Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TOPLUMSAL KONULAR > Toplumsal Konular > Memleketiniz > Memleketiniz

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 16.07.2008, 01:04   #16 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Buğra Şad adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
Bulunduğu yer: Kemal Paşa'nın Ruhu
İletiler: 1,721
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Kahramanmaraş'ın, uzun yıllar boyunca dincilerin elinde olduğu doğrudur. Buna en çok kızanların başında herhalde ben geliyorumdur. Fakat bu ülkedeki her bir Türk insanını tek tek bilinçlendirebilirsek, emin olun o dinciler hiç bir Türk şehrine giremeyecektir.
__________________
Buğra Şad Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 15:52   #17 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Msn aracılığıyla tanıştığım Kahramanmaraşlı Türkçü şair Nihat Yücel Beğ'in ''Utku Türküleri Maraş destanı'' adlı şiirlerini müsadenizle buraya ekliyorum.

Utku Türküleri (Maraş Destanı) VIII
Ben Toprak Anayım

- Oğuz Alp PAKÖZ'e

Muallim Hayrullah
Hanifi Ağa ve bir çete
Kar-kış kıyamet
Üç atlı yola düşer
Pazarcık'a giderler
Yakup Hamdi Ağayı çadırında
Ziyaret ederler

İzzet-ikram
Hoş-beşten sonra
Söze başlar
Muallim Hayrullah
'Memleketin hali malum
Her yer işgal altında
Yakup Hamdi Beğ
Biz Baba burnu'nu tutacağız
Yağıya Antep'ten
Gelecek yardıma
Engel olsan yeter
Yeter ki yağı
Yardım almasın'

Yakup Hamdi beğ
Suskundur, sözler
Düğümlenir boğazında
Bir türlü açamaz ağzını
Neden sonra
Yere dikerek gözlerini
Elindeki maşayla
Mangaldaki közü karıştırarak
Biraz zaman kazanmak ister
Sesi titrek ve usulcadır
'Ağalar' diye başlar söze

'Ben bir çoban parçasıyım
Bu kadar güçlü bir yağıya
Nasıl engel olurum
Yetmez-gücüm kuvvetim
Beni affedin
Yemen'de-Çanakkale'de
Kafkasya'da-Rumeli'de
Kırıldı gençlerim
Yanımda yalnız yaşlılar kaldı'

Israrlar-tartışmalar
Uzar-gider
Sesler yükselir-sertleşir
Bir sonuca ulaşılmaz
Bir zorlu engeldir
Yakup Hamdi beğ
Bir türlü aşılmaz

Umut kesilmiştir artık
Ziyarete gelenler
Tam kalkmayı düşünürlerken

Yan çadırda
Konuşmaları duyan
Hacey Hatun
Birden bir top güllesi gibi
Çadırın ortasında dikilip
Toprağa kök salmış
Asırlık çınarlar gibi durur
Sanki kalbinin atışları duyulur

Gözleri çakmak-çakmak
Gerilmiş yüz hatları
Gök yüzünde av arayan
Bir kartal gibi
Açılmış kanatları

'Yakup Hamdi beğ, Yakup Hamdi beğ'
Diye seslenir
Gür sesi dalga-dalga
Yankılanır çadırın
ortasında
'Ben toprak Anayım
Ben varım.'

'Beğ,beğ...
Sen bu oymağın babası isen
Bil ki ben de anasıyım
Bu işe sen sarılmazsan
Bil ki ben sarılacağım
Baba evimden
Çehiz diye getirdiğim
Altınlarım-pusatlarım
Keçilerim
kınalı koyunlarım
Kaz boyunlu atlarım
Bu savaştan daha önemli
Günlerde mi harcanacaklar
Ben toprak Anayım
Ben varım.'

'Ağzımı bıçaklar açmıyorsa
Dalıp-dalıp gidiyorsa
düşüncelerim
Dizlerim tutmuyorsa
Bir işe yaramıyorsa ellerim
Yaşlılığımdan-yorgunluğumdan değil
Suskunluğum korktuğumdan değil
bunu böyle bil

Öfkem-bilincim-gururum
Gözbebeklerimde büyür ışıklanır
Er meydanı zamanıdır bu zaman
Yiğitler savaşır
Korkaklar saklanır
Ben Toprak Anayım
Ben varım.'

'Ben bir ak güvercinim ak
Kanatlarım kar gibi ak
Ve bir tüy gibi yumuşak
Gönlüm sular gibi berrak
Dağlara ulaşan sesim
Sana ulaşmaktan uzak
Ve dağlar üstüme yıkılır
Ben ölmem
Ben Toprak Anayım
Ben varım.'

'Ben ölürsem
Üstümde yeniden
Yeşerir umutlar
Yeniden çimlenir tohumlar
Tomurcuklar açar yeniden
Her yıl yeniden doğarım
Ben Toprak Anayım
Ben ölmem
Ben varım.'


BEN TOPRAK ANAYIM
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 15:54   #18 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) X
Kayabaşı'nda Bir Ev

- Mustafa ASLANTÜRK'e

Kayabaşı'da bir ev
Evde bir kadın
Vakit akşamı geçti
Ocakta tarhana çorbası
Yanında
iki küçük çocuk

Vakit akşamı geçti
Yüreği tetiktedir
Elif'in
İki de bir koşar pencereye
Yoldan geçenleri takip eder
Yürüyüşünden bilir
Memed'ini

Vakit akşamı geçti
Gözleri yoldadır Elif'in
Nerde kaldı
Memed'im
Bu kadar geç kalmazdı
Acaba

Bir sıkıntı
Kara saplı
Ağulu bir hançer olur
Gelir saplanır yüreğine
Elif'in

Acabalar çoğalır yüreğinde
Karabasanları kovmak ister
Yüreğinden Elif
Karabasanlar bir at olur
gem almaz
Gelir üstüne-üstüne Elif'in
İnceciktir Elif
Elif bu yükü
kaldıramaz

Beklerken kapı çalınır
Tak-tak-tak-tak-tak
Eyvah!
Bu Memed'imin çalışı değil
Bir sızı gelir oturur yüreğine
Kımıldayamaz
Çocuklar daha kücüçüktür
Kapıyı açamaz

Nasıl indiğini bilmez
Ahşap merdiveni
Ya yapacağını bilmez
Eli ayağına dolaşır
Daha bir adım
atabilmez

Soluk soluğadır nefesi
Kalbi göğsünden
Fırlamak üzredir
Kötü bir haber alacağını sanır
Biraz göğsünü tutar
dinlenir

Kapı bir daha çalınır
Tak-tak-tak-tak-tak
Neden sonra
Tutunarak duvara
Geçer kapının ardına
Sıkıca bağlar şeşini
İçinde bir endişe vardır
Sanki yitirmiştir eşini

'Kim o' diye seslenir
Usulca ve titrek-titrek
Kalbi gibi sesi de ürpermektedir

Yıl kadar uzun
Bir sessizlik olur
İkinci kez
'Kim o' diye seslenir
Elif usulca
Sanki kendisi duyar sesini
Sesi öylesine usulcadır

Gelenler
'Yabancı değiliz bacım
Memed'in arkadaşlarıyız
Memed yaralandı da...'
Gerisini duymaz Elif
Kapının arkasına
Bir külçe gibi yığılır kalır

Dünyalar başına yıkılır Elif'in
Mermiler göğsüne sıkılır Elif'in
Gözleri kararır ve döner başı
Ağıtı o zaman yakılır Elif'in

Elif sen ki Maraş'ın destan kadını
Bell ki- şimdi kimse bilmez adını
Sahip çıkamadık affedin bizi
Memed'lerin kurtardılar budun'u

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından

K.Maraş. Şubat/1998
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 15:57   #19 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) XI
Senem Ayşe

- H. Ali ÖZTURAN'a

Savaşın beşinci günü
Uçmağa vardı Ramazan
Saçaklardan buz sarkıyor
Bütün şehir toz-duman
Savaşın beşinci günü
Uçmağa vardı Ramazan

Duraklı'da
Ahşap bir evin ahırında
Toplandılar
Çocuklar-kızlar-kadınlar
Savaş devam ediyordu
Yüreklerde bir korku
Kimden-nasıl haber gelecek
Hiç kimse bilmiyordu

Bir sesle irkildi Senem Ayşe
Kocası savaşıyordu
Dalmıştı düşünceye
'Senem Ayşe-Senem Ayşe'
Seslenen komşusuydu
Bir şeyler söylüyor
Anlaşılmıyordu

Çağırdılar dışarı
Dışarda kalabalık vardı
Başından aşağı sanki
Kaynar sular döküldü
Kalkamadı ayağa
Bir anda yaşlanmış gibi
Beli büküldü
Yığıldı yere

Kilime sarılmış
Bir şehit vardı avluda
'Vurulan Ramazan mı?
Niçin bir başkası olmasın...'
Düşündüğünden utandı
Kilimden kan sızıyordu daha

'Açın' diye bağırdı 'açın'
'Yüzünü görmek istiyorum açın'
Ramazan'ın yüzünü açtılar
İnanmak istemiyordu
Ramazan'ın vurulduğuna
Senem Ayşe kapandı
Üstüne Ramazan'ın
Ağladı-ağladı-ağladı
Kargışladı yağıyı
Sonra birden bire kalktı doğruldu
Kimse görmesin istiyordu
Gözyeşlarını
Sildi gözyaşlarını yeniyle

Dimdik durdu
Avlunun ortasında
Sanki on beş yaşların
Dinginliği vardı üzerinde
Dönerek avludakilere seslendi

'Kocam vurulduysa
Yerini ben alacağım
Abasını-yeleğini-poşusunu
Şalvarını tez bana getirin
Öcünü alacağım Ramazan'ımın
Yağıya kan kusturacağım
Susturacağım
Topun-pusatın-barutun gürültüsünü
Yağıyı ben pusturacağım'

Giysilerini-mavzerini
Aldı Ramazan'ın
Giyinmek için ahıra girdi
Kanlarını sildi mavzerin
Kokladı-okşadı-öptü önce
Giysileri-mavzeri
Ramazan'ın kokusu vardı
Sonra
Yeleğini-abasını giydi
Saçlarını topladı
Başına bir poşu sardı
Çekti kanlı şalvarı beline
Kuşandı fişekliği
Bu savaşta artık
o da vardı

Artık bir daha o ahırlara
Uğramadı Senem Ayşe
Kadınların saklandığı
Evlerin ahırlarında
Onun ne işi vardı
Cepheydi artık onun yeri
Cephede
Onunda bir yeri vardı

Topladı yiğitleri başına
Gündüz demedi
gece demedi
Öcünü aldı Ramazan'ın

Yağı gidinceye kadar
Savaş bitinceye kadar
Uğraştı-didindi
Hiç yüksünmedi
Ve hiç bir şey beklemedi
Kurtuluş'ta onunda
Karınca kararınca
Alınteri-emeği vardı

Savaşın beşinci günü
Uçmağa vardı Ramazan
Saçaklardan buz sarkıyor
Bütün şehir toz-duman
Savaşın beşinci günü
Uçmağa vardı Ramazan

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından

K.Maraş. Şubat/1998
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:03   #20 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) XII
Söyledi Elif

Akşam helalleşip ayrılmıştık
Bu gece bir baskına gideceklerdi
Yalnız bunu biliyor
Başka bir şey bilmiyordum
İçim içime sığmıyordu
Bir seviniyor
Bir korkuyordum
Oturuyordum pencere önünde
Tedirgindim
Tüylerim diken-diken oluyordu
Uyku ağır basıyordu
Uyuyamıyordum

Tan vaktinde
Eve getirdiler yiğidimi
Giysileri kan içindeydi
Özge yiğidimin
Koç yiğidimin
Gök yiğidimin
Giysileri kan içindeydi
Savaşın kan sıcaklarında

Ayaz vardı havada
Belli ki kar geliyordu
Pusatlara el değmiyordu soğuktan
Buzlar sarkıyordu kılınç gibi
Toprak damlı evlerin saçaklarında

Bir çift güvercin
Gök kanatlı bir çift güvercin
Uçtu uçacak gözlerinden
Kara gözlerinden
Şahan gözlerinden
Gök yiğidimin
Koç yiğidimin
Özge yiğidimin
Fatihalar-Yasinler
Donmuş kalmış dudaklarında

Görülmedi böyle ölümler
Görülmedi böyle kıyımlar
Kadın-erkek
Genç-yaşlı
Çocuk-çoluk
Ölüm kol geziyordu
Bu kentin sokaklarında

II

Öyle bir gündü ki o gün
Kan beynime sıçrıyordu
Çaresizlik içindeydim
Çırpınıyordum
Bir şey yapamıyordum
Ne pusat vardı ne de mermi
İki elim iki yandaydı
Alkış için
Sığınacak bir tek tanrım vardı

Gökyüzü bir alçalıyor
Bir yükseliyordu
Daha yar sesi duymamış
Daha yar saçı okşamamış
Yiğitlerim sokaklarda
Gün ortalarında-karanlıklarda
Hain mermilerle
Teker-teker ölüyordu

III

Cepheden her iyi haber geldiğinde
Anaların-gelinlerin-kızların
Yüzü gülüyordu
Analarını sürekli izliyordu çocuklar
Analarının yüzü güldüğünde
Seviniyordu çocuklar
Kendi elleriyle yaptıkları
Tahtadan oyuncaklarıyla
Yeniden oyuna başlıyordu
Oyunu unutan çocuklar
Gök yüzü ve çocuklar
Mavi-mavi gülüyordu

IV

Cepheden her kara haber geldiğinde
Korkunç ağıtlar kopuyordu
Bütün pencerelerden
Analar-taze gelinler-kızlar
Saçlarını-başlarını yoluyordu
O zaman durgunlaşıyordu çocuklar
Bırakıyordu tahtadan oyuncaklarını
Bir şeyler oluyordu ama
Ne olduğunu anlayamıyordu çocuklar



V

Umut kesmemiştim tanrıdan
Ama bağçemdeki çiçekler
Aslanağızları-hanımelleri
Ve yedi veren gülleri
Yavaş-yavaş soluyordu

VI

Ağlamak istiyordum
Ağlayamıyordum
Sesim çıkmıyordu
İçimde bir şeyler düğümleniyordu
Her yıldız kaydığında
Ürperiyordum
Duyuyordum-biliyordum
Anlatamıyordum
Yüreğimden-içimden
Bir şeyler sökülüyordu

Ve Söyledi Elif’ler

Biz bir uçarsuyduk
Engel tanımazdık
Bundan böyle
Deli-dolu akmayacağız
Gerdanımıza-kolumuza-kulağımıza
Altınlarımızı-pusatlarımızı-takılarımızı
Takmayacağız
Avuçlarımıza-saçlarımıza
Bu günden sonra kına yakmayacağız

Ant içtik böyle biline
Savaş bitene kadar
Yağı buradan gidene kadar
Artık evdeşimize bile
Dönüp bakmayacağız

2002

Kurtuluş Savaşı
Maraş Destanı Çalışmalarından
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:07   #21 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) VI
Kurtuluş Türküleri


ÖNÜNÇ

Bir sancıysa bendeki
Bir sancıysa sendeki
Bizde ki bir sancıysa
Kurtuluşun muştusudur
bu sancılar

I

Bir sabah
Alaca karanlıklarda
Pusatlardan boşalan
Kahkahalarla
Kalkmaktır
kurtuluş

II

Parıldayan namlulardan
Doğaya
Yeni bir gözle
Bakmaktır
kurtuluş

III

Utku meşalesini
Doruklara
Dişle-tırnakla-kanla
Takmaktır
kurtuluş

IV

Ülke için-ülkü için
Uçmağa varan
Savaşçılara
Bir mavi türkü
Yakmaktır
kurtuluş

V

Çoşkun uçarsular gibi
Çoşkuyla gürül-gürül
Bağımsızlığa-sonsuzluğa doğru
Akmaktır
kurtuluş

VI

Yüreklerden yüreklere
Dolaşan kutlu ışığı
Canla-kanla
Yakmaktır
kurtuluş

SONUNÇ

Bir sancıysa yüreğimdeki
Bir sancıysa yüreğindeki
Yüreğimizdeki bir sancıysa
Kurtuluşun muştusudur
bu sancılar

Bu sancıyla büyür Türkeli'm
Bu sancılarla doğar
Büyük Türkeli'nin
Muştusudur
bu sancılar

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından
K.Maraş. Şubat/1998
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:09   #22 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) III
Bir Avuçtular


Çıktılar erce meydanlara
Kendilerini meydanlara attılar
Ata yadiğari dolma tüfekleriyle
Kazmalarıyla kürekleriyle
Yerle - göğü
Birbirine kattılar

Tuttular saçlarından güneşi
Yerden yere çaldılar
Olanca öfkelerini
Güneşten çıkardılar
Çekilmediler cepheden
Etten duvarlar örüp
Toprağa çakıldılar

Ne silahları vardı
ne mermileri
Bir orduya karşı
Bir avuçtular
Bir çift güvercin gibi kanatlanıp
Gökyüzüne uçtular

Bize şimdi
Bir masal gibi gelir
O yiğitler-öyle savaştılar
Tanrı'ya kavuştular

-Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından
Türkocağı Yayınları Şubat/98
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:12   #23 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) II
Kırk Işık Kız

- Kurtuluş savaşında kırk gün
Kuran okuyan kırk ışık kıza

Kırk
Kırk bakire
Kırk bakire kız
Kırk bakire kız kırk gün
Kırk kutlu evde toplandılar
Diz çöktüler secdeye kapandılar
Huşu içinde sessizce kuran okudular
Kırk kız kırk gün kırk ikindilere kadar
Sabrı - acıyı ve kurtuluş umutlarını
Ulu tanrıya açılan gök avuçlarıyla
Ayet-ayet gökyüzüne dokudular
Kırk bakire kız kırk gün
Kırk bakire kız
Kırk bakire
Kırk

Kırk
Kırk bayrak
Kırk bayrak kız
Kırk bayrak kız kırk gün
Zaman ve mekan dışı yaşadılar
Küüt - küüt attı utku nabızlarında
Savaş açtılar yağıya dillerinde kuran'la
Bütün cephelerde ölümlere koşan kızlar
Savaşan onlardı ellerinde kuran'la
O günden beri hala dalgalanırlar
Ufuklarda bayraklaşan kızlar
Kırk bayrak kız kırk gün
Kırk bayrak kız
Kırk bayrak
Kırk

Kırk
Kırk ışık
Kırk ışık kız
Kırk ışık kız kırk gün
Bitmeyen karanlık geceleri
Birer güneş olup aydınlattılar
Kimdiler - nerde mezarları bilinmez
Uçmağa doğru birer yıldız gibi aktılar
Karanlıklar kuran'la ışıklandılar
Yüreklerdeki utku ışıklarını
Birer kandil gibi yaktılar
Kırk ışık kız kırk gün
Kırk ışık kız
Kırk ışık
Kırk

Kırk
Kırk gök
Kırk gök kız
Kırk gök kız kırk gün
Gök utkuları muştuladılar
Ölmezliğin sırrına ulaştılar
Yüzleri bir tolunaydı kızların
Kaşları bir gerilmiş yaydı kızların
Her bir bir Asena'ydı kızların
Demir dağları delip aştılar
Gök çığrığı kargışlladılar
Kırk gök kız kırk gün
Kırk gök kız
Kırk gök
Kırk

Kırk
Kırk umut
Kırk umut kız
Kırk umut kız kırk gün
Tanrının adıyla başladılar
Dua-dua Ayet-ayet Sure-sure
Kuranı okudukça acunu unuttular
Kırk kız kırk mavi kanatlı güvercin olup
Gökyüzüne doğru kanat açıp uçtular
El verdi gök erenler ellerine
Gök erenler sırlarını açtılar
Kırk umut kız kırk gün
Kırk umut kız
Kırk umut
Kırk

Kırk
Kırk kurt
Kırk kurt kız
Kırk kurt kız kırk gün
Bilediler öfkelerini bilinçle
Yumruklarını gökyüzüne kaldırdılar
Gök yüzünü öfkeyle- hınçla yumrukladılar
Bakışları kurt bakışlı - özleri kurt soyundan
Tanrı önünde önce dua ettiler sonra
Yalın kılınç meydanlarda durdular
Döllendi özlerde ak umutlar
Kırk kurt kız kırk gün
Kırk kurt kız
Kırk kurt
Kırk

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından

K.maraş. Şubat.1998
Nihat Yücel

Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:15   #24 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) IV
Çiçeklendi Namlular


Çiçeklendi namlular
Menevişlendi
Kurtuluşun türküsü
Yeryüzüne-gökyüzüne
Dağa-taşa-dala-yaprağa
Nakış-nakış işlendi

Onlar
Ölümsüzlüğe bir kez daha
İnandılar

Sandılar
Bir kan çanağıydı güneş

Sandılar
Yarin yanağıydı güneş

Sandılar
Yiğitler yunağıydı güneş
Işığında yıkandılar
Uçmağa doğru
Uzandılar

Gördüler
Gök çığrık
Ölüm sağıyordu gökten

Gördüler
Mermiler yağıyordu gökten

Gördüler
Melekler ağıyordu gökten
Tek-tek melekler
Yeryüzüne indiler
Yiğitlerin etrafına
Bir barikat ördüler

Öldüler
Gök ışığı sağmak için

Öldüler
Karanlığı boğmak için

Öldüler
Yeniden doğmak için
Gökyüzüne yükseldiler
Gönüllere gömüldüler
Tanrı katındadır otağları
Onlar erişilmez şehitlerdir.

-Utku Türküleri (Maraş Destanı) kitabından
K.Maraş Türkocağı yayını Şubat/98
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:18   #25 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi

Utku Türküleri (Maraş Destanı) I
Kurtuluş Destanı I Giriş

-'Maraş bize mezar olmadan
Düşmana gülzar olmaz.'

Gebedir geceler ak sabahlara
Sabahlar utkuyu koynunda saklar
Mermiler sürülür gök silahlara
Bir cehennem olur yollar sokaklar

Çöktü karanlık gün ortasında/ Kesti maviliği bir kara çizgi/ Demek bu imiş yazgı/ Çığlık-çığlığa kaldı kuşlar/ Ölüm kapımızı çaldı kuşlar/ Savaşın en çetin bir yerinde/ Yiğitleri yitirdik/ Büyüdü karanlık daha bir büyüdü/ Silahlarla-süngülerle-kanlı çizmelerle/ Yılanlar-çiyanlar kaldırdılar başlarını/ Dilleri yılan dili/ Kan çanağı-baykuş bakışlı gözleri/ Saldırdılar gün ortasında/ Çığlık-çığlığa havalandı kuşlar/ Daha görülmemiş vahşetin böylesi/ Daha görülmez.

Mahmuzlanır aydınlığın atları
Çöker göğse göğün bütün katları
Tanrı'ya açılır ak kanatları
Koçyiğitler ölümleri kucaklar

Bir ışık beklerim-bir haber/ Güvercin kanatlarında umutlarım/ Kanım durmaz damarımda/ Mağma sıcaklığında her yanım/ Volkan-volkan savrulur yanarım/ Bir sevgiliyi bekler gibi beklerim bir haber/ 'Haydi yiğitler' densin hele bir/ O zaman görün beni meydanlarda/ Ellerim büyür kocaman olur/ Bükülür yumruk olur/ Birer dağ olur-büyür yumruklarım/ İner yağı üstüne-bütün karanlıkların/ Bütün hainliklerin üstüne yumruklarım.

Şaha kalkar zaptedilmez hıncımız
Topa karşı ellerde kılıncımız
Hiç dinmiyor bağrımızda sancımız
Uçmağa vardılar bütün koçaklar

Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler uçmağa vardı/ Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler tutsak/ Irmaklar yas tuttu/ Gökyüzünde bulutlar ağladı/ Bir uğursuz gün geldi-dayandı kapımıza/ Yağı içimizdeydi-yanı başımızdaydı/ Bunca yıl tuz-ekmek yedik/ Namusu namusumuzdu öyle belledik/ Yağıydı ama-kolladık gözledik/ Kimseye ezdirmedik/ Sonra hainlikleri çıktı ortaya/ Kalleşlikleri-kancıklıkları çıktı/ Yanyanaydı evlerimiz/ Evleri silah doluydu-cephane doluydu-tuzak doluydu/ Ve yaktık evlerimizi/ Evleri de yansın diye/ Bu acımız dinsin diye/ Yanan vatan sönsün diye.

Dağımız ses vermez küskün ovamız
Yakılmış yıkılmış gökçek yuvamız
Gönüllerden eksilmesin duamız
Yeniden tütecek bütün ocaklar

Gök sustu-dağ-taş-orman-ağaç sustu/ Kuş sustu-böcek sustu/ Susmadı namlular/ Geceler-gündüzler boyu kan kustu namlular/ Kustu bütün iğrençliğini yağı/ Kustu kafatasının içindekini yağı/Yıllarca gizlediği-biriktirdiği kinini-öfkesini/ Salyalı kan köpüklü kuduz ağızlarından/ Ağızlarında utku türküleri/ Utkuların esrikliğinde başları/ Ve ardından vahşete başladılar/ Ne durdular-ne usandılar-ne yavaşladılar.

Kazanında kaynatacak aşı yok
Kimse bilmez mezarı yok taşı yok
Savaşmayı bilir özge işi yok
Gök maviyle bilenir gök bıçaklar

Bir yangını8n ortasında kaldık/ Ne elde kaldı-ne avuçta/ Yer demir oldu-gök bakır/ Seslensek sesimiz ulaşmıyor dağlara/ Kendi yurdumuzda yetim-öksüz-yoksul kaldık/ Yıllarca sömürdüler-kanımızı emdiler/ Yapışkan pis sülükler/ Boşa gitti alın terimiz_göz nurumuz/ Başımıza dikildi-yağının en soysuzu-en haini/ Yeniden hazırlandık bir büyük kutsal savaşa/ Yeniden hiç savaşmamış/ Hiç yorulmamış-hiç vurulmamış gibi/ Sanki ilk savaşın heyecanı var içimizde/ Savaş bize özgü-savaş bizim işimiz.

Şarapneller gökyüzünde savrulsa
Koca dağlar üstümüze devrilse
Tüm namlular göğsümüze çevrilse
Bizi durduramaz gayrı yasaklar

Yoğrulur kanım toprakla/ Binlerce yıldır/ Ben yoğrulurum toprakla/Şu ağaç benim etim-kanımdır/ Şu çiçek sevdiğimdir-canımdır/ Şu ırmak-şu taş-şu toprak vatanımdır/ Bir tek kalsam bile/ Yağı bastırmam üstüne/ Ağaçları-ırmakları-dağları-taşları küstürmem kendime/ Susturmam-dizginlemekm artık yüreğimdeki öfkeyi/ Öfkem yüreğimde çoğalır-katlanır artar/ Gün geçtikçe bilenir büyür/ Sığmaz olur içime deprenir durur/ Sonra bir mermi olur/ Vurur yağıyı can alıcı yerinden.

Saçaklar buz tutmuş ayaz geceler
Çocuklar ki 'Hürriyeti' heceler
Parçalandı beşikteki bebeler
Yakında bitecek kanlı şafaklar

Kan gölleri büyür/ Geceyi böler silah sesleri/ Geceler yıl kadar uzar/ Geceler bitmez/ Kararmaz içimdeki umut-içimdeki ışık/ Bir kıvılcım olur-yüreğimde savrulur/ Yakar bütün yürekleri-yakar tutuşturur-kavurur/ Bir büyük yangın olur/ Kimse söndüremez/ Döndüremez bizi yolumuzdan/ Ne ölüm ne korku/ Ölüm ey şanlı ölüm/ Bin kere yeğsin tutsaklıktan/ Ve tutsaklığın utancıyla yaşamaktansa yiğittler/ Ve savaşa ve ölüme ve bağımsızlığa soyundular/ Perçinlediler gökyüzüne Türkün bağımsızlığını/ Açıldı bağımsızlığın gülleri öbek-öbek.

Savaştan öncede sonrada bir hiç
Serveti madalya evleri ker¤¤¤
Ganimet üleşti üç-beş tane ¤¤¤
Daha itibarlı şimdi kaçaklar

Bütün ağızlar kilitli-bıçaklar açmaz/ Meydanlar dar gelir yiğitlerime/ Yiğitlerim meydanlardan kaçmaz/ Bir şafak vakti/ Daha gün ağarmamış-daha gün doğmamıştı/ Daha karanlıktı gece/ Daha ezanlar yeni okunmaya başlamıştı/ Önce abdest alıp Tanrının huzurunda durdular/ Sonra bir dev gibi doğruldular/ Ve silahları aldılar ellerine/ O kutlu ellerine/ O kurban olası ellerine/ Silahları kazmaydı-kürekti/ Ve onlar yağı üstüne yürüyen/ Bir tek el-bir tek yürekti/ Dayandı yiğitler-daha dayandı/ Karanlığı yırtmak için direndi/ Gönüllerinde kutsal utku/ Dudaklarında mavi türküler/ Uçmağa vardılar birer-birer/ BİZDEN ŞİMDİ SADECE BİR FATİHA BEKLER/BÜTÜN ŞEHİTLER.

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından
K.Maraş, Şubat,1998
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:22   #26 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) V
Cepheden Bir Kesit


Pusat sesleri
Yankılanır dağlarda
Her taraf barut kokusu
Cepheyi dolaşır Aslanbey
Yoktur ölümden korkusu

Ön cephede bir kadın
Yanında mavzeri
Çapraz kuşanmış fişekliği
Gelmiş oturmuş cepheye
Gökten ağmış gibi
Beyazlar giyinmiş
Savaş meleği

Belli ki bir sıkıntısı var
Kenetlenmiş dişleri
Dizlerine vurur
Yumruk olmuş elleri

Sorar Aslanbey
'Bir sıkın mı var bacım? '
Kadın döner usulca
Utanır-kızarır yüzü
Yüzünde tamu'nun öfkesi
Soluk soluğa sesi
'Sıkıntıma sen çare değilsin bey
Biraz ilerde
Ayşe bacı var cephede
Onu bana gönder
Bir iyilik yapacaksan
Bu yeter.'

Az sonra cepheden
Bir bebek sesi yükselir
Çeteler
Toplanırlar başına
İlk ezan okunur kulağına
Üç defa adı söylenir
Adı 'ZAFER' olsun denir

Daha ilk kez
Memeyi vermeden daha
Daha ilk kez
Yavrum demeden daha
Daha ilk kez
Kucaklamadan daha

Kara bir kurşun sesi
Dalga-dalga kuşattı cepheyi
Kuşattı her yeri
Kuşattı karanlıklar
Dağı-taşı-göğü-yeri
Ağızları bıçaklar
açmaz oldu

Yalnız
Bir top kuş kalktı
Yükseldi

Tamu: cehennem

Utku Türküleri (Maraş Destanı) kitabından
K.Maraş, Şubat/1998
Nihat Yücel
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:24   #27 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) VII
Çuhadaroğlu Ali'nin Türküsü


'Ali'yi sorarsan on yedi yaşında
Mavzerle vurdular arkın başında
Çeteler toplanmış ağlar başında
Uyan Ali'm uyan gör neler oldu
Sevdiğin Maraş'a Fransız doldu

Uyan Ali'm uyan yaran çok mudur
Düşmandan intikam alan yok mudur
Bağrına saplanan yoksa ok mudur
Uyan Ali'm uyan gör neler oldu
Sevdiğin Maraş'a Fransız doldu'

Ağıt

Bir türküydü
Bir deli taydı
zaptedilmez
Işık çoğalırdı sesinde
Gökten bir yıldız gibi kaydı
Bir baskın gecesinde

Yağıydı
Dur durak bilmiyordu
Basıyor-vuruyor-öldürüyordu
Daha dayanmak zor geldi
Daha sabretmek
Ant içti Çuhadaroğlu Ali
Kısasa kısas dedi
Aldı tüfeği eline
Mercimek tepede üç yağı gördü
Yaraladı birini
İkisini öldürdü

Yağılır her yerde
Çuhadaroğlu'nu arıyor
Kurda-kuşa soruyordu

Toplandılar yaşlılar
Bir karar verildi
Çuhadaroğlu Ali
Yağılardan uzak
Bertiz'e gönderildi

Bertiz'in dağları
Buruşuk bir çarşaf gibidir
Göğe uzanır tepelerde
Çam ağaçları
Taa... aşağılarda
Kıvrıla-kıvrılan akan
Ceyhan nehri
İkiye böler tepeleri

Çuhadaroğlu Ali
Bir düş gördü Bertiz'de
Düşünü hayra yordu Bertiz'de
Anlattı Çuhadaroğlu Ali

'GÖĞÜN MEMELERİNDEN
IŞIK SAĞDIM DÜN GECE
KARANLIKLAR AKLANDI

BEN BİR AY'DIM DÜN GECE
NİKAH KIYDIM YILDIZA
HER YANIM IŞIKLANDI'

Boş durmadı Bertiz'de
Çete topladı
Sarıçukur köyünden
Çam dalı gibi yiğitleri topladı
Sanki birer
güneşti onlar
Güneşe birer
eşti onlar

Ayaklarında yırtık
Çarıkları vardı
Ne karınları tok
Ne üstleri pekti
Savaşın çilesini
Böyle yiğitler çekti

Ve bir gün
Sabah erkenden
Ahır dağlarından
Birer kartal gibi süzülüp
Ağır-ağır indiler şehre
Oluk-oluk kan akan
Bir nehre

Avuçlarında sımsıcak
Ondan bir parçaydı silah
Et ve tırnak misali
Dediler ki baskına
Giderken vurulmuş
Arkbaşında Çuhadaroğlu Ali
Daha on yedi yaşında

Çuhadaroğlu Ali
Hâlâ on yedi yaşındadır
Birliğin-dirliğin
Hâlâ savaşındadır

Bir türküydü
Bir deli taydı
zaptedillmez
Işık çoğalırdı sesinde
Gökten bir yıldız gibi kaydı
Bir baskın gecesinde

- Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından

K.Maraş. Şubat/1988
Nihat Yücel

Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:28   #28 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Utku Türküleri (Maraş Destanı) IX
Son sözleri Allah Allah

Çığrıktan korkusu yokmuş
Başı karlı yüce dağmış
Evini kendisi yakmış
Gök maviden ışık sağmış
Çığrıktan korkusu yokmuş

Gök maviden ışık sağmış
Kanı-canı olmuş katkı
Pusatlanıp gökten ağmış
Kanla kazanılmış utku
Gök maviden ışık sağmış

Kanla kazanılmış utku
Bütün gönülleri sarmış
Yokmuş bundan özge tutku
Yiğitler uçmağa varmış
Kanla kazanılmış utku

Yiğitler uçmağa varmış
O ne kadar kutlu günmüş
Toprağı kan ile karmış
Bir ışıktan ata binmiş
Yiğitler uçmağa varmış

Bir ışıktan ata binmiş
Tutmuş altın yelesinden
Bağrındaki sızı dinmiş
Gök tutuşmuş nefesinden
Bir ışıktan ata binmiş

Gök tutuşmuş nefesinden
Yer-gök sarsılıpta durmuş
Kuşlar uçmuş kafesinden
Zamanı yeniden kurmuş
Gök tutuşmuş nefesinden

Zamanı yeniden kurmuş
Başlamış o kutsal bengi
Güneşi kalbinden vurmuş
Yer-gök olmuş ateş rengi
Zamanı yeniden kurmuş

Yer-gök olmuş ateş rengi
Elinde ışıktan silah
Görmemişler böyle cengi
Son sözleri Allah Allah
Yer-gök olmuş ateş rengi

Son sözleri Allah Allah
Tepeden tırnağa hınçla
Vurulmuşta dememiş ah
Zamanı bölmüş kılınçla
Son sözleri Allah Allah

-Utku Türküleri (Maraş Destanı) kitabından

K.Maraş, Şubat/1998
Nihat Yücel

Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 26.07.2008, 16:55   #29 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik Tarihi: 25.06.2008
İletiler: 47
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Kahramanmaraş dışarıdan göç almadan kendi içinde büyüyen bir şehir olduğu için birazda dışarı kapalı kalmıştır. Otağdaki arkadaşların da kendi ağzından Kahramanmaraş'ı böyle bilmezdik demeleri bundan kaynaklanmaktadır.

Dışa kapalı bir şehir olmanın bazı avantajlarının yanında olumsuzlukları da vardır.

Önceden beri Kahramanmaraş'ta kürtlere karşı bir tepki vardır ama bu tepki pkk öncesinden de vardı. Bunun sebebini araştırmadım hiç. Fakat şehir içinde kürtler ile ilgili bazı sözler vardır, o sözlerden birkaçı;

''Odundan ambar olmaz kürtden peygamber olmaz'', yani kürde hiç bir zaman güvenme...

''kürt ne bilir bayramı, har har içer ayranı'', yani kürt hiç birşeyden anlamayan cahilin tekidir...

''Yakana bit dadandırma, kapına kürt dadandırma'', yani kürt çok arsız ve yüzsüzdür, sakın yüz verme, gibi...

Ayrıca şehir içinde eski Türkçe'ye ait birçok kelime halen kullanılmaktadır.

Bunlar;

Ede: abi, kardeş anlamında... (çok sık kullanılır)
Çepel: Bulaşık, kirlenmiş gibi anlama gelir.
İllengeç: yengeç için kullanılır.
Püsük: kedi.
Seğirtmek: saldırdı anlamında... Bu gibi aklımda kalan bazı kelimeler.

Mavi gözlüler için ''Göğ gözlü'' ifadesi kullanıldığı gibi, mavi rengi de birçok kişi tarafından hala ''Göğ'' olarak ifade edilir.

''Tanrı canını ala'' veya ''Tenri cannını ala'' ya da ''Tanrı cancazını ala'' gibi bir beddua şekli de vardır. Bu bedduayı özellikle yaşlılar çok sık kullanır.

Kahramanmaraşlıların şivesi bugünkü Azerbeycan lehçesine çok yakındır. Bunu Azerbeycanlılar bizzat kendileri söylemektedir. Özellikle Kahramanmaraşlı ihtiyarlar ile Azerbeycanlılar daha kolay anlaşabilirler.
Umudum Türk Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla