![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
ALANYA
Çok değil, 50 yıl öncesine kadar portakal ve muz bahçeleriyle çevrili küçük bir balıkçı kasabası olan Alanya, bugün yaşamın turizme göre biçimlendiği dev bir tatil merkezi. Yılda bir milyondan fazla turist ağırlayan ilçe; Bodrum, Çeşme ve Antalya gibi turizm merkezlerinin son yıllardaki en ciddi rakibi. Antalya’nın 135 kilometre doğusunda, Toros Dağları’na sırtını yaslamış 70 kilometrelik sahil şeridi üzerine kurulan ilçe, artık yapılaşmak yerine çehresini güzelleştirmekte kararlı. İlk adım, ilçenin yüzde 65’ini oluşturan ormanlık alanların koruma altına alınması ve binalarının pastel renklerle boyanmasıyla atılmış. İkinci adımda, Alanya’yı yıl boyu canlı bir festival kenti yapmak amaçlanıyor.
Dört bin yıllık görkemli bir tarihe ev sahipliği yapan ilçe, Troya Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya dağılan kavimlerin yurdu olmuş. Bizans döneminde, güzel dağ anlamına gelen ‘Kalonoros’ adıyla anılmış. Altın çağını yaşadığı ortaçağda, Selçuklular tarafından inşa edilen, Anadolu’nun en etkileyici kalelerinden birinde büyüyüp gelişmiş. Günümüzdeki kale ise Alanya gezisi için iyi bir başlangıç noktası. ESKİ VE YENİNİN BİRLİKTELİĞİ Kentin en eski yerleşim merkezi olan Alanya Kalesi, limanın arkasındaki sarp bir yarımadanın üzerine kurulu. Selçuklu sultanı 1. Alaeddin Keykubad tarafından 1225’te yaptırılan kalenin 6.5 kilometre uzunluğundaki surları, tam 83 kule ile güçlendirilmiş. Alanya’nın simgesi olan 33 metre yüksekliğindeki sekiz köşeli Kızılkule’nin giriş katı, bugün etnografya müzesi olarak kullanılıyor. Kulenin sol ucundaki beş gözlü bir köprüyü andıran taş yapı, Selçuklu döneminden günümüze kalan tek tersane. Alanya’nın karakteristik dokusunu günümüze taşıyan, Osmanlı mimarisinin etkileyici örneklerini barındıran kalenin içi, sanki bir açık hava müzesi. Kale içindeki Tophane Mahallesi’nin, Türkçe’nin Grek alfabesiyle ifade edildiği Karamanlıca dilini kullanan Ortodoks Türk sakinlerinden geriye kimse kalmamış. Limandan yaklaşık bir saatlik zorlu yürüyüşle ulaşılan kalenin yüksek yamaçlarında, ‘Ehmedek’ adında esrarengiz bir mahalle daha saklı. Ortaçağdan kalma bir Akdeniz kasabasını andıran mahalle, 2500 yıllık harabelerle dolu. Ehmedek’ten ipek ve pamuklu dokuma atölyeleri ve hediyelik eşya tezgâhları eşliğinde yarımadanın zirvesinde uzanan patika, İç Kale’de son buluyor. Giriş kapısının solundaki kırmızı taşlarla örülmüş yapı, kalede bulunan dört yüzden fazla sarnıcın en büyüğü. Tam karşıdaki Bizans kilisesinin bahçesine, panoramik Alanya manzaralı bir seyir terası yapılmış. Alaeddin Keykubad’ın sarayı ise yeni restore edilmiş. İç Kale’nin bir başka ilginç yeri olan ‘Adam Atacağı Kulesi’, Roma döneminde mahkumlara oynatılan ürkütücü bir oyun mekânı olarak tanınıyor. Rivayete göre, derin bir uçurumun ucuna kurulan kuleye getirilen mahkumlara üç adet taş verilir; tutuklu taşlardan birini denize ulaştırabilirse serbest bırakılır; ulaştıramazsa kuleden aşağı yuvarlanırmış. Kayaların oyulmasıyla inşa edilmiş, duvarlarını Selçuklu devrinde yapılmış gemi resimlerinin süslediği kuleden denize taş atma geleneği, günümüzde dilek tutmak amacıyla yapılıyor. Her iki yanda palmiye ve hurma ağaçlarının sıralandığı Atatürk Caddesi, kentin egzotik ve modern yüzünü tanımak için doğru seçim. Caddenin konuklarına sunduğu iki sürprizden ilki, Alanya Müzesi. Yörenin 2600 yıllık tarihinin zengin bir arkeolojik koleksiyon ile sergilendiği müzede Karamanlıca yazıtlar da bulunuyor. İkinci sürpriz, kente 1 kilometre uzaklıktaki Damlataş Mağarası. Bal renkli sarkıt ve dikitleriyle gerçek bir doğa mucizesi olan mağaranın havasının astım hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Atatürk Caddesi’nin sonundaki Alanya Çarşısı’nda mücevherden giysiye, deriden ahşap işlere kadar her türlü hediyelik eşyayı bulmak mümkün. Rıhtım yolu üzerindeki Havuzlu Park, hurma ve palmiye ağaçlarının gölgelediği nilüferli havuzları ve huzurlu çardaklarıyla kent yorgunları için ideal bir dinlence alanı. Parkın bir yüzü, Alanya’nın en popüler yürüyüş parkuru olan Rıhtım Caddesi’ne açılıyor. Caddenin ucundaki Liman Meydanı ise Alanya’daki gece hayatının merkezi. DENİZDEN DAĞLARA Alanya’da sürekli yaşamayı seçen Avrupalıların sayısının 10 bini bulduğunu biliyor muydunuz? Kendilerine ait restoranları, fırınları, kiliseleri ve hatta günlük gazeteleri bile bulunan Alanyalı Avrupalılar arasında en fazla nüfusa sahip olan Almanları; Hollanda, İrlanda ve İsveçliler izliyor. Kenti çekim merkezi yapan özelliklerden biri olan ılıman iklimi sayesinde, Alanya’da sonbahar aylarında bile deniz ve güneş banyosu yapmak hiç sürpriz değil. Uluslararası temizlik ve düzenlilik sembolü olan Mavi Bayrak ödüllü Alanya plajlarında jet ski’den su kayağına, deniz bisikletinden banana’ya kadar her türlü su sporunu ve aktiviteyi yapmak mümkün. Kilometrelerce uzayıp giden Alanya kumsallarının gözdeleri ise Kleopatra Plajı, Damlataş, Portakal, Keykubat, Mahmutlar, İncekum, Fuğla, Ulaş ve Konaklı... Denizle yetinmek istemeyenler, cip safari turlarından birine katılıp Toros yaylalarına doğru maceralı bir yolculuğa çıkabilir. Alanya’da yaşamın ayrılmaz bir parçası olan Batı Toros Dağları, yazın en sıcak günlerinde bile serin ve taze bir havaya sahip. Torosların yüksek kesimleri, binlerce yıllık geleneklerini sürdüren Yörüklerin de yaşam alanı. Her yıl ilkbaharla birlikte koyun sürülerine taze ot bulmak için dağlara çıkan Yörükler, kış gelene kadar keçi kılından ördükleri çadırlarda yaşayıp koyun yününden rengârenk kilimler dokuyor. İster Torosların çam ve sedir ormanlarıyla örtülü derin vadilerinde gezinin; ister bir kır lokantasında köy yemeklerinin tadına bakın ama siz siz olun Alanya’nın Türbelinas, Söğüt, Dereköy, Gedevet, Pınarbaşı, Türktaş, Gökbel, Söbüçimen, Mahmutseydi yaylalarından birini mutlaka ziyaret edin. Ve unutmayın, Alanya’da yaşam kaynaklarından biri turizm ise diğeri; tarımın kaynağı olan Dim Nehri’dir. Yüzlerce yürüyüş parkurunun bulunduğu ormanlık bir vadiyi ikiye ayıran nehir, rafting için de ideal. Vadinin çevresindeki portakal ve muz bahçelerinde gezinip kendinizi tropikal coğrafyalarda hissetmek tercihinize kalmış. Ama portakal çiçeklerinin sarhoş edici kokusunu duyumsamak için ilkbaharı beklemeniz gerek. Çünkü Alanya’da portakal çiçeği kokusu, deniz mevsiminin açılması demek. Deniz ve portakal çiçeği kokusunun birbirine karışması ise Alanya demek.
__________________
"ÖLÜMÜ SEVEN MİLLETLERE HAYAT, KOLLARINI AÇAR..." ATSIZ |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
çok güzel bir memlketin var anda; benim babam Alany da çalışmakta olduğundan ara sıra geliyorum özellikle; Kızılkule muhteşem sanki dün inşa edilmiş gibi duruyor
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Ben şu an adana yaşamaktayım. Yılda bir kaç kez gidebiliyorum sadece. Ama alanya bana göre dünyanın en güzel yeridir. Hele iskelenin üstündeki "Alanya Kafe" de akdeniz'e karşı çayla birlikte nargile içmenin tadı hiç birşeyde yoktur, tavsiye ederim.
Y.N:Türkçe yazım kurallarına özen göster.
__________________
"ÖLÜMÜ SEVEN MİLLETLERE HAYAT, KOLLARINI AÇAR..." ATSIZ |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Çok güzel memleketin var Özü güzel bir memleket mahmutlar beldesinde tanıdıklarım var oraya gelmiştim..Yerli halkı Yörük Türkmen Köyleride öyle benim köyümün isim kardeşide var kuzyaka köyü..Türkün olduğu her yer güzeldir...
__________________
Çağrılan yere git ar eyleme, Çağırılmayan yere gidip yerini dar eyleme... |
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Memleketim çok güzel sizin de dediğiniz gibi. Ancak son zamanda gelen kürt göçleri çok sinir bozuyor. O güzelim piknik alanlarını öyle bir çirkinleştiriyorlar ki, kusmamak elde değil...
__________________
"ÖLÜMÜ SEVEN MİLLETLERE HAYAT, KOLLARINI AÇAR..." ATSIZ |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|