Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Dili Ve Edebiyatı > Türk Dili ve Edebiyatı
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Türk Dili ve Edebiyatı Türkçemiz, Türk Atasözleri, Edebi Yazılar vb.

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 27.01.2006, 16:31   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
İsenbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 433
İsenbike Rss Beslemesi
ÖZTÜRKÇE SÖZCÜKLERİN YASAKLANIŞI

Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK demiştir ki;


Batıda olduğu gibi bizde de, çağdaş bir millet olarak gelişirken, hem toplumun kişiliğinin gerçekleşmesi hem de bireylerin aydınlatılması aracı olan dil, önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Bu konuda bizde direnenler de, bir zamanlar batıda ulusal dillerin karşısına çıkanlarla, bilerek yada bilmeyerek aynı safta yer alırlar. Bunlar ya İslam ümmeti döneminden kopamamış olanlardır; ki bu dönemin genel kültür dili olmuş Arapçaya dinsel yada duygusal nedenlerle bağlıdırlar. Tıpkı batıda Katolik Kilisesinin günümüze kadar Hıristiyan ümmetinin birliğinin bir aracı olarak gördüğü Latinceyi ulusal diller karşında savunması gibi. Ya da bunlar, bir kültür dili olarak Türkçenin bütün toplumu kolayca aydınlatıp karanlıktan kurtarmasından korkanlar,halkın karanlıkta kalmasından yararı olanlardır.

Peki Atamızın yüzyıllar boyunca hor görülmüş Türkçenin çağdaş bir bilim, sanat ve uygulayım dili olması çabasında başı çekmesi için oluşturduğu Türk Dil Kurumu’nun yerine kurulan AKDTYK’nin (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu) en üst konumunda bulunan kişi olan Prof. Dr Hasan Eren ne demiştir:
‘’Türkçe’ de de diğer dillerde olduğu gibi yabancı kelimeler vardır. Bunlardan kurtulmanın imkanı yoktur. Bu durum karşılıklı alış veriş olarak değerlendirilmelidir.’’

Sıradan bir vatandaş bile Türkçedeki yabancı sözcükler ile yabancı dillerdeki Türkçe sözcükleri az bir çaba ile öğrenip karşılaştırabilir. Dilimize yerleştirilen binlerce Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca ve İngilizce sözcük karşılığında o dillerde ancak birer avuç Türkçe kökenli sözcük bulunması nasıl ‘karşılıklı alışveriş’ olarak değerlendirilebilir bilemiyorum. Ayrıca ‘bunlardan kurtulmanın imkanı yoktur’ ne demek? Eğer öyleyse; Türk Dil Kurumu’ na yada AKDTYK ‘na ne gerek var değilmi?


Yer yüzünden silinmiş ve bir daha da var olmayacak Osmanlı’nın özlemcisi ya da Türkiye Cumhuriyeti’ni çeşitli nedenlerle içlerine sindiremeyen kesimler Türk Dil Devrimi’ne bakın hangi savlarla karşı çıkıyorlar.

19 Aralık 1979’da Tercüman gazetesinde ‘’Yaşayan Türkçemiz’’ başlığı altında şöyle bir yazı yayımlanır.

‘’Yayımı aylar sürecek bir zaman kesiminde sunacağımı bu sayfada Türkçemizin bütün meseleleri, ilim, sanat ve zevk ölçüleriyle ele alınacaktır. Dilimizin içine düşürüldüğü açmazlar, kısırlıklar, saptırmalar, yanlışlar ve doğrular, üniversitelerimizin Edebiyat fakültelerine mensup dil bilginleri tarafından ortaya konulacaktır.
Hepsi de aslında uydurmacılık demek olan ‘arı Türkçecilik, öz Türkçecilik, özleştirmecilik, tasfiyecilik’ gibi ilim ve ciddiyetten uzak zorlamaların, öğretim, fikir edebiyat ve devlet hayatımızda nasıl bir kültür bozgununa ve anarşiye yataklık ettiği anlaşılacaktır.Kanlı anarşi, nasıl milletini sevmeyen, kardeşini boğazlayan, bütün kutlu varlığımızı, şahsi çıkarlarına feda eden sözde aydınların eseri ise, Türkçemizin içine düşürüldüğü kısırlık da dilimizi, milli irfanımızı sevmeyen, onu ‘anasının sütü’ gibi aziz bilmeyen ve ona vicdansızca kıyabilen diplomalı cahillerin türettiği faciadır.
Yaşayan Türkçemiz sayfalarında Prof. Dr. Faruk K.Tümurtaş, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Şükrü Elçin, Prof. Dr. Erol Güngör, Doç. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Doç. Dr. Ahmet Ercilasun, Prof. Dr. Hasan Eren, Doç. Dr. Mustafa Kafalı, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz ve Doç. Dr. Merrol Tulum yazılarıyla Türk Dil Kurumunu, kurumun çalışanlarını ve yayınlarını eleştiriyorlardı.

12 Eylül harekatının hemen ardından, sadece üç buçuk ay sonra 26 Aralık 1980 tarihinde bir başka toplantıda dil konusu ele alınır. Kurucuları arasında Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı, Prof. Dr. Yılmaz Altuğ, Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, General Kemal Atalay, Cihat Baban, Amiral Sezai Orkunt, Nazlı Ilıcak, Namık Kemal Şentürk, Prof. Dr. Memduh Yaşa gibi kişilerin bulunduğu Siyasi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı(SİSAV), İstanbul’da Tarabya Oteli’nde Türk Dili Semineri düzenler. Toplantının açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Muharrem Ergin, Türkiye’nin çözüm bekleyen başlıca meseleleri arasında en önemli yeri dil davasının işgal ettiğini belirtir. Türkiye meselelerine çözüm arandığı günlerde dil davasının üzerine önemle eğilmek gerektiğini vurgular. Dilde yaşanan karmaşayı sebep ve sonuçlarıyla ortaya koyduktan sonra çözüm konusunda şunları söyler;
‘Uydurmacılık cereyanının millet hayatında yarattığı tehlikeyi 12 Eylül’e gelinceye kadar ilgililere ve yetkililere yıllarca ve yıllarca bir türlü anlatmak mümkün olmamıştır. 12 Eylül, dil davasında akılcı, ,ilimci ve Atatürkçü çözüm için şimdi yeni bir ümit kapısı olarak yükselmek istidadındadır. İnşallah Türk cemiyeti bu işaretin ışığında nihayet dil davasını doğru çözüme bağlamak imkanı bulur.’ Der ve son olarak da Prof. Dr. Faruk Timurtaş’ın ; ‘’Türkiye bir uydurmacılık afeti karşısındadır.. Bu uydurmacılık, temelde bir siyasi ve sosyal vak’adır. Tamamiyle ideolojinin eline geçmiş bir hadiseden ibarettir. Bu hadisenin, bu vak’anın temel hedefi Türkçenin, dolayısıyla Türk milletinin çökertilmesidir.. Kaybedilecek zaman kalmamıştır. 12 Eylül’ün getirdiği müjdeler ikliminde Türk milletinin ve Türk devletinin artık bu davaya eğilmesi zamanı gelmiştir. Bu eğilmenin tek şekli de, bir akademi kurarak devlerin Türk dili üzerinde kontrolünü sağlamaktır.’’ Konuşmasıyla seminer bitmiştir.

Hemen ardından Türk Dil Kurumu, bu toplantıya karşı görüşlerini Türk Dili dergisinde yayımlanan yazılarıyla yanıtlar. Ancak, ‘’yaşayan Türkçe’’cilerin, o dönemin yöneticileriyle ne denli içli-dışlı oldukları kısa sürede belli olur ve Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’na el konulur. MGK üyesi Tahsin Şahinkaya’nın önergesi, o dönemin meclisince 11 Ağustos 1983’te benimsenir ve Atatürk’ün kurup kolladığı, özerk çalışabilmeleri için mirasından pay bıraktığı TDK ile TTK, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu adı altında birer devlet dairesine dönüştürülür. Yeni TDK, hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde, bu anlayışın eline geçer; Prof. Dr. Hasan Eren kurumun başına atanır..

Niçin Ulu Önderin kurduğu Türk Dil Kurumu’nu kapattılar?
Niçin onca Öztürkçe sözcüğü yasakladılar?
Niçin 1967 ve 1975’te Demirel hükümetlerinin Milli Eğitim Bakanlıkları genelgelerle kimi Türkçe sözcükleri yasakladılar?

Gerçi yasaklanır da ne olur, bu tür acınası girişimler anadilimizin tarihsel gelişimini durdurabilir mi?
Kuşkusuz hayır! Ancak bu girişimlerin başarısızlıkları bu tür girişimlerin mimarlarını daha kökten önlemler yaratmaya iteler.

AKDTYK kurulduktan sonra 205 Türkçe sözcüğün yasaklandığını belirten bir genelge yayınlarlar.

20. yüzyılın sonlarına doğru, kendi diline yasak getiren bir anlayış, tarihin kara sayfalarındaki yerini alır..

Oysa ki, Atatürk’ün kurup kolladığı ve mirasından pay bırakacak denli benimsediği Türk Dil Kurumu, onun sağlığında çizilen bilimsel, çağdaş ve halkçı yöndeki çalışmalarıyla Türkçenin bir bilim, kültür dili olabileceğini kanıtlamıştır. Onu ölüme sürükleyen hastalığıyla mücadele ederken bile Türkçenin üzerine titremiş eğitim alanında gördüğü bir boşluğu doldurmak üzere oturup kendisi bir ‘geometri kılavuzu’ hazırlamıştır.

Ne ilginçtir ki; onun döneminde konuşmaya cesareti olmayanlar, maalesef ölümün ardından Dil İnkılabını soysuzlaştırmış ve özünden uzaklaştırmışlardır.
İşte birkaç örnek;

İstiklal Marşı= Ulusal Düttürü
Sigara= dumansal tüttüreç
Hostes= gök konuksal avrat
Otomobil=öz ittirimli götürgeç
Bisiklet= ayak ittirimli götürgeç
İmambayıldı= içi geçmiş dinsel kişi
Bayram=kutsal sevegen
Dişler= ısırganlar

Denize HAKİM bir villa= denize YARGIÇ bir villa
PAŞA gibi yaşamak= GENERAL gibi yaşamak
TERBİYELİ çorba= EĞİTİMLİ çorba
KALPTEN ölmek= YÜREKTEN ölmek gibi örnekleri çoğaltabiliriz.

EVET BUNLARI BİRİLERİ UYDURMUŞ AMA ATATÜRK’ÜN TÜRK DİL KURUMU DEĞİL!!
İsenbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.05.2007, 05:53   #2 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
İletiler: 13
Aytug Rss Beslemesi
Sayin kandasim Bilgileriniz icin tesekkür ederim.
Gördügüm kadariyla bu konunun üstüne pek gidilmemektedir,Yetkililerden istegim,tekrar bu konularin öne alinmasidir.
Türkce egitim icin bir seyler yapmaliyiz.Bakin bu konuda epeydir ilgilenen olmamis,Bu konu unutulmamali,
Tabiki kücükleri.agac yas iken egilir.
Saygilarimla
Aytug adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.05.2007, 13:05   #3 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Balbal - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.01.2007
İletiler: 779
Balbal Rss Beslemesi
Re: ÖZTÜRKÇE SÖZCÜKLERİN YASAKLANIŞI

Alıntı:

İstiklal Marşı= Ulusal Düttürü
Sigara= dumansal tüttüreç
Hostes= gök konuksal avrat
Otomobil=öz ittirimli götürgeç
Bisiklet= ayak ittirimli götürgeç
İmambayıldı= içi geçmiş dinsel kişi
Bayram=kutsal sevegen
Dişler= ısırganlar
TDK , hiçbir zaman böyle sözcükler üretmedi . Bu sözcükleri ortaya atanlar ,TDK'nın çalışmalarıyla dalga geçmek için bir grup edebiyat öğretmeni tarafından 50'li yıllarda öne sürülmüştür. Bundan 3 hafta önce bir programda TDK Yönetim Kurulu üyelerinden birisi televizyonda bu konu hakkında açıklama yaptı.
__________________
Hulâgû'nün Adaleti
Balbal adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.07.2007, 14:18   #4 (İleti Bağlantısı)
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
 
Üyelik tarihi: 06.07.2007
İletiler: 96
Turkuaz Rss Beslemesi
"Paşa" zaten Öz Türkcedir, "General" Almancadan geliyor, bakiniz:

http://www.tdk.org.tr/TR/SozBul.aspx...Kelime=general

Alıntı:
general -li
isim, askerlik Almanca General
Turkuaz adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.08.2007, 01:00   #5 (İleti Bağlantısı)
Çapulcu ülkücü olduğu için atılmıştır
 
Üyelik tarihi: 08.08.2007
Yaş: 24
İletiler: 13
turkcunefer Rss Beslemesi
benim ismim de yasaklanmış kandaşlarım 85 te adım andaç ve o dönemde öz türkçe olduğu için yasaklanmış
turkcunefer adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 05:33 .




Atsızcılar @ 2005