Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 12.01.2008, 15:56   #1 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
KOCATÜRK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 17.07.2007
İletiler: 1,182
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Yıl 1923.

İstiklal Harbi kazanılmış, vatan kurtarılmış, yeni bir devlet kurulmuş.

Yoksul, çaresiz, savaş yorgunu ama onurlu Türkiye, ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. Elde avuçta sefalet, fakirlik ve her şeyi ile çökmüş bir vatandan başka bir şey yok. Yol, fabrika, sanayi, ticaret, tarım, insan gücü, hiçbir şey yok.

Temmuz 1923. Lozan Antlaşması imzalanıyor, vatanın bağımsızlığı diğer uluslar tarafından kabul ediliyor, başımızdaki kapitülasyon belası kaldırılıyor.

13 Ekim 1923. Tek maddelik bir kanunla, Ankara’nın başkent olması Meclis tarafından kabul ediliyor. Bozkırdaki tozlu, bakımsız, yolu, suyu, konutu olmayan Anadolu kasabası, artık yeni devletin simgesidir.

Aradan 16 gün geçiyor ve 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan ediliyor. Süreç artık başlamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde genç devlet, dünyaya karşı kişiliğini adım adım kazanacaktır.

Ankara başkent olmuştur ama savaşta yendiğimiz emperyalist ülkeler bu kararı tanımazlar.

çünkü osmanlı döneminde, hepsinin büyükelçiliği eski başkent İstanbul’dadır. Temsilciliklerini Ankara’ya getirmeyi reddederler. Türk hükümeti bunlara sürekli çağrıda bulunur ama sonuç değişmez.

Dünya diplomasi tarihinde böyle bir olay olmamıştır.

Direnenlerin başını İngiltere çekmektedir. Fransa, İtalya ve diğerlerinin tavrı da aynıdır.


Bunlarda hep şu görüşe yer verilir:

"Cumhuriyet rejimi tutmayacak ve çökecektir. Dolayısıyla, İstanbul yeniden başkent olacaktır. Büyükelçiliği Ankara’ya taşımaya gerek yoktur."

Aradan iki yıl geçer. 1925 yılında Ankara’da sadece iki büyükelçilik vardır.


Sovyetler Birliği ve Afganistan.

Genç Cumhuriyet rejimi, bunu bir onur sorunu yapar. Sürekli girişimde bulunur ama sonuç alamaz.

Avrupalılar da bir yerde haklıdır! İstanbul’daki büyükelçilikleri genelde Boğaz kıyısında, ya da kentin en seçkin yerlerindedir. Sosyete, kaymak tabaka oradadır.

Şimdi ne yapacaklardır bir oteli bile olmayan bozkır kasabası Ankara’da!
Gerçi yeni devlet, onlara kasabanın en çok gelişecek yerlerinde büyükelçilik binalarını yapsınlar diye bedava arsalar vermiştir ama kime ne!

İstanbul’daki İngiltere Büyükelçisi Henderson, Londra’ya yazıyor:

"Ankara’nın başkent olarak kalması, Mustafa Kemal’in plan ve ihtirasları için gereklidir. Ben bugünkü Büyük Millet Meclisi’nin iki yıllık ömrü olacağını ve Ankara’nın da iki yıl başkent kalacağını sanıyorum. İstanbul’un çekim gücü fazladır ama Türk hükümetini tekrar Boğaz kıyısına çekebilmek için iki yıldan fazla zaman geçebilir."

Aradan tam altı uzun yıl geçer ve direniş cephesi 1929 yılında önce İtalya ile çökmeye başlar. Bu ülke, büyükelçiliğini Ankara’ya taşımaya karar verir.


Ardından Fransa çözülür...

Ve İngiltere, büyükelçiliğini İstanbul’dan Ankara’ya 1930 yılında, Ankara’nın başkent oluşundan tam yedi yıl sonra getirir.

İşte, Ankara’nın başkent olmasından sonra yaşanan serüvenin bir bölümü böyledir!

Genç Cumhuriyet rejiminin bu emperyalist ülkelerle her konuda nasıl boğuştuğunu, adamların bizi nelerle uğraştırdığını, ayağımıza çelme takmak, bizi zayıf düşürmek, peşlerinden koşturmak, incitmek, küçümsemek ve adam yerine koymamak için ne gibi oyunlara başvurduğunu görüyor musunuz!

Böyle bir ’ikilik’ tarihte görülmüş değildir. Bir devletin başkenti bir şehirde, o devlette görevli yabancı diplomatik temsilciler ise başka şehirde!


Yeryüzünde hiçbir devlete böyle bir muamele reva görülmemiştir.

Başka devletler de tarih içinde başkent değiştirmişlerdir. Başkent değiştirmek veya yeni bir başkent kurmak, bir devletin egemenlik hakkıdır. Başkentini değiştirdi diye cezalandırılan yalnız Türkiye olmuştur.

Ankara’yı başkent yaptı diye yeni Türk rejimi yıpratılmak, devrilmek istenmiştir. Türk’ün en doğal hakkı, adeta bir suç gibi görülmüştür. Türk ulusu bu en doğal hakkını kabul ettirebilmek için akla karayı seçmiştir.

O gün tepemize binenler aynı işi şimdi farklı yöntemlerle, AB şemsiyesi altında yapıp bizi aşağılıyorlar.


Eski hamam eski tas, sadece zamanla tellaklar değişti.

zamanında ingiltere'nin , fransa'nın yapamadığını ; şimdi TÜRKİYE 'yi yöneten başbakan kendi elleri ile yapıyor.

ne diyelim ?

zamanında yabancıların yapamadığını , şimdi bizzat bizi yönetirken , kendisi yapanlar , buna alet olanlar, göz yumanlar utansın.


Eğer bir damla utanma duyguları kaldıysa.

ve esas önemli olan husus ;

bunları % 47 ile ( bazı yerlerde % 60 ) iktidara getiren zeka özürlüleri utansın...

BAŞBUĞ'un kurduğu başkenti ANKARA olan , laik , üniter ve ulus cumhuriyetinin özellikleri teker teker alınıyor...

-"TÜRK'ÜM" demek yerine " Türkiyeliyim" denmek suretiyle , "ulus ve Irk" özelliği alınmaya çalışılıyor..

-etnik azınlıklara her türlü imkanlar tanınırken , TÜRK Soyluları dikkate alınmıyor ,

-TÜRK'ün vergileri ile etnik azınlıklar palazlanıyor , beleş yaşamaya teşvik ediliyor.

-Laikliğin kaldırılması , onun yerine şeriat kanunlarının getirilmesi için her türlü tezgah planlanıyor ,

ve sıra şimdi BAŞKENT'e geldi...
KOCATÜRK Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 12.01.2008, 20:15   #2 (İleti Bağlantısı)
Yüce Türk Ordusu Mensubu
 
Üyelik Tarihi: 16.08.2007
İletiler: 222
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Merkez Bankası İstanbul'a Taşınıyor. Neden?

Bildiğiniz gibi Başbakan Erdoğan, 2000 yılında Avustralya'da yaptığı bir radyo konuşmasında terörist başı Abdullah Öcalan'dan üç defa "sayın" olarak, şehitlerimizden de "kelle" olarak bahsetmişti. Bunun üzerine açılan soruşturmada, savcı tâkipsizlik kararı vermişti. Fakat şehit yakınları tekrar Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve mahkemeye intikâl eden davada mahkeme heyeti Başbakan Erdoğan'ı mahkûm etmişti. Olayın ortaya çıkmasından sonra ilk olarak inkâr yoluna tevessül eden Başbakan, ses kayıtları ortaya çıkınca sessizliğe bürünmüştü. Mahkemenin kendisini adlî para cezasına mahkûm etmesinden hemen sonra ise grup toplantısında "Ben Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanıyım. Şahsımla alakalı olarak düşünebiliyor musunuz dava açıldı." dedi. Bu cümleler dikkatimi çekti. Zira dünya siyâset tarihinde diktatör liderler bile böyle lâflar etmemişti. Daha sonra bu açıklamasıyla da yetinmeyerek "Ben ceza alıyorsam bu cezaya inanmalıyım. Olmaz böyle şey, hukuk bu kadar zedelenmemeli." dedi. Tüm bu cümleler Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'nin bütün kurumları içerisinde sarsılmaz bir tahâkküm kurmak çabaları olarak görülüyor.

Anlaşılan o ki; Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinin zafer sarhoşluğuyla kendini âdeta Türkiye'nin ilâhı görmekte ve her istediğin kayıtsız-şartsız yapılacağını düşünmekte. Birkaç gün önce düzenlediği basın toplantısında açıkladığı görüşleri bu düşünceleri onaylar mâhiyette. Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması hususunda Tayyip Erdoğan aynen şöyle diyor; "Hiç kimseye sormam, Merkez Bankası İstanbul'a taşınacak." Merkez Bankası Başkanı, AKP'nin adamı olduğu hâlde bankanın İstanbul'a taşınmasına taraftar değil. Parti içinde bu konu konuşulmamış. Fakat Sultan Tayyip Hazretleri, Türkiye'nin en önemli finans kurumu olan Merkez Bankası'nın nerede faaliyet göstereceği kendisi belirliyor.

Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması meselesinin Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi "İstanbul'un finans merkezi olacak" hezeyânıyla da hiçbir alakası yok. Bu düşüncenin arkasında çok sinsî bir plân vardır. Bütün dünya ülkelerinin Merkez Bankası başkentlerinde iken Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasındaki derin himmet ve hikmet nedir acaba? Millî Görüş cenâhının fikrî hedeflerini bilenler için bu olayın tefsiri şudur; Başbakan Erdoğan, bu düşüncesiyle Türkiye'nin üniter yapısını tâhrif etmek ve İstanbul'u yeniden başkent yapmak hedefiyle Başbuğ Atatürk'ün vücûda getirdiği lâik, üniter ve ulus cumhuriyetin rövanşını almak istiyor. İyiden iyiye "Sultan" ve "İlâh" malihûlyasına kapılan Başbakan Erdoğan tek başına Türkiye Cumhuriyeti'ni tâsfiye ediyor. Yüzde 47'e ithâf olunur...
Kür Şad Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 12.01.2008, 20:55   #3 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
GÜLER TÜRK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 07.07.2007
Yaş: 28
İletiler: 440
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Vaktiyle ilan tahtalarına demokrasi abideleri olarak gösterilen Menderes, Özal ve Erdoğan'ın resimleri vardı. Menderes'ten süregelen 'İstersem odunu bile cumhurbaşkanı seçtiririm.' anlayışının devamını halen seyrediyoruz. Demokrasinin tanımımı değişti?
Kendini padişah, sultan, hükümdar zanneden iktidarın ayak sesleri önceden belliydi. Ben yaptım oldu, ben ne dersem o olur. Seçimden önce onca anlatıldı, yazıldı, çizildi. Herkes güldü solo halinde gülüm benim gülüm benim gülüm benim demeye başladılar. Sonra koro haline geldiler.
Atalarımızın ağaçlara, dallara, sıra sıra yollara, masmavi bulutlara bile nakış nakış işledikleri somut bir kavram Türklüğü bile kaldırmak zihniyetinde olanlar halen gülebiliyorlar mı?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının değişmez hükümlerine muhalefet bir zihniyetle ne derecede ilerlenebilinir. Merkezi yönetim-yerinden yönetim sistemiyle yürütülen ülkemizin yönetim anlayışını anlamamış mantık başka Atatürk döneminde kurulan hangi kurumların yerlerini değiştirecek? Türkiye'nin para ve maliye politkasına yön veren Merkez Bankası'nın Başkent dışına çıkarılmasına cesareti verenlerin gülmeleri kahkahaya dönüşmeden düşünmelerinin zamanı gelmedi mi?
__________________
Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.
Mustafa Kemal ATATÜRK
GÜLER TÜRK Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 12.01.2008, 22:00   #4 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ALPAGU AKBÖRÜ adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
İletiler: 339
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Tüm dünya ülkelerinde merkez bankası başşehirlerindedir.Fakat bizde bu değiştirilecek !? Neden ? Finans ile ilgili değil elbette sinsi planlarının bir diğer ayağı.
__________________
TÜRK ,ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN.
Son Başbuğ Gazi mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK
ALPAGU AKBÖRÜ Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 14.01.2008, 12:23   #5 (İleti Bağlantısı)
Töles
 
Üyelik Tarihi: 22.07.2007
Yaş: 26
İletiler: 62
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Hortumlar kısalsın diye, masraf oluyor..
__________________
Türkler, en eski çağlardan beri kımız, şarap ve rakı içerek sarhoş olurlar;
fakat ciddiyetlerini, vakarlarını asla bozmazlar.
Ozan Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 15.01.2008, 01:17   #6 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
ALPAGU AKBÖRÜ adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
İletiler: 339
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Artık hortuma bile ihtiyaç duymuyorlar andam;Bu yapmayı planladıkları şey öyle yabani birşey ki bir televizyon kanalına davet edilen ekonomist; Zaten bunun yapılamayacağını öne sürdü.''Saçmalık'' dediğini hatırlıyorum...
Şu hale bakınız.
__________________
TÜRK ,ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN.
Son Başbuğ Gazi mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK
ALPAGU AKBÖRÜ Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 15.01.2008, 12:35   #7 (İleti Bağlantısı)
Mavi Kurt
Konuk
 
İletiler: n/a
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Bu Ayasofya'nın Ankara'ya taşınması kadar saçma bir şey.
  Alıntı ile yanıtla
Alt 15.01.2008, 17:59   #8 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Üyelik Tarihi: 14.02.2007
İletiler: 114
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Basbug Mustafa Kemal Atatürk`ün kurdugu laik Türkiye Cumhuriyeti tehlike altindadir. Tayyip Erdogan bir konusmasinda, "Türkiye`yi eyaletlere bölmek lazim. Merkezi yönetimin bir takim yetkileri bunlara verilmelidir. Belediye baskanlari da bu konuda en yetkili olmalidirlar. O bölgelerdeki her türlü egitimde bunlara birakilmalidir" demistir.
Türkiye`yi pazarliyorum. Bizim icin verilecek para önemlidir. Herseyi pazarlar satariz, parayi veren düdügü calar." gibi söylemleri rahatca kullanabilen bu zihniyeti amacini acikca belli etmektedir.
AYZIT Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 15.01.2008, 23:38   #9 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
karayazı adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 01.12.2007
Yaş: 25
İletiler: 180
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Kandaşlarım ne yapalımda bu abede maşasından kurtulalım şu hale bakın ulusun kanla aldığı topraklar göz göre göre yabancılara satılıyor dayanamıyorum kahroluyorum içim içimi yiyor buna dur demek lazım bedeli paha biçilemez şehit kanı olan bu toprakları bu kansız herif nası olurda tüm ulusun önünde yabancılara satar.... NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
karayazı Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 19.01.2008, 07:02   #10 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 06.10.2007
Yaş: 26
İletiler: 35
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Istanbul'da yapilacak olan Dubai kiytirik projelerine acaba yamanmak icin bir calisma olmasin bu?

Araplarin ayaklarina kadar gidip, otel odalarinda ziyaretlere kadar gidebilecek olan zihniyet icin devletin kasasini ayaklarina kadar goturmek cok dogal olmali.

Padisah zihniyetine sahip bir iktidar daha basimiza neler getirecek emin degilim. Turkculerin kurmus oldugu bir sivil toplum orgutu su anda mevcutmudur?
Bekbars Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
Flaş... Türban MGK'ya taşınıyor Bozkurtun-Oğlu Türkçü Bakış 1 17.02.2008 18:47
Anayasa meydanlara taşınıyor... Tolunay Türkçü Bakış 4 06.10.2007 22:54
Merkez Sağ? Türkçü Çeri Türkçü Bakış 1 23.07.2007 06:24
AKP İktidarına karşı Merkez Sağ İttifakDYP-ANAP-MHP-BBP-ATP polatkel Türkçü Bakış 5 04.08.2006 00:40
Kara Kuvvetleri Karargahı taşınıyor iddiası... TürkOğuz Kara Kuvvetleri 1 22.04.2006 23:10


Atsızcılar @ 2005