Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Yurtları > İşgal Altındaki Türk Yurtları > Kerkük

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 14.11.2007, 16:01   #1 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
Bulunduğu yer: TÜRKMEN ELİ
Yaş: 37
İletiler: 214
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Türkmen Şairi Nesrin ERBİL



Erbil, 1939

“Nasıl Kerkük yolları birden boyandı kana
Merhamet bilinmeden nasıl kıyıldı cana
Sevin artık Kerkük’üm müjde getirdim sana
Bak zulümler üstüne ne güneşler doğuyor
Bak karanlık günleri ak ışıklar boğuyor”

Türkmen diyarı Erbil’in bugüne kadar yetiştirdiği pek çok aydınlar arasında çağdaş Türkmen edebiyatının kadın şairlerinin öncülerinden sayılan Nesrin Erbil; 1939 yılında Erbil’de doğdu. Sağlık nedenlerinden dolaysı İlk Okulu son sınıftayken terk etmek zorunda kaldı. Liseyi dışarıdan bitirdi. Evli bir erkek çocuk annesidir.Bu güne kadar Bağdat’ta yaşamaktadır.

İnci tanesi gibi kullandığı sözcükler kendisine has bir üslup kazandırmıştır. İngilizce ve Almanca’yı özel kurslarda öğrenen kadın şairimiz Nesrin Erbil, babasının kendisine miras bıraktığı kitaplarından yararlanarak, şiir ve edebiyat yolunda yeteneğini geliştirmekte kendisine büyük katkısı olmuştur.
Gerçek sevgi, ayrılık, keder, meçhule özlem gibi konular şiirlerinde yar almaktadır. ”Yoğurtçu Kadın” adlı şiiri Nesrin Erbili’in 1957 yılında serbest yazdığı ilk şiiridir.

Şair, yaşadığı sıkıntılı günlerdeki duygularını ince bir sezişle şiire yansıtmıştır. Nesrin Erbil, 1957 yılında ilk defa İngilizce yazdığı “Her Şey Sevgi için” başlıklı şiiri, Amerikanın “Mozik” kentinde düzenlediği yarışmaya katılarak birinciliği kazanmıştır. Bu Ödül; Nesrin Erbil ve Irak Türkmen edebiyatı tarihinde büyük önem taşımaktadır.

Şair Nesrin Erbil şiir dışında resim sanatıyla da yakından ilgilenmektedir.

Eserleri:

1.Deniz Rüyası. Ankara, 1969
2.İki Şehir. İstanbul, 1998
3.Geleceğim. Erbil, 2004

EL SÜRMEYİN

Her dostluğa uzayan
Parmaksız bile olsa
Bu el bizim telimiz
Birliğine el sürmeyin

Barını eller yemişse bile
Bu bağ bizim bağımız
Çep çevre bizi saran
Dalına el sürmeyin

Ne renkte bakarsa baksın
Kor bile olsa
Bu göz bizin gözümüz
Karanlığına el sürmeyin

Can ile ,yürek ile
Elden uzak dilden uzak
Petek petek topladık sevgimizi
Balına el sürmeyin

Önünü tutmayın ayımızın,günümüzün
Bırakın alabildiğine parlasın
Aydınlığına el sürmeyin
Renk renk perde, perde
Bitmemiş ağıtlarını anlatan
Bu şarkı bizim şarkımız
Hoyratına el sürmeyin

Hor adımlarla sessizliği bozmayın
Gidin başka uzaklığa gidin
Burası bizim yurdumuz
Kutsallığına el sürmeyin

Nesrin ERBİL
Bağdat, 2003
***


İKİ ŞEHİR

İki şehir bilirim
Candan bağlı
Yürekten dağlı
Bir “Altın köprü”yle
Kalpleri bağlı
Biri mavilikler içinde
Öbürünün yanar ufukları
Geceler onları boğmazsa
Güneşli günlere varacaktır
Görecekler ümitli ışıkların
Doğuşunu
Şafakla beraber
Silinecek acılar
Kurtulacak iki şehir
Serap ümitlere koşmaktan

Nesrin ERBİL

***

DERTLİ KUŞLAR

Ey rüzgarların esiri yaşıyan kuşlar
Geldiğiniz yerler güzel olmalı
Hazin nağmelerinizde gariplik var
Derdini taşıyan derdimi taşıyan
Siz
Üzüm dolu bağlardan geldiniz
Hurma dalı avutmadı sizi
Yarım kalan hatıralarımdan
Yeşil bir masal uzanır
Mavi bir çocuk gülümser
Meçhul yollara
Bir gemi yelken açar
Ve şimdi esmer bir güneş doğarken
Esmer havalar üzerine
Güç oluyor yaşamak
Her bekleyişten uzak
Hayal mı olacak
Hilâl dolu gecelerden beklediklerimiz
Sen ey Azeri kuşum
Eski günlerden kalma ümitlerim
Git vazgeç de gelme de
Unut deme

Nesrin ERBİL

***

ŞEY

“Bir şeyler söyle”derdin
“Herhangi bir şey”
benimse söylemek istediğim
Birçok şeyler vardı
Şimdi o şeyler
Tek şeyde toplanıyor
O şey öyle bir şey ki
Şey gibi

Nesrin ERBİL

***

Şehitleri Anarken

Ey şanlı toprak sensin dedemin yadigarı
Senin uğrunda gitti gençleri ihtiyarı
Sen ey Cahit İhsan ‘an Emelîn diyarı
Nice Atalar uyur senin şanlı sinende
Kerkük’ün Temmuz günü mahşer olurken yazı
Doldurdu semasını ana baba avaz
Bir Emel gitti diye Kerkük’ün durmaz nabzı
Yüz Emeller yetişir bir Emelin izinde
Kanlı eller bu imanı yıkar mı sandın
Türkmen olan meşakkatten bıkar mı sandın
Genç şehitler hatıradan çıkar mı sandın
Nice volkanlar söndü bak bir günün içinde
Unutmayız erlerim senin şanlı yadını
Dinle yetim yavrunun canhıraş feryadını
Bak diyor’ Yemin ettik hiç silmeyiz adın ‘
Yatarken sinende Kasım benimsin sen hep benim
Ey altın topraklara uzanmış mert şehidim
Vermem Kerkük’ü ele buna Allah şahidim
Yatarken sinende Kasım benimsin sen hep benim
Kaldır başını bir bak gençlerim hep izinde
Son nefeste Salah ‘a sarılırken kardeşi
Sararken yurdumu baştan hainler ateşi
Sönse de bir an içindir hiç batar mı güneşi
Sönmez güneşin Kerkük parlayacak her yerde

Nesrin ERBİL
***

KERKÜK ŞEHİTLERİNE

Sen Cennet Kapısını Müjdeleyen şehidim
Sen yakın geleceği aydınlatan ümidim
Kahraman Cahit korkma ırkının devamı var
Sana bütün dostların ananın selamı var
Anarken Kasımları sızlamada her yanım
İntikam hırsıyla coşup hep taşmada kanım
Sinende Atalarım İhsanlarım yatarken
Kerkük geçemem senden bende nabzın atarken
Senin uğrunda cana fedayı bileceğiz
Senin için savaşıp senin için öleceğiz
Kanlı eller Vururken mert kalpli mert Osman’ı
Yazmıştı şehitliği alnına temiz kanı
Emelin duvağına gelincikler bezendi
Şehitler ona şahit Cennete ilk girendi
Baharı bitirmeyen Nihat cık hasret oldu
Er Nihat şehit Nihat hep allara büründü
Son lahza annesiydi Cihadına sarılan
Kan mıydı çiçek miydi genç göğsünde açılan
Salah diyor ‘Ben gittim Kerkük’üm sen bin yaşa’
Selam olsun kanımdan bütün asil kardeşe
Ey Kerkük ‘ün uğrunda varsın bütün kanım aksın
Sen benimsin daima benimle kalacaksın
Kerkük ‘ün Kerkük’ün vatan Kerkük’ün
Sinende şehitler yatan Kerkük’ün

Nesrin ERBİL
***

ATAM VE ORDUYA SESLENİŞ

Resmin bile ayaklandı Kerkük’ün feryadına
Türkmeneli düşmesin hor ellerin yadına
İleri diyen sesin titresin çakalları
Hepimiz seninleyiz, ant içmişiz adına

Erbil’i soyuyorlar mezardan başlayarak
Yakıyorlar soyunu kin ile çakmak çakmak
Yiğit, yavru, anneler sesleniyorlar sana
Allah aşkına kurtar kalmadı başka sığnak

Telafer’in feryadı geldi mi kulağına
Kan selleri doluyor otuna ocağına
Yavruların gözleri donmuş toprak altında
Gençleri yaşlıları düşmüş namert ağına

Tuz’dan Kifri’den gelen avazlara kulak ver
Çekilen acıları çekemez her yiğit er
Tek bir bayrak altına sığınalım diyorlar
Sönmeden ocağımız üstümüze kanat ger

Bugünkü ordu yine senin evladın, canın
Dürüst kalbinde tek sen, kanında kükrer kanın
Seni bu gün bekleriz, vaadetme yarınları
Ey Türk milleti gaflet uykusundan uyanın.

Nesrin ERBİL
01.11.2004


SÖNMESİN OCAĞIMIZ

Atam yurdu kurarken ayırmış mıydı bizi
Kırmış mıydı bağları kopmayan ülkemizi
Niye her taraf sessiz niye bir şey diyen yok
Niye gözlerin uzak susuşun zehirli ok
Köyler iller konaklar art arta ekleniyor
Bize buradayım diyen gür sesin bekleniyor
Canavar pençelerden gölgemizi sakladık
Gizlice kalbimizi kalbine adakladık
Vurulmasın çay kuşum özgür kumrularımız
Elletmem toprağımı onunla ağır taşım
Ciğerimi dolduran yeni havanla yüksek başım
Perde perde yükselen sesim seninle özgür
Ey gençlik yabanları yurdumdan dışarı sür
Kavuşsun yar eline elimiz atağımız
Tütsün bacalarımız, sönmesin ocağımız
Tütsün,tütsün yükselsin karışsın toroslara
Benzesin düğünümüz ondokuz Mayıslara
Doğunca yüzümüze yıllar beklenen şafak
Sert adımlarla bir gün titreyince bu toprak
Kırarım bentlerimi kükreyen lodos gibi
Müjdelerim doğuşu otuz Ağustos gibi

Nesrin ERBİL

***


GELECEĞİM

Varsın yol vermesin dağlar, sınırlar
Sana giden yollrı ateşler ayırsa
Sel sel uzansa uçurumlar
Ormanlar yeşil yeşil çevremi bağlasa
Hışım hışım
Dağınık saçlarıma dolaşsa rüzgar
Yaban kuşlar etrafımı kuşatsa
Katar katar
El ele verse yıldızlar
Bulutlar şimşek şimşek ayırsa
Yılmayacağım
Ve bir gün
Gözlerinde unuttuğum gözlerimi
Almaya geleceğim.

Nesrin ERBİL
****


LALELI KALE

BÜYÜK İNSAN İHSAN DOĞRAMACI YA

Dert yükü altında baş eymiş dallar
Yollar dağılmış , yıkılmış bağlar
Yaban konuşulan diller iğneli
Sahipsiz kalan mezarlar ağlar.

Kunyanın kaynağı derdini söyler
Kim bu suyun içen, içeren kimler ?
Susmuş bülbüller, güller açmıyor
Toprağı hoyratça basılmış inler.

Dilimi bilmeyen renksiz kişiler
Geçmişe çizilmiş izleri siler
Derdini çarığa yüklemiş dede
Tutsak bülbüllerin şarkısın dinler

Hasret içinde kaynarken buram , buram
Ver elini elime başlasın bayram
Laleli kaleden çöl minareden
Sana, Gökbürü’den,Erbil,den selam

Nesrin ERBİL
**


ANA VATANA SİTEM

Vatansızım alnıma yazılmış kara yazı
Yaralı anaların göğe vardı avazı
Toprağı ana kokan vatan kokan can kokan
Buraya Kerkük derler Türkmeneli’nin nabzı

Umutsuz bir bekleyiş sarartmış benzimizi
Yabandan esen rüzgar kurutmuş genzimizi
Öne geçilmez hızla uçurumlara kaydık
Ne feryatlar duyuldu ne tuttun elimizi

Türkmeneli layıktır diline atasına
Kır kondurmaz ne yöre ne kutsal yuvasına
Unutmaz tuz ekeni dolmamış yarasına
Sadıktır kutsal kalmış dede hatırasına

Dinlenmeyen avazlar yararken tan yerini
Dalarken gözümüze zulmetin en derini
Bize buradayım diyen sesin duyulacak mı
Hor eller kirletmeden temiz ilkelerini

Bilmiyorum bizlerden sorulan suç günah ne
Dizilirken asılsız zalim bin bir bahane
Kutsal kapını bir aç sana yalvaranlara
Dayansın başlarımız senin temiz kabene

O zaman gün doğacak vatan eteklerine
Demirsiz gül bağlanır çelik bileklerine
Oklanırken göz dikilmiş gözler bağlarımıza
Çekilir ay yıldızlı bayrak direklerine

Telafer’le Mendeli Tuzhurmatu’lu kalkın
Erbil Kerkük’ten erler geliyor akın akın
Dikin sancağınızı kalelerin burcuna
Bu zincir kopacaktır zgürlüğümüz yakın

Bağlayın belinizi gökbörünün beline
Kaptırın kendinizi mavilerin seline
Sona ersin ayrılık bitsin artık bu hasret
Hilallerle yıldızlar sarılsın birbirine


DİLEK

Birden bire nehirler birbirine boşalsa
Zab ve Fırat suları coşkuyla bayramlaşsa
Ellerimiz birleşse sınırlar kavşağında
Vatan eteklerinde bahar gülleri

Hasret sızısı sezdim gündüz dileklerinde
Bir esaret damgası durur bileklerinde
Sabahın melteminde birleşiyor dualar
Solgun bir gülümseme bahar çiçeklerinde

Uzansa çağırışın Fırat’ın sularına
Boşalsa duyguların gönül aynalarına
Kaldırılsa baskılar bu kutsal dilimizden
Dönse göç ettirilmiş kuşlar yuvalarına


TAŞALIM

Gel seninle kırılmaz bağlarla bağdaşalım
Yer yurdumuzu çalan soysuzla savaşalım
Bitmeyen coşkularla denizlerden taşalım
Yıllardır beklenilen hedefe ulaşalım

Benim gönlümde inanç sende bu kuvvet varken
Ağaracak tan yeri doğacaktır gün erken
El ele tutuşuruz sınırları geçerken
Pişmemiş kafalarda kavak yeli eserken

Bu toprak senin yurdun fırsat verme düşmana
Uzak durma yakın gel sesin ulaşsın cana
Koynunda Anadolu elini uzat bana
Zabı Fırat’a kalıp içelim kana kana


ERİŞİLMEZ

Gözlerime akseden her güzelde
Seni görüyorum
Ellerin erişilmez
Biliyorum
Avuçlarıma düşen her yaprakta
Senin özlemin
Alnımı serinleten rüzgarda sen varsın
Çok uzaksın
Dudakların duaları kilitli
Kilitlerin ardındaki dertleri biliyorum
Yıllara lanet okuyorum
Kirpiklerimden akan yaşlara
Seni soruyorum
Alnımı kapanan kapılara dayıyor
Ağlıyorum…

Baba Bugün
Yaradan
Kan damlıyor yaradan
Türkmenleri saklasın
Seni meni yaradan



MARŞIMIZ

Oğuzlar çadırında asırlandı benliğim
Erbil, Kerkük kalasın kolladı demir elim
Selçuk, Atabeylerle tanrılaştı çedlerim
Kır atları koşturan yılmayan ilhanlardan
Kopmuşum bir ok gibi pas tutmayan yaylardan

Ellerim Oğuzların elinde hançerleşir
Akkoyunlu’lar seli Erbil’de mehterleşir
Ak bahtım uzun Hasan belinde kemerleşir
Karakoyunlu’ların akını çakmak çakmak
Yükselir kara Yusuf elinde şanlı bayrak

Seller misali nasıl aştıysa bendlerini
Gün olacak Kerkük’e uzatacak elini
Telafer’le Mendeli sana vermiş belini
Uzan Allah aşkına ellerin bayraklaşsın
Analar yavrularla yeni başkan kaynaşsın
K_O_P_R_U_L_U Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
TÜRKMEN OĞLU Özge Terken Türk Şiiri 4 11.07.2008 18:19
YÖRÜK / TÜRKMEN SÖZLÜGÜ TürkOğuz Türk Şiiri 5 20.01.2008 23:56
KDP TARAFINDAN TUTUKLANAN ERBİL TÜRK'Ü EMİR İZZET NEREDE? Kür Şad Türkçü Bakış 2 24.10.2007 11:19
Türkmen katliamı K_O_P_R_U_L_U Türkçü Bakış 14 13.07.2007 18:43


Atsızcılar @ 2005