Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 05.12.2007, 14:13   #1 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 04.12.2007
Yaş: 24
İletiler: 2
ilterişkağan Rss Beslemesi
Olması gereken eğitim sistemi.

Şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin eğitim sisteminde büyük yanlışlar bulunmaktadır. Bunların kimi düzeltilebileceği gibi kimileri ise kalıplaşmış ve artık katı bir hal almıştır. Burada sorulması gereken soru şudur: eğitimsistemi onarılmalı mı, yoksa kökten mi değiştirilmeli? Yeni bir fidan mı, çürük bir kavak mı?Eğitim sistemimizdeki yanlışların düzeltilebilmesi için organize bir çalışma gerektiği gibi öğreticilerinde yeniden bilinçlendirilmesi en önemli şartlardandır. Ama biz düzeltilmesi değil de yeni bir eğitim sisteminden bahsedip onun üzerinde duracağız. Ve bu sistemi sınıflara bölüp sınıflardaki ağırlıklı olan derslerden bahsedip neler yapılması gerektiği hususunda konuyu irdeleyeceğiz.Yeni Türk eğitim sürecinin
  • Ana okul veya kreşlerde öğrenciler kesinlikle ders, sayı, kelime, din gibi konularla tanışmamalı. Ana okulu sadece oyun yuvası, çocuklarıyla ilgilenemeyen anne-babanın kaçış! yolu olmalı. Çocuk burada resim yapma, toplum kuralları, yemek-içmek kuralları-adabı, azda olsa Türklük ve iman (bakınız İslam veya din demiyorum), anne babaya saygı gibi konular, alıştırmalar, araştırmalar yaptırılmalı. Bu yaşlardan başlayarak çocuğu düşünmeye doğru yönlendirip, düşünmesi sağlanmalıdır. Ve hiçbir taviz verilmemesi gereken ‘sorun’ ise kreş ve anaokullarının kesinlikle devlet kontrolünde olmasıdır.
  • 1. sınıfa başlayan öğrencilerin Türkçe ağırlıklı olmak üzere eğitimine başlanmalı. Bunun yanında çocuğu düşünmeye ve hayal kurmaya yönelik çalışmalar devam etmeli. Bunu sağlamak için onların toplumu olan sınıfı yönetmeyi, onlara bırakmalı. Onlara küçük sorumluluklar verilmeli. Ödevin diğer anlamı da onlara sorumluluk anlayışı aşılamak olmalı. Öğretici onları sorularla yönlendirmeli. Sorular : sınıfı nasıl daha güzel yaparız? Tebeşir mi yoksa tahta kalemimi kullanalım? Bunlar gibi sorularla öğrenciyi düşünmeye, üretmeye, akıl yürütmeye sevk etmeli. 1. sınıfta matematiğin en temel konuları işlenmeli. Türkçe dersinin istikrarlı devam etmesi gerektiği gibi matematikte aynı istikrarda devam etmesi gerekmektedir. Toplumları olan sınıftaki birliktelikleri incelenmeli ve anti-sosyal olanlara müdahale edilmeli. Yine bu sınıfta üstün zekalı olan öğrenciler için farklı yapılanmalara girilmeli.
  • 2. ve 3. sınıfa gelindiğinde öğrencilere kaldırabilecekleri kadar matematik ve tarih okutulmalı. Ama tarih dersleri, ders anlatımı olarak değil de seminer saati gibi olmalı. Tarihe mal olmuş şahsiyetler, Türk Milleti’nin gurur kaynağı olan şahsiyetlerin hayatları bir öykü gibi anlatılıp, öğrencilerin, ‘millet’ine karşı saygısı oluşturulmalı ve/veya arttırılmalı. Bu dersler 4. ve 5. sınıflarda yorum yaptırma ve onların körpe beyinlerinde oluşan sorulara doygun ve milli cevaplar verilmelidir. 5. sınıfta verilmesi gereken en önemli adı konmamış ders millilik, vatan, devlet gibi olgular ve bunlar için yapılması gerekenler olmalı. 5. sınıfın sonuna kadar yabancı dil konusunun bahsi bile edilmemeli. Haftanın 2 saati kompozisyon dersi olmalı. Ve yorumlarını kağıda dökmeleri sağlanmalı. Aynı zamanda jest ve mimiklerin kullanımı hakkında da haftada 1 saat ders verilmeli. Her hafta belirli bir milli konu seçilip farklı öğrenciler tarafından arkadaşlarının karşısında bu konular anlattırılmalıdır. Yine vurgulamakta yarar var, bu konular kesinlikle milli konular olmalı. Türkçe’ye uygun ve Türkçe’yi özendirici olmalı. 5. sınıf sonunda öğrenci iyi bir Türkçe, matematik ve tarih ile coğrafya derslerinin yanında fen ilminden de yeteri kadar bilgiye sahip olması gerekmektedir. Bunların gerçekleştirebilmesi için mesleğinden bıkmamış, hala bir şeyler kazandırma hissiyle yanıp tutuşan ‘genç beyinler’ tarafından yapılmalıdır.
  • 6. 7. 8. sınıflara gelen öğrenciler kendilerince komplo teorileri üretebilir duruma gelmelidir. 8. sınıfta gündemdeki konular yorumlatılıp analiz ettirilmeli. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne mal olmuş yazarlar, yorumcular, köşe yazarlarının da analiz ettirilip yazılarının yorumlanması istenilmeli. Bu dönem, çocukların üzerindeki ağırlıkları dolayısıyla fazla sıkılmamalı. ( ergenlik) 8. sınıfın sonunda öğrenciler psikolojik sınavlara tabi tutulmalı. Bu psikolojik sınavlar Avrupai devletlerdeki gibi kişisel soruların bulunduğu testler şeklinde olmalı. Çiçekleri sever misin, hangi hayvanı seversin? v.b. sorular sorularak hazırlanmış testlerle öğrencinin kişiliği ve yatkın olduğu bölüm,meslek belirlenmeli.
  • Lise 1. 2. 3. sınıfta olan öğrenciler orta okulda yapılan testlerle sınıflandırmaya tabi tutulması gerekmektedir. Bu bölümlerde bir değişiklik yapmaya gerek yoktur. Sözel, sayısal, eşit ağırlık iyi bir ayrımdır. Ama orta okulda ve onun devamı olan lisede okuyan öğrenciler ‘ her şeyden bir şey; bir şeyin de her şeyini bilecek’ durumda olacaktır. Yabancı dil eğitimi lise 1. sınıfta verilmeye başlanması gerekmektedir. Fakat verilen yabancı dil eğitimi gereksiz tekrarlardan çok 8 ayda bitirilecek düzeyde olmalıdır. Şimdiki sistemdeki gibi bölümler lise 2. sınıfta değil de orta okul sonunda kesin çizgilerle belirlenecek ve öğrencinin eğitimi, yapılacak olan psikolojik testin sonucuna göre verilecektir.
  • Dershaneler kesinlikle kapatılması gereken kurumlardır. Bunun yanında dil eğitimi veren özel kurslar veya dershaneler kesinlikle devlet kontrolüne alınacak ve gerekenlerde kapatılacaktır. Bununla beraber özel üniversiteler, özel kolejler ya kapatılmalı yada devletin tayin ettiği öğreticiler tarafından, yine devlet kontrolünde eğitim verdirilmeli. Yabancı dil eğitimi devletin eleğinden geçmiş hocalar tarafından kamulaştırılmış kurumlarca verilmeli. Bazı sektörlerin özelleştirilmesi ( otobüs işletmeciliği, toplu taşıma gibi) devletin üzerindeki yükü azaltabilir. Ve bu devletin rahatlamasına yardımcı olabilir. Fakat devamlı üzerinde durduğumuz gibi, eğitim, kesinlikle devlet kontrolünde olmalıdır. Öğrencilerin hayatları sadece saatlerle değil, öğrencinin hayatının tamamı değerlendirilmelidir. Eğiticiler sadece verdikleri notlarla değil kanaat notu denilen, öğreticinin gözündeki öğrencinin durumu da değerlendirilmelidir. Ve bunlarda dikkate alınmalıdır
  • İlk, orta, lise ve üniversitede ki sınav sistemleri tam manasıyla, kökten değiştirilmelidir. Sınavlarda klasik, test, ve çoktan seçmeli gibi usullerin hepsini içinde barındırmalıdır. Klasik sorulardaki amaç öğrencinin düşünmesini sağlamak olduğundan kesinlikle ezbere dayalı sorular olmamalıdır. Üniversite sınavının yerini, yine başka bir sınava, ama; farklı bir sınava tabi tutulmalıdır. Oda şudur ki: öğrenci tüm derslerden bilgi sahibi olmalı ve tüm sorulara cevap verebilecek çeşitlilikte olmalı. Bu sorular orta dereceli olmalı. Buradaki önemli olan psikolojik testtir. Liseye geçerken uygulanan test gibi. Fakat burada bölüm ve meslek seçime öğrenciye bırakılmamalı. ( aile etkisinde kalarak başka bir mesleğe yönlendirilmesi, kafasında olan mesleğin aslında etkisinde kaldığı insanlardan dolayı olduğunu anlayamayabilir.). Seçim büyük bir ciddiyetle yapmış olduğunuz şahsın psikolojik testi ile belirlenmiş olup öğrenciye fikir sunulmalı. Bu doğrultuda öğrenci ikna yoluyla kanalize edilmeli. Maksimum 2 milyon öğrencinin üniversiteye yerleştirmesi düşünüldüğünde bu kadar öğrenciye psikolojik yardım, eğitime destek için yeni eğitmenlere duyulan ihtiyaç, yeni bir sorun gibi düşünülebilir. Fakat tayini çıkmamış, öğretici olarak göreve başlamamış yeni beyinler ve enerjisi had safhada olan öğreticileri bu konuda kullanmak mümkündür. Bu eğitim sisteminin tam manasıyla oturabilmesi yaklaşık 18 sene sürmektedir. Şuan bu öğretmen ve adaylarına yapılan yatırımlar verilen emekler, yatırılan maaşlar ne kadar yük gibi gözükse de, örtülü ödenekten hay beye harcanan para kadar olamaz. Bu sistemle 18 sene sonra düşünen, analiz eden, irdeleyen, Türkçe’yi gerektiği gibi kullanan, milliyetçi, devletçi, tarih ve milli şuurdan haberdar ve her şeyden bir şey bilen bir şeyinde her şeyini bilen bir nesil meydana gelecektir. Bunlar yarının mühendisi, bürokratı, doktoru, başbakanı olduğunda ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık hiçbir birliğe ihtiyaç duymayacaktır. Fakat bu sistemi işleve sokmak için yarın bile geçtir. Eğer bizler tamamlayamazsak bizden sonrakiler… Ne mutlu ki Türk’üm… saygılar…
Timur Asyalı

( Sistemi genel hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Katkılarınızı ve eksiklerimi belirtmenizi isterim.)
ilterişkağan adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.12.2007, 15:02   #2 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Bornova - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 23.11.2007
İletiler: 57
Bornova Rss Beslemesi
Özellikle Anaokulu ve İlköğretim hakkındaki görüşlerinize tam anlamıyla katılıyorum.Zamanım olunca kendi tezimi de yazacağım saygılar..
Bornova adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.12.2007, 17:29   #3 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
erbayhan - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 30.11.2007
Yaşadığı Yer: TÜRK ELİ
İletiler: 48
erbayhan Rss Beslemesi
bakınız ufak tefek japonlarda en önemli mesleklerden biri ilkokul öğretmenliğidir ama bizde...
bunun yanında da dediğiniz gibi düşünmeye araştırmaya hayatı sorgulamaya yönlendirilmelidirler
çoğu doğu ve batı ülkeleri (özellikle batı avrupa) ders müfredatlarına TÜRK düşmanlığını ekliyorlar ve onların dölleride bu nefretle büyüyor benim ekliyeceğimde bizde diğer ırkların bizden daha alt olduklarını özenilmemesi gerektiğini belirtmeliyiz
erbayhan adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.2007, 01:41   #4 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
GöktürkSelimPUSAT - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 28.10.2007
Yaşadığı Yer: Adalar Denizi'nden Altaylar'ın daha ötesine kadar Türk'ün yaşadığı heryer!!!
Yaş: 24
İletiler: 102
GöktürkSelimPUSAT Rss Beslemesi
Sistemi Atsız Ata yıllar öncesinden belirtmiş.
Baştan belirtmeye çok lüzum yok.

Bence Türk gençliğinin kahraman yetiştirmek için maarifte bazı değişiklik yapmak lazımdır. Fikrimce bunların ana çizgileri şunlardır:

1- İlkokullardan başlayarak yüksek tahsil müstesna olmak üzere bütün okullardan muhtelif tedrisatı kaldırmalıyız küçük sınıflarda kız ekseriyeti arasında kalan bazı erkek çocukların erkeklik ruhlarını kaybettikleri ve kısmen avareleştikleri muhakkaktır.

2- İlkokulların programları bizim talebelik zamanımızda olduğu gibi olgunlaştırılmalı, ikinci sınıfta başlayarak her yıl biraz daha mufassal olmak üzere Türk tarihi ve grameri gösterilmelidir.

3- İlkokul talebesine verilen sınırsız hürriyet derhal kaldırılacak çocuk sıkı bir disiplin muhiti içine alınmalı ve hayatta disiplin denilen bir şeyin varolduğunu daha pek küçükken idrak etmelidir.

4- Ceza bütün şiddetiyle okullara girmeli ve kötü aile muhitlerinde yetişen veya şahsen fenalığa istidatı olan çocuklar yaptıkları hareketlerin mukabelesiz kalmadığını görmeli ve iyi çocukların da bozulmasının önüne geçilmelidir.

5- İyilerin ahlakını bozacak kabiliyette olanlar derhal okullardan çıkartılmalı ve bir kişi kazanmak için 40 kişinin önünden fena örnek bulunmasının önüne geçilmelidir.

6- Bütün oyunlar, ders kitapları, vazifeler, kahramanlar, Türkçülük, fedakarlık aşılayacak şekilde olmalıdır.

7- Kadın öğretmenler erkek talebeye ders vermemelidir. Bütün öğretmenler sade kılıkları ile talebeye örnek olmalıdır. Boyalı veya bob-stil hocalar derhal meslekten uzaklaştırılmalıdır.

8- Ortaokullarda askerlik dersi nazari ve ameli olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askeri kanunlara ve cezalara tabi olmalı ve mektep üniformasını giymeğe mecbur edilmelidir. Ortaokullara girerken kendisinden ortaokul usullerine tabi olacağına dair imza alınarak söz ve mesuliyet ne demek olduğu kendisine anlatmalı ve nizamata aykırı gidenler tahsilden men edilmelidir.

9- Gramer, Türk tarihi, Türk coğrafyası, yurt bilgisi dersleri ortaokulun her üç sınıfına biraz daha genişletilmek üzere gösterilmelidir. Tekrar edilen derslerin ne kadar iyi öğrenildiği malumdur.

10- Ortaokulda milli sporlar başlamalı, kılıç, güreş, cirit gibi ananevi sporlar, yüzücülük, kürekçilik vesaire gibi savaşa yardımcı sporlar birinci mevkii tutulmalıdır.

11- Askerlik dersler ile sporlar en mühim dersler haline gelip her birinden ayrı not verme usulü konulmalı, gösteriş izciliği, caka resmi geçitleri kaldırarak yerine hakiki ve sert askerlik konulmalıdır.

12- Ortaokullarda hiçbir faydası görülmeyen, boşuna zaman, emek ve para harcamaktan başka bir şeye yaramayan ecnebi dili dersleri tamamen kaldırılarak bunun yerine askerlik ve spor dersleri konulmalıdır.

13- Lisenin ilk sınıfından itibaren edebiyat ve fen kolları ayrılarak yalnız bir tarafa istidatı olan pek çok değerli talebemizin parlak istidatlarının körleşmesinin önüne geçilmelidir.

14- Gramer ve yurt bilgisi dersleri bilhassa liselerde devam ederek talebenin kendi dilini ve memleketin kanunlarını kavraması temin edilmelidir. Geçen yıl liselerde okutulan gramer derslerinden benim aldığım iyi netice gramerin muhakkak liselerde de okutulması lüzumunu bana ispat etti. Böylelikle ilkokuldan itibaren gramer okumuş talebe liseyi bitirirken kendi diline tamamen hakim olacak ve artık memlekette “Kuyu sokak, Nur apartmanı” diyecek edebiyat öğretmenleri ve dil mütehassısları kalmayacaktır.

15- Askerlik ve spor liselerde daha sıkı olarak devam etmeli ve talebeler silahla toplu bir halde talime, hakiki süngü ve kılıçlarla hakiki mübarezeler yapmağa alışmalıdır. Zarar yok, aralarında tehlikeli yara olanlar bulunsun... Bu yaralar sinemaların, baloların yaptığı tahribat kadar zararlı değil; talebeyi tehlikeli azımsamağa alıştırmak bakımından faydalıdır.

16- Ortaokul ve liselerden en ufak ahlaki ve zaaf tartla ceza görmeli ve bu talebeler başka hiçbir okula alınmamalıdır.

17- Talebenin başına daima otoriter, seciyeli ve Türk öğretmenler getirilmelidir. Bizim talebemiz hatta kız talebemiz, gayri Türk öğretmenlere tahammül edememektedir.

18- Okullar birer kışla haline gelmeli, hatta liselerin müdürleri yüksek rütbeli subaylardan olmalıdır.

19- Okullar birbiri ile futbol gibi manasız ve voleybol gibi kadınca müsabakalar değil, askeri ve milli müsabakalar yapmalı. Türk kılıcı, okçuluk gibi milli sporlarımız ihya olunarak liselere sokulmalıdır. Bir stadyumda iki okulu temsil eden 22 gencin lastik top ardında koşması ile iki okulu temsil eden 200 gencin başlarında tulgalar, göğüslerinde zırhlar olduğu halde, hakiki kılıçlar veya süngüler çarpışmaları arasındaki farkı düşünür.

20- Bütün okul kitapları mütehassız ve fedakar öğretenlere, milli ve askeri ruh gözönüne alınmak şartile yeniden yazdırılmalı ve öğretmenler bu işin şerefi ile kanarak maddi kazanç beklememelidir.

21- Liselilerin fen kollarında laboratuvar çalışmaları arttırılmalı ve talebe yurt için yaratıcılık kabiliyeti daha bu sıralarda inkişaf ettirilmelidir.

22- Askerlik ve spor derslerinde liyakat gösterenler için eski ananelerimizde olduğu gibi alplık ve batırlık unvanları, bilgide başarı gösterenler için bilgelik ve danışmanlık unvanları ihdas olunarak hakkaniyet dairesinde talebelere verilmeli, sıkı mücazat olduğu gibi büyük mükafaatlar da bulunmalıdır.

***

Böyle sıkı şartlarla okullarımızda yeni bir ruh yaratmazsak yüksek kabiliyetli gençlerden ve kahramanlardan ümidimizi kesmeliyiz.


Çınaraltı Dergisi, 21 Mart 1942, Sayı:35
__________________
Sarı Zeybek şu dağların eridir,
Dağlar onun bütün yoğu varıdır.
Kendi sarı, bindiği at dorudur;
Attan inip şu dağlara yaslanır,
Gözü dalar, bakışları puslanır.
GöktürkSelimPUSAT adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.2007, 02:42   #5 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
İsenbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 435
İsenbike Rss Beslemesi
Türk eğitim sisteminin temelini atanlar maalesef Amerikalı eğitim uzmanlarıdır. Zamanında Türkiye'ye getirilen 3-5 tane rehberlik ve eğitim programı hazırlayan uzmanın yaptığı bu program Türk toplumuna hiç uygun değildir. Bu sistem yukarıdan inme olduğu gibi programların hazılanması ve deneme aşamaları hiç yapılmamıştır. Yani bu program bir okulda denenip uygunluğu sınanmamış ve toplumun kültür yapısı işin içine katılmamıştır. Bundan dolayı program Türk toplumunun üzerinde emanet bir giysi gibi hiç bir zaman oturmamış ve eğitimin önemli amaçları gelecek nesillere layıkıyla aktarılamamıştır.

Tabi esas amaç, Türk insanını bakan birer köre çevirmek olduğu zaman düşmanın uyumadığını o yıllarda daha net görüyoruz. Türk çocuklarını ve dolayısıyla ileride Türkiye'yi yönetecek olan neslin düşünmeyen, araştırmayan ve tarihini bilemeyen olması demek, onlar için en büyük düşmanlarını saf dışı etmek olduğunu bilen dış güçler işe eğitim alanından başlamış ve bunda maalesef başarılı olmuşlardır. Hala ilk okul çocuklarına; Osmanlı hanedanlığının öncesi anlatırken onları birer yağmacı, huzur bozan, ilkel ve sıradan insanlar gibi gösteren ve yaşam biçimleri ile nerdeyse alay eden bir tarih dersi veriliyor. Bunun yanında bilim ve sanata yönlendirilecek çocuklar hala gerçekliği kanıtlanamamış ama toplum tarafından bilinçsizce benimsenmiş bir takım yanlış düşünceler körü körüne ezberletiliyor.

Atsız Ata zaten zamanında bunu görmüş ve Türk toplumuna en uygun sitemi hazırlamıştır. Maalesef bunlar uygulanamadığı gibi kırmızı başlıklı kız masalı bile hortlayan yobazlık karşısında kırmızı türbanlı kız olmuştur...

İşlenmeyi bekleyen o nadine elmaslar, bedenimizi saran veba yüzünden kömür haline dönüşmektedir.
İsenbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.2007, 05:20   #6 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Tarkan_26 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 24.09.2007
İletiler: 33
Tarkan_26 Rss Beslemesi
Alıntı:
erbayhan´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
bakınız ufak tefek japonlarda en önemli mesleklerden biri ilkokul öğretmenliğidir ama bizde...
bunun yanında da dediğiniz gibi düşünmeye araştırmaya hayatı sorgulamaya yönlendirilmelidirler
çoğu doğu ve batı ülkeleri (özellikle batı avrupa) ders müfredatlarına TÜRK düşmanlığını ekliyorlar ve onların dölleride bu nefretle büyüyor benim ekliyeceğimde bizde diğer ırkların bizden daha alt olduklarını özenilmemesi gerektiğini belirtmeliyiz
Özelikle ermenistan'da, yunanistan'da ve sirbistan'da Türk düsmani olarak büyüyorlar.
Ermenistan'da her cocuk Türkler'den intikam almak icin yemin ediyorlar.
Tarkan_26 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Cevaplar Son İleti
TÜRKÇÜNÜN YAPMASI GEREKEN İBADETLER BÖRÜ YABGU Türkçü Bakış 198 03.01.2008 14:45
Eğitim gerekli... varoluş79 Türkçü Bakış 2 12.11.2007 10:40
Türklerin ortak dili olarak öz TÜRKÇE eğitim ve öğretimi Tarkan Türkçü Bakış 3 15.09.2007 10:31
Durum ve seçim sistemi üzerine... Tarkan Türkçü Bakış 0 18.08.2007 02:50
Milli Eğitim Şurası'nın altında ki Hinlik.. METEHAN Türkçü Bakış 2 14.12.2006 19:55


Otağ Saati: 15:05 .




Atsızcılar @ 2005