Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 10.03.2007, 03:30   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Tonyukuk19 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 22.12.2005
İletiler: 411
Tonyukuk19 Rss Beslemesi
PERIHAN MAĞDEN'İN RADİKAL'DEKİ KÜRT PARTILERE OY VERDIGI NI ITIRAF ETTIĞI YAZISI

Alıntı:
Kürt Milliyetçiliği de 'eeeeee!' dedirtmedi mi ama?

Perihan Mağden/RADİKAL GAZETESİ

Hrant Dink'i kurban vermemiz, çok acı bir vesiledir Türk Milliyetçiliği'nin tehditkâr yükselişinin mahkeme giriş-çıkışlarımızı habire basan Teveccühlü Şarlatanların, diş gösteren bağrış çığrışlarından ibaret olmadığını ispatlamaya.
Tüm bu, esasında Gülünç Farfara'nın ötesindeki görevlerini ifa etmekte imişler onlar: AKP'nin Çiçek/Aksu vari kendi Derin Bakanlarından nerdeyse 'çekinerek', milliyetçi pastadan bir dilim eksik pay almamak uğruna dokunamadığı 301'lerin filan, böyle bir Suç Duyurusu Panayırı haline getirilmesi- Her şeyin bir nedeni var imiş pek tabii ki. Çok fena nedenleri!
Dink'in katledilmesi bunun kanıtı değil ise nedir? 'Empati kurarak' Pelitli'de can sıkıntısından 'patlayan' gençlerimizin, polis ağbilerinin bulduğu kadar 'anlaşılır', 'kabullenilir', nerdeyse 'sevimli' gösterilmeye çalışılması Genel Ağbiler tarafından, gidişatın ne denli tehlikeli olduğunun ispatıdır zaten. Daha ne kanıt gerekiyor ki?
Avrupa'nın ırkçılığından, Evren'in ektiği tohumlara, İklimatör Genellerin böylesi puslu havaları yaratıklandırma beceri ve arzularından, uzun vadeli hesaplarla da gençlerimizin zır cahil/kimliksiz/işsiz/ipsiz sapsız bırakılmalarına- Yükselen Bu Hain Milliyetçiliğin nedenleri üstüne ve kurtulabilirlik reçeteleri, bunca kafa ve gönül yorarken, Kürt Milliyetçiliği'ni yabana atmanın tamamıyla haksızlık olduğu kanaatine vardım- Artık!
Benim Kürt Meselesi'ne yaklaşımım malum. Yani bugüne dek malumun ilanıyla meşguldüm, sanıyorum. Yıllardır, tüm kurulan Kürt partilerine, ne idiyse adları artık (habire kapatıldıkları ve yeni bir bayrak ve isimle kurulmak zorunda kaldıkları için) oyumu verdim. Köşemde habire ülkemizin tam bir demokrasiye kavuşması için, bir Kürt partisinin Meclis'e girmesinin önemini savundum. Katıldığım (mevzuyla alakalı) tüm panellerde kaplanlar gibi, bu fikirleri başkalarına da kabul ettirmeye çalıştım, çabaladım.
Hatta hiç unutmuyorum, son seçimlerden önce Boğaziçi'nde bir çocuk, "Ama onlar milliyetçi değiller mi?" dediğinde, "Ezenle ezilenin milliyetçiliği bir tutulamaz. Milliyetçilikleri bir gerekliliktir. Onları desteklememiz gerekir," buyurdum!
Birkaç ay önce DTP'nin Mardin'de düzenlediği bir toplantıda ise Kürt Milliyetçiliği'ne karşı çekincelerimi belirtmekten ve militarist yaklaşımları nedeniyle onları eleştirmeden -artık- edemeyeceğimden söz etmemle birlikte- Salonda kızılca kıyamet koptu!
Ben de dayanamayıp "Kardeşim, burda saatlerdir ne denli her şeyi sizin gibi görüp yorumladığıma şahit oldunuz. Ama iş Kürt Milliyetçiliği'ne gelince, gözünün üstünde kaşın var dedirtmiyorsunuz" oldum.
Bakın benim artık milliyetçiliğin pozitif/negatif/tatlısu/açık deniz / şanzımanlı / şanzımansız HİÇBİR MODELİNE günümüzün Türkiyesi'nde nasıl tahammülüm kalmadı ise, Tırmandırılan Türk Milliyetçiliği'nin yangına körüklerinden biri olduğuna inandığım (aynen Genel Ağbilerin yayın politikaları gibi) Kürt Milliyetçiliği'ne de tahammülüm kalmadı! Bu da böyle biline.
Gücünü militarizmden, en cesur ve güzel çocuklarını dağlarda kurban vermekten alan bir 'politika', milliyetçiliğinden taviz vermeyi kimliksizleşmek zanneden bir atgözlüğü ile Kürt Siyaseti- NEREYE KADAR?
DTP ister Türk bayrağı asar kongresinde, ister İstiklâl Marşı'nı çalar/ister çalmaz. Bunlar son derece sembolik şeyler ve benim harbiden, umurumun köşesi değil.
Ama DTP Kürt Milliyetçisi söylemden kendini arındırabiliyor mu? Hatta böyle bir niyeti beyan dahi edebiliyor mu? DTP militarizm övgülerinden yakasını kurtarıp dağda bir tane daha Kürt çocuğu ölmesin, Türk çocuğu ölmesin diye, öyle otomatiğe bağlanmış/artık ezberlediğimiz (ve pek tabii ki 'samimiyeti' kahramanlık menkıbeleri düzeyini aşamayan) Barış İstiyoruz! vırvırları dışında, hiçbir söz üretebiliyor mu?
Zamanında içimi titreten/gözlerimi yaşartan beyaz başörtüleriyle kendilerine Barış Anneleri filan ismini veren o iri yarı Kürt kadınlarının, teybe dokun da dinle: "Biz barış istiyoruz. Çocuklarımız ölmesin istiyoruz. Bu kirli savaş bitsin istiyoruz" lafları, hep aynı vurgular ve tekdüze birörnek seslerle tekrarladıkları, artık yalnızca inandırıcı gelmemekle kalmıyor, içimi ciddi bir sıkıntı ve mahçubiyet dalgasının basmasına da neden oluyor.
Zira bu iri yarı/yaşlı başlı/okumasız yazmasız Kürt Kadınları; Apocu militarizmin/Mutlak Lider Sultasının/Kürt Milliyetçiliği'nin sorgu edilemezliğinin en mühim çimento makineleri.
Ben, çok çok üzgünüm, ama karşımda kendi çocuklarını ve başkalarının çocuklarını kirli bir savaşa kurban vermek istemeyen anneler görmüyorum artık! Tüm o teybe alınmışa benzer seslerle yıllardır topaçlanan aynı laflardan bezdim, bezdim! Cenaze merasimlerinde Öcalan'ı övmek için yırtınıyorlar, evladını kaybeden annenin acısını yüreklerinde duydukları için değil.
Ben artık Kürtlerin Haklı Mücadelesi şudur da, budurdu'dan ziyade; bir çocuğun daha, bir oğlan çocuğun daha tabutunun Karadeniz'deki, Tokat'taki, Manisa'daki, Aydın'daki, Yozgat'taki, Hakkâri'deki köyüne gönderildiğini haberlerde duymak istemiyorum. Bir annenin daha bayrak üstüne kapaklandığını görmek- istemiyorum.
Bir oğlan çocuğun daha; o kişinin çaldığı milliyetçi düdük/diğerinin topaçladığı kafa bulandırıcı formül adına öldürülmesini- Bir canın daha gitmesini: Yazın habire kaldırılan çocuk cenazelerinde- Hayır!
KABUL EDEMİYORUM.

/08/03/2007

Bizlerin onlar hakkındaki görüşlerimiz kendileri tarafından kabul edildiği anlamına geliyor bu. Kendisinin kürt partilerine yıllarca oy verdiğini itiraf ediyor. Bu yazarın ruh sağlığından mı sorun var yoksa algılama konusunda zayıfmı ? Yazar hanım, bügüne kadar uyudunuzmu yoksa, o partilerin yaptıklarını görmemiş duyamamış olamazsınız. Haklı mücadele derken bu yazar neyi kastediyor anlamış değilim. Atsızcılar olarak haklılığımız bir kez daha teyit edildi, bilhassa kendi ağızlarından dile getirdiler. Bu bizim için kazanılmış bir zafer değildir. Bügün Türklerin hakkını savunacak Türk medyası istiyoruz. Bizim dilimizde yazıpta bizim kuyumuzun kazınmasına elbette seyirci kalmayacağız. Kanunlar nezdinde mücadelemiz sürecektir.
Tonyukuk19 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.03.2007, 04:23   #2 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
YALINSAK - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 520
YALINSAK Rss Beslemesi
Perihan'ın farkına varmadığı bir olayı, sizinle paylaşmak istiyorum. Yükselen milliyetçiliği hiç bir akımın bile durduramıyacağını kendileri ne zaman anlayacaktır. O kadar aciz bir durumdaki, (denize düşen yılana sarılır) misali bir yazı yazmış.Acaba kendileri farkındamıdır bu denli, Timsah gözyaşlarına bürünmüş bir vaziyette olduklarını.
Kendilerini öyle masum, öyle sevecen gösteriyorki, kelimelere sığmıyacak şekilde.

Peki Perihan...

Kim neyin peşinde? Yazında bunu belirtmemişsin. Keşke belirtseydinde, ne kadar samimi olduğunu gösterseydin.Yoksa bizlermi senin yerine yazalım.!
YALINSAK adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.03.2007, 07:01   #3 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 19.01.2005
İletiler: 1.791
Gök Yeleli Bozkurt Rss Beslemesi
Alıntı:
Daha da meraklı olanlara "Gürcüyüz", diyor muyum? Diyorum.
"Bizim" esas soyadımız Madişvili, değil mi? Madişvili (Reha Mağden"in yalancısıyım)
Armut ağacının tomurcukları çocukları' anlamına gelmiyor mu? Gürcülerde armut ağacı (aynen Esmikolarda 'kar' gibi) acayip önemli ve armut ağacının tomurcuğu için bile bir kelime (made) yok mu?
Biz onun işte, çocukları, değil miyiz ailecek?
Kalkıp sandallara binip Batum'un Acara'sının Kobuleti'sinden Ordu'ya gelmemiş miyiz? Göz rengimin, ses rengimin, sinir harbimin müsebbibi bu Gürcü genleri değil mi yani?
Kıl nüfus memuru bize o tuhaf ve problem yaratıcı yumuşak ge'li Mağden'i uygun bulup da vermemiş mi?
Bir nevi 'Ne Madişvili'si ulan?' dememiş mi?
Bu kadar kardeşim. Soyadımın üstüne soyadı koyamam.
Ben 1 soyadlıyım. Kanununu değiştir!
Zira benimle 'oynaman' doğru değil.
Yukarıdaki yazı, bu hain karının kendi ifadeleridir. Türklüğün ve Türkiye'nin aleyhinde olan ne varsa onu destekleyen bu Türklük ve Türkiye düşmanı karı, aşağı bir milletimsi topluluk olan gürcülerin, Türkiye'de yaşayan sığıntı bir bireyidir.

Bu karı, kanının bozuk olmasının yanı sıra, alkolik ve ruh hastasıdır. İçer içer kadın-erkek demeden önüne kim çıkarsa saldırır. Çirkeftir. Radikal adlı Türklük düşmanı gazetenin, Türk'e düşman, Türk kompleksi altında ezilen devşirme yazarlarından biridir.

Biz her zaman diyoruz; basın, siyaset, bürokrasi, ekonomi v.s. hep bu sığıntıların elinde. Millet git gide uyanıyor. Millet, her türlü musibetin kansızlardan geldiğini ve bu kansızların panzehirinin de Türkçülük olduğunu eninde sonunda görecek ve anlayacaktır. Türkçüler ne zaman iktidara gelirler bilmiyorum ama bildiğim, er ya da geç iktidara gelecekleri, iktidara geldiklerinde de, bu gibi etnik özürlü hainlere kızıl tamuyu bu Acun'da yaşatacakları ve bu tip hainlere Türklerin yurdunun suyunu içirtmeyip, havasını solutmayacaklarıdır..
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.03.2007, 23:53   #4 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
İletiler: 55
ASLAN BASAT Rss Beslemesi
Bu olay kıroların en güvendiği kalelerinden birinin daha yaptıklarından pişmanlık duyup, günah çıkartmaya başladığını gösteriyor. bir dönem kıroları savunarak demokratikleşme yolunda ilerlemeye çalışanlar hatta utanmadan oylarını bu kırolara verenler şimdilerde bunların gerçek yüzünün iyice ortaya çıkmasından dolayı yaptıklarının utancını yaşıyorlar. Atsız ata bunların ne mal olduğunu yaklaşık 60 sene önce söyledi. herkes eleştirdi ama şimdi herkes onun dediğine geliyor, herkes onu dinlemediği için sızım sızım sızlanıyor, herkes tükürdüğünü yalamaya başlıyor.
ASLAN BASAT adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.2007, 05:43   #5 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Üyelik tarihi: 04.02.2006
İletiler: 697
IRKÇI Rss Beslemesi
Perihan Mağden hayli ilginç bir ruhsal yapıya sahip. Birkaç yıl önce bir dergideki yazısını okumuştum; kendisini "21'inci yüzyılın Lükreş Borgia'sı ve Sappho'nun kızı" diye adlandırıyordu.

Lükreş (Lucrezia) Borgia katolik hıristiyanların "kutsal kan" olarak tanımladıkları ve birçok papa çıkaran İtalyan kökenli Borgia ailesinden Papa VI. Alexander'in evlilik dışı doğan kızıdır. 15'inci yüzyılda yaşayan; dünyanın gelmiş geçmiş en güzel ve en hırslı kadınlarından biri kabul edilen bu kişinin entrikalarla dolu hayatı birçok romana konu olmuştur. Fakat en önemli özelliği genç rahibelere olan düşkünlüğü imiş, yani azılı bir lezbiyenmiş. Ama kötü bir huyu varmış; gece beraber olduğu rahibe sabah güneşin doğuşunu asla göremezmiş, kimseye anlatmasın diye öldürülürmüş.

Sappho ise M.Ö. 7'inci yüzyılda Midilli adasında yaşayan bir Helen kültü rahibesidir. Lirik şiirin yaratıcısı ve en büyük ustası sayılan bu kadın da genç kızlar için yazdığı aşk şiirleriyle ünlüdür. Çağlar boyunca batı ülkelerinde lezbiyenliğin simgesi olarak bilinmiştir.

Velhasıl, "21'inci yüzyılın Lükreş Borgia'sı ve Sappho'nun kızı" olduğunu ifade eden Perihan Mağden'in ne anlatmak istediği belli... Yeni internet yasasına göre suç teşkil edeceği için açık bir şekilde yazmıyorum.
IRKÇI adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.03.2007, 04:47   #6 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 14.03.2007
İletiler: 4
karakurum Rss Beslemesi
borgia ailesi fatihin oğlu cem sultanı öldürmüş diye okumultum bu doğrumu acab?
karakurum adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.03.2007, 21:39   #7 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Üyelik tarihi: 04.02.2006
İletiler: 697
IRKÇI Rss Beslemesi
Alıntı:
karakurum´adlı üyeden Alıntı
borgia ailesi fatihin oğlu cem sultanı öldürmüş diye okumultum bu doğrumu acab?
Evet, doğrudur...

Papa Alexander Borgia, Avrupa'ya sığınmış durumda bulunan Cem Sultan'ı Padişah II. Bayezid'den aldığı para karşılığında zehirleterek öldürmüştür. Cem Sultan'a zehiri o dönemde 15 yaşında olan Lükreş Borgia'nın verdiği rivayet edilir. Cem'in Lükreş'e karşı ilgisi varmış; her yiyeceği önce çeşnicibaşısına tattırdığı hâlde Lükreş'in getirdiği yemeği direk yemiş ve zehirlenip ölmüş.

Eğer Avrupa siyasi tarihine ilginiz varsa, Borgia ailesi hakkındaki kitapları okumanızı tavsiye ederim. Yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren ve toplam 11 tane papa çıkaran bu aile dünya tarihinin ilk mafyası sayılıyor; Tapınak Şövalyeleri adıyla bilinen topluluğu da bunlar kurup örgütlemiş ve kullanmışlardır. 19'uncu yüzyılın sonlarında Sicilya'da ortaya çıkan ve bugün de dünya çapında faaliyetlerini sürdüren İtalyan mafyası, Papa Alexander'in oğlu, Lükreş'in ağabeyi olan Papa Sezar Borgia'nın 15'inci yüzyılda kullandığı yöntemlerin aynısını kullanarak büyümüş ve yayılmıştır. Sezar Borgia sürekli siyah elbiseler içerisinde gezermiş, yani filmlerde gördüğümüz mafya karakterlerinin siyah takım elbise ve siyah palto ile dolaşmasının sebebi de Borgia ailesine dayanıyor. Korkunç bir iktidar hırsına sahip oldukları için kuşaklar boyunca binlerce kişiyi öldürmüşler, sadece Lükreş'in 39 yıllık hayatı boyunca zehirlediği kişilerin sayısının 300 civarında olduğu biliniyor. Osmanlılar ile de yolları sıkça kesişmiştir. Padişah III. Murat'ın eşi, III. Mehmet'in de annesi olan İtalyan asıllı Sofia Baffo (Safiye Sultan)'nun 13 yaşındayken esir tüccarları tarafından Osmanlı haremine satılması, sonra da harem içerisinde yükselmesi Borgia ailesinin alengirli yöntemleri sayesinde gerçekleşmiş ve Valide Sultan olduğu dönemde Osmanlı Devleti'ni perde arkasından yönetecek kadar büyük bir güce sahip olan Sofia, Borgialar ile Osmanlı arasında birtakım ticari anlaşmalar yaparak bunlara büyük paralar kazandırmıştır.

Lükreş Borgia tarafından zehirlenmekten kurtulan tek kişinin, o dönemde Eceobalı Hızır Reis adıyla Akdeniz'de korsanlık yapan Kaptan-ı Derya Hayrettin Paşa olduğu biliniyor. (Türklüğün yüzakı olan bu büyük denizcinin İtalyanlar tarafından takılan Barba Rossa/Barbaros adıyla anılması doğru değildir).. Hızır Reis Lükreş'e aşık imiş ve arasıra gizlice buluşurmuş. Bu ilişkinin ağabeyi Sezar tarafından duyulmasından çekinen Lükreş Hızır Reis'i zehirleyip ortadan kaldırmayı planlamış ama becerememiş.
IRKÇI adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.03.2007, 23:03   #8 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 14.03.2007
İletiler: 4
karakurum Rss Beslemesi
sağ olun verdiğiniz bilgileri ilgiyle okudum
birşey sormak istiyorum türklüğün yüzakı dediğiniz barbaros hayrettin devşirme değilmidi?
karakurum adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.03.2007, 23:21   #9 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Gök Yeleli Bozkurt - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 19.01.2005
İletiler: 1.791
Gök Yeleli Bozkurt Rss Beslemesi
Karakurum, Hızır Reis'in babası olan Yakup Ağa bir sipahiyiydi ve Vardarlı idi. Sipahiler de, Türk soylular arasından seçilirdi. Türk ulularını bilin, tanıyın. Onları bilmeden devşirme yapmayın. IRKÇI andamın da dediği gibi, İtalyanların taktığı ve İtalyanca'da kızıl sakal ve barbar anlamına gelen Barbaros (Barba rossa) adını kullanmamak en doğrusudur. Hayrettin adı da, büyük Denizci Hızır Reis'e çok hayırlı işler yaptığı için Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilmiştir.
__________________
Türk, Tanrı'nın; Atsızcılar da Türk'ün öfkesinden yaratılmıştır.
Gök Yeleli Bozkurt adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.03.2007, 00:29   #10 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Üyelik tarihi: 04.02.2006
İletiler: 697
IRKÇI Rss Beslemesi
Alıntı:
karakurum´adlı üyeden Alıntı
sağ olun verdiğiniz bilgileri ilgiyle okudum
birşey sormak istiyorum türklüğün yüzakı dediğiniz barbaros hayrettin devşirme değilmidi?
Kaptan-ı Derya Hayrettin Paşa Midilli'de doğduğu için rum olduğu zannedilebilir ama değildir. Babası Vardarlı bir sipahidir; savaşlarda gösterdiği başarılardan ötürü kendisine o dönemde Osmanlı sancağı olan Midilli adasında tımar verildi, oğulları da bu adada doğdular. Yani Midilli'nin yerli halkından değiller, soyları Türk'tür.

Hayrettin Paşa için "Türklüğün yüzakı" ifadesini özellikle kullandım. Malûm ya, Osmanlı paşalarının çoğu dönme ve devşirme idi. Soyu Türk olan az sayıdaki paşalardan biri Hayrettin'dir.

Hayrettin Paşa'nın başarılarla dolu hayatı boyunca fethedemediği tek yer Rodos'tur. Bunun sebebi Rodos'un coğrafi yapısıdır; adanın üç tarafı yüksek kayalıklarla çevrili olduğu için çıkartma yapmak mümkün değilmiş, limanın bulunduğu taraf da uzun menzilli güçlü toplar sayesinde çok sıkı korunuyormuş ve ayrıca yiğidi öldür hakkını yeme demişler, Rodos şövalyeleri iyi savaşçılarmış... Kaptan-ı Derya'nın yanısıra Cezayir Beylerbeyi de olan Hayrettin Paşa 1546 yılında İstanbul'da vefat ettiğinde, 327 kadırgadan oluşan Osmanlı donanması adet gereği Hayrettin Paşa'nın beylerbeyliği mühürünü Cezayir'den alıp İstanbul'a getirmek için Cezayir'e doğru yola çıkmış. Donanmanın başında Hayrettin Paşa'nın yetiştirmesi ve Türklüğün bir diğer yüzakı olan Turgut Reis'in kadırgası varmış. Donanma Rodos açıklarından geçerken Rodos kalesinin burçlarından top atışı yapılmaya başlanmış. Turgut Reis önce şaşırmış, Rodos şövalyelerinin donanmaya saldırdığını zannetmiş ve çok sevdiği Hayrettin Paşa'nın ölümünden duyduğu üzüntünün de etkisiyle kadırgasını Rodos'a doğru çevirip saldırmaya karar vermiş. Fakat adaya biraz daha yaklaşınca Rodos kalesinin bayrağının yarıya indirilmiş olduğunu görmüşler ve durumu anlamışlar: Rodos şövalyeleri son yolculuğuna yelken açan mert ve yiğit düşmanları Kaptan-ı Derya Hayrettin Paşa'ya saygılarını sunmak için top atışı yapıyorlarmış... Düşmanları tarafından bile saygı görmek dünyada çok az insana nasip olur ve bunlar gerçekten büyük insanlardır.
IRKÇI adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.03.2007, 06:51   #11 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Üyelik tarihi: 04.02.2006
İletiler: 697
IRKÇI Rss Beslemesi
Alıntı:
karakurum´adlı üyeden Alıntı
birşey sormak istiyorum türklüğün yüzakı dediğiniz barbaros hayrettin devşirme değilmidi?
Aklıma gelmişken bu konuyla ilgili kısa bir ilavede bulunmak istiyorum. Hayrettin Paşa ölüm döşeğinde son nefesini verirken "Turgut benden yeğdir" demiştir. Yani kendisinden sonra Kaptan-ı Deryalık makamına Türk çocuğu olan Turgut Reis'in getirilmesini istemiştir. Turgut Reis gerçekten de çok büyük bir denizciydi. O dönemde Menteşe Sancağı adıyla bilinen Muğla'nın bir köyünde doğmuş, 14 yaşındayken Muğla bölgesinden levent toplayan Hızır Reis'e (Hayrettin Paşa adını henüz almamıştı) katılmış, zaman içerisinde kahramanlık göstererek yükselmiş ve kendi filosunu oluşturmuştu. Sonra o da Osmanlı'nın hizmetine girdi ve Karlıeli Sancakbeyi oldu. Fakat Osmanlı donanmasındaki tüm leventler ile reislerin desteğine sahip olmasına rağmen devşirme saray erkânı tarafından harcandı ve Kaptan-ı Deryalık rütbesi ona değil, Enderun'da eğitim görmüş bir devşirme olan Piyale Paşa'ya verildi. Devşirme Piyale'nin Haliç'te kayık yüzdürmekten başka bir icraatı yoktu ama Osmanlı'daki meşhur "devşirme dayanışması" sayesinde koskoca donanmanın başına geçti. Buna rağmen Turgut Reis küsmedi, 80 yaşına kadar Osmanlı için savaştı ve 80 yaşında Malta Kuşatması'nda elinde kılıçla şehit oldu.

Devşirme zannettiğiniz Hayrettin Paşa aslında Osmanlı Kaptan-ı Deryalığı yapmış "tek" Türktür. Ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, Türk soylu denizciler Kaptan-ı Deryalık makamına getirilmiyordu, tıpkı Turgut Reis örneğinde görüldüğü gibi... Bu devşirme Kaptan-ı Deryalar kazandıkları zaferleri altlarında görev yapan Türk soylu donanma reislerine borçludurlar. Çoğu Ege bölgesinden toplanmış Türk çocukları olan leventler devşirme Kaptan-ı Deryaları pek takmazlarmış, bu yüzden onlara söz geçirebilmek için başlarına Türk soylu reisler konulurmuş.
IRKÇI adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.03.2007, 12:09   #12 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 14.03.2007
İletiler: 4
karakurum Rss Beslemesi
sayın ırkçı bey vakit ayırp böyle detaylı ve bilgilendirici cevaplar veriğiniz için çok teşekür ederim
ilginizden cesaert alarak son bir soru daha sorucağım
borgialar hakkında bir kitap adı verebilirmisini
birde hayrettin paşa ile lükres borgianın ilişkisinin sonu ne olmuştur bunu çok merak ettim
karakurum adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.03.2007, 01:57   #13 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Üyelik tarihi: 04.02.2006
İletiler: 697
IRKÇI Rss Beslemesi
Alıntı:
karakurum´adlı üyeden Alıntı
sayın ırkçı bey vakit ayırp böyle detaylı ve bilgilendirici cevaplar veriğiniz için çok teşekür ederim
ilginizden cesaert alarak son bir soru daha sorucağım
borgialar hakkında bir kitap adı verebilirmisini
birde hayrettin paşa ile lükres borgianın ilişkisinin sonu ne olmuştur bunu çok merak ettim
Yazmaktan, anlatmaktan üşenmeyiz kardeşim. Bir tane Türk evladına bile birşeyler öğretebilirsek, ne mutlu bize...

Borgia ailesi hakkında yazılmış çok kitap var fakat Hızır Reis ile Lükreş Borgia'nın ilişkisine sadece birkaç cümleyle, çok yüzeysel bir şekilde değiniliyor. Tarafların sosyal konumlarından ötürü bu ilişki gizli bir şekilde yaşanmış, yani tarihçiler ayrıntılı bilgiye sahip değiller. Bu konuyla ilgili okuduklarımı kısaca aktarayım: Lükreş o dönemde 21-22 yaşlarında imiş ve çok güzel olduğu için herkesin ilgisini çekiyormuş. Aslında lezbiyenmiş ama işine yarayacak erkeklerle de çıkar amaçlı ilişki kuruyormuş. Venedikli bir dükü öldürtmek istemiş, fakat bu dük ağabeyi Sezar Borgia'nın yakın arkadaşı olduğu için Tapınak Şövalyeleri dükü öldürmeye cesaret edememişler. Bunun üzerine o dönemde İtalya'ya sıkça gidip gelen ve oralarda hayli namlı olan Hızır Reis ile tanışmış. Hızır Reis o yıllarda henüz Osmanlı'nın hizmetine girmediği için canı istediği şekilde hareket edebiliyormuş. Hülasa, Lükreş Hızır Reis ile tanışıp ilişki kurmuş, sonra da dükü öldürmesini istemiş. Hızır Reis'in dükü öldürüp öldürmediği bilinmiyor, fakat en sonunda Lükreş'in kendisini zehirlemeye çalıştığını anlamış. Bundan sonrası ise belli değil. Bir daha görüşüp görüşmedikleri hiçbir kaynakta belirtilmiyor.

Borgia ailesi hakkında tavsiye edebileceğim kitaplar; İtalyan tarihçi Gennaro Calvare'nin "Kutsal Kan: Borgia Ailesi" ve Mario Puzo'nun "Aile" adlı kitaplarıdır. Mario Puzo sadece "Baba" ve benzeri mafya romanlarının yazarından ibaret değildir, aynı zamanda kendi alanında bir numara sayılan bir İtalyan tarihçisidir. Borgia ailesini konu alan "Aile" adlı kitabı 30 yıllık bir araştırmanın ürünüdür ve baştan sona tarihi gerçekler ile belgelere dayanır. Ayrıca Tapınak Şövalyeleri hakkındaki tüm kitaplarda da Borgia ailesi ile ilgili ayrıntılı bilgi mevcuttur.

Konuyu çok fazla saptırdık, bundan sonra birşey sormak isterseniz özel ileti yoluyla sormanız daha uygun olacaktır.
IRKÇI adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.07.2008, 14:29   #14 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
gökçe1980 - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 29.06.2008
Yaş: 28
İletiler: 3
gökçe1980 Rss Beslemesi
HAİNLER HALA KONUŞUYOR!!!

Merhaba asil ırkımın asil evladları;
Benim algılaymadığım bu hainlerin konuşmasına nasıl izin veriliyor? Bu kadın vicdan-ı reddi taktir eden askerliği gereksiz olarak gören değil mi? Şimdi de kalkmış kürt partilere oy verdiğini söylüyor.Bu ne kendini bilmezlik be ne rezillik? Bir de kalkmış savaş diyor? Ne savaşı? ortada savaş falan yok onlar bizim olanı bizden almaya çalışan vatan hainleri o kadar.Ama bu asla ve asla olmayacak.Biz varız sen ve senin gibiler asla ve asla emeline ulaşamayacaklardır.......TÜRK'ÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR!!!!!
gökçe1980 adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01.07.2008, 18:02   #15 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Ergenekonlu - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 12.06.2008
İletiler: 66
Ergenekonlu Rss Beslemesi
Perihan magden gibi bir kan emici vampiri kutsal otagimizda tartismak kanimca yanlistir.perihan magdenin reklamini yapmaya ne gerek var.bu vampirlerin amaci zaten dikkat cekmek vatanperverlerin ofkesini arttirarak igrenc isminin rk dusmani yazilarinin tartisildigini gordukce haz duyuyor bu gurcu kirmasi kadin.







Y.N:Şu yazılarını düzelt artık hatalarına tekrar bak Türk küçük yazılmaz.
Ergenekonlu adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 14:59 .




Atsızcılar @ 2005