Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TOPLUMSAL KONULAR > Toplumsal Konular > Kültür & Sanat > Kültür & Sanat > Şiir - Edebiyat > Kendi Şiirleriniz
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 24.06.2006, 16:40   #1 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Kurtuluş Savaşı Çalışmaları I



Türkeli'me Şiir



Artık kara gözlere
Geceler boyunca
Tel tel uzayan
Siyah saçlara

İnci dişlere
Mavi düşlere
Sıcak gülüşlere
Kara kaşlara

Tatlı dillere
İnce bellere
Kalem parmaklara
Güzel ellere
Sedef tırnaklara

Artık şiir yazmak yok

Yok gayri Türkeli'mden
Özge güzele güzel demek
Bundan sonra yalnız
Türkeli'm için emek
Vereceğim şiire


Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.06.2006, 16:46   #2 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

- Kurtuluş savaşı çalışmaları II



Bir Adım Bağımsızlık-Bir Adım Mustafa Kemal



- 'İstiklal-i tam
benim karekterimdir.' Mustafa Kemal

Güç verdi yeniden
Bitmiş-tükenmiş Türkeli'ne
Umut verdi
Işık verdi
Ses verdi
Sesimize

Bir kez daha seslendi
Amasya'da
Sivas'ta
Erzurum'da
hepimize

Güveniyordu budun'una
Güveniyordu kendisine

Çakınlar çakardı beyninde
Ve en önde o giderdi
Komutan değil
Sanki bir erdi

Gök gözlü kurt bakışlı
Bir subay
Ve bir budun ölüme koştu
Ardında alay alay

'Ya ölüm dedim ya istiklal
Bir adım bağımsızlık
Bir adım Mustafa Kemal.'

İstiklal-i tam
Benim karekterimdir
Kurtuluş benim
düşüncem
göz ışığım
alın terimdir

Bir tek andımız vardı
Dağ-taş-orman-arı-çiçek
Kadın-erkek-genç-yaşlı
Ya ölüm dedik ya istiklal

Bir yiğit dikildi karşımıza
Ben varım dedi
Ardımda bir budun var
Geleceği görüyorum ak
Türkeli'nin geleceği parlak

Bağımsızlık
Bir türkü olur dolanır
Türkün dudaklarında
Ekitler yeşerir yeniden
Türkeli topraklarında

Daha durmaz bu yürüyüş
Devirir gider çağları
Dağlar koynunda saklar
Yıldızlar yolunu çizer
Bir bağımsızlık türküsü
Bir anda Türkeli'ni gezer
Al bayrak dalganır
Bağımsızlık burçlarında

Yarın Türkeli'min her burcunda
Bayrağım dalgalanır al-al
Bir adım bağımsızlık
bir adım Mustafa kemal

1998

Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.06.2006, 19:52   #3 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

-Kurtuluş Savaşı Çalışmaları III



Sordu Nergis Sümbüle
Mustafa Kemal'i gördün mü..


I

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal' gördün mü
Gözleri sanki gök
Çakmak-çakmak
Köpüklü ak
Duruşu uçarsular gibi
Ak köpüklü bir ırmak

Toplanmışlar
Hep birlikte yiğitler
Almışlar pusatları ellerine
Belli ki savaşa giderler
Dedi nergis sümbüle
Biz de artık durmasak

Doğa geçit vermeyiz dedi yağıya
Koç yiğitlerim endişeniz olmasın
Hele buralara bir gelsin yağı
Çökeriz üstüne-üstüne
Dağ-taş-ağaç-toprak-ırmak

Kuşlar kanatlanıp
Yardıma koştu
Kanatları gök kuşlar
Kanatlarımızda taşırız dediler
Ne yükünüz varsa
Var gücümüzle savaşırız
Yok yorulmak durmak

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal' gördün mü

II

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal'i duydun mu
Boranlarla geliyor sesi
Çağırıyor budunu
Çağırıyor doğayı
Ya ölmek var ya kalmak

Ölmek daha yeğdir
Tutsak yaşamaktansa
Bütün uğraşımız
Türk budunu olarak
Bağımsız olmak

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal'i duydun mu

III

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal'i yaşadın mı
Yaşadım dedi gök
Yaşadım dedi yer
Ve hep birlikte dediler
Boşa geçmiştir bil ki ömrün
Yaşadınsa eğer

Neyi var neyi yoksa
Hepsini ortaya dökmüş budun
Sadece yalnız sadece
Bağımsızlığa vermiş değer

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal'i yaşadın mı

IV

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal' andın mı

Karlı dağ doruklarından ovalara
Irgalanır boy-boy
Güzelce ve esrik
Selce akar sesi
Menekşeler -gelincikler
Biz de bu uğraşta varız diye
Bağırır çıktığı kadar nefesi

Sordu nergis sümbüle
Mustafa Kemal'i andın mı

17.02.98


Nihat Yücel


nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.06.2006, 09:56   #4 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

-Kurtuluş Savaşı Çalışmaları IV



Çiçek Bile Yok Dallarında


Pusat mı ne
Gül mü ne
Ne güzelde yakışmış
Duruyor ellerinde

Sanki gök yüzüne uçmuş
Anadan-babadan-yardan geçmiş
Gül üstünde gül açmış
Göğsündeki güllerinde

İnce çubuk gibi bir boyu var
Bıyığı bile terlememiş daha
O kadar körpe ki
Daha çiçek bile yok dallarında

Daha o dört on beş yaşında
Tüfek boyundan uzun
Tüfek ağır geliyor
Taşıyamıyor kollarında

Haber yok uzun zaman
Anasının düşü artık
Hayra yorulmaz
Boz bulanık bir sel gördü
Düşünde anası
Boz bulanık bu sel
Gayrı kolay
kolay durulmaz

Tırpan gibi biçer
Biçer yiğidim
Biçer yağıyı
Yiğidimin durulmaz
yollarında

Yavuklusu olmalıydı şimdi
Yiğidimin düşlerinde
Düşlerinde yağı var
O kadar ağır ki bu düş
Düşünü bile taşıyamaz
kollarında

06.98


Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25.06.2006, 12:44   #5 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

- Kurtuluş savaşı çalışmaları V


Oğul


- Oğlum Mustafa'ya

Çıplak ağaçlarda
Kuşlar dondular
Islık çalıyor rüzgar
Dışarda tipi kar
Kar... oğul kar

Vurulup ta düşsem toprağa
Beni öldüremezler
Bir canım yok benim
Binlerce canım var
Var... oğul var

Binlerce yıl
Özgür yaşamışım
Sevmişim bu toprakları
Uğruna can vermişim
Kan vermişim
Tutsak yaşamak bana ar
Ar... oğul ar

Beni sürmek isterler
Bu sevdiğim topraklardan
Başka el'de yaşayamam ben
Bu topraklar bana yar
Yar...oğul yar

Öyle sevmişim ki
Bu toprakları
Bir gün ölürsem eğer
Üstüme kefen istemem
Çıplak bedenimle beni
Toprağa öyle sar
Sar... oğul sar

Ekim. 99

Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.06.2006, 11:15   #6 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

-Kurtuluş savaşı Çalışmaları VI



Onların Yemen'de Ne İşi Vardı


- Servet GÜRCAN'a

Kara çadır ismi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayanım anam - bacım
El'in kızı yas mı tutar

Tarlalarda biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Şu Yemen’de can verenler
Biri Memmed biri Memiş

Ağıt


Aç - çıplak - sakat - atsız
Yorgun - uykusuz - susuz
Mermisiz - pusatsız ama
Koşmuş cepheye

Bilmez kaç yıldır
Kaç cephede savaşmış
Kaç ateş çemberini
Süngüyle
yarmış - açmış

Yatağı toprak
Yastığı taş olmuş
Bilmez kaç yıldır
Görmemiş yavuklusunu
Anasız - babasız - yarsız
Kalmış bilmez hangi cephede
Kim için
Ne için
Ne kadar
Savaşmış

Soğuk karanlık gecelerde
Üstüne örtecek
Bir kaputu bile yokmuş
Kaç kış geçmiş üstünden
Kaç yaz geçmiş
Kış üşütmüş
yaz yakmış




Yıllar yılları kovalamış
Yıllar bir yıldız gibi akmış

Yıldızlar yoldaşı olmuş
Alkışları eksik etmemiş dudağından
Yıllarca ayrı kalmış
O çorak toprağından

Gökyüzünde yıldızları
Saymış tek - tek
Yıldızları yoldaş tutmuş

Çocukları ne kadar oldu
Belli ki büyümüşlerdir
Belki onun boyunda
olmuşlardır
Kaç yıl oldu görmeyeli
Yüzlerini unutmuş

Şimdi gitse
onu tanırlar mı
Babam gelmiş diye
sarılırlar mı

Gün olmuş
Bir kuru ekmek
Bile bulamamış
Ha doymuş - ha doymamış
Gündüz gece dememiş
Ha uyumuş - ha uyumamış
Bir tek şeyi
Savaşmayı unutmamış

Yemende - Arabistanda
Balkanlarda - Kafkaslarda
Galiçyada
Ne işi varmış
Bitmemiş savaş
Bitmemiş acı
Yüzyıllardan beri
Kırılmış bitmiş
Türkelimin insanları

Acısını bize çektirdiler Türkelinin
Varsılını başkaları paylaştı

Savaş demişler gidilmiş
Barışta- Yurdu besle demişler
yapılmış
En gökçek yiğitlerim
Savaşlarda vurulmuş

Daha körpecikken gençlerim
Daha henüz on dördünde iken
Sevmek neymiş bilmez iken
Yarin saçları yerine
Tüfek tutturulmuş ellerine
Savaşlarda kırılmış

Acısını bize çektirdiler Türkeli’nin
Varsılını başkaları paylaştı

Bize şimdi onlardan
Yalnızca yanık türküler kaldı
Ağıtlar - türküler yakılmış
Savaş üstüne

Çanakkale içinde
Vurdular beni....
Bura Yemendir
Gülü çemendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir diye

Nedenini bilmemiş hiç
Sormamışta

Acısını bize çektirdiler Türkeli’nin
Varsılını başkaları paylaştı

Onların Arap çöllerinde
Ne işi vardı
Onlar Yemen’e niçin gittiler
Giderken birer dağ gibiydiler
Pusatları alınmıştı ellerinden
Arap çöllerinden
Dönerken yiğitlerim
Cenbiyelerle biçildiler

Acısını bize çektirdiler Türkelinin
Varsılını başkaları paylaştı

Yiğitlerim Medine’de
Fahrettin Paşa emrinde
Günlerce - haftalarca
Çekirgeyle beslendiler
Vermediler Hz. Peygamberin
Kabri olan o kutlu kenti
Aç kaldılar
susuz kaldılar
uykusuz kaldılar

Başı karlı dağ gibiydiler giderken
Çöllerin sıcağından değil
Hainlikler karşısında
Eridiler

Acısını bize çektirdiler Türkelinin
Varsılını azınlıklar paylaştı

2002

Alkış: Dua
Cenbiye: orağa benzeyen bir çeşit Arap bıçağı


Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.06.2006, 17:04   #7 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

RUBAİ ERDEMLİ KİŞİ

- Atsız Hoca'ya

BAYRAK GİBİSİN EY YÜCE ERDEMLİ KİŞİ
BİZ SENLE ERİŞTİK GÜCE ERDEMLİ KİŞİ
SENSİN ÇAĞIRAN BİZLERİ DEV UĞRAŞA BİR
ÖLÇÜM TAŞI SENSİN YÜCE ERDEMLİ KİŞİ

ŞUBAT/72

Nihat Yücel



nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.06.2006, 10:10   #8 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Mavi Aydınlığa Yürümek


- “Bir defa yükselen bayrak bir daha inmez.”
M. Emin RESULZADE

İthaf: Türk birliğinin öncülerinden
Ebulfeyz ELÇİBEY’e


Hilaller yükselir delerek arşı
Özgürlüğe doğru koşar giderler
Hep birden söylenir özgürlük marşı
Bütün engelleri aşar giderler

Yürüdüler arkalarından dağlar yürüdü/ Ölüler yürüdü-sağlar yürüdü/
Çağlar açıldı-çağlar kapandı-çağlar yürüdü/ İşçiler-köylüler-ağalar-
beyler yürüdü/ Tanrı dağlarını dumanlar bürüdü/ Açıldı bağımsızlığın
bayrağı gül-gül/ Bir ordu oldu yiğitler-ölümlere yürüdü/ Sınırlar kalktı
aradan/Dargınlıklar-kırgınlıklar-yağılıklar kalktı/ Kırgız-Kazak-Azeri-
Türkmen yürüdü/ Bağımsızlık için- birlik için/ El ele verdi- kafa kafaya
gönül gönüle verdi/ Hep birlikte yürüdü/ Yağıyla savaşmak için/
Bağımsızlığın engellerini aşmak için/ Akan çağlara ulaşmak için/ Uçmağa
Kavuşmak için/ Yiğitler-kadınlar -çocuklar -yaşlı- genç hep birlikte yürüdüler.

Tek ülkü
Tek gönül
Tek inanç olur
Türkelim-Türk insanım
Yürür aydınlığa


Sinirler gerilir çelik yay gibi
Her bir erim olur bir alay gibi
Yiğitlerim güneş gibi ay gibi
Ak köpüklü selce taşar giderler

Haddehanelerde çekildi-çeliğin en özgesi/ Bilincimiz-aklımız-gücümüz/
Biz de varız dedik artık-çıktık ortaya/ Tarihimizle-kültürümüzle-inancımızla/
Yeniden şekil vermeliyiz acuna/Yeniden şekil vermeliyiz insanımıza/ Kokuşmuş Düzenin son artıklarını/ Neleri varsa hepsini/ Vermeliyiz kendilerine/ Yeniden yazılmalı tarihimiz/ Yanlış-doğru ne varsa/ Bilmeliyiz-öğrenmeliyiz hepsini/ Yeniden düzenlemeliyiz eskiye ait ne varsa/ Çeki-düzen vermeliyiz kendimize/ Yeni bir yüzyıla girerken toparlanmalıyız/ Bizden söz etmeli yarın acun...

Tek bilek
Tek yürek
Tek dilek olur
Türkelim-Türk insanım
Yürür aydınlığa


Öfkeler kabarır öfkeler büyür
Kuruyan dallara bengi su yürür
Özgürlüğü ancak balalar görür
Ölümden sonra da yaşar giderler

Mavi bir ışık salkımı uzar akar şafakla/ Gökyüzünü-yeryüzünü kaplar/
Sarar-kucaklar-ısıtır-aydınlatır Türkelini/ Birer ışık topu olur yiğitlerim/
Toplar gök gürültülerini mavi pusatlar/ Aydınlatır geceleri-gündüzleri/
Aydınlatır beyinleri-gönülleri/ Aydınlatır bütün yürekleri yiğitlerim/
Sonra bir çavlan olur yiğitlerimin kanları/ Gökyüzünden dökülür uçarsu
gibi/ Suya kanamış topraklara/ Çağıl-çağıl/ Toprak hasret giderir/ Ağaç-
yaprak-çiçek hasret giderir/ Dökülür uçarsular bağımsızlık topraklarına

Tek kaygı
Tek tasa
Tek sevinç olur
Türkelim-Türk insanım
Yürür aydınlığa


Bir fırtına kopar elbet Asya’da
Ata toprakları verilmez yad’a
Türk birliği doğar yarın acunda
Ölümden ölüme koşar giderler

Yaklaştı zaman/ Daha durulacak zaman değil/ Çekilmeli çifte su veril miş/ Gök mavinin en hası pusatlar/ Hazırlanmalı yiğitlerim kutsal uğraşa/ Namlulara sürülmeli mermiler/ Namluda mermi-ana karnında çocuktur/ Doğum sancıları başladı artık/ Vakit-saat tamam/ O zaman hazır olmalı her şey/ Kafa-gönül-bilek-yürek-düşünce hazır olmalı/ Hazır olmalı pusatların en hası/ Temizlenmeli yağlanmalı/ Hazır olmalı mermiler/ Yağıları birer birer vurmak için/ Türkelini yağılardan kurtarmak için/ Yeniden Türk birliğini kurmak için...

Tek abece
Tek dil
Tek düşünce olur
Türkelim-Türk insanım
Yürür aydınlığa


Kırgız-kazak mısın sorsam adını
Uçmağ listesinde görsem adını
Sana uçmağ diye versem adını
Mavi ufuklarca coşar giderler

Yağılar böldüler bizi/ Böldüler-parçaladılar/ Kazak dediler- Kırgız dediler-Tatar dediler.../ Oysa hepimiz aynı soyun-aynı toprağın insanıyız/Daha gelmedi usumuz başımıza/ Türkülerimiz birdi/ Sevincimiz-tasamız-düşüncemiz birdi/ Bayrağımız-toprağımız birdi/ Dilimiz-destanımız-ülkümüz birdi/ Parça parça ettiler böldüler bizi/ Yeniden kalkmalıyız ayağa/ Hiçbir şey olmamış gibi/ Var olmak-bir olmak kavgası başlamalı artık/ Bu topraklara-bu insanlara ıssı çıkmalıyız/ Yıkmalıyız karanlığın kalın duvarlarını/ Kırmalıyız çelik kapılarını/ Kırmalıyız bileklerimize-düşüncelerimize vurulan çelik kelepçeleri...

Tek budun
Tek vatan
Tek Bayrak olur
Türkelim - Türk insanım Yürür aydınlığa


Aralık/1988

Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.06.2006, 17:51   #9 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Bir Mavi Türküdür Bağımsızlık



29 Nisan 1951 de URUMÇİ’de Çinliler tarafından
asılarak uçmağa vardırılan Doğu Türkistan’ın bağım-
sızlık savaşçısı OSMAN BATUR’un kutlu tinine


O SÖYLEDİ

“Tutsaklık ağır
Tutsaklık ölümden ağır
Tutsaklık yüreklerde
Kara türkülerle çoğalır”

Asya bozkırlarında
Bir yiğit
Bir umut olur
bayraklaşır
Tanrıya açılan avuçlarında
Göğün mavisini taşır
Bayrak onunla bayrak olur
Toprak onunla vatanlaşır

Kolları güçlü-kuvvetli
Omuzları dimdik durur
Ve geniş göğsünde
Asya’nın kalbi vurur

Asya nabız-nabız atar
Bir sevgiliyi kavrar gibi
Pusat kavrayan
Tetik çeken
Alev-alev yanan
Parmak uçlarında

Daha balalar
Yürümeğe durmamışken
Daha konuşmaya durmamışken
Işık yüzlü-badem gözlü balalar
Daha “ana-ata” demeden daha
Tutsaklığı öğrendiler
Daha yürümeğe
Daha konuşmaya durmamışken
Çekik gözlü balalar

Bağımsızlık bir tutkuydu
Bütün gönüllerde
Şekillendi kelimeler
Yavaş-yavaş
Balaların-anaların
Ak sakallı dedelerin
Ve kara pürçekli
Gelinlerin-kızların
Sürgülenen ağızlarında
Sararmış-solmuş benizler
Dalga-dalga
Kanlandı
Ve bir umut
Bayrak-bayrak
Yüreklerde
Dalgalandı

Bir telaş başladı
Konar göçer evlerde
Devlerde
Yoktu
Bunca hırs
Bunca güç
Bunca umut

Dediler
“Bir yiğit
Dağ gibi görkemli
Yumrukları
Yalçın kayalarca sert
Ve öfkesi selce...”

Ve güzelce
Ve ince
Ve umut dolu
Bir türkü tutturdular
Asya bozkırlarında
Yankılandı türküleri

Açılmış alkış toplar
Uygur’umun elleri
Bir zamanlar
Çinliye baş eğdiren
Şimdi Çinliye tutsak olmuş
Uygur’umun elleri
Yedi veren bir güldür
Bağımsızlığın gülleri
Her göğüste bir güldür
Kanla sulandıkça
Gümrahlaşır-açar
Tutsaklığın utancı
Çekik gözlü yiğitleri
Kamçılar

Bir mavi türküydü bağımsızlık
Bir anda dolaştı
Baştan başa Asya’yı
Mavi çiçekler açtı
Dudak uçlarında

Ölüme koştu savaşçılar
Pusatları
Yumruklarıydı
Yürekleriydi
Mavi türküleriydi

Gök bayrak dalgalansın diye
Bağımsızlık burçlarında


BİZ SÖYLEDİK

“El eden
Sensin bize el eden
Kahrolsun yavaş-yavaş
Seni bize el eden “

1970

Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.07.2006, 12:56   #10 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Mavidir Bizim Türkümüz



Bir mavi türküdür
bütün düşlerim
gelişlerim-gidişlerim
Hep o mavi türküye
Mavi aydınlık içindeyim
Mavi aydınlık içinde
TÜRKİYE

Ha başladı-ha başlayacak
Mavi ufuklara yolculuk
Bir gün kadın-erkek
çoluk-çocuk
'Haydaa...' diyerek
Son hızla ilerleyerek
Çağlar üzerinden
Sıçrayıp atlayacak
Mavi güneşler doğacak
Türkiye'me
Türkiye'm büyüyüp
Türkiye'm aydınlanacak
Türkiye'mde yoksulluk
kalmayacak

Maviye gönül verdik bir kez
dönülmez
Mavi yolculuktan
Su nasıl akarsa oluktan
Öyle akacağız
Bir mavi türkü yakacağız
Uçmağa varan savaşçılara

Tek ses
tek nefes
tek gönül
olacağız

Biz mavi aydınlık savaşçıları
Mavi aydınlık içinde
kaybolacağız

1975

Nihat Yücel
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2006, 19:46   #11 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Merhaba Mavilik



Merhaba mavilik
Merhaba dostlar
Her sabah doğan güneş
Merhaba

Bilirim yine
Mavi muştular getirdin bana
Uzak ülkelerden
Maviyle bütün düşüncelerden
Sıyrılır mavi olurum ben

Mavide gök tanrıyı bulurum ben

Pusatlarımız mavi çelikten
Yüreklerimizdeki mavilikten
Namlular boydan boya şavklanır
Özlem dolu bakışlarımız
Dolaşır baştan başa dağları
Dağlar bizi tanır

Bir sarsıntı başlar dağlarda
Bizimle beraber dağlarda
Bir göksel savaşa hazırlanır

Bulutlar sevdalanır bakışlarımızdan
Doruklarda dumanlar dağılır
Bir mavi ışık sağılır
TÜRKİYE'me
TÜRKİYE'm büyür
TÜRKİYE'm aydınlanır

Merhaba mavilik
Merhaba dostlar
Merhaba maviye
Gönül veren savaşçılar
Merhaba
1975
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.07.2006, 19:49   #12 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri





Gök savaşçılar



Maviyle uyandım bir sabah
Maviyle kalktım
Kalem elimde silah
Maviyle uyandım bir sabah
Maviyle kalktım

Çifte su verilmiş
Gök çeliğin
En özüyle bilendi
Gücümüz-bilincimiz
Biz de varız dedik artık
Çıktık ortaya

Delikanlım
Kaleminde mürekkep
Yüreğinde bir kıvılcım
Kitabında bir satır
Olsun diye yazdım
bu dizeleri

Delikanlım
Yumruğunda güç
Beyninde bir ışık
Gönlünde öbek-öbek sevgi
Olsun diye yazdım
bu dizeleri

Delikanlım
Önünde sonsuz gelecek
Budunun ve yurdun için
Vereceğin emek
Olsun diye yazdım
bu dizeleri

Maviyle uyandım bir sabah
Maviyle kalktım
Kalem elimde silah
Maviyle uyandım bir sabah
Maviyle kalktım

Şubat.99
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.08.2006, 17:03   #13 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Benim Aydınlatan Çağı


Benim aydınlatan çağı
Gök düşlere gebeyim ben
Ey bekleyenler şafağı
Gün doğurtan ebeyim ben
Benim aydınlatan çağı

Delikanlım-ey genç kızım
Kendine dön bilinçlen gel
Seninle artacak hızım
Ülkümüz tanımaz engel
Delikanlım-ey genç kızım

Güneşler devrildi bir bir
Artık karanlık sabahlar
Gök bakır oldu yer demir
Birden çekildi silahlar
Güneşler devrildi bir bir

Ey ülkümün yılmaz eri
Seni ışıkla yoğurdum
Bekle ağarır tan yeri
Yarın ışık-ışık yurdum
Ey ülkümün yılmaz eri

Kan gölleri çiçek-çiçek
Vatan kiliminde desen
Bozuk düzen değişecek
Ülküm için ölebilsen
Kan gölleri çiçek-çiçek

1971
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.08.2006, 17:09   #14 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Utku Türküleri (Maraş Destanı) I

Kurtuluş Destanı I Giriş

-'Maraş bize mezar olmadan
Düşmana gülzar olmaz.'

Gebedir geceler ak sabahlara
Sabahlar utkuyu koynunda saklar
Mermiler sürülür gök silahlara
Bir cehennem olur yollar sokaklar

Çöktü karanlık gün ortasında/ Kesti maviliği bir kara çizgi/ Demek bu imiş yazgı/ Çığlık-çığlığa kaldı kuşlar/ Ölüm kapımızı çaldı kuşlar/ Savaşın en çetin bir yerinde/ Yiğitleri yitirdik/ Büyüdü karanlık daha bir büyüdü/ Silahlarla-süngülerle-kanlı çizmelerle/ Yılanlar-çiyanlar kaldırdılar başlarını/ Dilleri yılan dili/ Kan çanağı-baykuş bakışlı gözleri/ Saldırdılar gün ortasında/ Çığlık-çığlığa havalandı kuşlar/ Daha görülmemiş vahşetin böylesi/ Daha görülmez.

Mahmuzlanır aydınlığın atları
Çöker göğse göğün bütün katları
Tanrı'ya açılır ak kanatları
Koçyiğitler ölümleri kucaklar

Bir ışık beklerim-bir haber/ Güvercin kanatlarında umutlarım/ Kanım durmaz damarımda/ Mağma sıcaklığında her yanım/ Volkan-volkan savrulur yanarım/ Bir sevgiliyi bekler gibi beklerim bir haber/ 'Haydi yiğitler' densin hele bir/ O zaman görün beni meydanlarda/ Ellerim büyür kocaman olur/ Bükülür yumruk olur/ Birer dağ olur-büyür yumruklarım/ İner yağı üstüne-bütün karanlıkların/ Bütün hainliklerin üstüne yumruklarım.

Şaha kalkar zaptedilmez hıncımız
Topa karşı ellerde kılıncımız
Hiç dinmiyor bağrımızda sancımız
Uçmağa vardılar bütün koçaklar

Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler uçmağa vardı/ Şuradaki ağaçlar-taşlar-evler tutsak/ Irmaklar yas tuttu/ Gökyüzünde bulutlar ağladı/ Bir uğursuz gün geldi-dayandı kapımıza/ Yağı içimizdeydi-yanı başımızdaydı/ Bunca yıl tuz-ekmek yedik/ Namusu namusumuzdu öyle belledik/ Yağıydı ama-kolladık gözledik/ Kimseye ezdirmedik/ Sonra hainlikleri çıktı ortaya/ Kalleşlikleri-kancıklıkları çıktı/ Yanyanaydı evlerimiz/ Evleri silah doluydu-cephane doluydu-tuzak doluydu/ Ve yaktık evlerimizi/ Evleri de yansın diye/ Bu acımız dinsin diye/ Yanan vatan sönsün diye.

Dağımız ses vermez küskün ovamız
Yakılmış yıkılmış gökçek yuvamız
Gönüllerden eksilmesin duamız
Yeniden tütecek bütün ocaklar

Gök sustu-dağ-taş-orman-ağaç sustu/ Kuş sustu-böcek sustu/ Susmadı namlular/ Geceler-gündüzler boyu kan kustu namlular/ Kustu bütün iğrençliğini yağı/ Kustu kafatasının içindekini yağı/Yıllarca gizlediği-biriktirdiği kinini-öfkesini/ Salyalı kan köpüklü kuduz ağızlarından/ Ağızlarında utku türküleri/ Utkuların esrikliğinde başları/ Ve ardından vahşete başladılar/ Ne durdular-ne usandılar-ne yavaşladılar.

Kazanında kaynatacak aşı yok
Kimse bilmez mezarı yok taşı yok
Savaşmayı bilir özge işi yok
Gök maviyle bilenir gök bıçaklar

Bir yangını8n ortasında kaldık/ Ne elde kaldı-ne avuçta/ Yer demir oldu-gök bakır/ Seslensek sesimiz ulaşmıyor dağlara/ Kendi yurdumuzda yetim-öksüz-yoksul kaldık/ Yıllarca sömürdüler-kanımızı emdiler/ Yapışkan pis sülükler/ Boşa gitti alın terimiz_göz nurumuz/ Başımıza dikildi-yağının en soysuzu-en haini/ Yeniden hazırlandık bir büyük kutsal savaşa/ Yeniden hiç savaşmamış/ Hiç yorulmamış-hiç vurulmamış gibi/ Sanki ilk savaşın heyecanı var içimizde/ Savaş bize özgü-savaş bizim işimiz.

Şarapneller gökyüzünde savrulsa
Koca dağlar üstümüze devrilse
Tüm namlular göğsümüze çevrilse
Bizi durduramaz gayrı yasaklar

Yoğrulur kanım toprakla/ Binlerce yıldır/ Ben yoğrulurum toprakla/Şu ağaç benim etim-kanımdır/ Şu çiçek sevdiğimdir-canımdır/ Şu ırmak-şu taş-şu toprak vatanımdır/ Bir tek kalsam bile/ Yağı bastırmam üstüne/ Ağaçları-ırmakları-dağları-taşları küstürmem kendime/ Susturmam-dizginlemekm artık yüreğimdeki öfkeyi/ Öfkem yüreğimde çoğalır-katlanır artar/ Gün geçtikçe bilenir büyür/ Sığmaz olur içime deprenir durur/ Sonra bir mermi olur/ Vurur yağıyı can alıcı yerinden.

Saçaklar buz tutmuş ayaz geceler
Çocuklar ki 'Hürriyeti' heceler
Parçalandı beşikteki bebeler
Yakında bitecek kanlı şafaklar

Kan gölleri büyür/ Geceyi böler silah sesleri/ Geceler yıl kadar uzar/ Geceler bitmez/ Kararmaz içimdeki umut-içimdeki ışık/ Bir kıvılcım olur-yüreğimde savrulur/ Yakar bütün yürekleri-yakar tutuşturur-kavurur/ Bir büyük yangın olur/ Kimse söndüremez/ Döndüremez bizi yolumuzdan/ Ne ölüm ne korku/ Ölüm ey şanlı ölüm/ Bin kere yeğsin tutsaklıktan/ Ve tutsaklığın utancıyla yaşamaktansa yiğittler/ Ve savaşa ve ölüme ve bağımsızlığa soyundular/ Perçinlediler gökyüzüne Türkün bağımsızlığını/ Açıldı bağımsızlığın gülleri öbek-öbek.

Savaştan öncede sonrada bir hiç
Serveti madalya evleri kerpiç
Ganimet üleşti üç-beş tane piç
Daha itibarlı şimdi kaçaklar

Bütün ağızlar kilitli-bıçaklar açmaz/ Meydanlar dar gelir yiğitlerime/ Yiğitlerim meydanlardan kaçmaz/ Bir şafak vakti/ Daha gün ağarmamış-daha gün doğmamıştı/ Daha karanlıktı gece/ Daha ezanlar yeni okunmaya başlamıştı/ Önce abdest alıp Tanrının huzurunda durdular/ Sonra bir dev gibi doğruldular/ Ve silahları aldılar ellerine/ O kutlu ellerine/ O kurban olası ellerine/ Silahları kazmaydı-kürekti/ Ve onlar yağı üstüne yürüyen/ Bir tek el-bir tek yürekti/ Dayandı yiğitler-daha dayandı/ Karanlığı yırtmak için direndi/ Gönüllerinde kutsal utku/ Dudaklarında mavi türküler/ Uçmağa vardılar birer-birer/ BİZDEN ŞİMDİ SADECE BİR FATİHA BEKLER/BÜTÜN ŞEHİTLER.


- Utku Türküleri (Maraş Destanı)
Kitabından K.Maraş, Şubat,1998
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.08.2006, 17:13   #15 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 24.06.2006
İletiler: 46
nyücel Rss Beslemesi
Nihat YÜCEL Şiirleri

Utku Türküleri (Maraş Destanı) II

Kırk Işık Kız


- Kurtuluş savaşında kırk gün
Kuran okuyan kırk ışık kıza


Kırk
Kırk bakire
Kırk bakire kız
Kırk bakire kız kırk gün
Kırk kutlu evde toplandılar
Diz çöktüler secdeye kapandılar
Huşu içinde sessizce kuran okudular
Kırk kız kırk gün kırk ikindilere kadar
Sabrı - acıyı ve kurtuluş umutlarını
Ulu tanrıya açılan gök avuçlarıyla
Ayet-ayet gökyüzüne dokudular
Kırk bakire kız kırk gün
Kırk bakire kız
Kırk bakire
Kırk

Kırk
Kırk bayrak
Kırk bayrak kız
Kırk bayrak kız kırk gün
Zaman ve mekan dışı yaşadılar
Küüt - küüt attı utku nabızlarında
Savaş açtılar yağıya dillerinde kuran'la
Bütün cephelerde ölümlere koşan kızlar
Savaşan onlardı ellerinde kuran'la
O günden beri hala dalgalanırlar
Ufuklarda bayraklaşan kızlar
Kırk bayrak kız kırk gün
Kırk bayrak kız
Kırk bayrak
Kırk

Kırk
Kırk ışık
Kırk ışık kız
Kırk ışık kız kırk gün
Bitmeyen karanlık geceleri
Birer güneş olup aydınlattılar
Kimdiler - nerde mezarları bilinmez
Uçmağa doğru birer yıldız gibi aktılar
Karanlıklar kuran'la ışıklandılar
Yüreklerdeki utku ışıklarını
Birer kandil gibi yaktılar
Kırk ışık kız kırk gün
Kırk ışık kız
Kırk ışık
Kırk

Kırk
Kırk gök
Kırk gök kız
Kırk gök kız kırk gün
Gök utkuları muştuladılar
Ölmezliğin sırrına ulaştılar
Yüzleri bir tolunaydı kızların
Kaşları bir gerilmiş yaydı kızların
Her bir bir Asena'ydı kızların
Demir dağları delip aştılar
Gök çığrığı kargışlladılar
Kırk gök kız kırk gün
Kırk gök kız
Kırk gök
Kırk

Kırk
Kırk umut
Kırk umut kız
Kırk umut kız kırk gün
Tanrının adıyla başladılar
Dua-dua Ayet-ayet Sure-sure
Kuranı okudukça acunu unuttular
Kırk kız kırk mavi kanatlı güvercin olup
Gökyüzüne doğru kanat açıp uçtular
El verdi gök erenler ellerine
Gök erenler sırlarını açtılar
Kırk umut kız kırk gün
Kırk umut kız
Kırk umut
Kırk

Kırk
Kırk kurt
Kırk kurt kız
Kırk kurt kız kırk gün
Bilediler öfkelerini bilinçle
Yumruklarını gökyüzüne kaldırdılar
Gök yüzünü öfkeyle- hınçla yumrukladılar
Bakışları kurt bakışlı - özleri kurt soyundan
Tanrı önünde önce dua ettiler sonra
Yalın kılınç meydanlarda durdular
Döllendi özlerde ak umutlar
Kırk kurt kız kırk gün
Kırk kurt kız
Kırk kurt
Kırk

- Utku Türküleri (Maraş Destanı)
Kitabından, K.maraş. Şubat.1998
nyücel adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Geri uyarılar are Açık
Geri bildirim are Açık


Otağ Saati: 05:21 .




Atsızcılar @ 2005