![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap! ----- "Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz. Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez (birbirinden ayrılmaz) bir siyaset vahidine (tekliğine) göre ayarlamakta büyük ve her işe hâkim bir mânâ gizlidir." 7 Temmuz 1959 Büyük Doğu dergisi Necip Fazıl KISAKÜREK Bunlar gerçek midir? Gerçek ise neden hala edebiyat kitaplarında bu şahsın adı geçmektedir? |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Kızılca soysuz olduğu için atılmıştır
|
Onları bilmem ama, bilimum ümmetçi unsurları, ibda-c yi başımıza musallat eden herif budur. ben bunu bilirim. reco kongo kanamalı hastalığının ve dahi ABDullah Güllü nün bu adamın öğretileriyle yetiştiğini bilmekteyim.
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
ve Cüneyt Zapsu'nun dedesiyle yakın dost olduklarını...
|
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Çok merak ediyorum? Atamızın ölümünden sonra, iç ve dış siyasetimiz kimlere gebedir? Kimler küçük bir olumsuzdan bahsedip borsamız inip, çıkıyor? Kimlerin önünde siyasetçilerimiz elpençe duruyor?
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Necip Fazıl, Cumhuriyet döneminde yetişen en büyük Türk düşmanlarından birisidir. Ne hazindir ki; eğitim seviyesi düşük insanlar bu adamı milliyetçi bir kimse olarak tanırlar. Türklük ve Atatürk düşmanı, fikrî dönek, kadın bacağına şiirler yazan bir müptezel olan bu şahsın herzelerinden ve saklanan adî kişiliğinden birkaç değerlendirmeyi dikkatinize sunmak isterim...
MÜSLÜMAN (!) NECİP FAZIL HAKKINDA YAZILANLAR… "Üstad, yüz tikleri olan, çok sigara içen ve tanımadıklarının yanında az konuşan, at yarışlarına pek meraklı biriydi. Devlet bankalarının genel müdürleri üzerinde büyük nüfuzu vardı. Örneğin; Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge'nin odasına kapıyı vurmadan girer ve "Oğlum Mithat. Bana para, sana da bir iki skeç lazım der" sonra genel müdürün özel çalışma odasına girer ve birkaç saat içinde Ankara Radyosu için nefis iki skeci kaleme alır ve merkez veznesinden gelecek binlikleri beklerdi. Oradan da bahis oynamaya Hipodrom'a. Çoğu kez o morlar orada erir ve üstat hiç üzülmezdi... İçkiye çok düşkündü ve ben o gençlik yıllarında bu ehlî keyif yazarın nasıl olup da din simsarlarının idolü olduğunu anlamaya çalışır dururdum." http://www.milliyet.com.tr/2006/05/2...t/axsiy01.html NECİP FAZIL'IN TUTUKLANMA NEDENLERİNDEN BİRKAÇI: Türklüğe Hakaret: 9.6.1947–5.8.1947 (1 ay, 27 gün) *Türklüğe Hakaret Davası Bitti, Son Posta, 6 Ağustos 1947 Türklüğe Hakaret: 21.4.1950–15.7.1950 (3 ay, 25 gün) *Tevkif Müzekkeresi, C. Savcı No:950 / 5191 Atatürk'e Hakaret: 15.10.1960–18.12.1961 (1 yıl, 65 gün) *1960 / 3349 numaralı Mahkûmlar için müddetnâme ''Destân'' adlı şiirinde Cumhuriyet devrimlerine ve Başbuğ Atatürk'e dolaylı yoldan hakaret vardır. İŞTE MİLLÎ DEVLET VE LAİK REJİME MUHALEFETİNİ İSPATLAYAN BİR MISRASI… "Ah küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!" NECİP FAZIL VE İBDA/CTERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİLERİ İBDA/C (İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi) "İBDA fikriyatı, İslamcı edebiyatçı Necip Fazıl Kısakürek ve onun Şeyhi Seyyid Abdülhakim Arvasi yanlısı akıncı gençler tarafından 15 Kasım 1975 tarihinde, Salih Mirzabeyoğlu öncülüğünde çıkarılan Gölge Dergisi çerçevesinde oluştu." "Necip Fazıl Kısakürek'in "BÜYÜK DOĞU" fikriyatından etkilenerek ortaya çıktığı iddia edilen, Osmanlı Devleti modelinde federatif yapılı bir İslam Devleti kurulması amacını güden ve bu amaç doğrultusunda silahlı mücadele yöntemini benimseyen terör örgütüdür." http://www.yesil.org/teror/ibdac.htm "İslami Büyük Doğu" Necip Fazıl Kısakürek'in düşüncelerini yansıtan bir dernektir. Akıncılar Birliği de 80 öncesinin MSP Gençlik Kolları'nın kurduğu dernektir. Bu iki dernek birleşmiştir, İBDA- C'yi oluşturmuşlardır." http://www.sabah.com.tr/2003/12/14/yaz33-10-107-20031205.html "Necip Fazil Kisakurek, the IBDA-C's ideologue, published 130 books on Islamic thought, Islamic arts and other issues. His thought continues to influence the IBDA-C." http://www.intelligence.org.il/Eng/var/yf_12_03.htm "Necip Fazıl Kısakürek için yürüyüş yapan İBDA/C'ciler" http://www.milliyet.com.tr/2006/05/25/son/sontur34.asp Necip Fazıl "Son Devrin Din Mazlumları" isimli kitabında Dersim İsyânı'nı, Şeyh Said'i, Said'i Kürdî'yi vs. öve öve bitiremez. 1937'de Tunceli isyanında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin katliam yapıp bilmem kaç yüz bin kürt'ün öldürdüğünü iddia eder. Necip Fazıl, 1946'da İstanbul'da verdiği bir konferansta Atatürk'ü sâhte kahraman ilan etmiştir. ABDULLAH ÖCALAN denen Allah'ın insan ziyânı olan aşağılık köpek, Necip Fazıl ile ilgili bir soruya aynen şöyle cevap vermiştir… "20 YAŞLARINDA YA VARDIM, YA YOKTUM. NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN KONFERANSLARINA GİDER, BAYAĞI DA ETKİLENİRDİM..." (APO VE PKK ADLI KİTAPTAN) Tayip Erdoğan'ın başdanışmanı olan, Amerikalılara ''bizi delikten aşağı süpürmeyin diyen'' şerefsiz kürt Cüneyt Zapsu'nun dedesi Abdürrahim Zapsu, Necip Fazıl'ın yazdığı haftalık "Ehli Sünnet" dergisinin yayıncısıdır. Bu sahtekârın meşhur şiiri "Kadın Bacakları"nı okuyalım da, nasıl bir Müslüman (!) olduğunu da görelim… Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var, Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden. Ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar, Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden. Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü, Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın, Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü, Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın. İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe, Bacakların ruhudur şekil veren diyorum. Bacakları bir kalın örtüde saklı diye, Mermerde kalbi çarpan Venüs'ü sevmiyorum. Boynuma doladığın güzel putu görseler, İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını. Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler, İsa'nın eli diye, bir kadın bacağını. (NECİP FAZIL KISAKÜREK) Bu şiire göre Necip Fazıl'ın, bir ayak fetişisti olduğu ortaya çıkıyor. Necip Fazıl, 1934 yılına dek kadınların bacaklarına şiirler yazacak kadar nefis düşkünü bir adamdı. Eğlence ve kadınlar onun hayatının baş unsuruydu. Daha sonra da bu pislik hayatını devam ettirmediğini iddia etse de ''döneklerden, dönenlerden'' hayır gelmez. Devam edelim… Bu müfteri ayrıca Türkçe düşmanıdır. Türkçe'ye ağır hakaretler içeren yazısını aktarıyorum… • KISA HECELER... Aşağıdaki cümleyi, ona hususî bir mâna biçmeden, onda ayrı bir mâna murad edildiğini hesaba katmadan, sadece Türkçe olarak okuyunuz: • "Ciğerimi delici, yüreğimi yakıcı, kafamı kemirici soru şu ki, gericiliğe mi, ilericiliğe mi, ne tarafa döneceğini bilemeyene, ne diyeceğini, ne edeceğini bulamayana, baba izini görmeyene, anadilini yitirene, yolunu şaşırana, ya kuzu gibi boyuna budalaca acı acı meleyene, ya da kısa heceli ölü kelimeleri dizi dizi boşuna sıralayana, şu yeni kuşağa ne demeli; acımalı mı, acımamalı mı?" İçinde 50 kelime ve 162 hece bulunan bu cümlede tek bir uzun hece yoktur ve böyle bir lisan yeryüzünde mevcut değildir. • Bu hâl, tarihin ilk çağlarında, henüz hançeresi gelişmemiş bir millete işarettir. • TEK HECELER... Dilimiz umumiyetle tek, hiç değilse az heceli kelimelerden örülü: al, kal, çal, dal, ol, sol, dol, yol, ser, ver, ger, yer, yar, ban, kan, san, at, kat, tat, çat, kap, sap, tap, yap, say, yay, kay, cay, sil, bil, ek, çek, şiş, piş, ye, de, filân, falan, sayısıza kadar giden bir dizi... Askerî kumanda sesine benzeyen ve sonlarına birer "mak" veya "mek" edatı eklenince ancak iki heceli masdarlığa çıkabilen "emr-i hâzır"lardan ibaret bu tek veya az heceli kelimeler kalabalığı içinde yabancı dillerden devşirilmiş dolgun heceler de Türk hançeresine uymadığı için bölünmüştür: Psomi (rumca ekmek)-İpsomi... Fikr-Fikir... Spor-Sipor... Film-Film... Nefs-Nefis... Remz-Remiz... Vesaire... • Başka dillerde tek hecede 4-5 sese kadar çıkabilen (rast, drops) dolgun heceler Türkçede 2-3 sesi aşamaz ve ancak kültürlü insanların hançeresinde yer bulabilir. • Bir dilde uzun, dolgun ve çok heceli kelimeler, tefekküriyet ve medeniyet işaretidir. • Türk Milleti'nin, ruhunu dayayacağı üstün bir medeniyet mihrakı buluncaya kadar sürdüğü hayat içinde dili, kısa heceler bahsinde olduğu gibi, konuşmaya ve dolayısıyla düşünmeye vakti olmayan bir topluluğu ifade eder. • MÜCERRET MEFHUM... Türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur. Aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların Türkçe karşılığını arayınız: Zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, Allah; ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz. Mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile Türkçede bulamazsınız. "Allah" adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile Türkçede yoktur. "Tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez. "Mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır. "Vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir. • Neticede, sade ve mahdut madde isimlerine mahsus, beşerî tefekkür malzemesinden mahrum bir lisan karşısında kalıyoruz. Hattâ "dil" bile "lisan" kelimesine uymuyor ve ağızdaki et parçasından ibaret kalıyor. • Cedlerimiz İslâmı kabul edip kâinat çapında bir tefekkür ve tahassüs hazinesini yüklendikleri ân, takdir ettiler ki, kumanda seslerinden ibaret tek ve kısa heceli, âhenksiz sadece yalçın madde plânına bağlı, mücerret mefhumdan sıfır derecesinde bir dille ne insan, ne cemiyet, ne de devlet teşkil edilebilir. Artık Türk, madde fatihliğinden, onunla beraber mâna fâtihliğine geçmiştir; bunun için de maddî kılıcına eş bir mâna kılıcı lâzımdır. Hâlbuki elinde, mânevî kılıç adına, çelik değil, bir saman parçası bile yoktur? Ne yapsın? • Türk, İslâmiyeti kabul ettikten sonra düşünmeye başlamıştır. (?) Bu, anlayan ve insafı olan için riyazî bir hakikattir. İşte bu Türk, yani İslamiyet’i kabul ettikten sonra gerçek Türk’ü bulan Türk, ilk iş olarak, kaba müşahhaslardan ileriye geçemeyen dilini zenginleştirmek zaruretini idrak etmiştir. Bunun için de, Batılının, Yunan ve Lâtin kaynaklarına uzanışı gibi, öz kültür kaynağının iki örnek diline el uzatmış ve Türkçenin çarşafı üzerine Arap ve Fars ağaçlarının meyvelerini silkelemeyi tek yol kabul etmiştir. Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yay. İstanbul Bu yazıda Necip Fazıl, Türk diline hakaret ederek, Arap dilini kutsadığı gibi ''Türkler Müslüman olduktan sonra düşünmeye başlamıştır'' diyerek de koskoca İslâm öncesi Türk tarihine ve Türklerine bile sövmüştür. Sanırım bu kadar bilgi Necip Fazıl'ın Türk ırkı için ne kadar tehlikeli bir yaratık olduğunu ispâta kâfidir. |
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) |
|
Atatürkçü
|
Ayrica bu Arap asigi serefsizin, bir de genclige hitabesi var ki, ulku ocaklarinin duvarlarindan eksik olmaz. Ulu onder Ataturk'un essiz uslubuyla yazdigi ve Turk genclerine seslendigi, hitabe yerine bu soysuz kisinin, komik ve anlamsiz uslubuyla kaleme aldigi, sapikca yazilmis bir pacavrayi, duvarlarina asan o ulkuculerin de Tanri belasini versin.
Yukarida, bu herifin yazilarindan ve soylemlerinden, kimlerin etkilendigi, kandaslarimiz tarafindan, dile getirilmistir. Ne kadar ummetci ve Arap kici yalayan pislik varsa, Turk ya da k.rt hic farketmez, hepsi de ayni agacin dallaridir. |
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Türk
|
Bu yazının başındaki o kısımı bir forumda üyelerden birinin imzasında gördüm ve hiçbir şekilde sesimi çıkarmadım , herşeyin zamanı gelecek.
|
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Ne olduğu belli olmayan dönmenin biri.Zaten nazım hikmetofun dostundan ne beklersin ki.
|
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Kızılca soysuz olduğu için atılmıştır
|
Bu gibi heriler Türkiye topraklarında nasıl barındırılıyor, anlamakta güçlük çekiyorum...
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Ülkücülerinde bir numaralı şairlerindendir bu hain zaten en baştan ne mal olduğu belli oluyor..
|
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Necip Fazıl, ahlaksız bir yaşam sürerken, Abdülhakim Arvasi'yi tanımasıyla birlikte, Arap tarzı ahlaksız yaşama yatay geçiş yapmıştır. Necip Fazıl'ı derinden etkileyen şeyhi olan Abdülhakim Arvasi, kürt Teali Cemiyeti kurularından olan Şefik Arvasi'nin yeğeni, Türk-İslam sentezinin yaratıcısı ve ülkücülerin fikir babası olan Seyyit Ahmet Arvasi'nin babasıdır. Söz konusu kişilerin birbirleriyle olan bu bağlantıları bile Necip Fazıl'ın kim, hatta ülkücülerin amaçlarının ne olduğunu anlamaya yetmektedir.
Necip Fazıl denen Atatürk düşmanı aşağılık adam, Atatürk'ten esinlenerek yazdığı "Gençliğe daha doğrusu Ümmet çapulcularına hitabesinde" şöyle der: "Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde planında kurtarıldıktan sonra ruh planında ebedi helake mahkumiyet." Necip Fazıl, burada üst örtülü bir biçimde Atatürk'e, Laik Cumhuriyet'e söz söylemektedir. Ruh dediği de, temeli İbrani efsanelerine ve hurafelerine dayanan, dogmatik ilkel Arap ideolojisine uygun yaşam biçimidir. Oysa ki, Atatürk olmamış ve Cumhuriyeti kurulmuş olsaydı, Necip Fazıl gibi rezil hainler başta olmak üzere, tüm ümmet köpeklerinin dişileri haçlıların fantezisi, camileri de pavyonları olmuş olacaktı. Ancak "Bok böceği gül suyunda yaşamazmış" hesabı, ülkenin ve milletin, üstün insan Atatürk'ün devrimleri sonucu elde ettiği çağdaş kazanılar ile uygarlığa giden yolda attığı adımlar, elbette Necip Fazıl gibi soysuzları ve ayaktakımını mutlu etmeyecekti. Çünkü onlar ancak; hurafelerin ve doğmaların inanç olarak kabul edildiği; ilkel, geri kalmış, karanlık ve kasvetli bir ülkede, "belhümadallar" yani havandan aşağı olanlar gibi yaşamaktan mutlu olabilirlerdi. Necip Fazıl, Türklüğü kavanoza, İslamiyet'i de bala benzetmiş ve "Türklük bir kavanozsa, İslamiyet baldır. İslamiyet olmasaydı Türklük içi boş bir kavanoza benzerdi" demiş. Necip Türklüğe bu şekilde hakaret ederse biz de deriz ki: "Türklük, ipek kumaştan yapılmış değerli bir elbiseyse, İslamiyet de bu değerli elbiseyi yiyip kemiren bir güvedir." Necip Fazıl, ideolojisi gereği cesur ve yürekli bir kişi olmadığı için, üstün insan Başbuş Atatürk'e direk dil uzatma cesaretini gösterememiştir. Tüm dinciler gibi Necip Fazıl da, içten pazarlıklı, takiyyeci, yüzsüz, utanmaz bir kişi, sinsi bir engerekti. Atatürk'ün bugünkü adıyla Tunceli olan Dersim'de kürtleri cezalandırarak imha etmesi, tüm hainler gibi Necip Fazıl'a da dokunmuştu. Atatürk'ü direk eleştirecek yüreğe sahip olmayan Necip Fazıl (Gerçekten de çok "necip" öyle ki soysuzluk yüzünden kesif bir biçimde akıyor) Atatürk'ün Türkçülüğünü bir kez daha göstermiş olduğu bu uygulamasını sinsice eleştirerek, Dersim'de gebertilen kürtler için ağıt yakmış ve bu kutlu icraatı da "Son Devrin Din Mazlumları" adlı kitabında "Doğu Faciası" adını verdiği bölümde eleştirmiştir. ![]() Necip Fazıl Kısakürek Necip Fazıl'ın ilgili kitabından aldığımız bir paragraf: "En aşağı 50.000 müslümanın kanını ve canını ihtiva etmesi bakımından, kalın hatlarıyle bir harita gibi çizdiğimiz ve şu anda yalnız ana prensip ve mânasıyle tesbit ettiğimiz bu facianın, tarihte bir benzeri gösterilemez. Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocuğun Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderilmesi... Kendisinin öğretmen ve köy halkıyla alâkasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atılması ve karşısında sigara içilmesi... Buğday sapları üstünde yakılan, daha evvel kurşunlanmış bütün bir köy halkı... Annesinin karnından sivri uçlu âletle çıkartıldıktan sonra yaşamakta devam eden ve hala topuğunda bu sivri uçlu âletin izini taşıyan çocuk... Bir dere içinde boğazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdın bulunması bir hayli zorluğa yol açan yirmi mâsum... Ve buna benzer daha neler, daha neler!.." Bu yazı Necip Fazıl'ın gerçek yüzünü bir nebze de olsa göstermeye yeter. Yeri geldikçe, Necip Fazıl'ın nasıl bir hain ve sinsi engerek olduğunu anlatan yazılarımıza devam edeceğiz. Necip Fazıl'ın ve ideolojisinin Türklüğün ve Laik Türkiye'nin geleceğini tehdit eden bir bomba olduğunu anlamak için, bugün Necip Fazıl'ın izinden giden kişilere bakmak yeterli olacaktır. Bu kişilere birkaç örnek verelim: 1- Elebaşlığını Salih Mirzabey takma adlı İzzet Erdiş'in yaptığı İslamcı kürt terör örgütü İBDA-C (İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi). Bu terör örgütü adını, Necip Fazıl'ın, "Büyük Doğu" adlı dergisinden ve projesinden esinlenerek almıştır. 2- Bugün Cumhurbaşkanlığı makamına çöreklenen Abdullah Gül engereği, Necip Fazıl'ın sapık öğretisini benimsemiş olan ve O'nun yolundan giden kişilere verilebilecek başka bir örnektir. Abdullah'ın, gençlik yıllarında Necip Fazıl'a yazmış olduğu mektuplarda Necip Fazıl'a "üstad" diye hitap ederek, O'na duyduğu hayranlığı ve Necip Fazıl'ın vereceği emirlere amade olduğunu ifade ettiği bilinmektedir. 3- Ayaktakımın, hainlerin, milli şuur yoksunu zevatların Başbakanı olan Tayyip efendinin de Necip Fazıl ekolünden geldiği bilinmektedir. 4- Necip Fazıl'ın yolunu benimseyen kişilerden biri de, Alparslan Türkeş takma adıyla tanınan ülkücülerin ruhani lideri Hüseyin Feyzullah'tır. Türkeş de çapulcularına hitap ederken, Necip Fazıl'ın üslubunu kullanarak, Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne üstü örtülü bir biçimde taş atmıştır: "Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısaca hak yolu, hakikat yolu, Allah yoluna çağırıyorum. Modern medeniyetin en ön safına geçmek üzere çağlar üzerinden sıçramaya çağırıyorum. Hareketin adını isteyenlere açıkça ilan ediyorum: Yeniden maneviyata dönüş..." Türkeş, bu paragrafın son cümlesinde, "Yeniden maneviyata dönüş" demektedir. Bu cümlenin açılımı da, "Laik Cumhuriyet maneviyatımıza ve dinimize darbe indirdi"dir. Kısaca Türkeş bu cümlesiyle, üstü örtülü bir biçimde Atatürk'e dil uzatmaktadır. Oysa Türkeş'in maneviyat dediği şey, Türk töresinde zaten vardır. Çünkü Türk İslamiyet'ten önce de yüceydi. Oysa Türkler, İslamiyet'i kabul ettikten sonra; Türk soyu kırıldı, alfabesi, dili, kültürü, töresi perişan oldu. Türk'ü Türk yapan bu unsurlar yok olduktan sonra Müslüman olunsa ne olur? Yanıtını yine ben vereyim: Araplar, Farslar, Mazlezyalılar, Endonezyalılar, kürtler vb. bilumum aşağı milletler ve topluluklar gibi ilkel, geri ve soysuz olunur. Keramet İslamiyet'te olmuş olsaydı bu saydığım mahlukat hidayete erer; çağdaş, uygar ve üstün birer millet olurlardı. Kısaca, Necip Fazıl'ın, Türkeş'in vb. hurafeci dogmatik inançlı sığ beyinli sıradan kişiliklerin tüm tezlerini bu şekilde yalnızca birkaç cümleyle de çürütebiliriz. Mhp, Türkeş'in ihaneti ve soysuzluğu yeğlemesi nedeniyle Atsız fikirlerinin yerine, ümmetçi Seyit Ahmet Arvasi'nin fikirlerine ilaveten, Necip Fazıl'ın fikirlerinin temeli üzerine inşa edilmiştir. Necip Fazıl'ın o zamanlar çıkarmış olduğu "Büyük Doğu Dergisi'nde, "Kısakürek ve Türkeş anlaşması" başlığıyla bir yazı çıkmış ve derginin kapağına Necip Fazıl ve Türkeş'i yanyana gösteren aşağıdaki resim konmuştu. ![]() Necip Fazıl Kısakürek - Alparslan Türkeş Büyük Doğu Dergisi'nin bu sayısında Türkeş'e yer verilmesiyle ilgili olarak ülkücü kesim tarafından yapılan yorum şöyleydi: "Haberiniz var mı. Kısakürek ile Türkeş anlaştılar... Necip Fazıl’ı kazandık, Bundan böyle onunla el eleyiz... Büyük Doğu’nun ilk sayısında kapak resmi Türkeş’e ait. Derginin altı sahifesi de bize tahsis ediliyor!" Mhp'yi hala milliyetçi bir parti ve Türkeş'i de başbuğ olarak gören gafiller için bilmem bu örnek bir şeyler ifade ediyor mu? Necip Fazıl'ın yolundan giden zevatlara ve o zevatların geldikleri makamlara baktığımızda, Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi'nin sonundaki: "Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!" dizesini boşuna yazmadığı anlaşılmaktadır. Bugün, Necip Fazıl'ın hayalleri bir anlamda gerçekleşmiş bulunmaktadır. Fakat bu hayaller yarım kalmaya mahkumdur. Zamanın bizi nasıl haklı çıkardığını dost düşman herkes görecektir. Bugün, Türkiye'de ideolojik anlamda üç akımın temsilcisi aynı zamanda edebiyatçı olan üç fikir adamı, idol durumundadır. Komünistlerin idolü Nazım Hikmet, Şeriat özlemcilerinin ideolü Necip Fazıl ve Türkçülerin idolü olan ulu kişilik Hüseyin Nihal Atsız'dır. Nazım Hikmet'in ve Necip Fazıl'ın ideolojileri devletin çeşitli kademelerinde, siyasette, basında, ekonomide vs. alanlarda temsil edilmiş veya edilmektedir. Oysa Nihal Atsız'ın ideolojisi henüz hiçbir alanda temsil edilip, uygulanma şansı bulmamıştır. Bunun böyle olmasının sebebi de, sözde milliyetçi, özde ise ümmetçi bir siyasal parti olan Mhp'nin, Türk milliyetçiliğine sahip çıkıp tekeline almış olması, 38 yıldır Türkçülüğü baltalayıp, etkisizleştirmesidir. Mhp'nin tüm ihanetlerine ve olumsuz şartlara rağmen kazananın gerçek Türklerin olacağına olan inancımız, ırkımızın üstünlüğüne olan inancımız gibi tamdır. Biz yüzde yüz Türk olan gerçek Türkler ve Türkçüler ise bu ihanete, "dur!" demek için 7 yıl önce teşkilatlanarak Türkçülüğü yeniden diriltmek ve şahlandırmak gayesiyle yola çıkarak, işe sıfırdan başladık. Bununla da yetinmeyip, İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte de, turkcu.net sitesi başta olmak üzere, çeşitli İnternet ortamlarında bu kutlu davayı geniş kitlelere ulaştırmaya çalıştık ve bu çalışmalarımıza hala devam etmekteyiz. Şimdilik sadece İnternet'teyiz çünkü bizler, diğer siyasal oluşumlar gibi haçlıların veya Arapların desteğini arkamıza alarak bir şeyleri var etmiyoruz. Bizler inanıyoruz ki, günü gelecek tarihler, "Bazı aklı evvellerin önemsemeyip, küçümsedikleri sanal acunda, Bozkurtların yeniden dirilişini ve gerçek yaşamda Bozkurtların yeni bir Ergenekon Destanı'nı nasıl yazdıklarını" yazacaktır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, üç fikirden ve bu üç fikrin idollerinden, yalnızca Türkçülüğün ve Nihal Atsız'ın fikirleri yaşama geçmemiştir. Bunun anlamı şudur: Sıra Atsızcı Türkçülüğün yaşama geçirilip, uygulanmasındadır. Bu da, er ya da geç gerçekleşecektir. Büyük Türkçü Ziya Gökalp''in fikirlerini yaşama geçirip uygulayan Başbuğ Atatürk nasıl çıkmışsa, çağın gereklerine uydurulmuş Türkçülüğün fikir babası olan büyük Türkçü Nihal Atsız da fikirlerini yaşama geçirip, uygulayacak bir Gökbörünün çıkması kaçınılmazdır. Bunu bize duygularımız değil, Türk tarihi söyletmektedir. Çünkü şuurlu Türkler bilirler ki, bir Gökbörünün ortaya çıkması ve Türk milletinin şahlanması için ülkenin ve milletin içine düşmüş olduğu kötü durumun son noktaya gelmesi gerekir. Bu son nokta da yaklaşmaktadır. Türkçüler iktidara, sapık ideoloji sahipleri gibi zırt pırt değil, yüzyılda bir gelirler ama bir gelirler, pir gelirler. Türkçüler iktidara geldiğinde de, ırmakların yatağı değişip, dağlar taşlar yeniden şekillenir! Yeter ki; sabırlı, azimli ve inançlı olalım. Sabırla koruk helva olur. Son gülen de, aşağı bir milletin ideolojisinin bayraktarı olan Fetullah Gülen değil, soylu bir milletin soylu ülküsünün temsilcileri olan Türkçüler olacaktır. Tanrı Yemliha uykusunda olmayan ve milli şuurunu koruyan Türkleri korusun! Atsızcılar
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır. |
|
|
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Necip Fazıl Türkçülüğe düşman amerikancı bir ümmet p***dir ve vatan hainidir.
Fetullahtanda hiçbir farkı yoktu. Onun gibi Amerikancı, içten pazarlıklı, takiyyeci, yüzsüz, utanmaz bir dangalaktı. Ayrıca bildiğim kadarı ile kendisi bir yaşa kadar çok farklı yaşarken sonraları dinci kesilmiş ve tüm dinciler gibi Amerikan yanlısı tavır almıştır. Fetullah ve Türkeş gibi ajan olma ihtimali yüksek muhtemeldir. Zaten resimlerde herşeyi anlatıyor. Türkeş'te aynı b.ktur kendisi geçmişte Fettoş'u defalarca övmüştür ve yalakalık yapmıştır. Kürdeş Türkiye'ye ve Türklüğe en zarar veren hemen hemen 3-5 insandan biridir. Ancak gelinde bunları çapulcu ülkücülere anlatın bunları anlayamazlarki birkere Türklük bilinci taşımıyor efemineler! YÖNETİCİ NOTU:İLETİLERDE KÜFÜR KULLANMAK YASAKTIR. OTAĞ KURALLARINI GÖZDEN GEÇİR |
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Ummetci Vakit Gazetesi surekli siirlerini yayinlar...
|
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
o kadarını bilmem ama şeriatçı bir ümmet köpeği olduğunu biliyorum.
tay-yeap ta onun bir şiirini okuyup hapse girmemişmiydi?
__________________
ULU TENGRİ T Ü R K ' Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN !!! |
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Amerika'nin besledigi ve ümmetci oldugu icin rus komünizmine karsi durusu acisindan capulcular tarafindan üstad ilan edilen silik bir sahsiyet.Icindeki pislik yüzüne yansimis.Iste bunlar müslüman...
Müslümanlik ile alakasi olmayan Tanrikut Atsiz Ata'mizin resimlerine bakin.Ne kadar sevecen ve sevimli oldugunu göreceksiniz.Bir de bu Kisakürek denen ameleye...Kimin Tanri tarafindan daha cok sevildigini anlayin artik!
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Cevaplar | Son İleti |
| Necip Hablemitoğlu'nun Ölüm Yıldönümü... | İlk-Türk | Türkçü Bakış | 23 | 15.09.2007 03:00 |
| Erlik Han Kimdir? | Erlik Han | Türkçü Bakış | 0 | 27.08.2007 12:55 |
| Nazım Tektaş kimdir | ÇAKABEY | Sorun & Öğrenin | 0 | 08.08.2007 11:16 |
| TÜRKCÜ KIMDIR ? | Cx URUNGU Cx | Türkçü Bakış | 6 | 10.07.2007 17:06 |