Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 04.08.2008, 06:14   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Günhan adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 08.07.2007
İletiler: 428
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
SOROSUN ATLISI TESEV NEREYE KOŞUYOR?

SOROS’ UN ATLISI TESEV NEREYE KOŞUYOR?


Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfının desteği ile Suavi AYDIN tarafından yönetilen Devlet Ekseni / Otoriterlik araştırma projesinin kitabı; "Amacımız Devletin Bekası: Demokratikleşme Sürecinde Devlet ve Yurttaşlar" başlığıyla yayımlandı.


Bu çalışmada, çeşitli Türk boyları hakkında Türklükten ayrı bir kültürel yapıya sahip olmaları gibi bilimsellikten uzak görüşler belirtildiği için, bir karşılık verme ihtiyacı hissettim.

İlgili çalışmanın kitaplaştırılmasını sağladıkları için birinci dereceden muhatap olarak adı geçen vakfı görmekteyim. Bu nedenle, birkaç noktayı paylaşmak, konuyu açıklık getirmek istiyorum.


Öncelikle belirtmek isterim ki; Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden çok sayıdaki katılımcı ile Türkiye'nin sorunlarını konuşmaları ve çalışmalarına aktarmaları, aklında ve yüreğinde can vatan Türkiye’den ve Türklük aleminden başka bir mensubiyet taşımayan bizler için, oldukça sevindirici bir gelişmedir.


Ülkemizin daha iyi şartlarda yaşanılabilir bir yer olabilmesi adına yaşamın her alanından katılımın en üst seviyede olması gerekliliğini vurgulayarak, bu uğurda yapılacak her olumlu çalışmanın desteklenmesi ve üstüne konuşulması inancımı vurgulamaktan da çekinecek değilim. Yalnız bunu söylerken yapılacak araştırmaların yönünün ve niteliğinin önemi oldukça fazladır.


Ülke yararına çalıştığını savunan ve bu yönde projeler üreten bir sivil toplum örgütünün akıllardaki soru işaretlerini gidermesi gereklidir. En azından yaptıkları araştırmaların içerikleriyle ve amaç olarak ifade edilen söylemlerle çatışmaması yönünden başlıca bir gereksinimdir. Böyle bir yaklaşım, bahsettikleri saydamlık ilkesiyle de örtüşerek, vakıfları üzerinden demokratik bir mesaja da olanak verecektir.


CNN Türk isimli televizyon kanalında George Soros’tan maddi yardım aldıklarını başkanının ağzından ifade etmiş bir kuruluş olan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı da dâhil olmak üzere hiçbir oluşumun demokrasiyi şeklen kullanarak onu zedelemesine izin verilmemesi gerekliliği de ortadadır.


Adı geçen sivil toplum kuruluşunun daha önce yayımlanan çalışmalarını göz önünde bulundurarak oluşan genel kanaatlerimi bir kanara bırakıp, devlet bekası adına hareket niteliği taşıması beklenilen son çalışmasını ortaya koyduklarıyla beka değil, ciddiye alınırsa ancak ve ancak felaket getireceğini düşünüyorum.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasasında belirtildiği şekliyle yer alan "Devletin ve Milletin bölünmez bütünlüğü" ile, ilgili proje kapsamında yayımlanan kitap çelişkiler taşımaktadır. Anayasal suç niteliği taşımakta olan çalışmada, anayasaya aykırı olarak; etnik anlamda farklı birçok gurubun azınlık teşkil etmesi paralelinde bir görüş ortaya konmuştur. Kanımca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası istenilecekse, mevcut anayasaya ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyeceği belirtilen maddelere özellikle saygı gösterilip, uyulması zorunluluğu vardır. Tabi ki niyetlerin samimi olduğunu göstermek açısından bu zorunluluğa uyulmalıdır. Mevcut durumda niyetleri pek de öyleymiş gibi görünmüyor.


İlgili çalışmanın bir kısmında kendine yer bulan iki çelişkiden söz ederek konuyu anlaşılabilir kılmak istiyorum.


Kitabın bir çok bölümünde toplumumuzun asli parçaları Yörük, Avşar, Muhacir ve Dadaşların Türklükten ayrı etnik yapıya sahip olduğu vurgulanmış ve hatta ‘etni’ şeklinde açılan değerlendirme hanelerine ayrı ayrı yazılarak farklı olduğu apaçık gösterilmeye çalışılmıştır.


Bu konuda görüş bildiren katılımcılar sanıyorum ki birikim anlamında yetersiz olmalı ki, Türk kültürünün geçmişi olan, beşeri özellik olarak gösterilebilecek, kelimenin ihtiva ettiği anlam itibariyle yürür gezerlikten gelen Yörüklüğü; yakın zamana kadar yaşatmış ve halen yaşatan veya onun getirilerini günümüze uyarlayıp yaşatmaya çalışan, aynı zamanda bu yaşam tarzının yıllardır insanlara kattığı değer yargılarını benimsemiş insanları nitelendirmek için kullanıldığını bilmiyor olmalılar ki, Türklüğün özünün Türklüğünü sorgular şekilde yaklaşımları olduğunu görüyorum.

En temel mantıkla nasıl ki meyvenin oluşumunu sağlayan çekirdeğini veya tohumu meyveden ayrı kabul etmek mümkün değilse ve aksi öne sürüldüğünde nasıl komik bir durumla karşılaşılırsa Yörüklerin Türklükten ayrılması da buna benzer şekilde gülünçtür. Ayrıca sizlerin tabiriyle ‘etnu’ yani kültürel anlamda da düşünüldüğünde, Yörüklük; Türkiye’nin hemen her bölgesine dağılmış olan, belirli bir bölgesel gelenek veya ırki özellik değil tüm Türkiye’nin milli bir değeri olma özelliği taşımaktadır ve gören gözler için bu açıktır.

Türkleri anlatan tarihteki ilk kaynaklarda dahi bu yaşam biçimi vurgulanmıştır. Han ( Çin ) hanedanlarının tarihini anlatan Çin kaynağında bu durum şu şekilde anlatılmaktadır:

Hun-yü ‘ler ( Hun Türkleri ) kuzey sınırlarında otururlar., otlakları takip ederek hayvan yetiştirir ve yer değiştirirlerdi. Yetiştirdikleri hayvanların çoğu at, sığır, ve koyundu. Nadir hayvanları ise deve, eşek, katır, chüeh-t’i , t’ao-t’u ve tien-hsi idi. Su ve otlakları izleyerek hareket ederlerdi. Surlarla çevrili ( bir ) şehirleri yoktu. Ancak , yine de herkesin kendine ait ( bir ) toprağı bulunurdu. Erkek çocuklar koyuna binerek kuş ve farelere ok atar , biraz büyüyünce tilki ve tavşanları avlayıp (bunların) etini yerlerdi. Askerleri yay çekebilen güçlü , zırhlı süvarilerdi. Adetlerine göre , normal zamanlarda hayvancılıkla uğraşır , yabani hayvan avcılığı yaparlardı. Bu onların en doğal özelliği idi. Uzun menzilli silahları yay ve ok , yakın döğüş silahları ise kama ve mızraktı. Kazanacaklarını ( anladıklarında ) ilerler, kaybedeceklerini (sezdiklerinde ) geri geçilirlerdi. Hükümdarlarından halkına kadar herkes yetiştirdiği hayvanın etini yer, derisini giyer, postuna sarınırdı. Güçlü ve sağlıklı olanlara değer verilir, yaşlı ve zayıflar hor görülürdü. Geleneklerine göre herkesin (bir ) adı vardı ve bunu kullanmaktan çekinmezlerdir, ancak bir lakapları yoktu.


Binlerce yıllık bir Türk yaşantı biçimi olan yörüklük Oğuz Türklerinin özellikle Üç Ok koluna mensup olanlarında sıklıkla raslanan bir sosyal yaşantı biçimidir. Salur, Kayı, Iğdır, Eymür, Yazır, Sarıkeçili, Karakeçili, Tekeli, Deveci gibi bir çok Türk topluluğunda, hem Türkiye'de hem de Orta Asyada halen yaşatılmaktadır.


Diğer bir önemli nokta, Avşarların, Dadaşların ve Muhacilerin Türklükten ayrı bir unsur olduğu düşüncesidir. En temel Türk tarihi bilgileriyle donanımlı bir insan için bile bu düşüncenin dillendirilmesinin hoş karşılanması söz konusu değildir; Kaldı ki bu şahıs bilim adamı kimliğindeyse, o zaman farklı niyetlerin olduğunu söyleyebiliriz. Ama yinede biz ilkokul seviyesinde birkaç bilgi aktarımında bulunalım.


Avşar adıyla Türkiye’nin çeşitli bölgelerine dağılmış olan grup Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan yalnızca biridir. Binlerce yıldır yaşadıkları kültür; Türk kültürü, konuştukları dil; Türkçe, geldikleri soy; Türk soyu ve mensubiyet hisleri de onlara çamur atanlardan farklı olarak yalnızca Türklüğedir. Bu durum Muhacirler ( Göçmenler ) ve Dadaşlar içinde geçerlidir.

Bir başka adla ancak aynı amaçla geçtiğimiz günlerde yine Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı tarafından yayımlanan "Almanak: Türkiye güvenlik sektörü ve demokratik gözetim" kitap metni kamuoyunda çok tartışılmış bu tartışmalar da Genel Kurmay başkanımız Büyükanıt Paşamızın yaptığı açıklama ile son bulmuştur.


Anlaşılan o ki; Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı mizanselllik yaratmaya çalışmış. "Güleriz ağlanacak halimize" diyerek, bizlerde bu çalışmaları ciddiyetsiz biçimde gülerek karşıladık.

Nasrettin hoca gibi gülerken düşündüren bir kültürel mirasın sahipleri biz Öz Türkler; Tesevin bu mizah anlayışının, bilimsellik maskesi altında bizleri güldüren bu çalışmalarının, mensuplarıyla birlikte vakfın göbekten bağlı olduğu imge ve simgelerini benimsediği ABD’nin, sit kom olarak tabir edilen manasız mizah anlayışı olduğunu biliyor ve bu ithal mizah anlayışını ülkemize taşımaya karar vermiş olduklarını görebiliyoruz.

Gelelim meselenin diğer bir boyutuna Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ulu başbuğ M. Kemal ATATÜRK ‘benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye yerleşen Yörük Türkmenlerindendir.’’ Dediğine göre sözün özü Atatürk Yörük olduğuna göre Türk olmuyor öyle mi? Ayrıca ‘Benim en büyük Fahri servetim Türk olarak yaratılmaktır.’ Diyerek kendini kandırmış öyle mi?


İstenilen sonuca ben varayım; Bekası istenilen devlet temelden sarsılmak istenmiyor ise bu maskaralık niye?

Zincirleri, ipleri hatta ve hatta yedi göbekleri dışarıya bağlı olan işbirlikçiler bilsin ki; Sessizliğimiz ''devleti ebed müddet'' diyerek bağlılık andı verdiğimiz yapıya saygımızdandır.

Suskunluğumuza aldanıp daha fazla sabrımızı sınamak gafletine düşerseniz, sizin zihniyetinizdeki müstemlekeci, mütareke dönemi zibidilerine neler yapabileceğimizi yakın tarihe bakarak görebilirsiniz. Türk'ün sabrı taşarsa yedi düvel sizleri elimizden alamaz bilesiniz.


Günhan Şad
__________________
O sarayda bulunca Tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da "Kür şad" uzatarak elini;
"Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun!" diyecek.
Günhan Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla

Etiketler
atlisi , koŞuyor? , nereye , sorosun , tesev



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
ZÜLFÜ DE NOBEL'E KOŞUYOR İsenbike Türkçü Bakış 39 16.08.2008 23:26
Atsızcılar Otağı Rekora Koşuyor! Selin Türkçü Bakış 42 16.08.2008 16:28
Biz Irkcilik isterken TESEV e milliyetcilik bile batmis!!!!!!!! ALPGIRAY Türkçü Bakış 2 22.06.2007 02:55
nereye kadar cimen3 Türkçü Bakış 1 17.02.2007 21:35
TESEV`IN UCUZ SÖYLEMLERİ ALPGIRAY Türkçü Bakış 3 20.03.2006 02:27


Otağ Saati: 18:49


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.