Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Sorun & Öğrenin > Sorun & Öğrenin
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 19.11.2007, 14:03   #1 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 09.08.2007
Yaş: 23
İletiler: 69
Akrep Rss Beslemesi
Moğollar'la Akraba mıyız?

Bildiğim kadarıyla Moğollar Türk değil ancak Orta Asya'dan kaynaklanan bir akrabalık ilişkisi var mı?

Birçok ünlü Moğol şahsiyeti (Cengiz Han, Hülagu Han vs) Türk olarak algılanıyor. Bunun sebebi ne?

Bir de Cengiz Han ve Hülagu Han gibi şahsiyetler sadece Türkler'de ve Moğollar'da "iyi" insanlar olarak algılanıyor bunun dışındaki bütün milletler bu kağanları "canavar" olarak gösterip kötülüyor. Özellikle arapların ve farsların Cengiz Han'a "deccal" dedikleri biliniyor..Ama biz Türkler Cengiz Han'ı büyük ve iyi bir lider olarak biliriz. Cengiz Han Türk mü? Yabancı kaynaklar Moğol olduğunu söylüyor. O zaman Moğollar Türk mü? Değilse neden Türk gibi gösteriliyor?
Akrep adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 14:13   #2 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
Yaşadığı Yer: TÜRKMEN ELİ
Yaş: 37
İletiler: 214
K_O_P_R_U_L_U Rss Beslemesi
guzel bir soru.ayni soruyu bende sormak isterdim.
K_O_P_R_U_L_U adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 14:19   #3 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Balasagun - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
İletiler: 118
Balasagun Rss Beslemesi
Basitçe söylemek gerekirse Moğollarla Türklerin kökeni aynıdır,Hunlar döneminde Türk Moğol arasındaki ayrım gerçekleşti sanırım,ama ondan sonraki zamanlarda gene Türklerle Moğollar ilişkilerini sürdürmüş kimi zaman savaşmış çoğunluklada beraber yaşamışlardır.Çingizin ordusu Türk-Moğol ordusuydu Hülagü'ünde öyle.Mogol ırk adı değil siyasi bir admış.Bunlar benim okuduklarım yanlışlar olabilir.TTK!
Balasagun adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 14:22   #4 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
TUVA HAN - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.07.2007
İletiler: 312
TUVA HAN Rss Beslemesi
Alıntı:
Akrep´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Bildiğim kadarıyla Moğollar Türk değil ancak Orta Asya'dan kaynaklanan bir akrabalık ilişkisi var mı?

Birçok ünlü Moğol şahsiyeti (Cengiz Han, Hülagu Han vs) Türk olarak algılanıyor. Bunun sebebi ne?

Bir de Cengiz Han ve Hülagu Han gibi şahsiyetler sadece Türkler'de ve Moğollar'da "iyi" insanlar olarak algılanıyor bunun dışındaki bütün milletler bu kağanları "canavar" olarak gösterip kötülüyor. Özellikle arapların ve farsların Cengiz Han'a "deccal" dedikleri biliniyor..Ama biz Türkler Cengiz Han'ı büyük ve iyi bir lider olarak biliriz. Cengiz Han Türk mü? Yabancı kaynaklar Moğol olduğunu söylüyor. O zaman Moğollar Türk mü? Değilse neden Türk gibi gösteriliyor?
Cengiz kağan'dan önce bildiğim kadarı ile hiç bir kaynakta Moğollar geçmez. Tarihte ilk defa Cengiz kağan tarafından tanıtılmıştır.
Kökenleri Sien Pieyenler'e(proto Türk) dayanır. Siyen pieyenler hemen hemen her kaynakta Türk olarak geçer. Hun imparatorluğu döneminde Türkler'den ayrılmıştır. Moğollara belki 1000 yıl öncesinde yaşasaydık Türk diyebilirdik çünkü o zamanlar bu iki kavim arasında bu kadar farklılık yoktu. Konuştukları dil, Türk dil ailesine en yakın dildir. Ünlü Moğol çadırları, Yörük çadırlarına oldukça benzer. Kafatasları tam brakisefal'dir
Cengiz kağan kendisinin ve halkının bozkurt soyundan geldiğini söylemesi Moğol ve Türkler'in kökeninin aynı kavim olduğunu gösteren başka bir kaynak olarakta gösterilebilir. Bazı Avrupalı tarihçiler Türkleri, Moğol ırkı olarakta göstermektedirler.
Sonuç olarak Moğollar, Türk değildir ama akraba bir soydur.
__________________
Ufak meselelerle büyük dâvalar engellenemez. Türkçülük yürüyecek ve Türk ırkı muzaffer olacaktır.
TUVA HAN adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 15:06   #5 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Jöntürk - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 29.07.2007
Yaş: 26
İletiler: 365
Jöntürk Rss Beslemesi
Cengiz Kağan ortaya çıkana kadar Moğollar'a hiçbir yazılı kaynakta rastlanmamıştır. Cengiz Kağan Tatar, Kerait, Merkit ve Nayman halklarını kendi bünyesinde birleştirilerek ve onlara kendi kültürlerini aşılayarak hepsine birden moğol adıni vermiştir.

Çin kaynaklarında Moğollar cahil, cühela ve vahşi bir kavim olarak geçer. Özellikle Uygurlar döneminde Moğollar Türkleştirilmişlerdir.Târih, ırk, tip, din, dil, edebiyât, kültür bakımından Moğollar, bugün Türklerden ayrı bir millettir. Ancak Türklere heryönden en fazla benzeyen millettirde. Ural-Altay dil birliği içinde yer almaları sebebiyle târih öncesi bir yakınlıktan bahsedilebilir.

Aslen Moğollar Türk değildi. Ancak Moğollar uzun süre Türklerin egemenliği altında yaşadığından Türkleşmiş Moğollar sayısı çokçadır. Cengiz Han, Hülagü Han, Timur Han Moğol kökenden gelip nesillerin gelişip değişmesiyle Türkleşen devlet adamlarıdır.
Jöntürk adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 15:13   #6 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 09.08.2007
Yaş: 23
İletiler: 69
Akrep Rss Beslemesi
Türkçe sözcükler "H" harfiyle başlamaz. O halde "Hülagü" da Türkçe bir sözcük değil ve Hülagü da Türk bir kağan değil. Doğru mu?
Akrep adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 16:25   #7 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Duman - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 24.11.2006
İletiler: 26
Duman Rss Beslemesi
Alıntı:
Akrep´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Türkçe sözcükler "H" harfiyle başlamaz. O halde "Hülagü" da Türkçe bir sözcük değil ve Hülagü da Türk bir kağan değil. Doğru mu?
Dogru fakat ona bakarsan "Han" kelimesi de Türkce bir sözcük degil ama zaman icerisinde yani daha dogrusu batiya göc ettigimizden beri bazi kelimelerimiz degismistir."Han" kelimesi "Kagan" sözcügünden türemistir.Tipki Hakan ismi gibi.
Duman adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 16:29   #8 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Balasagun - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
İletiler: 118
Balasagun Rss Beslemesi
Alıntı:
Akrep´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Türkçe sözcükler "H" harfiyle başlamaz. O halde "Hülagü" da Türkçe bir sözcük değil ve Hülagü da Türk bir kağan değil. Doğru mu?
Hülagü Türk-Moğol birliğinin kağanıdır.Atsız Ata Çingizin Moğollaşmış Türk olduğunu söyler,zaten bildiği iki dil varmış Türkçe ve Moğolca.Bir sitede Çingizin eşi Börteninde Türk olduğunu okumuştum.Türklerle Moğollar tarih boyunca devamlı beraber yaşadıklarından ayrım yapmak zordur diye biliyorum.
Balasagun adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 16:29   #9 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Üyelik tarihi: 16.08.2007
İletiler: 207
Kür Şad Rss Beslemesi
Bu konu (Cengiz Han'ın Türklüğü) hakkında daha önce Türkçü.net'in forum kısmında yer alan bir yazıyı aktarıyorum. Tam olarak hatırlamıyorum ama Salur Beğ veya Kıraç Ata'ya ait bir yazı...

"Prof. İbrahim Kafesoğlu, Cengiz Han'ın Türk değil, Moğol olduğu konusunda ısrar etmişti. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan ise aksini iddia ediyordu. Togan, Çingiz Han'ın soyca Türk olduğuna kesinlikle kanaat getirmişti. 1941'deki 'Moğollar, Çingiz ve Türkler' adlı eserinde bu konuyu ele almış ve iddiasını kanıtlamıştır. 1946'da yayınlanan 'Umumi Türk Tarihine Giriş' adlı eserinde de aynı sonuca ulaşmıştı. 16 yıl sonra yazdığı 'Cengiz Türk'tür' adlı makalesi ile bu tezini tekrar perçinlemiştir.

Atsız Ata da Cengiz'in (ve Timur'un) öz be öz Türk olduklarını delilleriyle anlatmıştır. (4 Mayıs 1952 Ankara Konferansı ve Ötüken, Ağustos 1966, sayı 31–32)

Klaproth ve Rasonyi gibi birçok tarihçi de Cengiz Han'ın Türklüğünü doğrular kanıtlar vermişlerdir.

Cengiz Han, Gök Türkler'in (Çinli yazılışıyla) Şato prenslerinin 8. göbek torunuydu. Uygurlar zamanında bu prensler, Türklerin develerini gütmekle görevli kuzeyli Moğolları denetlemek üzere oraya gönderilirdi. Moğollar arasında kalan bu Türk aile, Börütekin (Bozkurt), Alanguva (Akgeyik) ve özellikle Asena (Dişi Kurt) seçeresini unutmamış, kendilerinden türeyen "bozulmamış" ları 'Nirun' (safkan) klanından saymıştır. Cengiz Han'ın en yakın çevresi de bunlardan oluşmuştur.

Cengiz soyu, bunların en asili (ve Oğuz Han'a kadar çıkarılıp, hükümranlığa namzet sayılan) Kay (Kayı, Kıyat) boyundandır. Ana kolu bu boydan olan aileden gelen Timur gibi Cengiz Han da ak tenli, kumral, uzunca boylu ve yeşil-ela gözlüydü. (Gök Türkler'in hakanlarının tasvirine aynen uyuyordu) Hafif göz çekikliği ise, onun bir Cermen ya da Slav değil, Türk antropolojisine uygunluğunu gösteriyordu.

Cengiz'in babası Yesukav, bir Türk kızı olan Ulun Eke'yi kaçırıp evlenmiş, Temuçin (Cengiz Han) bu Türk anadan doğmuştu.

Cengiz, Moğolca da, Türkçe de konuşur, başka dil bilmezdi. Kendini Türk bildiği de, şu olaydan anlaşılıyor: Kadı Vahideddin kendisini Afganistan'da ziyarete geldiğinde, Kağan ona sormuş: "Peygamberiniz benim için ne diyor? Kadı da, Peygamberin "Türkler, size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın" demiş olduğunu nakletmiş, Cengiz Han da bunun çok hakimane olduğunu söyleyerek Türk hitabını kendisine mal etmiş ve milliyet şuurunu belli etmiştir. (Zeki Velidi Togan)

Ayrıca Cengiz Han'ın maiyeti Prof. Bahattin Ögel'in bir araştırmasına göre %80 Türk'tü. (Çoğu Uygur Türk'ü)

Çingiz'den önce Moğol diye bir topluluk yoktu ki Çingiz Moğol olarak doğmuş olsun. Moğol adı tarihte ilk kez Çingiz ile birlikte ortaya çıkmıştır. Çingiz Kağan kumral saçlı, yeşil gözlü bir Çağatay Türkü'dür. Orta Asya'daki Türk boylarını tek sancak altında birleştirerek Moğol İmparatorluğu'nu kurmuştur. Yani Moğol bir soyun adı değil, tıpkı Osmanlı gibi bir cemaat adıdır, siyasi addır. Moğol denilen insanların ataları Gök Türklere kadar gider, yani bunlar Türk'tür. Fakat Müslüman olmadıkları ve tarih boyunca Müslümanlarla savaştıkları için Türklükten dışlanmış, sanki farklı bir soymuş gibi tanıtılmışlardır.

Konuyla ilgili olarak Ordinaryüs Profesör Zeki Velidî Togan'ın 1941 yılında yayınladığı "Moğollar, Çingiz ve Türklük" adlı kitabını tavsiye ediyorum. Bulması zordur ama bulup okuyabilirseniz Çingiz'in Türk olduğunu kanıtlarıyla birlikte görürsünüz.

Çocukluk yıllarında karnını doyuracak ekmeği güçlükle bulan yoksul çoban Temuçin'in, uçmağa vardığı gün ardında neredeyse bütün Asya'yı miras bırakan Moğol İmparatoru Çingiz Kağan'a dönüşmesi, dünya tarihinin en muhteşem destanıdır. Yobaz zihniyetin etkisinde kalarak bu büyük Türk Başbuğu'nu Türklükten dışlamaya kalkışmayın. Müslümanlarla savaşmasının sebebi, ümmetçilik denen işin nasıl büyük bir tehlike olduğunu ta o zamanlar fark etmiş olmasıdır. Milli şuuru yok ederek Türk'e en büyük zararı veren ümmetçiliğin kökünü kurutabilmek için hayatı boyunca Müslümanlarla savaşmıştır. Oğlu Hülagü ve torunu Abaka da onun izinden gitmişlerdir ama ne yazık ki bu Arap icadını yok etmeyi başaramamışlardır."
Kür Şad adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 17:42   #10 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
GökTürkAlp - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 27.08.2007
İletiler: 504
GökTürkAlp Rss Beslemesi
Güzel bir konu olmuş cevaplar için teşekkürler....
__________________
Türk milleti öyle büyük ve ulu bir millettir ki, insan yüz sene yaşasa, yedi yaşında kalemi eline alsa, gece gündüz demeyip yazmaya başlasa ve ilahi bir aydınlık ve bir bilgi kaynağı insanın kulağında durmadan, Türk ırkının ekonomik, sosyal, kültürel, medeni, siyasi, askeri oluşumları hakkında bilgiler fısıldasa, iki elinin on parmağı ile doksan üç sene durmadan yazsa, yine de Türk tarihini tamamen yazdım diyemez......
GökTürkAlp adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 19:05   #11 (İleti Bağlantısı)
Urukçu Türk
 
Karasili Yörük - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.11.2007
Yaşadığı Yer: Türkmen Çanakkale
Yaş: 24
İletiler: 53
Karasili Yörük Rss Beslemesi
Günümüzde Moğollara Türk demek yanlış olur. Çünkü Kuzeyli Türkler bile (Kıpçak ve Sibirya Türkleri) genetik olarak Mançu-Tunguz , Koreli-Japonlara, Moğollardan daha yakındır. Ama yinede bu budunlar aynı kaynaktan çıkmış ve zamanla farklı kollara ayrılmıştır.
Karasili Yörük adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.11.2007, 19:10   #12 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Balbal - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.01.2007
İletiler: 779
Balbal Rss Beslemesi
Alıntı:
Karasili Yürükdadası´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Günümüzde Moğollara Türk demek yanlış olur. Çünkü Kuzeyli Türkler bile (Kıpçak ve Sibirya Türkleri) genetik olarak Mançu-Tunguz , Koreli-Japonlara, Moğollardan daha yakındır. Ama yinede bu budunlar aynı kaynaktan çıkmış ve zamanla farklı kollara ayrılmıştır.
Koreliler ve Japonların Türklerle pek bir alakası yok. Onlar fazlasıyla çinlilerle karışmışlar. Moğollar hala bize genetik olarak en yakın millettir.
Balbal adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.11.2007, 15:50   #13 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
GöktürkSelimPUSAT - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 28.10.2007
Yaşadığı Yer: Adalar Denizi'nden Altaylar'ın daha ötesine kadar Türk'ün yaşadığı heryer!!!
Yaş: 24
İletiler: 102
GöktürkSelimPUSAT Rss Beslemesi
Alıntı:
TUVA-HAN´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Cengiz kağan'dan önce bildiğim kadarı ile hiç bir kaynakta Moğollar geçmez. Tarihte ilk defa Cengiz kağan tarafından tanıtılmıştır.
Kökenleri Sien Pieyenler'e(proto Türk) dayanır. Siyen pieyenler hemen hemen her kaynakta Türk olarak geçer. Hun imparatorluğu döneminde Türkler'den ayrılmıştır. Moğollara belki 1000 yıl öncesinde yaşasaydık Türk diyebilirdik çünkü o zamanlar bu iki kavim arasında bu kadar farklılık yoktu. Konuştukları dil, Türk dil ailesine en yakın dildir. Ünlü Moğol çadırları, Yörük çadırlarına oldukça benzer. Kafatasları tam brakisefal'dir
Cengiz kağan kendisinin ve halkının bozkurt soyundan geldiğini söylemesi Moğol ve Türkler'in kökeninin aynı kavim olduğunu gösteren başka bir kaynak olarakta gösterilebilir. Bazı Avrupalı tarihçiler Türkleri, Moğol ırkı olarakta göstermektedirler.
Sonuç olarak Moğollar, Türk değildir ama akraba bir soydur.
Şu an ki Moğol vücut ve yüz yapısı ile Türk tipi arasında ne gibi farklar vardır; dil ve gramer yapısı çok mu farklıdır?
Bilgisi olanlar bizi aydınlatırsa memnun olurum.
Esenlikler..
__________________
Sarı Zeybek şu dağların eridir,
Dağlar onun bütün yoğu varıdır.
Kendi sarı, bindiği at dorudur;
Attan inip şu dağlara yaslanır,
Gözü dalar, bakışları puslanır.
GöktürkSelimPUSAT adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.11.2007, 16:20   #14 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Efe Sumen - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.11.2007
İletiler: 61
Efe Sumen Rss Beslemesi
Cengiz Han ın ordusunun büyük bir kısmının hatta tamamına yakınının Tatar lar dan olustugunu duymustum... Birde tam emin olmamamla beraber bizdeki bozkurtun yerinin onlarda köpek oldugunu biliyorum
Efe Sumen adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.11.2007, 16:30   #15 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 14.08.2007
İletiler: 313
ATATÜRKÇÜ GENÇLİK KURT Rss Beslemesi
MOĞOLLAR BİZE EN YAKIN MİLLETTİR

Eski devirlerden beri Türkler'in anayurdunun bir parçası olarak bilinen ve bugünkü Moğolistan ve Mançurya'yı içine alan Asya'nın kuzeydoğu bölgeleri, Hunlar'dan beri türlü Türk boyları ile Moğol ve Mançu gibi diğer Altay kavimlerinin faaliyette bulunduğu sahalar olmuştur. Türkler'in cedleri olarak kabul edilen ve Çin'le daimî bir mücadele halinde yaşayan Hunlar buralardan batıya ve güneye yayıldıkları gibi, 6-8. yy.'lardan itibaren Asya tarihinde siyaset ve kültür bakımından büyük rol oynamaya başlayan Gök-Türk İmparatorluğu'nun merkezi de burası idi.

Ancak denizden uzak ve sert kara iklimine sahip olan ve bilhassa Çin ile daimî bir savaş halinde yaşamayı icabettiren bu bölgeyi, istikbal için karanlık gören Türkler, IX. yy.dan itibaren yavaş yavaş terketmişler ve merkezlerini batıya ve güneybatıya nakletmişlerdir. Türkler'in en eski dil ve kültür âbidesi olarak bilinen Orhon ve Yenisey yazıtları bu bölgelerde meydana gelmiş ve bunların asılları da hâlâ burada muhafaza edilmekle beraber, burası bugün artık bir "Moğolistan" olarak tanınmakta ve Türklükle ilgisi, ancak tarihî bir değer taşımaktadır.

Siyasî ve idarî merkez batı ve güneybatıya kaymakla beraber, Türk boylarının bir kısmı Moğollar'la bir arada veya onlarla komşu bir halde yaşamakta devam etmişler, Moğollar'ın bir kısmı Türkleşirken bazı Türk boylarının da "Moğollaştığı" görülmüştür. Altay'daki Türk boyları ile Moğollar arasındaki buna benzer karşılıklı temas ve kaynaşmalar, XX. yy.'a kadar devam etmiş ve etmektedir. Bu yüzden, Moğollar arasında Türk ve Türkler içerisinde Moğol boy adlarına rastlandığı gibi, bazan da aynı boy adının hen Türk, hem Moğol cemiyetlerinde aynı zamanda kullanıldığı görülmüş, fakat duruma göre bunların bazıları "Türk" bazıları "Moğol" kaynaklı olarak değerlendirilmiştir.

XII. yy.'da tarih sahnesine çıkışlarından önce, Moğollar'ın bu zümreye mensup aşağıda saydığımız boyların, devlet kurma gibi siyasî ve sosyal faaliyetleri bölgesel kalmıştır. XII. ve XIII. yy.'larda, bir cihan imparatorluğu kurulması şeklinde karşımıza çıkan hâdiseler ise, dünya tarihin en önemli sayfalarından biri olup, bundan önceki Hun, Avar, Göktürk devirlirini hatırlatmakta ve bunların birer tekrarı gibi karşımıza çıkmaktadır.

Asya bozkırlarında vücuda getirilen bu son büyük imparatorluğun rehberliğini üzerine alan Cengiz (Çinggiz), kendisinin mensup olduğu Moğol kabilelerini birleştirdikten sonra, Türk boylarını da kendi hâkimiyeti altına alarak, bunların da Moğollar'la beraber hareket etmesini temin etmiştir. Zaten eskiden beri aynı tarihî mukadderata bağlı kalan bu bozkır kabileleri, teşkilât ve iktisadî bünye bakımından olduğu kadar, kültür bakımından da birbirlerine yabancı olmadıkları gibi, bilhassa bu iki millet arasındaki temasların daha sık olduğu hudut boylarında etnik bakımdan da az çok birbirlerinin tesiri altında kalmışlardı.

Bozkır kanunları, bu kanunların doğurduğu hayat şartları ve bunlar üzerine kurulan siyasî birlikler, uzun asırlar süren müşterek tarih içinde, bunların bir kısmını o şekilde birbirine karıştırmış ve yoğurmuştur ki, bu kavimler arasındaki ırk farkları âdeta silinmiş ve bazılarını diğerleri içinde eritmiştir. Birçok Moğol kabileleri daha çok eski devirlerde Türkler içinde temsil edilmiş olduğu gibi, bugünkü Moğollar arasında da bu şekilde temsile uğramış Türk zümrelerini bulmak mümkündür. Türk zümrelerinin bilhassa Moğollar'a yakın sahalarda oturan kısımlarında bunun izlerini bugün bile görmek mümkündür.

Cengiz'in rehberliği altında meydana çıkan Moğollar'ın kısa bir zamanda bu kadar kuvvetli bir teşkilât vücuda getirebilmiş olmaları, Moğollar'ın kendi kuvvetlerinden ziyade, ancak tarihî mukadderatın hazırladığı bu yakınlık sayesinde, Türk kavimlerinin bir kısmının Moğollar'a derhal iltihakının temin edilmiş olmasiyle açıklanabilir. Moğollar'la işbirliği neticesinde bu Türk zümreleri vasıtasıyle komşu Türk kültür merkezlerinin bu teşkilat içerisine alınmış olması, Türk tarihinin gelişmesinin tâyininde de bir unsur olmuştur. Moğol devlet teşkilâtının eski Türk an'anesi üzerine kurulduğunu eskiden beri Türkler'de gördüğümüz ıstılahların aynen kabul edilmiş olmasiyle de isbat edildiği gibi, Türk ülkelerinin doğu kısmında hâkim olan kültürün dini olan burkancılığın Moğollar arasında yayılması ve Uygur alfabesinin bugüne kadar hâlâ Moğollar tarafından kullanılmakta olması da bunun birer delilidir.

Türk-Moğol İmparatorluğu ve Devamı


XII. yy.'ın sonları ile XII. yy.'ın başlarında, yalnız Türk dünyasının değil, o zamanki dünyanın büyük kısmını içine alan Asya ve Avrupa'nın bütün milletlerini yakından ilgilendiren büyük hâdiseler cereyan etmiştir ki, bu da, dünyaya yeni bir nizam vermeye çalışan Türk-Moğol İmparatorluğu'nun kurulması şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu imparatorluğa, kurucusundan dolayı bazan "Cengiz İmparatorluğu", bazan "Moğol" veya "Türk-Moğol İmparatorluğu" (veyahut: "Hanlığı", "Kağanlığı") denmiştir.

İlk devrede bu imparatorluğun hâkim unsuru Moğollar olmakla beraber, devlet genişleyince, kısa zaman içerisinde ahalinin ve askerlerinin büyük bir ekseriyetini Türkler teşkil ettiği gibi, devlet teşkilâtının esasları ve birçok müesseseler de, eski Türk geleneklerinin devamından başka bir şey değildi. Bu yüzden, Cengiz Han'ın kurduğu devlete "Türk-Moğol Hakanlığı" adını vermek doğru olur.

Bu devirde bütün Türk ülkeleri (az bir istisna ile) bir tek imparatorluk halinde birleşmiş durumda idi. Bu büyük imparatorluk, Çin Hindistanı ve Arabistan dışında bütün Asya'yı ve bütün Şarkî Avrupa'yı sınırları içine almıştı. İşte bu bakımdandır ki Türk-Moğol istilâsı ve Hakanlığı, Türk tarihini yakından alâkadar etmektedir. Bazı tarihî hadiseler ve hissî tesirler yüzünden, "Türk-Moğol ve Tatar" konuları yeteri derecede açıklanamadığından veya şahıs ve milletlere göre birbirinden farklı tefsirlere dayanıldığından, yalnız "Türk-Moğol İmparatorluğu" dediğimiz Cengiz devri değil, hattâ onun parçalanmasından doğan Türk devletleri bile bazan Türk tarihinin dışında bırakılmak istenmiştir.

Fakat, şurası da bir gerçektir ki, Cengiz'in kurduğu Hakanlık esas itibariyle Türk tarihinin ayrılmaz bir kısmını teşkil etmektedir. Zaten Cengiz'in kendisi de bazı rivayetlere göre, Türk menşelidir. O zamana kadar, tarihte hemen hemen hiçbir rol oynamamış olan Kerülen nehri yakınındaki kabileler, Yesügey-bağatur'un oğlu Temücin (Temuçin)in dehası sayesinde kısa bir zaman içinde büyük bir faaliyet görtermeğe başladılar.

12. yy.'ın sonlarında tarih sahnesine çıkışları sırasında, Moğolistan ve civarında başlıca şu büyük boylar yaşıyor ve birbirleriyle amansız bir mücadele halinde bulunuyorlardı: İrtiş ile Orhon arasında ve Altay dağlarının kuzeyinde olmak üzere en batıda Naymanlar, onların doğusunda Orhon civarında Kereyitler, onların kuzeyinde, Selenge nehrinin orta ve aşağı mecrasında Merkitler, onların batısında ve Naymanlar'ın kuzeyinde olmak üzere Oyratlar, Büyür gölü civarında Tatarlar ve ilk zamanlarda fazla kuvvetli ve tananmış olmamakla beraber, Cengiz Han tarafından bütün boyların birleştirilmesinden sonra adları umumî bir millî isim haline getirilen Moğol (Manghol)lar bunların başlıcaları idi. Naymanlar ve Kereyitler, Uygur Türklerinin komşusu olmakla kültür bakımından onların tesiri altında kalmışlar, yazı ile birlikte birçok medeniyet ve kültür unsurlarını Uygurlar'dan alan Moğol boylarından bilhassa Naymanlar, diğer komşularına nazaran üstün bir seviyede bulunuyorlardı.

X. yy.'da Moğolistan'da siyasî faaliyetin hızlandığını, Kırgızlar'ın batıya, Yenisey civarına püskürtüldüğünü ve Kuzey Çin'e yerleşen Hıtaylar'ın, Liao adında bir sülâle kurulduğunu görüyoruz. Liao devleti 1225'te yıkılmış ve onların bir kısmı batıya göçerek, Tarım ve Fergana vâdisinde, yüz yıl kadar yaşayan Kara-Hıtay devletini kurmuşlardır.
Halkın esas kitlesi, eski Türkler'de olduğu gibi tabiat dini veya şamanlığı mensup olmakla beraber, Moğol boyları arasında Budizm ve Naymanlar'la Kereyitler arasında Hristiyanlık da yayılmakta, Çin ile olan daimî mücadele ve temas neticesinde Çin kültürü de tesirini göstermekte idi.

Çinliler, kuzeydeki boyları, bazan kendi adlariyle zikretmekle beraber, (mes. Hiung-nu=Hun; T'u,K'üe=Türk), çok defa onları Türk veya Moğol olarak ayırmadan, toptan Tatar(Ta-ta) diye adlandırmışlar, XIII. yy. başlarında ise Moğollar'ı Çin sınırına yakınlıklarına ve medenî seviyelerine göre "Beyaz Tatar", "Kara Tatar" ve "Yabani Tatar" şeklinde gruplandırmışlardır.

Tatar Meselesi


Tatar sözü, gerek Türk ve gerek Moğollar arasında eskiden beri bir boy adı olarak kullanılmakta idi. Ancak, Moğollar'daki Tatarlar'la Türk boyu olan Tatarlar'ın aynı olmadıklarını hatırlatmak yerinde olur. Moğol-Tatarlar, 1202 tarihinde Dalan-Nemürges savaşında Cengiz (Çinggiz) Han tarafından yenilerek parçalanmışlar ve bütün mensupları da diğer boylar arasında taksim edilmişlerdir. Böylece Tatar boyu Moğollar arasında ortadan kalkmakla beraber, bu ad yabancılar tarafından bazan "Moğol", bazan da "Türk" anlamında kullanılmakta devam etmiştir.
Türk dilinin en eski belgelerinde olan Orhon yazıtlarında zikredilen "Tatar" halk adını bazı tarihçiler Moğol, bazıları da Türk menşeli olarak mütalâa etmişlerdir. Fakat Kaşgarlı Mahmûd'un "Divan-ı Lûgat-it-Türk'ünde adı geçen Tatarlar'ın bir Türk boyu olduğunda şüphe olmasa gerek.

Ruslar da Cengiz devri için bazan "Moğol", bazan da "Tatar" adını kullanmışlar, hattâ ondan sonra kurulan ve birer Türk Devleti olan Altın Ordu ve Kazan Hanlığı ve ahalisine hep Tatar demişlerdir. Çarlık devrinde ellerine geçirdikleri bütün diğer Türk boylarına Ruslar toptan "Tatar" demişler, fakat bununla hiçbir zaman "Moğollar"ı kastetmeyip, bu tâbiri yalnız ve yalnız Türk boyları için kullanmışlardır (meselâ: Kazan Tatarları, Kırım Tatarları, Astrahan Tatarları, Kafkasya Tatarları, Azerbaycan Tatarları, Taşkent, Hive, Buhara Tatarları, Kaşgar, Kulca Tatarları, Sibirya, Altay Tatarları, vb.).

Sovyetler devrinde "Tatar" sözünün "Türk" karşılığı olarak kullanılması terkedilerek, bunun yerine her Türk boyunun kendi adını kullanması usulü kabul edilmiş ve siyasî maksatlarla tatbik edilen usulle, birer Başkurt, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Uygur, Karaçay, Balkar, Azeri v.b. gibi "milletlerin" yaratılmasına çalışılmıştır. Fakat siyasî maksatlarla yürütülen bu tatbikat yanında, Sovyet ilmî edebiyat ve neşriyatında bu toplulukların "Türk" camiasından olduğu inkâr edilemediğinden, Sovyet Türkoloji ilminde bunların hepsi de bir arada mütalâa edilmekte ancak birbirine çok yakın olduğu için "Türk şiveleri ve lehçeleri" dediğimiz tâbirler yerine Sovyet Türkologları, Türk dilleri tabirini kullanmaktadırlar.

Bundan başka, Rus ilim edebiyatında, Rusya içindeki Türk boylarını Türkiye Türkleri'nden ayrı mütalâa etmek için "tyurki, Tyurkskiy" (Türkler, Türkçe), Türkiye Türkleri için ese "Turok, Turki, Turetskiy" (Türk, Türkler, Türkçe) tâbirleri yaratılmıştır. Son yıllarda batı dünyasında da (bilhassa İngiliz ve Amerikan edebiyatında) buna uyularak Rusya'daki Türkler için "Türkic (T.peoples, T. languages" Türk halkları, Türk dilleri), Türkiye Türkleri için "Türkish" tâbirlerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu suretle Rusça "Tyurkskiy" ve İngilizce "Turkic" tâbirlerinin, 1917'ye kadar Rusya içindeki Türkler için umumî bir ad olma istidadını gösteren "Tatar" tâbiri yerine kullanıldığı meydana çıkmaktadır.

Bugün "Tatar" sözü bir Türk boy adı olarak ancak "Kazanlı" veya "Kuzey Türkleri" dediğimiz İdil-Ural, Batı Sibirya ve Astrahan ahalisi ile "Kırımlı"lar için kullanılmaktadır. Zikrettiğimiz bu boylar artık bugün bu ismi kendileri de bir halk adı olarak benimsemiş durumdadır.

Cengiz devleti ilk devrelerde Moğollar'dan ibaret iken, kısa zamanda genişleyerek bir cihan imparatorluğu haline gelmiş ve neticede bir Türk-Moğol imparatorluğu şeklini almıştır. Çünkü, Türkler'le meskûn hemen hemen bütün ülkeler bu devletin içine alınmış bulunuyordu. Başka bir çok milletler de bu imparatorluğa mensup olmakla beraber, esas kitle ve nüfusun büyük kısmı(100 yıl Moğol idaresinde kalmış olan Çin istisna edilirse) Türkler'den ibaretti.

Bazıları sulh yolu ile, bazıları savaş neticesinde Cengiz'e tabi olan Türk boyları, kısa zamanda onunla anlaşarak büyük imparatorluğun sosyal, askeri ve idarî bütün işlerine iştirake başlamışlardı. Sayı bakımından imparatorluğun içinde ekalliyette kalan ve kültür bakımından Türkler'e nazaran aşağı seviyede olan Moğollar'ın mühim bir kısmı İslâmiyeti kabul ederek Türkleşmiş, kalanları da esas Moğolistan'a dönmüştür. Böylece imparatorluk parçalandığı zaman, bundan Moğol değil, Altın Ordu, Sibir, Çağatay, İlhanlı gibi yeni yeni Türk devletleri ortaya çıkmış, Moğollar'ın hâkimiyeti eski yurtlarına inhisar etmiştir.


Tatarlar Kimdir ?


"Tatar" sözü, çeşitli zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu deyimi, yüzyıllar boyunca, Avrupa Rusyası'nda yaşayan Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlardır
Batılı yazar ve araştırmacılar "Tatar" kelimesini, Türkistan'da ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Türkler için kullanmaktaydılar. Osmanlılar ise, miladî on altıncı yüzyıldan başlayarak "Tatar" deyimini, kuzey Türkleri için kullanmışlardır.
Kırım Hanları için ilk defa Osmanlı Fermanlarında 1696 yılında tatar ifadesi geçmektedir. İslâm dünyasında ilk kullanıldığında, "Tatar" kelimesiyle kastedilen, "Moğol" idi. Miladî on üçüncü yüzyılda yaşamış olan Arap tarihçi İbnül Esir, Moğollardan bahsederken daima "Tatar" kelimesini kullanmaktadır: "Tatarların İslâm ülkelerine gelişi" "Tatarların Türkistan ve Maveraünnehr'e çıkışı" "Kâfir Tatarların Harzemşah üzerine yürüyüşü" gibi. Tabiî şamanist, kısmen budist Moğollardan bahsetmektedir.

Cengiz Han'ın Celâleddin Harzemşah'a yetişmesini anlatırken "Celâleddin (Sind nehrini) geçemedi, Cengiz Han Tatarlarla ona yetişti" demektedir. İbn Kesir (öl.1372), Cengiz Han'ı anlatırken "Tatarların en büyük sultanı, bugünkü meliklerinin babası" ifadesini kullanır.

İbn Haldun da "Bu sultan, Cengiz Han, Tatarların sultanıdır" demektedir. Çok iyi bilindiği gibi Cengiz Han, Moğol hükümdarıdır."Tatar" kelimesi, günümüz Arap araştırmacılar tarafından da "Moğol" yerine kullanılmaktadır. Meselâ, Moğol istilâlarını gösteren haritanın yaftası "Tatar yağması"dır. Moğollar, 1258 de Bağdat'ı işgal edip Abbasî Halifeliğini yıkmadan önce, 1237 de Moskova'yı zaptettiler. Moğol (Tatar) ordusunda en kalabalık zümre Kıpçak Türkleri idi.

Türklerin büyük çoğunlukta olduğu Moğol ordusu, günümüzde Rusya denen bölgeyi, on üçüncü yüzyılın ilk yarısında zaptetmişti. Bu durum, Rusların, Avrupa Rusya'sındaki bütün Türk kökenli Müslümanlara niçin Tatar dediklerini açıklar.

Moğol (Tatar) ordusunun büyük çoğunluğu Türktü; Ruslara göre, bütün Avrupa Rusya'sında yaşayan Müslüman Türkler, Moğolların (Tatarların) torunlarıydı.

Önemle belirtilmesi gereken bir husus da, Moğol (Tatar) ordusunun çoğunluğu Türk olmakla birlikte, bütün komuta kademeleri Moğolların tekelindeydi. Kıpçaklar, Peçenekler ve öteki Türk boylarından gelenler rütbesiz askerlerdi. Abbasî Halifeliğini 1258'de yıkmış olan, Cengiz Han oğlu Tuluy'un oğlu Hülagü ve ordusundan, bütün çağdaş ve sonraki Arap tarihçileri "Tatar" diye bahsettikleri gibi, diğer milletler de, on üçüncü yüzyılda yeryüzünün en büyük devletini kurmuş olan Moğollardan "Tatarlar" diye söz etmektedirler.
ATATÜRKÇÜ GENÇLİK KURT adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 05:20 .




Atsızcılar @ 2005