![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Kurtuluş Savaşı Çalışmaları I
Türkeli'me Şiir Artık kara gözlere Geceler boyunca Tel tel uzayan Siyah saçlara İnci dişlere Mavi düşlere Sıcak gülüşlere Kara kaşlara Tatlı dillere İnce bellere Kalem parmaklara Güzel ellere Sedef tırnaklara Artık şiir yazmak yok Yok gayri Türkeli'mden Özge güzele güzel demek Bundan sonra yalnız Türkeli'm için emek Vereceğim şiire Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
- Kurtuluş savaşı çalışmaları II
Bir Adım Bağımsızlık-Bir Adım Mustafa Kemal - 'İstiklal-i tam benim karekterimdir.' Mustafa Kemal Güç verdi yeniden Bitmiş-tükenmiş Türkeli'ne Umut verdi Işık verdi Ses verdi Sesimize Bir kez daha seslendi Amasya'da Sivas'ta Erzurum'da hepimize Güveniyordu budun'una Güveniyordu kendisine Çakınlar çakardı beyninde Ve en önde o giderdi Komutan değil Sanki bir erdi Gök gözlü kurt bakışlı Bir subay Ve bir budun ölüme koştu Ardında alay alay 'Ya ölüm dedim ya istiklal Bir adım bağımsızlık Bir adım Mustafa Kemal.' İstiklal-i tam Benim karekterimdir Kurtuluş benim düşüncem göz ışığım alın terimdir Bir tek andımız vardı Dağ-taş-orman-arı-çiçek Kadın-erkek-genç-yaşlı Ya ölüm dedik ya istiklal Bir yiğit dikildi karşımıza Ben varım dedi Ardımda bir budun var Geleceği görüyorum ak Türkeli'nin geleceği parlak Bağımsızlık Bir türkü olur dolanır Türkün dudaklarında Ekitler yeşerir yeniden Türkeli topraklarında Daha durmaz bu yürüyüş Devirir gider çağları Dağlar koynunda saklar Yıldızlar yolunu çizer Bir bağımsızlık türküsü Bir anda Türkeli'ni gezer Al bayrak dalganır Bağımsızlık burçlarında Yarın Türkeli'min her burcunda Bayrağım dalgalanır al-al Bir adım bağımsızlık bir adım Mustafa kemal 1998 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
-Kurtuluş Savaşı Çalışmaları III
Sordu Nergis Sümbüle Mustafa Kemal'i gördün mü.. I Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal' gördün mü Gözleri sanki gök Çakmak-çakmak Köpüklü ak Duruşu uçarsular gibi Ak köpüklü bir ırmak Toplanmışlar Hep birlikte yiğitler Almışlar pusatları ellerine Belli ki savaşa giderler Dedi nergis sümbüle Biz de artık durmasak Doğa geçit vermeyiz dedi yağıya Koç yiğitlerim endişeniz olmasın Hele buralara bir gelsin yağı Çökeriz üstüne-üstüne Dağ-taş-ağaç-toprak-ırmak Kuşlar kanatlanıp Yardıma koştu Kanatları gök kuşlar Kanatlarımızda taşırız dediler Ne yükünüz varsa Var gücümüzle savaşırız Yok yorulmak durmak Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal' gördün mü II Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal'i duydun mu Boranlarla geliyor sesi Çağırıyor budunu Çağırıyor doğayı Ya ölmek var ya kalmak Ölmek daha yeğdir Tutsak yaşamaktansa Bütün uğraşımız Türk budunu olarak Bağımsız olmak Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal'i duydun mu III Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal'i yaşadın mı Yaşadım dedi gök Yaşadım dedi yer Ve hep birlikte dediler Boşa geçmiştir bil ki ömrün Yaşadınsa eğer Neyi var neyi yoksa Hepsini ortaya dökmüş budun Sadece yalnız sadece Bağımsızlığa vermiş değer Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal'i yaşadın mı IV Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal' andın mı Karlı dağ doruklarından ovalara Irgalanır boy-boy Güzelce ve esrik Selce akar sesi Menekşeler -gelincikler Biz de bu uğraşta varız diye Bağırır çıktığı kadar nefesi Sordu nergis sümbüle Mustafa Kemal'i andın mı 17.02.98 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
-Kurtuluş Savaşı Çalışmaları IV
Çiçek Bile Yok Dallarında Pusat mı ne Gül mü ne Ne güzelde yakışmış Duruyor ellerinde Sanki gök yüzüne uçmuş Anadan-babadan-yardan geçmiş Gül üstünde gül açmış Göğsündeki güllerinde İnce çubuk gibi bir boyu var Bıyığı bile terlememiş daha O kadar körpe ki Daha çiçek bile yok dallarında Daha o dört on beş yaşında Tüfek boyundan uzun Tüfek ağır geliyor Taşıyamıyor kollarında Haber yok uzun zaman Anasının düşü artık Hayra yorulmaz Boz bulanık bir sel gördü Düşünde anası Boz bulanık bu sel Gayrı kolay kolay durulmaz Tırpan gibi biçer Biçer yiğidim Biçer yağıyı Yiğidimin durulmaz yollarında Yavuklusu olmalıydı şimdi Yiğidimin düşlerinde Düşlerinde yağı var O kadar ağır ki bu düş Düşünü bile taşıyamaz kollarında 06.98 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
- Kurtuluş savaşı çalışmaları V
Oğul - Oğlum Mustafa'ya Çıplak ağaçlarda Kuşlar dondular Islık çalıyor rüzgar Dışarda tipi kar Kar... oğul kar Vurulup ta düşsem toprağa Beni öldüremezler Bir canım yok benim Binlerce canım var Var... oğul var Binlerce yıl Özgür yaşamışım Sevmişim bu toprakları Uğruna can vermişim Kan vermişim Tutsak yaşamak bana ar Ar... oğul ar Beni sürmek isterler Bu sevdiğim topraklardan Başka el'de yaşayamam ben Bu topraklar bana yar Yar...oğul yar Öyle sevmişim ki Bu toprakları Bir gün ölürsem eğer Üstüme kefen istemem Çıplak bedenimle beni Toprağa öyle sar Sar... oğul sar Ekim. 99 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
-Kurtuluş savaşı Çalışmaları VI
Onların Yemen'de Ne İşi Vardı - Servet GÜRCAN'a Kara çadır ismi tutar Martin tüfek pas mı tutar Ağlayanım anam - bacım El'in kızı yas mı tutar Tarlalarda biter kamış Uzar gider vermez yemiş Şu Yemen’de can verenler Biri Memmed biri Memiş Ağıt Aç - çıplak - sakat - atsız Yorgun - uykusuz - susuz Mermisiz - pusatsız ama Koşmuş cepheye Bilmez kaç yıldır Kaç cephede savaşmış Kaç ateş çemberini Süngüyle yarmış - açmış Yatağı toprak Yastığı taş olmuş Bilmez kaç yıldır Görmemiş yavuklusunu Anasız - babasız - yarsız Kalmış bilmez hangi cephede Kim için Ne için Ne kadar Savaşmış Soğuk karanlık gecelerde Üstüne örtecek Bir kaputu bile yokmuş Kaç kış geçmiş üstünden Kaç yaz geçmiş Kış üşütmüş yaz yakmış Yıllar yılları kovalamış Yıllar bir yıldız gibi akmış Yıldızlar yoldaşı olmuş Alkışları eksik etmemiş dudağından Yıllarca ayrı kalmış O çorak toprağından Gökyüzünde yıldızları Saymış tek - tek Yıldızları yoldaş tutmuş Çocukları ne kadar oldu Belli ki büyümüşlerdir Belki onun boyunda olmuşlardır Kaç yıl oldu görmeyeli Yüzlerini unutmuş Şimdi gitse onu tanırlar mı Babam gelmiş diye sarılırlar mı Gün olmuş Bir kuru ekmek Bile bulamamış Ha doymuş - ha doymamış Gündüz gece dememiş Ha uyumuş - ha uyumamış Bir tek şeyi Savaşmayı unutmamış Yemende - Arabistanda Balkanlarda - Kafkaslarda Galiçyada Ne işi varmış Bitmemiş savaş Bitmemiş acı Yüzyıllardan beri Kırılmış bitmiş Türkelimin insanları Acısını bize çektirdiler Türkelinin Varsılını başkaları paylaştı Savaş demişler gidilmiş Barışta- Yurdu besle demişler yapılmış En gökçek yiğitlerim Savaşlarda vurulmuş Daha körpecikken gençlerim Daha henüz on dördünde iken Sevmek neymiş bilmez iken Yarin saçları yerine Tüfek tutturulmuş ellerine Savaşlarda kırılmış Acısını bize çektirdiler Türkeli’nin Varsılını başkaları paylaştı Bize şimdi onlardan Yalnızca yanık türküler kaldı Ağıtlar - türküler yakılmış Savaş üstüne Çanakkale içinde Vurdular beni.... Bura Yemendir Gülü çemendir Giden gelmiyor Acep nedendir diye Nedenini bilmemiş hiç Sormamışta Acısını bize çektirdiler Türkeli’nin Varsılını başkaları paylaştı Onların Arap çöllerinde Ne işi vardı Onlar Yemen’e niçin gittiler Giderken birer dağ gibiydiler Pusatları alınmıştı ellerinden Arap çöllerinden Dönerken yiğitlerim Cenbiyelerle biçildiler Acısını bize çektirdiler Türkelinin Varsılını başkaları paylaştı Yiğitlerim Medine’de Fahrettin Paşa emrinde Günlerce - haftalarca Çekirgeyle beslendiler Vermediler Hz. Peygamberin Kabri olan o kutlu kenti Aç kaldılar susuz kaldılar uykusuz kaldılar Başı karlı dağ gibiydiler giderken Çöllerin sıcağından değil Hainlikler karşısında Eridiler Acısını bize çektirdiler Türkelinin Varsılını azınlıklar paylaştı 2002 Alkış: Dua Cenbiye: orağa benzeyen bir çeşit Arap bıçağı Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
RUBAİ ERDEMLİ KİŞİ
- Atsız Hoca'ya BAYRAK GİBİSİN EY YÜCE ERDEMLİ KİŞİ BİZ SENLE ERİŞTİK GÜCE ERDEMLİ KİŞİ SENSİN ÇAĞIRAN BİZLERİ DEV UĞRAŞA BİR ÖLÇÜM TAŞI SENSİN YÜCE ERDEMLİ KİŞİ ŞUBAT/72 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Mavi Aydınlığa Yürümek
- “Bir defa yükselen bayrak bir daha inmez.” M. Emin RESULZADE İthaf: Türk birliğinin öncülerinden Ebulfeyz ELÇİBEY’e Hilaller yükselir delerek arşı Özgürlüğe doğru koşar giderler Hep birden söylenir özgürlük marşı Bütün engelleri aşar giderler Yürüdüler arkalarından dağlar yürüdü/ Ölüler yürüdü-sağlar yürüdü/ Çağlar açıldı-çağlar kapandı-çağlar yürüdü/ İşçiler-köylüler-ağalar- beyler yürüdü/ Tanrı dağlarını dumanlar bürüdü/ Açıldı bağımsızlığın bayrağı gül-gül/ Bir ordu oldu yiğitler-ölümlere yürüdü/ Sınırlar kalktı aradan/Dargınlıklar-kırgınlıklar-yağılıklar kalktı/ Kırgız-Kazak-Azeri- Türkmen yürüdü/ Bağımsızlık için- birlik için/ El ele verdi- kafa kafaya gönül gönüle verdi/ Hep birlikte yürüdü/ Yağıyla savaşmak için/ Bağımsızlığın engellerini aşmak için/ Akan çağlara ulaşmak için/ Uçmağa Kavuşmak için/ Yiğitler-kadınlar -çocuklar -yaşlı- genç hep birlikte yürüdüler. Tek ülkü Tek gönül Tek inanç olur Türkelim-Türk insanım Yürür aydınlığa Sinirler gerilir çelik yay gibi Her bir erim olur bir alay gibi Yiğitlerim güneş gibi ay gibi Ak köpüklü selce taşar giderler Haddehanelerde çekildi-çeliğin en özgesi/ Bilincimiz-aklımız-gücümüz/ Biz de varız dedik artık-çıktık ortaya/ Tarihimizle-kültürümüzle-inancımızla/ Yeniden şekil vermeliyiz acuna/Yeniden şekil vermeliyiz insanımıza/ Kokuşmuş Düzenin son artıklarını/ Neleri varsa hepsini/ Vermeliyiz kendilerine/ Yeniden yazılmalı tarihimiz/ Yanlış-doğru ne varsa/ Bilmeliyiz-öğrenmeliyiz hepsini/ Yeniden düzenlemeliyiz eskiye ait ne varsa/ Çeki-düzen vermeliyiz kendimize/ Yeni bir yüzyıla girerken toparlanmalıyız/ Bizden söz etmeli yarın acun... Tek bilek Tek yürek Tek dilek olur Türkelim-Türk insanım Yürür aydınlığa Öfkeler kabarır öfkeler büyür Kuruyan dallara bengi su yürür Özgürlüğü ancak balalar görür Ölümden sonra da yaşar giderler Mavi bir ışık salkımı uzar akar şafakla/ Gökyüzünü-yeryüzünü kaplar/ Sarar-kucaklar-ısıtır-aydınlatır Türkelini/ Birer ışık topu olur yiğitlerim/ Toplar gök gürültülerini mavi pusatlar/ Aydınlatır geceleri-gündüzleri/ Aydınlatır beyinleri-gönülleri/ Aydınlatır bütün yürekleri yiğitlerim/ Sonra bir çavlan olur yiğitlerimin kanları/ Gökyüzünden dökülür uçarsu gibi/ Suya kanamış topraklara/ Çağıl-çağıl/ Toprak hasret giderir/ Ağaç- yaprak-çiçek hasret giderir/ Dökülür uçarsular bağımsızlık topraklarına Tek kaygı Tek tasa Tek sevinç olur Türkelim-Türk insanım Yürür aydınlığa Bir fırtına kopar elbet Asya’da Ata toprakları verilmez yad’a Türk birliği doğar yarın acunda Ölümden ölüme koşar giderler Yaklaştı zaman/ Daha durulacak zaman değil/ Çekilmeli çifte su veril miş/ Gök mavinin en hası pusatlar/ Hazırlanmalı yiğitlerim kutsal uğraşa/ Namlulara sürülmeli mermiler/ Namluda mermi-ana karnında çocuktur/ Doğum sancıları başladı artık/ Vakit-saat tamam/ O zaman hazır olmalı her şey/ Kafa-gönül-bilek-yürek-düşünce hazır olmalı/ Hazır olmalı pusatların en hası/ Temizlenmeli yağlanmalı/ Hazır olmalı mermiler/ Yağıları birer birer vurmak için/ Türkelini yağılardan kurtarmak için/ Yeniden Türk birliğini kurmak için... Tek abece Tek dil Tek düşünce olur Türkelim-Türk insanım Yürür aydınlığa Kırgız-kazak mısın sorsam adını Uçmağ listesinde görsem adını Sana uçmağ diye versem adını Mavi ufuklarca coşar giderler Yağılar böldüler bizi/ Böldüler-parçaladılar/ Kazak dediler- Kırgız dediler-Tatar dediler.../ Oysa hepimiz aynı soyun-aynı toprağın insanıyız/Daha gelmedi usumuz başımıza/ Türkülerimiz birdi/ Sevincimiz-tasamız-düşüncemiz birdi/ Bayrağımız-toprağımız birdi/ Dilimiz-destanımız-ülkümüz birdi/ Parça parça ettiler böldüler bizi/ Yeniden kalkmalıyız ayağa/ Hiçbir şey olmamış gibi/ Var olmak-bir olmak kavgası başlamalı artık/ Bu topraklara-bu insanlara ıssı çıkmalıyız/ Yıkmalıyız karanlığın kalın duvarlarını/ Kırmalıyız çelik kapılarını/ Kırmalıyız bileklerimize-düşüncelerimize vurulan çelik kelepçeleri... Tek budun Tek vatan Tek Bayrak olur Türkelim - Türk insanım Yürür aydınlığa Aralık/1988 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Bir Mavi Türküdür Bağımsızlık
29 Nisan 1951 de URUMÇİ’de Çinliler tarafından asılarak uçmağa vardırılan Doğu Türkistan’ın bağım- sızlık savaşçısı OSMAN BATUR’un kutlu tinine O SÖYLEDİ “Tutsaklık ağır Tutsaklık ölümden ağır Tutsaklık yüreklerde Kara türkülerle çoğalır” Asya bozkırlarında Bir yiğit Bir umut olur bayraklaşır Tanrıya açılan avuçlarında Göğün mavisini taşır Bayrak onunla bayrak olur Toprak onunla vatanlaşır Kolları güçlü-kuvvetli Omuzları dimdik durur Ve geniş göğsünde Asya’nın kalbi vurur Asya nabız-nabız atar Bir sevgiliyi kavrar gibi Pusat kavrayan Tetik çeken Alev-alev yanan Parmak uçlarında Daha balalar Yürümeğe durmamışken Daha konuşmaya durmamışken Işık yüzlü-badem gözlü balalar Daha “ana-ata” demeden daha Tutsaklığı öğrendiler Daha yürümeğe Daha konuşmaya durmamışken Çekik gözlü balalar Bağımsızlık bir tutkuydu Bütün gönüllerde Şekillendi kelimeler Yavaş-yavaş Balaların-anaların Ak sakallı dedelerin Ve kara pürçekli Gelinlerin-kızların Sürgülenen ağızlarında Sararmış-solmuş benizler Dalga-dalga Kanlandı Ve bir umut Bayrak-bayrak Yüreklerde Dalgalandı Bir telaş başladı Konar göçer evlerde Devlerde Yoktu Bunca hırs Bunca güç Bunca umut Dediler “Bir yiğit Dağ gibi görkemli Yumrukları Yalçın kayalarca sert Ve öfkesi selce...” Ve güzelce Ve ince Ve umut dolu Bir türkü tutturdular Asya bozkırlarında Yankılandı türküleri Açılmış alkış toplar Uygur’umun elleri Bir zamanlar Çinliye baş eğdiren Şimdi Çinliye tutsak olmuş Uygur’umun elleri Yedi veren bir güldür Bağımsızlığın gülleri Her göğüste bir güldür Kanla sulandıkça Gümrahlaşır-açar Tutsaklığın utancı Çekik gözlü yiğitleri Kamçılar Bir mavi türküydü bağımsızlık Bir anda dolaştı Baştan başa Asya’yı Mavi çiçekler açtı Dudak uçlarında Ölüme koştu savaşçılar Pusatları Yumruklarıydı Yürekleriydi Mavi türküleriydi Gök bayrak dalgalansın diye Bağımsızlık burçlarında BİZ SÖYLEDİK “El eden Sensin bize el eden Kahrolsun yavaş-yavaş Seni bize el eden “ 1970 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Mavidir Bizim Türkümüz
Bir mavi türküdür bütün düşlerim gelişlerim-gidişlerim Hep o mavi türküye Mavi aydınlık içindeyim Mavi aydınlık içinde TÜRKİYE Ha başladı-ha başlayacak Mavi ufuklara yolculuk Bir gün kadın-erkek çoluk-çocuk 'Haydaa...' diyerek Son hızla ilerleyerek Çağlar üzerinden Sıçrayıp atlayacak Mavi güneşler doğacak Türkiye'me Türkiye'm büyüyüp Türkiye'm aydınlanacak Türkiye'mde yoksulluk kalmayacak Maviye gönül verdik bir kez dönülmez Mavi yolculuktan Su nasıl akarsa oluktan Öyle akacağız Bir mavi türkü yakacağız Uçmağa varan savaşçılara Tek ses tek nefes tek gönül olacağız Biz mavi aydınlık savaşçıları Mavi aydınlık içinde kaybolacağız 1975 Nihat Yücel |
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Merhaba Mavilik
Merhaba mavilik Merhaba dostlar Her sabah doğan güneş Merhaba Bilirim yine Mavi muştular getirdin bana Uzak ülkelerden Maviyle bütün düşüncelerden Sıyrılır mavi olurum ben Mavide gök tanrıyı bulurum ben Pusatlarımız mavi çelikten Yüreklerimizdeki mavilikten Namlular boydan boya şavklanır Özlem dolu bakışlarımız Dolaşır baştan başa dağları Dağlar bizi tanır Bir sarsıntı başlar dağlarda Bizimle beraber dağlarda Bir göksel savaşa hazırlanır Bulutlar sevdalanır bakışlarımızdan Doruklarda dumanlar dağılır Bir mavi ışık sağılır TÜRKİYE'me TÜRKİYE'm büyür TÜRKİYE'm aydınlanır Merhaba mavilik Merhaba dostlar Merhaba maviye Gönül veren savaşçılar Merhaba 1975 |
|
|
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Gök savaşçılar Maviyle uyandım bir sabah Maviyle kalktım Kalem elimde silah Maviyle uyandım bir sabah Maviyle kalktım Çifte su verilmiş Gök çeliğin En özüyle bilendi Gücümüz-bilincimiz Biz de varız dedik artık Çıktık ortaya Delikanlım Kaleminde mürekkep Yüreğinde bir kıvılcım Kitabında bir satır Olsun diye yazdım bu dizeleri Delikanlım Yumruğunda güç Beyninde bir ışık Gönlünde öbek-öbek sevgi Olsun diye yazdım bu dizeleri Delikanlım Önünde sonsuz gelecek Budunun ve yurdun için Vereceğin emek Olsun diye yazdım bu dizeleri Maviyle uyandım bir sabah Maviyle kalktım Kalem elimde silah Maviyle uyandım bir sabah Maviyle kalktım Şubat.99 |
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Benim Aydınlatan Çağı
Benim aydınlatan çağı Gök düşlere gebeyim ben Ey bekleyenler şafağı Gün doğurtan ebeyim ben Benim aydınlatan çağı Delikanlım-ey genç kızım Kendine dön bilinçlen gel Seninle artacak hızım Ülkümüz tanımaz engel Delikanlım-ey genç kızım Güneşler devrildi bir bir Artık karanlık sabahlar Gök bakır oldu yer demir Birden çekildi silahlar Güneşler devrildi bir bir Ey ülkümün yılmaz eri Seni ışıkla yoğurdum Bekle ağarır tan yeri Yarın ışık-ışık yurdum Ey ülkümün yılmaz eri Kan gölleri çiçek-çiçek Vatan kiliminde desen Bozuk düzen değişecek Ülküm için ölebilsen Kan gölleri çiçek-çiçek 1971 |
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Utku Türküleri (Maraş Destanı) I
Kurtuluş Destanı I Giriş -'Maraş bize mezar olmadan Düşmana gülzar olmaz.' Gebedir geceler ak sabahlara Sabahlar utkuyu koynunda saklar Mermiler sürülür gök silahlara Bir cehennem olur yollar sokaklar Çöktü karanlık gün ortasında/ Kesti maviliği bir kara çizgi/ Demek bu imiş yazgı/ Çığlık-çığlığa kaldı kuşlar/ Ölüm kapımızı çaldı kuşlar/ Savaşın en çetin bir yerinde/ Yiğitleri yitirdik/ Büyüdü karanlık daha bir büyüdü/ Silahlarla-süngülerle-kanlı çizmelerle/ Yılanlar-çiyanlar kaldırdılar başlarını/ Dilleri yılan dili/ Kan çanağı-baykuş bakışlı gözleri/ Saldırdılar gün ortasında/ Çığlık-çığlığa havalandı kuşlar/ Daha görülmemiş vahşetin böylesi/ Daha görülmez. Mahmuzlanır aydınlığın atları Çöker göğse göğün bütün katları Tanrı'ya açılır ak kanatları Koçyiğitler ölümleri kucaklar Bir ışık beklerim-bir haber/ Güvercin kanatlarında umutlarım/ Kanım durmaz damarımda/ Mağma sıcaklığında her yanım/ Volkan-volkan savrulur yanarım/ Bir sevgiliyi bekler gibi beklerim bir haber/ 'Haydi yiğitler' densin hele bir/ O zaman görün beni meydanlarda/ Ellerim büyür kocaman olur/ Bükülür yumruk olur/ Birer dağ olur-büyür yumruklarım/ İner yağı üstüne-bütün karanlıkların/ Bütün hainliklerin üstüne yumruklarım. Şaha kalkar zaptedilmez hıncımız Topa karşı ellerde kılıncımız Hiç dinmiyor bağrımızda sancımız Uçmağa vardılar bütün koçaklar Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler uçmağa vardı/ Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler tutsak/ Irmaklar yas tuttu/ Gökyüzünde bulutlar ağladı/ Bir uğursuz gün geldi-dayandı kapımıza/ Yağı içimizdeydi-yanı başımızdaydı/ Bunca yıl tuz-ekmek yedik/ Namusu namusumuzdu öyle belledik/ Yağıydı ama-kolladık gözledik/ Kimseye ezdirmedik/ Sonra hainlikleri çıktı ortaya/ Kalleşlikleri-kancıklıkları çıktı/ Yanyanaydı evlerimiz/ Evleri silah doluydu-cephane doluydu-tuzak doluydu/ Ve yaktık evlerimizi/ Evleri de yansın diye/ Bu acımız dinsin diye/ Yanan vatan sönsün diye. Dağımız ses vermez küskün ovamız Yakılmış yıkılmış gökçek yuvamız Gönüllerden eksilmesin duamız Yeniden tütecek bütün ocaklar Gök sustu-dağ-taş-orman-ağaç sustu/ Kuş sustu-böcek sustu/ Susmadı namlular/ Geceler-gündüzler boyu kan kustu namlular/ Kustu bütün iğrençliğini yağı/ Kustu kafatasının içindekini yağı/Yıllarca gizlediği-biriktirdiği kinini-öfkesini/ Salyalı kan köpüklü kuduz ağızlarından/ Ağızlarında utku türküleri/ Utkuların esrikliğinde başları/ Ve ardından vahşete başladılar/ Ne durdular-ne usandılar-ne yavaşladılar. Kazanında kaynatacak aşı yok Kimse bilmez mezarı yok taşı yok Savaşmayı bilir özge işi yok Gök maviyle bilenir gök bıçaklar Bir yangını8n ortasında kaldık/ Ne elde kaldı-ne avuçta/ Yer demir oldu-gök bakır/ Seslensek sesimiz ulaşmıyor dağlara/ Kendi yurdumuzda yetim-öksüz-yoksul kaldık/ Yıllarca sömürdüler-kanımızı emdiler/ Yapışkan pis sülükler/ Boşa gitti alın terimiz_göz nurumuz/ Başımıza dikildi-yağının en soysuzu-en haini/ Yeniden hazırlandık bir büyük kutsal savaşa/ Yeniden hiç savaşmamış/ Hiç yorulmamış-hiç vurulmamış gibi/ Sanki ilk savaşın heyecanı var içimizde/ Savaş bize özgü-savaş bizim işimiz. Şarapneller gökyüzünde savrulsa Koca dağlar üstümüze devrilse Tüm namlular göğsümüze çevrilse Bizi durduramaz gayrı yasaklar Yoğrulur kanım toprakla/ Binlerce yıldır/ Ben yoğrulurum toprakla/Şu ağaç benim etim-kanımdır/ Şu çiçek sevdiğimdir-canımdır/ Şu ırmak-şu taş-şu toprak vatanımdır/ Bir tek kalsam bile/ Yağı bastırmam üstüne/ Ağaçları-ırmakları-dağları-taşları küstürmem kendime/ Susturmam-dizginlemekm artık yüreğimdeki öfkeyi/ Öfkem yüreğimde çoğalır-katlanır artar/ Gün geçtikçe bilenir büyür/ Sığmaz olur içime deprenir durur/ Sonra bir mermi olur/ Vurur yağıyı can alıcı yerinden. Saçaklar buz tutmuş ayaz geceler Çocuklar ki 'Hürriyeti' heceler Parçalandı beşikteki bebeler Yakında bitecek kanlı şafaklar Kan gölleri büyür/ Geceyi böler silah sesleri/ Geceler yıl kadar uzar/ Geceler bitmez/ Kararmaz içimdeki umut-içimdeki ışık/ Bir kıvılcım olur-yüreğimde savrulur/ Yakar bütün yürekleri-yakar tutuşturur-kavurur/ Bir büyük yangın olur/ Kimse söndüremez/ Döndüremez bizi yolumuzdan/ Ne ölüm ne korku/ Ölüm ey şanlı ölüm/ Bin kere yeğsin tutsaklıktan/ Ve tutsaklığın utancıyla yaşamaktansa yiğittler/ Ve savaşa ve ölüme ve bağımsızlığa soyundular/ Perçinlediler gökyüzüne Türkün bağımsızlığını/ Açıldı bağımsızlığın gülleri öbek-öbek. Savaştan öncede sonrada bir hiç Serveti madalya evleri kerpiç Ganimet üleşti üç-beş tane piç Daha itibarlı şimdi kaçaklar Bütün ağızlar kilitli-bıçaklar açmaz/ Meydanlar dar gelir yiğitlerime/ Yiğitlerim meydanlardan kaçmaz/ Bir şafak vakti/ Daha gün ağarmamış-daha gün doğmamıştı/ Daha karanlıktı gece/ Daha ezanlar yeni okunmaya başlamıştı/ Önce abdest alıp Tanrının huzurunda durdular/ Sonra bir dev gibi doğruldular/ Ve silahları aldılar ellerine/ O kutlu ellerine/ O kurban olası ellerine/ Silahları kazmaydı-kürekti/ Ve onlar yağı üstüne yürüyen/ Bir tek el-bir tek yürekti/ Dayandı yiğitler-daha dayandı/ Karanlığı yırtmak için direndi/ Gönüllerinde kutsal utku/ Dudaklarında mavi türküler/ Uçmağa vardılar birer-birer/ BİZDEN ŞİMDİ SADECE BİR FATİHA BEKLER/BÜTÜN ŞEHİTLER. - Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından K.Maraş, Şubat,1998 |
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Nihat YÜCEL Şiirleri
Utku Türküleri (Maraş Destanı) II
Kırk Işık Kız - Kurtuluş savaşında kırk gün Kuran okuyan kırk ışık kıza Kırk Kırk bakire Kırk bakire kız Kırk bakire kız kırk gün Kırk kutlu evde toplandılar Diz çöktüler secdeye kapandılar Huşu içinde sessizce kuran okudular Kırk kız kırk gün kırk ikindilere kadar Sabrı - acıyı ve kurtuluş umutlarını Ulu tanrıya açılan gök avuçlarıyla Ayet-ayet gökyüzüne dokudular Kırk bakire kız kırk gün Kırk bakire kız Kırk bakire Kırk Kırk Kırk bayrak Kırk bayrak kız Kırk bayrak kız kırk gün Zaman ve mekan dışı yaşadılar Küüt - küüt attı utku nabızlarında Savaş açtılar yağıya dillerinde kuran'la Bütün cephelerde ölümlere koşan kızlar Savaşan onlardı ellerinde kuran'la O günden beri hala dalgalanırlar Ufuklarda bayraklaşan kızlar Kırk bayrak kız kırk gün Kırk bayrak kız Kırk bayrak Kırk Kırk Kırk ışık Kırk ışık kız Kırk ışık kız kırk gün Bitmeyen karanlık geceleri Birer güneş olup aydınlattılar Kimdiler - nerde mezarları bilinmez Uçmağa doğru birer yıldız gibi aktılar Karanlıklar kuran'la ışıklandılar Yüreklerdeki utku ışıklarını Birer kandil gibi yaktılar Kırk ışık kız kırk gün Kırk ışık kız Kırk ışık Kırk Kırk Kırk gök Kırk gök kız Kırk gök kız kırk gün Gök utkuları muştuladılar Ölmezliğin sırrına ulaştılar Yüzleri bir tolunaydı kızların Kaşları bir gerilmiş yaydı kızların Her bir bir Asena'ydı kızların Demir dağları delip aştılar Gök çığrığı kargışlladılar Kırk gök kız kırk gün Kırk gök kız Kırk gök Kırk Kırk Kırk umut Kırk umut kız Kırk umut kız kırk gün Tanrının adıyla başladılar Dua-dua Ayet-ayet Sure-sure Kuranı okudukça acunu unuttular Kırk kız kırk mavi kanatlı güvercin olup Gökyüzüne doğru kanat açıp uçtular El verdi gök erenler ellerine Gök erenler sırlarını açtılar Kırk umut kız kırk gün Kırk umut kız Kırk umut Kırk Kırk Kırk kurt Kırk kurt kız Kırk kurt kız kırk gün Bilediler öfkelerini bilinçle Yumruklarını gökyüzüne kaldırdılar Gök yüzünü öfkeyle- hınçla yumrukladılar Bakışları kurt bakışlı - özleri kurt soyundan Tanrı önünde önce dua ettiler sonra Yalın kılınç meydanlarda durdular Döllendi özlerde ak umutlar Kırk kurt kız kırk gün Kırk kurt kız Kırk kurt Kırk - Utku Türküleri (Maraş Destanı) Kitabından, K.maraş. Şubat.1998 |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|