dergiye katkıda bulundular. Dergi tarihi arştırmalar, folklor araştırmaları ve fikir tartıçmalarını yanında edebiyata da büyük yer verdi. Kardaşlık, 1977 yılına kadar özgür ve ağırbaşlı konumuyla yayının sürdürdü. Ancak bu tarihten sonra ülkenin en yüksek yasama ve yürütme organı olan Devrim Komuta Konseyi bir karar çıkararak demokratik seçimle işbaşına gelen Türkmen Kardeşlik Ocağı,nın yönetim kurulunu feshederek idareyi cahil ve kukla bir ekibe teslim etti. Türkmen Kardeşlik Ocağı Erbilde bir şube açarak bu şehirdeki Türkmenlere fikir ve kültür hayatlarını daha serbestçe teneffüs etme imkanını sağladığı gibi Musul,da da bir başka şube açarak Musul ve havalisindeki Türkmenlerin bir cazibe merkezini oluşturdu. Bu şube Telafer aydınları ve gençlerinin yanında Musul havalisi bölgelerinin Türkmenleri tarafından kültürel ve sosyal çalışmalarla zenginleştirildi. Ocak,ın kalıcı hizmetlerinden biri de yüksek tahsili kolaylaştırmak için bütün Türkmen bölgelerinden gelen öğrencilere açık olan öğrenci yurdu, idi. Bu yurt bir çok öğrenci yetiştirerek daha sonra Irak bürokrasisinde yükselen kıymetli elemanlar yetiştirdi. Ancak bu dönemde Türkmenlerin direncini kırmak için baskıların ardı arkası kesilmedi.1961 yılı sonunda bazı öğretmen ve memurlar tekrar güney vilayetlerine sürüldü ve Bağdat radyosu-Türkmence bölümünde çalışanlar örfi idare tahkik komisyonlarına havale edildi. Bağdat üniversitesi Türkmen öğrencileri 1962 yılı sonunda başlatılan öğrenci boykotuna katıldılar. Bu boykot 8 şubat 1963 tarihinde Kasım rejimini deviren darbenin gerçekleştiği güne kadar sürdü. Bu tarihte Kasım devrilerek yüzeysel bir yargılamadan sonra idama mahkum edildi ve hükmü de Radyo evinde Türkmen üstüdyosunun karşısındaki üstüdyoda infaz edildi.
__________________
"Yendiklerinizle dost olamazsınız" Cengiz Han |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Bu vesile ile bütün kahraman Türkmen büyüklerimizi ve Irak Türkmen Cephesi efsane kahramanı Sayın Sabah Ketene Beği rahmetle ve minnetle anıyorum.Mekanları uçmağ,ruhları şad olsun.
KAHRAMANLAR CAN VERİR, YURDU YAŞATMAK İÇİN.
__________________
KIBRIS TÜRKÜNDÜR.
KIROSUZ BİR TÜRKİYE. ![]() |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| irak , mücadelesi.. , siyasi , türkmenleri |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Irak Türkmenleri Şehitler Haftası - 14 - 20 TEMMUZ | TungaTurk | Kerkük | 6 | 14.07.2008 21:09 |
| Fokun ölüm kalım mücadelesi | K_O_P_R_U_L_U | Doğada Yaşayan Hayvanlar | 3 | 06.01.2008 19:34 |
| Irak Türkmenleri | Jöntürk | Kerkük | 0 | 01.11.2007 02:04 |
| Irak Türkmenleri Şehitler Haftası | Aybala | Kerkük | 5 | 05.08.2007 17:37 |
| Çanakkale Mücadelesi (sunu/slayt) | İsenbike | Sunular | 1 | 10.01.2007 01:25 |