![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Köklerin Uyanışı
Okuldaki öykü yarışması için yazdığım öykülerden biri:
Osmanlılar Litvanya,Belarus,Estonya ve Letonya’yı himaye altına almış ve ordularını yerleştirmişlerdi. Artık Baltık denizinde Türk Korsanları vardı. Bu korsanlardan biri Karabıyık Sinan’dı. Karabıyık Sinan çok genç ve güçlü bir korsandır. Babası Yörük Ali ünlü bir pehlivan olmakla beraber Çaka Bey’in torunu Kara Hamza Ağa’nın oğlu, annesi ise Ali Kuşçu’nun torunu Sarı Süleyman Paşa’nın kızıdır. Bir gün Karabıyık Sinan Aland Adalarına sefere çıkar. Tüm Aland’ı fetheder. Bu adaya yerleşir. Fince bilen Karabıyık Sinan burayı üs edinir. Ve buranın halkına Yörük babasından öğrendiği Türk geleneklerini aşılamaya çalışır. Fin Halkı Ural kökenli olduğu için bu geleneklere ısınır. Ve Finlerin Turanî kökleri uyanır. Artık burası Küçük Baltık Türkistan’ıydı. Genç Sinan buradaki güzel kız Angela ile evlenir. Bu Küçük Baltık Türkistan’ı 20 yıl rahat yaşar. Ama İsveç Kralı buraya saldırmaya karar verir. Çünkü bir yerin bu kadar huzurlu ve adaletli olmasını çekemez. Burada bir hazine olduğunu, bu hazineden dolayı insanların rahat yaşadığını sanıyordu. Evet, bir hazine vardı. Ve bu hazine ortaya çıkmış bir hazineydi. Bu hazine ortaya çıkan Turanî köklerdi! Ama Karabıyık Sinan beyliğini savunmaya hazırdı. Ve o sadece bir korsan değil bir fizik dehasıydı. Bu yüzden Sinan, Küçük Baltık Türkistan’ını mancınıklarla, bubi tuzaklarıyla ve birçok düzenekle doldurdu. Ne de olsa Ali Kuşçu’nun soyundandı. İyi bir âlimdi. İsveçliler neye uğradıklarına şaşırdılar. Çok iyi at binen ve ok atan, korkusuz, on kez yaralansa da yine ayağa kalkan, halkı askerle bir olan insanlarla savaştığı yetmezmiş gibi İsveç askerlerini tepetaklak eden tuzaklarla, gemileri tek vuruşta batıran mancınıkları görünce hızla geri çekildiler. Ama İsveç Kralı’nın atı okla vurulunca İsveç kralı yaya gitmek zorunda kaldı. Peşinden koşan Fin atlılarından kaçarken ayağı bubi tuzağına değdi. Karabıyık Sinan’ın oğlu Tuzakçı Necdet tuzağı çekerek kralı esir alır. Kral korkmaya başlar. Ellerinde mızrak, kargı, kılıç gibi şeylerle etrafına gelen atlılar çevresini sarar. Bu kalabalığı Karabıyık Sinan yarar. Ve İsveç Kralını çözer. Etrafı sarılı olan Kral zaten kaçamaz durumdadır. Kral, Karabıyık Sinan ile masaya oturur. Buna göre İsveç Krallığı Sinan’ın Osmanlı’ya bağlı beyliğine tazminat olarak Gotland adasını verir. Ve İsveç Osmanlı’nın himayesine girer. |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Bir Ural-Altay budunu olan Türkler'in eski topraklarını yeniden keşfetmesi öyküsü ilginç olmuş. Finli kızın da sırf Turan ırkından diye öykünün içine girmesi ise komikti. Gene de oğlu Necdet, Türk ırkının özelliklerini genlerinde taşıyor olsa gerek, Türk'ün savaşçı özelliklerini yitirmemiş neyse ki.
__________________
"Türk, Türk olduğu için asildir. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın bilincinde buluruz." BAŞBUĞ ATATÜRK. |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Tanrının Askeri
|
İlginç. Türk evladı muhakkak edebi eserler vermeye yatkın olmalıdır. Uğraşlarınız saygıdeğer.
__________________
"Ey Türk ! Su gibi akıttığın kanına ve dağlar gibi yığdığın kemiklerine layık ol ! " -Bilge Kağan- |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|