![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
"Sınırötesi"ne Giriyoruz
Uzunca bir zamandır tartışıldığı hâlde bir türlü çözümlenemeyen bir konu da “sınırötesi operasyonu” idi. Hükümetle Türk Silahlı Kuvvetleri’ni karşı karşıya getirip, aralarındaki buzları daha da kalınlaştıran bir konuydu “sınırötesi operasyonu”. Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Yaşar BÜYÜKANIT Paşa televizyonlara çıkıp her fırsatta Kuzey Irak’a girilmesi gerektiğini belirtiyor, terörü bitirmenin tek ve kesin yolunun bu olduğunu söylüyordu. Gel gelelim hükümet buna yanaşmıyor, sınırötesi bir harekâta şartlanmışçasına karşı çıkıyordu. Ta ki son yaşanan olaylara kadar…
Nedir bu son yaşanan olaylar? Hükümet, ısrarla ve hatta inatla Kuzey Irak’a yapılacak bir sınırötesi harekata karşı çıkarken, Kuzey Irak buna hainlikle ve kalleşlikle cevap veriyordu. PKK’lı teröristleri besleyip besleyip Türkiye’ye salıyor, bizim askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, memurumuzu, sivil halkımızı katlettiriyordu. Bu böyle bir değil, beş değil, on değil defalarca tekrarlandı. Bizdeki Polyannacılar pembe dizidekiler gibi yaşamaya uğraştıkça, elin yamyamları Kuzey Irak’tan gelip bizi kendi içimize kadar sokularak vurdular. Sonunda bu eli kanlı, cani, canavarlaşmış adi teröristler 13 Mehmetçiğimizi şehit ettiler. Tek bir saldırıda 13 Mehmetçiğimiz düştü kara toprağa, onlardan önce şehit düşenler dışında… 13 ananın yüreği yandı, 13 babanın ciğeri dağlandı. Her biri daha 20’sinde 13 civan kucaklaştı toprakla. Bir tim asker, sırf arkadaşlarını korumak için kendilerini siper ettiler kahpe namlusundan çıkan kurşuna. Bununla da sınırlı değildi yapılanlar! Son günlerin en çok tartışılan bir diğer konusu olan ermeni soykırımı, gayri resmi de olsa Amerika tarafından kabul edilmiş, Amerika meclisince ezici çoğunlukla kabul edilmişti. Yani bu şu anlama geliyordu; bizim iktidardakiler, İncirlik Üssü’nü Amerikalılara verdiler, Amerikalıların Irak’ta yaptıkları insanlık ayıbına müsahama gösterdiler, hatta yardım ettiler. Bunların karşılığında da Amerika’dan hiçbir talepte bulunmadılar. Buna karşılık o Amerika, terörü önlemek için bir tek adım atmadığı hâlde, teröristlerin elebaşılarını Irak’ta yönetime getirdi. Yani teröristlere yapılabilecek en büyük yardımı yaptı. Bizim hükümettekiler hâlâ Amerika’ya yaranmaya uğraşırken, Amerika planlarını teker teker uygulamaya koyuyor, kendisine bin bir izzet-i ikram gösteren Türkiye hükümetini ise umursamıyordu. Neden umursasındı? Nasıl olsa Türkiye hükümeti, kendilerinden istenmeden Amerika’nın her istediğini yerine getiriyordu. Ne de olsa Türkiye hükümetinin başında kraldan çok kralcı kesilmeye alışmış basiretsiz kimseler bulunuyordu ve bu kimseler için milli menfaatler, şahsi menfaatlerden önemli değildi. Bu kimseler, ülkeyi savaşa soktuktan sonra kaçıp giden Vahdettin’den farklı yapıda kimseler değildi. Bu düşünceyle hükümet üzerinde yoğun bir baskı kuruldu. Millet, evlatlarını teker teker teröre kurban vermenin acısıyla yanarken, hükümetin sessiz sedâsız oturması herkesin kanına dokunur olmuştu. Çünkü Mehmetçiklerimiz dağlarda vatan uğruna şehit düşerken, o Mehmetçiklerimize “yan gelip yatmayın” diyenlerin çocukları çürük raporu alarak askerlikten kaytarıp, gidip Amerika’da bilmem ne ihracatçılığı yapıyorlardı. Türkiye’de olanların ise aldıkları gemi(cik)lerin haddini ve hesabını, en üstün muhasebeciler dahi tutamaz olmuştu. Hükümet üzerinde ordunun önderliğinde bir baskı uygulanmaya başlamıştı. Bu durumda hükümet, askerin ve sivil halkın üzerine gelmesine daha fazla dayanamayarak zamanı çoktan geçmiş bir iş yapıp, sınırötesi operasyon için orduya yetki verme tezkeresini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirdi. Bunun olması öyle ya da böyle kaçınılmazdı. Çünkü bizim Mehmetçiklerimizin anaları sadece onları doğurup kışlaya gönderenler değil, soyunu, tarihini, milletini, bayrağını ve vatanını bilip tanıyan her bir Türk kadınıydı. Çünkü Türk Milleti, hiçbir zaman ezilmemiş, ezilmeye razı olmamış, er meydanından kaçmamıştı. AKP, sınırötesi operasyona izin vermeye bir anlamda mecbur kalmıştır. Çünkü meydana gelen bunca işten sonra, kendileri de Genelkurmay Başkanımızın (Türk Silahlı Kuvvetleri’nin) söylediğine gelmişler, Kuzey Irak’a operasyon yapılmasının kaçınılmaz olduğunu anlamışlardır. Belki de hâlâ sınırötesi operasyona gönülsüzdürler ama artık sabrı taşan millet varken yapabilecekleri başka bir şey de yoktur. Bir bakıma, Türk Askerine bu yetkiyi, yani sınırötesine geçip PKK terör örgütü vurma yetkisini vermek zorundaydı. Bunu en başında da ifade ediyorduk. Aklı başında olan hiçbir hükümet adamı, komutanlarımızla inatlaşmaz, zıtlaşmaz. Çünkü ileri görüşlü ve zeki komutanlarımız karşısında siyaset adamları her zaman pes etmeye ve komutanlarımızın söylediği yere gelmeye mahkumdurlar. Kısacası AKP, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Yaşar BÜYÜKANIT Paşa’nın dediği yere gelmiş, sınırötesi iznini kendisi vermiş, buna mecbur kalmıştır. Bu da açıkça göstermektedir ki rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne tükürmüş olur. Ordumuzla ve komutanlarımızla zıtlaşan siyasetçilerin zararı yine kendilerine dokunur, bu zıtlaşmadan ziyan görecek taraf yine siyasetçilerden. Keza sınırötesine iki günde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından izin çıkması bu söylediklerimize ispat niteliği taşımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütün partilerin, olumlu yönde hemfikir oldukları sınırötesi operasyonuna, dağdan inip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni işgal eden, teröristlere “kardeşlerimiz” diyen, Türk Askerlerini katil, PKK’lı teröristleri güvercin olarak gördüğünü söyleyen DTP’li milletvekilleri karşı çıkmış ve red oyu vermiştir. Bu, olaya sınırötesi operasyonunun yapılması tarafından bakılınca elbette umursanacak bir şey değildir. Ama diğer taraftan, bizim, yani Türk Milleti’nin temsil edilmesi gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin içine kadar bu teröristlerin girebilmesi korkunç bir durumdur. Meşhur bir atasözü vardır; “katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine tükürdüğüm cinsine çeker” diye. DTP’li milletvekillerinin bize hatırlattığı söz işte budur. Yıllardır dağlarda Mehmetçiklerimizi vuran, yollara mayınlar döşeyen, fabrikaları kundaklayan, okulları ve hastaneleri bombalayan, yani sadece ülkede kargaşa çıkaran, kan ve gözyaşı akıtan, çocukları yetim, anaları bağrı yanık, gelinleri dul bırakan insanlar, bugün bizim temsil edilmemiz gereken meclise kadar girmekte ve bu devletin yıkılması ve bölünmesi için uğraşan teröristlerin isteklerini temsil etmektedirler. Esas amacı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Türk Milleti’ni yok etmek olanların, terör örgütü PKK’yı bitirecek olan sınırötesi operasyona karşı çıkmasından daha doğal karşılanabilecek bir durum sanıyorum yoktur. Bunların yaptıkları yeni değildir. Kürtlerin yaptığı isyanlar, çıkardığı kargaşalar artık parmakla hesaplanma sınırını çoktan geçmiştir. Tek çözüm yolu, milli birliği sağlamak ve milli birliğin “milli” olmasını engelleyen unsurları tasfiye etmektir. Yani Türk Devletinde egemenlik kayıtsız şartsız milletin olmalıdır. Bu milletin adı nedir? “Türk Milleti” dir. O hâlde egemenlik de kayıtsız şartsız Türk Milleti’nin olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekilleri, Türk Milleti’ni temsil etmeli, başka amaç taşıyanlar istiklâl mahkemelerinde yargılanmalıdırlar. Sırrı SAKIK ve Ahmet TÜRK (soyadına kurban olsun) gibi azılı Türk düşmanlarının millete vekillik yapabildiği bir ortamda ciddi bir temizliğe ihtiyaç var demektir. Üstelik bu kişiler, Kuzey Irak’ta havlayıp duran Barzani ve Talabani denen maskaraları devlet yöneticileri olarak tanımamızı istemektedirler. Bu, elbette kabul edilemez bir durumdur. Giderayak da belirtmek isterim ki Cumhuriyet Halk Partisi, milletvekillerine dikkat etmeli ve özenle seçmelidir. Açıklamalarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakışmadığını gösteren CHP Ankara Milletvekili Eşref ERDEM, kanaatimizce Cumhuriyet Halk Partisi’nden derhâl tasfiye edilmelidir. Bu talihsiz açıklamalar, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde bulunan bir kişiye yakışmamaktadır. Sonuç olarak dileğimiz ve beklentimiz, AKP’nin sınırötesi harekâtından vazgeçmemesi ve bu konuda kararlı olmasıdır. |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Buğra şad beğim; yine bilinen , en azından benim bildiğime denk düşen ve sadece bir alıntı olmayan ,değerli bir diğer iletinizi daha okudum.
Sanmıyorum ki iletilerinizin değeri kolayca anlaşılabilsin.Çünkü siz; iletilerinizde yorumunuzu zaten kullanıyorsunuz.Kaynağın içine yorum yapabilecek denli kudretli kalemler belki pek sonra anlaşılır,belki pek sonra. Hükümet üzerindeki korkunun ve o korkudan doğan idrak ve çaresizliği betimlemeniz pek ulvidir. Buğra Şad; Ezen Bolsın .
__________________
TÜRK ,ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN. Son Başbuğ Gazi mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Yazılarımızla beğenilerinize layık olabiliyorsak ne mutlu ırkdaşım.
|
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) | |
|
Türkçü
|
Alıntı:
Şanlı ordumuzdan büyük çapta geniş bir operasyon bekliyoruz. Barzani gibi soysuzlar konuşuyorlar ama Ordumuzu görünce kaçacak yer bulamayacaklar!
__________________
TÜRK çocukları ecdanını tanıdıkça, ona sahip çıktıkça, yine çok büyük işler yapacaktır. Medeniyet ufkunda yeni bir Güneş gibi parlayacak ve tarih sayfalarına yine TÜRK adı ile yazacaktır. Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Niye "Türkçüyüm" deyince "Ülkücü" damgası yiyoruz? | TÜRKÇÜ HAREKET | Türkçü Bakış | 70 | 19.08.2008 15:05 |
| damat RTE: ""Kürt yönetimiyle ilişkiye hazırız" | Ogan | Türkçü Bakış | 9 | 03.08.2008 03:20 |
| BİR TÜRKÇÜ NEDEN ASLA VE KAT'A "AYDIN", ÇAĞDAŞ VE "BARIŞ"SEVER BİR "DEMOKRAT" OLAMAZ? | Gök Yeleli Bozkurt | Türkçü Bakış | 16 | 11.04.2008 10:17 |
| Tayip'in teröristbaşı Apo'ya "Sayın Öcalan" , şehitlere "kelle" dediği ses kaydı | Tanrıdağlı | Youtube Genel | 18 | 10.09.2007 01:24 |