![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Şizofreni Nedir?
Şizofreni nedir?
Şizofreni, basitleştirerek söylersek insanın düşünce, duygu ve davranışlarında, kendisinin ve çevresindekilerin yaşantısını önemli ölçüde etkileyen birtakım değişikliklere sebep olan bir rahatsızlıktır Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilir. Şizofreni kelimesi ne anlama gelir? Şizofreni (schizophrenia) kelime olarak zihin bölünmesi anlamına gelmekle birlikte bu, 1900'lü yılların başlarında kullanılan eski bir deyimdir. Günümüzde şizofreni kelimesi zihin bölünmesi ya da kişilik yarılması anlamında kullanılmamaktadır. Yine eski dönemlerde şizofreniye 'erken bunama' denmişse de bu tanımlama da bugün terk edilmiştir Sebebi nedir? Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtımın, biyokimyasal, ruhsal, toplumsal, çevresel etmenlerin şizofreninin ortaya çıkışında rolü olduğu bilinmektedir Şizofreninin, biyolojik yatkınlığı olan bir insanda, bir dış etmenin gerilim oluşturan etkisiyle ortaya çıktığı söylenmektedir. Daha çok ne zaman ortaya çıkıyor? Şizofreni 1535 yaşları arasında ortaya çıkar. Toplumda ortalama yüz kişiden birinde görülür. 40 yaşından sonra ise nadiren rastlanmaktadır. Doğuştan mı gelir? İrsi midir? Şizofrenide kalıtımın rolü vardır. Babada ya da anne de şizofreni varsa çocukta olma oranı %10-12'dir, yani onda bir ihtimaldir. Eğer uzak akrabalarda şizofreni varsa çocukta şizofreni görülme oranı yirmide bir ihtimale kadar düşer. "Şizofreni si olan birinin çocuğu da kesinlikle şizofreni olacak" demek bu nedenle yanlıştır. Evde çok dayak yiyen şizofreni olur mu? Hayır Evde kötü muameleye uğramak tek başına şizofreni nedeni sayılmamaktadır. Çok okumaktan ya da çok çalışmaktan olur mu? Hayır "Kara sevdaya düştü de hastalandı" derler. Çok sevmek, eza cefa çekmek şizofreninin nedeni değildir, ama ortaya çıkmasında diğer etmenlerle birlikte rol oynayabilirler. Şizofreni olunca akıl gidiyor mu? Hayır. Şizofreniyi nasıl fark ederiz? Şizofreni kendisini insanın dış görünümünde, konuşmasında, duygularını ifade etmesinde, davranışlarında ve düşüncelerinde yaptığı değişiklikler ve bunların toplumsal yansımalarıyla belli eder. Şizofrenisi olan bir insanın dış görünümünde ne gibi değişiklikler olur? Giyim kuşama özen, kendisine bakım azalabilir ve alışagelmişin dışında giyim görülebilir. Bazılarında yüz ifadesi donuklaşır. Bazı kimselerin ise dış görünümünde rahatsızlık öncesi ve sonrasında herhangi bir farklılık olmayabilir. Duygular da değişir mi? Mimikler ve jestlerde azalma, çevrede olup bitenlere karşı ilgisizlik görülebilir. Ancak bu durum o insanın duyguları olmadığı anlamına gelmez. Burada söz konusu olan duyguların dışavurumunda sorun olmasıdır. Yüz ifadesinde herhangi bir donukluk olmaksızın bazı kimselerin duygusal çökkünlük, bunaltı, endişe, kaygı ya da öfke içinde oldukları gözlenebilir. Nasıl konuşurlar? Şizofreni aramızdan insanların, eşimizin, çocuğumuzun, akrabalarımızın yaşayabileceği bir rahatsızlıktır. Bu nedenle şizofrenisi olan insanların bizden tamamen farklı bir tür olarak görmememiz gerekir. Şizofreni için yüzde yüz tipik olan bir belirti yoktur. Konuşma da bunlardan biridir. Bazen konuşmada bir dağınıklık görülmez, konuşma anlaşılır bir çerçevededir ve rahatlıkla diyalog kurmaya imkan verir. Bazılarında ise dağınık ve muğlaktır, yer yer kopmalar içerir, kendisine özgü anlamı olan sözcüklerle, gereksiz ayrıntılarla doludur, belirli bir mantık örgüsünü izlemez, sözcükler arasında anlam bütünlüğü kurulamayabilir. Davranışlarda ne gibi değişiklikler olur? Yalnız yaşamaya, toplumsal yaşantıdan elini eteğini çekmeye doğru bir eğilim ortaya çıkabileceği gibi tam tersine yakınlarına bağımlılıkta artma da görülebilir. Toplumsal normlar çerçevesinde dışardan bir bakışta amaçsız ve anlamsız gibi görünen davranışlar bulunabilir. Yerinden hiç hareket etmeme, devamlı bir noktaya bakarak hiç konuşmama ya da işbirliği kurma taleplerini sürekli olarak karşılıksız bırakma görülebilir. Özellikle rahatsızlığın alevlendiği dönemlerde banyo yapmak, tıraş olmak, makyaj yapmak gibi günlük alışkanlıklarda değişme gözlenebilir. Kimi zaman mal mülke, kendisine ya da başkalarına yönelik saldırgan davranışlar olabilirse de can güvenliğine yönelik saldırganlığa normal kabul edilenlerden daha fazla oranda rastlanmamaktadır, Şizofrenisi olan bir insanın düşüncesi nasıldır? Bazıları başkalarından zarar görecekleri endişesi içinde takip edildiklerini, öldürüleceklerini, insanların kötü maksatlarla kendileriyle uğraştıklarını düşünebilirler. Bu nedenle dışarı çıkmaktan korkabilir eve kapanabilirler, zehirleneceklerini düşünerek yemek yemeği, ilaç içmeyi reddebilirler Bir kısmı kendileriyle ilgili yayın yapıldığı düşüncesiyle televizyondan, gazetelerden rahatsız olabilirler ya da düşüncelerinin çalındığını, okunduğunu iddia edebilir Kimileri ise kendi bedenleri ile dış dünya arasındaki sınırın silindiğini, bedensiz olduklarını, varolmadıklarını ya da ellerinin, yüzlerinin ve vücutlarının diğer bölümlerinin değiştiğini ve onların kendilerine ait olmadığını düşünebilirler Bazı olağanüstü yetenekleri olduğunu söyleyebilirler. Emreden, hakaret eden, hareketlerini yorumlayarak yönlendiren hayali sesler duyduklarını ya da kendi düşüncelerinin dışarıdakiler tarafından duyulduğunu iddia edebilirler. Bu seslere yanıt vererek karşılarında biri varmışçasına kendi kendileriyle konuşabilirler. Uyanıkken gözlerinin önüne çeşitli görüntüler geldiğini ifade edebilirler. Şizofrenisi olan insanların kimi zaman bütün bunlardan şikayetçi oldukları kimi zaman da bunlar gerçekmiş gibi yaşadıkları ve ona göre davrandıkları görülebilir. Bu belirtiler şizofrenide her zaman bulunur mu? Hayır. Bu belirtiler sıklıkla alevlenme dönemlerinde görülür. Belirtilerin bir iki tanesi bir insana şizofreni demeye yeter mi? Hayır. Gazetede okuduğumuz, televizyonda gördüğümüz sağlıkla ilgili haberlerden hemen sonra aynı sorunları bizim de yaşadığımız kanısına kapılıp telaşlanabiliriz. Şizofrenide belirtilerin nitelikleri ve süreleri, toplumsal yaşantıda yol açtıkları değişiklikler çok önemlidir. Adlandırmayı şizofreni üzerinde uzun yıllar kuramsal ve pratik eğitimden geçerek sorumluluk almış insanların yapması gerekir. Şizofreni nasıl tedavi edilir? İlk aşama, hekim danışmanlığında uzun süre düzenli olarak sürdürülmesi gereken ilaç tedavisidir İlaç hemen etki eder mi? İlaçların düzenli kullanımda beklenen etkiyi sağlaması için iki üç haftalık bir süreye ihtiyaç vardır. Bunlardan şikayetçi oldukları kimi zaman da bunları gerçekmiş gibi yaşadıkları ve ona göre davrandıkları görülür. İlaçla tedavi de amaç nedir? İlaçla tedavi, rahatsızlığı çoğu zaman tamamen iyileştirmemekle birlikte, şizofreni belirtilerini yatıştırmakta, kontrol altında tutmakta, kişiyi çevresindekilerle ilişkilerinde daha iyi bir konuma getirmekte, nükslere bağlı sık hastane yatışlarının önüne geçerek kişinin evinden, ailesinden, alıştığı ortamdan uzak kalmasını önlemektedir. İlaçlar her gün alınmak zorunda mı? Şizofreninin ilaçla tedavisi her gün düzenli olarak ağızdan alınacak ilaçlarla yapılabileceği gibi iki-dört haftada bir kalçadan yapılan iğnelerle de benzeri bir etki sağlanabilir. Yan etkileri nelerdir? En sık rastlanan yan etkileri: Gözlerin yukarı kayması; belde-boyunda kasılma; ağızda tükrük salgısının artması; halk arasında 'Robot gibi oldu' diye tanımlanan yüz ifadesinde donukluk ve hareketlerde yavaşlama hali; huzursuzluk içinde yerinde duramama ve sürekli hareket etme isteği; elde-ayakta titremeler; güneş ışığına aşırı duyarlılık; görme bulanıklığı gibi belirtilerdir. İlaç kullanmaya başlamadan evvel ilacın yan etkileri hakkında hekimden bilgi istemek her insanın doğal hakkıdır.
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Şizofrenide kullanılan ilaçlar bağımlılık yapan, uyuşturucu ilaçlar mıdır?
Bu ilaçlar uyuşturucu değildir, bağımlılık yapmazlar. Sık sık dile getirilen 'ilaçlar uyuşturuyor' düşüncesi bu ilaçların uyuşturucu olduğu anlamında değil, ilaç alanların, ilacın etkisine bağlı olarak yaşadıkları duyguları sıklıkla 'uyuşukluk' olarak tanımlamalarıyla ilgilidir. Biperiden (Akineton) ise şizofreninin tedavisinde değil, şizofreni ilaçlarının yan etkilerini gidermek için kullanılmaktadır. Tedavide kullanılmaya başlayan yan etkileri düşük ilaçlarla birlikte artık Akineton gibi kötüye kullanıma açık ilaçlara gereksinim giderek azalmaktadır. Şizofrenide ilaç tedavisi tek çare midir? Hayır, Şizofreni rahatsızlığının tedavisinde ilaç tedavisi mutlaka gerekir, ama yanı sıra diğer tedavi yöntemlerinin uygulanmasında yarar vardır. Diğer tedavi yöntemleri nelerdir? Şizofrenisi olan insanların ve ailelerinin ayrı ayrı bir araya gelebileceği grup tedavileri, çeşitli davranışçı tedavi yöntemleri, destekleyici yöndeki tedavi yaklaşımları, ailelere yönelik bilgilendirme toplantıları da en az ilaç tedavisi kadar önemlidir. Şizofreni teşhisi konmuş bir insan evlenebilir mi, evlendirilirse iyileşir mi? Şizofrenisi olan bir insanın aktif rahatsızlık dönemi dışındayken evlenmesinin önünde herhangi bir engel yoktur. Evliliğin şizofreniyi iyileştireceği düşüncesi ise toplumda sık rastlanan yanlış bir düşüncedir Hocalara okutmak, kurşun döktürmek iyileştirir mi? Herkesin inançları doğrultusunda derdine çare araması doğaldır. Ancak şizofreni, üzerinde hekimlerin yıllardır uğraş verdiği, tıbbi tedavi imkanları hızla çoğalan bir rahatsızlık olup çareyi hocalarda aramak sadece zaman kaybına yol açar. Peki şizofreninin gidişatı nasıldır? Şizofreni rahatsızlığının belirtileri insandan insana değiştiği gibi aynı insanda zaman içinde de farklılık gösterir. Şizofreninin üçte ikisinde rahatsızlık, kısa süreli alevlenmelerde düzelme dönemleri arasındaki tekrarlar halinde görülmektedir. Günümüzde rahatsızlığın gidişatında olumlu bir değişiklik olduğu gözlenmektedir. Bu ne anlama gelir? Eskiden şizofrenisi olan insanlar uzun yıllar boyunca hastanelerin kapalı ortamlarında tutulmaktaydı. Bugün ise rahatsızlığın alevlendiği dönemlerdeki kısa süreli yatışlar haricinde artık çoğunlukla ayaktan tedavi uygulaması geçerlilik kazanmıştır. Şizofreni tamamen iyileşir mi? Şizofreni tanısıyla tedavi olan insanların beşte birinde zaman içinde belirtilerin tamamen ortadan kaybolduğu saptanmıştır. Ancak bu düzelme rahatsızlık öncesi işlevsellik düzeyine, yani en başa dönmeyi çoğu zaman sağlamamaktadır Toplumsal yaşama nasıl yansır? Şizofreni toplumdan uzaklaşmaya, yalnız başına bir yaşama yol açabileceği gibi bazıları rahatsızlıklarına rağmen toplumsal ilişkilerini bir ölçüde koruyabilir, mesleklerini sürdürebilirler Rahatsızlığı olan insanların yakınları utanç ya da suçluluk duyguları yaşayabilirler. Rahatsızlığın oluşumunda kendilerinin geçmişte yapmış olduklarını düşündükleri yanlışlıkların payı olduğunu düşünebilirler ya da rahatsızlığın çevrelerinde yarattığı etkilere bağlı olarak utanç duygularına kapılabilirler Aile şizofreniye kendisinin neden olduğuna inanırsa, şizofrenisi olan ferdini gizlemeye, komşularından, yakın çevresinden saklamaya çalışır. Rahatsızlığı yaşayan insanların bunu hissettiği noktada ailelerine karşı öfke duymaları ve giderek daha fazla içlerine kapanmaları söz konusudur. Peki ne yapmak gerekir? Şizofreninin bir suç ya da ceza değil biyolojik yönleri ağır basan bir rahatsızlık olduğunun ve kişinin yeteneklerinde kısmi kısıtlamalara yol açabileceğinin öncelikle kabul edilmesi gerekir. Bu da şizofrenisi olan insan üzerindeki beklenti yükünün, aile baskısının azalmasında olumlu rol oynar. Ailenin tavrı nasıl olmalıdır? Açık ve net bir ilişki kurmak gereklidir. Genelde şizofrenisi olan insanlarda en iyi geçinenlerin onlara en doğal davrananlar olduğu bilinmektedir. Aynı anda birden fazla istekte bulunmadan, düşüncelerini değiştirmek için onları sürekli ikna etmeye çalışmadan, ailecek topluca yapılan yemek yeme, misafir ağırlama, televizyon izleme gibi faaliyetlere sürekli olarak katılmaya zorlamadan, yalnız kalma ya da odalarına çekilme isteklerine duygusal mesafelerine saygı duyarak davranmak gerekir. Ailenin davranışları tedaviyi etkiler mi? Evet. Kesinlikle. Aile ortamında her yaptıklarına karışılan, sürekli öfke dolu davranışlara, eleştirilere maruz bırakılan insanların ilaçlarını düzenli olarak kullansalar bile sık sık rahatsızlandıkları görülmektedir. Bu nedenle tedavide ailenin bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Şizofrenide ailenin önemi nedir? Şizofreni; düşünce, duygu ve davranşları etkilemesi nedeniyle ve süregen olma özelliğiyle diğer birçok tıbbi rahatsızlıktan farklı olarak toplumsal hayata yansıyan bir ruhsal rahatsızlıktır. Bu nedenle şizofreni, şizofrenisi olan insanlarla birlikte yaşayanların bugününü ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Aile şizofreniden nasıl etkilenir? Şizofreniden etkilenme, yakınlığın derecesine ve yoğunluğuna; rahatsızlı ğın türü, süresi ve şiddetine bağlı olarak değişmektedir. Ailenin rahatsızlığa dair endişeleri tedavi için hekime başvurulma aşaması ndan çok daha öncesine dayanır. Şizofrenisi olan kişi rahatsızlığın başlangıç belirtilerinin görüldüğü dönemlerde ailesinin alşık olduğu biçimde davranamamaya başlar; gereğinden fazla ya da az uyur; korkuludur; içine kapanır; dış görünüşüne eskisi kadar özen gösteremez; aile ortamındaki, okuldaki ya da mesleğindeki yükümlülüklerini yerine getiremez; alşılmadık yaşantılardan bahseder, başkalarının görmediği, duymadığı şeyleri görmeye, duymaya ve bunlardan gerçekmişçesine söz etmeye başlar. Bu dönemde ailenin tavrı nedir? Aile önceleri bu yeni duruma karşı aşkınlıktan, aldırmazlığa; inanmamaktan, büyük bir şok ya da düş kırıklığı yaşamaya kadar çeşitli tepkiler verir. Aile kimi zaman değişiklikleri anlayışla karşılamaya yönelir, kimi zaman da kabul edilemez olarak değerlendirip şizofrenisi olan üyesini bu davranşları bilinçli olarak yaptığı düşüncesiyle onunla tartşmaya, çatşmaya başlar. Her iki durumda da değişikliklerin bir rahatsızlığa bağlı olduğu anlaşılana kadar aylar hatta yıllar geçebilir. Sonunda aile içindeki ortam aile bireyleri açısından dayanılmaz bir hal aldığında dşardan yardım almaya karar verilir. Bu anda bile yardımın nerede aranacağı, kime başvurulması gerekeceği bir süre belirsiz olarak kalabilir. Ailenin şizofreni konusundaki bilgi eksikliği tedaviyi nasıl etkiler? Sorunun farkedilmesi ile çözümlemek için girişimde bulunulması arasında geçen sürede, ailede şizofrenisi olan bireye karşı belli bazı tutumlar yerleşir. Bu tutumlar tedavinin olumlu bir noktaya doğru yönlendirilmesi açısından bazen büyük güçlüklere neden olabilmektedir. Rahatsızlığın farkedilme süresinin kısaltılması açısından bile şizofreni konusunda önceden bilgilendirilme büyük önem arzetmektedir. Şizofrenisi olan bir insana yakınları nasıl davranmalıdır? Yakınlarımıza yönelik beklentilerimizin gerçekleşmesi için onlara kendi doğrularımızı dayatmamızın her zaman istenen sonucu vermeyeceği düşüncesi şizofrenisi olan kişiyle ilişkide ileriye doğru atılmış bir adımdır. Bu dönemde ise sorun, onu orjinal bir nesne gibi görerek, iyilik bahşedermişçesine üstten bir tavır takınma riskidir. Bu tavır reddetmekten daha insani olabilir, ama karşımızdaki insana suni gelebileceğinden pek bir yarar sağlamaz. Eğer onunla ilgilenmek yerine tam bir dayanşma içine girmeye kalkarsak, bu kez de onun tarafından 'hepimiz zaten yitirilmiş durumdayız' biçiminde algılanmamız söz konusu olabilir ve gerçek bir insani ilişki noktasından yine uzağa düşeriz. şizofrenisi olan kişiyle ilişkide önemli olan, onu zaafları ve gereksinimleriyle birlikte olduğu gibi kabul etmek ve ciddiye almaktır. Peki belirli bazı davranş ilkeleri var mıdır? Ailenin davranşlarının nasıl olması gerektiğine dair hazır reçeteler vermek yararsızdır. Ancak şizofrenisi olanların çevrelerinde olup bitenleri algılamakta ve değerlendirmekte zaman zaman güçlük çekebileceklerini varsayarak onlarla kısa, özlü ve net bir iletişim kurmak gerektiği söylenebilir. Örneğin açık davranarak, bir kerede birden fazla tercih arasında seçim yapmaya zorlamak yerine tek bir soru sormak, net bir istekte bulunmak daha uygun olabilir. Çok konuşmak ve ona kendi doğrularımızı iletmeye çalşmak yerine dinlemek; her söylediğine ya da her yaptığına müdahale etmek yerine duygusal olarak mümkün olduğunca tarafsız bir tutum takınmak, esnek ve uyum sağlayıcı tavırlar içinde bulunmak ilişki kurmamızı kolaylaştırır. Şizofreni konusunda yaşanan utanç ve suçluluk duyguları nasıl çözülmeli? Şizofreniye karşı doğru tutum geliştirmenin önündeki en önemli engellerden ikisi utanç ve suçluluk duygularıdır. şizofreni kişilerarası ilişkilerle doğrudan nedensel ilişkisi bulunmayan, biyolojik yönleri ağır basan bir rahatsızlık olduğundan şizofreniden dolayı utanç ya da suçluluk duyguları yaşamak yersizdir. Aile bir şekilde şizofreniye neden olduğuna inanırsa şizofrenisi olan üyesini çevresinden gizlemeye çalşır ve giderek kendi toplumsal ilişkilerinden kopar. şizofreniyi yaşayanlar bunu hissederek daha da içine kapanabilir ve ailelelerine karşı öfke duyabilirler. Bu davranı .lar ailede daha fazla utanç doğurur ve utanç/suçlama kısır döngüsü devam eder. şizofreni konusunda bilgilenme bu sorunu çözebilir. Şizofreninin bir rahatsızlık olarak kabullenilmesinin faydası nedir? Şizofreninin kimi yeteneklerde kısıtlamalara neden olan biyolojik özellikli bir rahatsızlık olduğunun bilinmesi rahatsızlığı yaşayana ilişkin beklentilerin de gerçekçi bir noktaya çekilmesine yardım eder. Böylece şizofrenisi olan kişi de üzerindeki beklentilerin baskısından kurtulmuş olur. Şizofrenisi olan bir insanla aynı evde yaşam nasıl düzenlenmeli? Öncelikle evde, kendi odasında yalnızlığını yaşayabilme gereksinmesine saygı duyulmalıdır. Ayrıca ev ortamında yemek saatlerini ve gündelik hayata ait işleri önceden belirlemek yararlı olabilir. Ancak şizofrenisi olan bir insanın görünür bir neden olmaksızın özellikle yemek ve uyuma saati gibi konularda belirlemelere uymayabileceği de unutulmamalıdır. Konuşmanın mümkün olmadığı zamanlarda... Sıklıkla yaşanan bir sorun da içe kapanma hallerinde ne yapılması gerekti ğidir. Genel olarak kişinin yalnız kalma isteğine karşı çıkılmamalıdır. Eğer içe kapanma aşırı ya da çok uzun sürmekte ise daha ciddi belirtilerin habercisi olabilir. O zaman hekimiyle ilişki kurmak gerekir. Ancak çoğu insanda içe kapanma kendi içsel karmaşasıyla başa çıkma yolu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda şizofrenisi olan insanın mesafe isteğine saygılı olarak ihtiyaç duyduğunda ulaşabileceği bir uzaklıkta bulunmak yeterlidir. şizofreni olan insanlar genellikle tek bir misafirle daha kolay başa çıkabilirler ama gruplar halinde toplantılar, ev oturmaları çoğu zaman onlar için zor ve kafa karştırıcı deneyimlerdir. Onlar için hoş olabilecek boş zaman etkinlikleri bulmayı denemek daha uygundur. Yapması gereken şeyleri yapmadığı durumlarda... Ailelerin sıklıkla düştükleri bir başka yanılgı da istenmeyen bütün davranışların rahatsızlığa bağlanmasıdır. Şizofrenisi olan insanların da hepimizin yaşadığı gibi kötü günleri olabileceği bilinmelidir. Sorumluluk almaları gerektiğinde nasıl davranılmalıdır? Tedavisini düzenli sürdüren ve alevlenme belirtileri göstermeyenlerin ev içinde diğer bireylerden farklı bir yaklaşıma fazlaca gereksinimleri yoktur. Bazı aileler şizofrenisi olan bireylerine özerklik vermeye gönülsüzdürler. Çünkü kendi ana-babalık rollerini her konumda sürdürme gereksinimi içindedirler. Sorumluluk ve bağımsızlık sorunlarını çözmenin en iyi yolu, diğer aile bireyleriyle yapıldığı gibi beklenen ve istenenleri şizofrenisi olan bireyle konuşmak ve bir uzlaşma zemininde birlikte karar vermektir. Çatışmanın bir hayat tarzı olarak yaşandığı ailelerde ise şizofrenisi olan bireyin mümkün olduğu kadar bu ortamdan uzak tutulması gerekir. Yanlış düsünceleri oluyor. Peki bu durumda ne yapmalı? Şizofrenide görülen düşünce bozukluklarını tartşarak değiştiremeyiz. Ona katılmak ya da karşı çıkmak yerine görüşlerine saygı duyulduğu belli edilerek kendi görüşümüz neyse onu dile getirmek gerekir. Örneğin başka gezegenlerden mesajlar aldığını söyleyen bir insana, "Saçmalamaş Öyle şey olmaz" ya da "A! Evet. 0 mesajları ben de alıyorum" diyerek yanıt vermek yerine "Buna inandığını biliyorum, ama ben başka gezegenlerden buraya haber ulaştırıldığını düşünmüyorum" demek daha uygundur. Takip edildiğini düşünen bir insana takip edilmediğini çeşitli akla uygun kanıtlarla kanıtlamaya çalşmak yerine yanımızda güvende oldu ğu hissini vermek ise özellikle alevlenme dönemlerinde daha yerindedir. Ancak alevlenme dönemleri dşında da bu tavrı sürdürmek onu bize daha da bağımlı kılma riski içerdiğinden doğru değildir. Bu anlamda karşımızdakini sürekli olarak güzel günlerin geleceğine inandırmak yerine iyi ve kötü günde dostluğumuzu vurgulamak yararlı bir yaklaşımdır. Tembellik ediyor, çalışmıyor... Şizofreninin bazı dönemlerinde görülen keyifsizlik, isteksizlik, yorgunluk, çevreye ilgisizlik gibi belirtiler dışarıdan bakan biri tarafından tembellik ya da miskinlik olarak yorumlanabilir. Böyle durumlarda şizofrenisi olan bir insanın çalşmaya bilinçli olarak karşı çıktığı için değil rahatsızlığından dolayı yaşadığı belirtiler nedeniyle çalışmak istemediği bilinmelidir. Şizofrenisi olan bir kişi çalşabilir mi? Evet. Rahatsızlığın tedavi altında ve belirtisiz olarak seyrettiği dönemlerde kendi bilgi ve becerilerine uygun işlerde, eğer uygun bir mesai ve iş ortamı sağlanırsa rahatlıkla çalşabilirler. İlaç kullanmak istemiyorsa? İlaç kullanmayı reddetme, şizofrenide en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. şizofrenisi olan insanlar rahatsız olmadıkları ya da iyileştikleri düşüncesiyle ilaç kullanmak istemeyebilirler. Oysa şizofrenide kullanılan ilaçların rahatsızlık belirtilerinin düzeldiği dönemler de dahil olmak üzere uzun süre kullanmak ve hekim gözetimi olmaksızın kesmemek gerekmektedir. şizofrenide ilaç tedavisi varolan yakınmaların giderilmesi dışında rahatsızlığın nüksetmesini önlemek açısından da gereklidir. Eğer ilaç kullanmama isteği alınan ilaçların yan tesirleri nedeniyle ortaya çıkmşsa tedavinin yeniden düzenlenmesi için bir hekime başvurmak sorunu çözebilir. Bu nedenle ailenin şizofrenide kullanılan ilaçların yan tesirleri konusunda bilgi eksikliğini gidermesi büyük önem taşımaktadır. Ancak ilacı reddetme davranşı yan tesirlere bağlı değilse yeni bir rahatsı zlık döneminin ilk işaretlerinden biri olabileceği konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu noktada aile üyelerinin, şizofrenisi olan kişiyi ilaç kullanmaya ikna etmek yolunda sabırlı ve sakin olmaları gerekmektedir. Peki ilaç kullanmaya hiçbir şekilde ikna edilmezse? Eğer rahatsızlık aile açısından dayanılmaz bir hal almşsa ve şizofrenisi olan birey ilaç kullanmaya yanaşmıyor hatta hekime bile gitmek istemiyorsa o zaman tedavinin düzenlenmesi amacıyla yataklı bir kuruma yatı rılma tek çare olarak gündeme gelir. Rahatsızlığının özelliği gereği herhangi bir yakınmadan söz etmeyen, tedaviyi kabul etmeyen, yataklı kuruma gönderilmeye direnen bireyin kendi rızası olmaksızın hastaneye sevki sırasında ise aile çok sıkıntı ve üzüntü verici anlar yaşar. Eğer hastane döneminde de hekimlerin bütün ilgisi sadece rahatsızlığı olan bireye yönelirse ailenin korkuları, kuşkuları, soruları ikinci planda kalacağı için ailenin rahatsızlık nedeniyle yaşadığı suçluluk artabilir. Bu nedenle hastane yatşının ilk gününden itibaren şizofrenisi olan kişinin yakınlarının sorularına, endişelerine kulak verilerek onların da tedavi sürecine dahil edilmeleri gerekmektedir. Hastanede ne kadar yatması gerekir? Elli yıl öncesinde böyle bir soruya; "uzun süre" yanıtı verilirdi. Hatta bu rahatsızlığı yaşayan insanların ömür boyu hastanede yatmaları gerektiğinden söz edilirdiş Ancak günümüzde tedavide kullanılan ilaçlarla birlikte hastanede yatma süresi on beş-otuz gün arasına inmiştir. Şizofrenide hastanede yatırılarak tedaviden ne amaçlanmaktadır? Şizofrenisi olan bireyin rahatsızlık belirtileri kendisine ve çevresindekilere zarar verecek boyutlara ulaşmşsa ve ayakta ilaç tedavisi uygulanamıyorsa, bu iki sorunu çözümlemek amacıyla tedavi kısa bir süre için hastanede sürdürülür. Hastane döneminde yakınların tavrı nasıl olmalı? Bazen, aile yatış öncesi yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, şizofrenisi olan üyesini hastanede ziyaret etmeye isteksizlik gösterebilmektedir. Oysa hastane döneminde ilk günden itibaren ziyaretlere düzenli olarak gitmek, tedaviyi üstlenen hekimlerden rahatsızlıkla ilgili bilgi almak gerekmektedir. "Bizden sonra ne olacak" Şizofrenisi olan insanların yakınlarını en fazla düşündüren sorunlardan biri olan bu soruya genel bir yanıt vermek mümkün değildir. Sorunun her ailenin kendine özgü nitelikleri temelinde ele alınıp tedaviyi sürdüren hekim ile birlikte değerlendirilerek açıklığa kavuşturulması en uygundur.
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Her insanın başına gelebilir,herkes önlemini alsın.
Benim geldi mesela. :(
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
TürkçüTurancı
|
Şizofreniyi en iyi tanımlayan filmlerden olan kelebek etkisi filmi gerçekten muhteşemdi,şizofrenler geçmişte yaptığı hataları geriye dönerek farklı şekilde davranrak düzeltebilceğine inaniıyorlar ve zihin aleminde bunu gerçekleştiriyorlar ama gerçekle zihninin ona uyguladığı oyunları ayırt edemiyolar.
__________________
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Şizofreni genetik bir hastalıktır. Eğer o genlere sahip iseniz eninde sonunda hastalığın belirtileri kendini gösterecektir.
__________________
Hulâgû'nün Adaleti
|
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Benim ailem de henüz bu sorunla karşılaşan bir kişi yokmuş,ilk defa ben de görüldü.
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Benim anne tarafından dedemde görülen bir hastalıktı.Genlerle geçişte etkilidir ama tek neden o değildir. Bu hastalığa yakalananların, ilaçlarını düzenli kullanması çok önemlidir. Hasta kontrollerine düzenli uymalıdır. Hastanın sanrı dediğimiz düşünce içeriğinde kişinin değiştirilemez bozukluklarının arttığı dönemlerde,ilaçlarında doz ayarlaması önemlidir.Destek çok önemlidir.
__________________
Hepimiz Tolon ve Eruygur Paşayız, Laikiz, Türk'üz, Atatürkçüyüz! ![]()
|
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Evet ben ilaçtan ziyade,ailemin ve arkadaşlarımın desteği ile kurtulmuştum.
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Atsızcı_16 kandaşım bu hastalıktan,kurtulma gibi bir durum yoktur ama hayatını normal sürdürebilirsin!Doktor kontrollerine dikkat et!Saygılar.
__________________
Hepimiz Tolon ve Eruygur Paşayız, Laikiz, Türk'üz, Atatürkçüyüz! ![]()
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Kurtuldum derken,sanırım biraz moral kaynağı ile askıya alındı.
__________________
Türkiyelilik kavramını çıkaranlara en iyi cevabı biz Türkçüler vereceğiz. TÜRK kızı Aslı! |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Cevaplar | Son İleti |
| nedir bu sol milliyetçiligi | ırkıTÜRKağan | Türkçü Bakış | 14 | 04.11.2007 14:49 |
| kürt sorunu nedir? | rumelitürk | Türkçü Bakış | 9 | 08.10.2007 01:36 |
| Türkçülük nedir, ne değildir!? | Selim.Pusat | Sorun & Öğrenin | 4 | 02.10.2007 11:14 |
| YOBAZLIK NEDIR ? | Turak | Türkçü Bakış | 5 | 29.08.2007 16:14 |
| Oyakbank'ı satanlar şerefsiz değil de nedir? | Gök Yeleli Bozkurt | Türkçü Bakış | 7 | 24.06.2007 22:47 |