Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 25.12.2007, 10:45   #1 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
Bulunduğu yer: TÜRKMEN ELİ
Yaş: 38
İletiler: 214
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
TORYUM GERÇEKLERİ

Atlasjet'in Isparta'da düşen uçağı, Türkiye'nin çok az bilinmeyen bir zenginliğini ortaya çıkardı. Uçakta bulunan Fizik Profesörü Engin Arık, dünyanın gözünün üzerinde olduğu, Türkiye içinde çok önemli olan 'toryum' projesi üzerinde çalışıyordu. Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mithat Uysal, çok değerli fizikçilerin cenaze töreninde yaptığı konuşmada komplo imasında bulundu. Uysal, "Komplo teorilerinde gerçeklik payı var. ASELSAN'da üç mühendis gencin başına gelen olay ve sonucu hepimiz biliyoruz. Onlar Türkiye için çalışan, önemli proje gerçekleştirmek üzere olan mühendislerdi. Kaybettiğimiz 6 bilimi insanı da Türkiye için önemli bir proje için çalışıyorlardı" diye konuştu..

Türkiye'nin uranyum ve toryum rezervleri haritası.





TÜRKİYE'NİN 120 TRİLYONLUK SERVETİ

Peki Toryum nedir kaç kişi bilir ki? Ama toryum, geleceğin enerji kaynağı. Nükleer santrallerinin en temiz yakıtı. Çevreye zararı yok. Ülkemiz ise dünyanın toryum zengini... Ama "servetin üstünde oturuyoruz ama haberimiz yok". İşte Prof Engin Arık'ın 120 trilyon dolarlık servetimiz hakkında söyledikleri...

Toryum... Tabiattaki 110 kadar elementten biri. Saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde olan toryum, geleceğin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanılacak. Konunun bizi ilgilendiren tarafı, araştırmalara göre dünya toryum rezervlerinin yarıdan fazlasının Türkiye'de olması. Türkiye'de Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören'in yanısıra Malatya ve Sivas'ta da toryum izine rastlandı. Anadolu'da toryumun çıktığı yerde ot bitmediği söylenir.

SONSUZENERJİ KAYNAĞI

'Servetin üstünde oturuyoruz da haberimiz yok' hesabını yapan kişi, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Engin Arık. Türkiye'nin sayılı toryum uzmanlarından biri olan Prof. Arık, Türkiye'nin sahip olduğu düşünülen toryum rezervinin enerji üretimi açısından, 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer olduğunu söyledi. 120 trilyon dolar, ABD'nin 2001 yılı milli gelirinin 12 katına eşdeğer. Engin Arık, Türkiye için sonsuz bir enerji kaynağı anlamına gelen toryumun, Türkiye'ye bir servet kazandırabileceğine de dikkat çekiyor. Arık, "Türkiye'nin 2005'e kadar toryumlu nükleer santral araştırması için 40-50 milyon dolara ihtiyacı var" diyor. 2006-2010 yılları arasında deneme reaktörü kurulması için ise 1 milyar dolarlık bir yatırım gerektiğinde ısrarlı. 100 bin kişiye iş imkanı..
TORYUM GERÇEKLERİ

Toryum, Türkiye'deki enerji sorununu tamamen çözecek bir element. Çünkü Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip.
* Dünya toryum rezervi toplam bir milyon 780 bin. Bunun 789 bin tonu Türkiye'de. (Bu rezerv; Eti Holding'in Madencilik Dergisi'nde 380 bin ton olarak belirtiliyor. İkinci sıradaki Avusturalya'da 340 bin ton, Hindistan ve ABD'de 300 bin ton, Norveç'te ise 180 bin ton toryum rezervi bulunduğu belirtiliyor.)
* Toryumun, yeni tip enerji üretiminde kullanılması nedeniyle 21. yüzyılın en stratejik elementleri arasında kabul ediliyor.
* Toryumun nükleer santrallarda uranyumun yerini alabileceği bundan yaklaşık 10 yıl önce kanıtlandı.
* Toryumun kesinlikle patlama tehlikesi yok. Yani, Çernobil gibi bir felaketin tekrarlanması olası değil.

DOĞAYLA DOST ALTERNATİF ENERJİ
* Toryum atıklarını radyoaktif olmayan elementlere dönüştürmek mümkün. Yani doğayla dost bir alternatif enerji kaynağı.
* Dünyada toryumla çalışan bir nükleer santral henüz yok. Sadece bir takım prototipler var. Avrupa'nın, toryumla çalışan ilk prototip nükleer santraliin inşaatı sürüyor.
* Protonun toryum çekirdeğiyle çarpıştırılması sonucu çok büyük enerji ortaya çıkar. Bu ısı enerjisi, elektrik enerjisine çevrilebileceği gibi büyük bir şehrin ısıtılmasında da kullanılabilir.
K_O_P_R_U_L_U Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 11:04   #2 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 05.07.2007
İletiler: 209
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Toryumdan enerji elde etmek için bir hızlandırıcı yapmak gerekiyor. Engin Hanım hızlandırıcı yapabilmek için uğraşıyordu. Yoksa toryumu ham olarak yurtdışına satmak Türkiyueye fazla birşey kazandırmaz, aynı zamanda toryumdan enerji elde etmek için gerekli teknoloji ve bilgiye de sahip olmamız gerek
Kubilay Kagan Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 13:00   #3 (İleti Bağlantısı)
Türk
 
Üyelik Tarihi: 09.10.2007
İletiler: 4
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Ne toryum ne de uranyum Türkiye'yi ihya edecek bir servette değildir. Her zaman söylene durur;bizim yer altında şu kadar servetimiz var, dış borçlarımızı kapatabiliriz vs, vs... Ama hiç akıl etmezler ki 10 dolarlık madeni çıkarmak için 7 dolar yatırım yapılması lazım...
Bu sadece nedenlerden biri... İşin içine birde madenciliğin riskli bir sektör olduğunu ve çevrecilerin sıkı bir baskı ve mahkeme işlerinide katarsak durum daha başka bir boyuta gider.
10 dolarlık maden için 7 dolar yatırım yapmak bir yana, uranyum ve toryum madenlerinin zenginleştirme işlemleri diğer madenlerden çok farklı, maliyetli ve teknolojisi hala Türkiye'de bulunmaktadır. Eğer bu madenler Türkiye'de çok kaliteli olsaydı, devleti veya Türk şirketlerini bırakın, yabancı büyük maden şirketleri duruma el koyardı, zira bor madeni hariç yabancı şirketler Türkiye'de bir Türk şirketi gibi maden üretebilmektedir.
Türkiye'nin zengin ve dünyada söz sahibi olduğu sadece üç maden vardır. Bunlar değerlilik sırasına göre; Mermer, bor ve krom'dur.
Mermer çeşitliliğimiz ve rezervlerimizin oldukça yoğun olması nedeniyle Türkiye'için en büyük yer altı serveti kaynağıdır.
Bor ise bazen fazla abartıların bazen ise fazla kötümser bakışların altında ikinci önemli yer altı kaynağımız diyebiliriz ancak. Dünya rezervinin %70'inin Türkiye'de olduğu biliniyor; bu pazarda ve üretimdede bor sektöründe birinci olduğumuz anlamındadır aynı zamanda, fakat dünya gerçekten bor madenini istiyormu? asıl cevabını vermek gereken soru budur. Hayır, dünya şuan ne çok bor madeni istiyor nede az. Yani siz deseniz ki bor madeninin fiyatını yükselticem nede olsa sadece ben de var; umduğunuzu bulamassınız. Çünkü bor olmasa da olur bir madendir, günümüz açısından. Petrolün ve kömürün değer olarak, dünyada alternatifi şuan için yoktur.

Ülkemiz yeraltı madenleri hususunda zengin bir ülke olmasına rağmen, Türkiye'yi ihya edecek bir yeraltı kaynağı ve zenginliği yoktur.
Ayban Toygar Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 13:29   #4 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 05.07.2007
İletiler: 209
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Ayban Toygar adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Ne toryum ne de uranyum Türkiye'yi ihya edecek bir servette değildir. Her zaman söylene durur;bizim yer altında şu kadar servetimiz var, dış borçlarımızı kapatabiliriz vs, vs... Ama hiç akıl etmezler ki 10 dolarlık madeni çıkarmak için 7 dolar yatırım yapılması lazım...
Bu sadece nedenlerden biri... İşin içine birde madenciliğin riskli bir sektör olduğunu ve çevrecilerin sıkı bir baskı ve mahkeme işlerinide katarsak durum daha başka bir boyuta gider.
10 dolarlık maden için 7 dolar yatırım yapmak bir yana, uranyum ve toryum madenlerinin zenginleştirme işlemleri diğer madenlerden çok farklı, maliyetli ve teknolojisi hala Türkiye'de bulunmaktadır. Eğer bu madenler Türkiye'de çok kaliteli olsaydı, devleti veya Türk şirketlerini bırakın, yabancı büyük maden şirketleri duruma el koyardı, zira bor madeni hariç yabancı şirketler Türkiye'de bir Türk şirketi gibi maden üretebilmektedir.
Türkiye'nin zengin ve dünyada söz sahibi olduğu sadece üç maden vardır. Bunlar değerlilik sırasına göre; Mermer, bor ve krom'dur.
Mermer çeşitliliğimiz ve rezervlerimizin oldukça yoğun olması nedeniyle Türkiye'için en büyük yer altı serveti kaynağıdır.
Bor ise bazen fazla abartıların bazen ise fazla kötümser bakışların altında ikinci önemli yer altı kaynağımız diyebiliriz ancak. Dünya rezervinin %70'inin Türkiye'de olduğu biliniyor; bu pazarda ve üretimdede bor sektöründe birinci olduğumuz anlamındadır aynı zamanda, fakat dünya gerçekten bor madenini istiyormu? asıl cevabını vermek gereken soru budur. Hayır, dünya şuan ne çok bor madeni istiyor nede az. Yani siz deseniz ki bor madeninin fiyatını yükselticem nede olsa sadece ben de var; umduğunuzu bulamassınız. Çünkü bor olmasa da olur bir madendir, günümüz açısından. Petrolün ve kömürün değer olarak, dünyada alternatifi şuan için yoktur.

Ülkemiz yeraltı madenleri hususunda zengin bir ülke olmasına rağmen, Türkiye'yi ihya edecek bir yeraltı kaynağı ve zenginliği yoktur.
Kusura bakma ama ben Boğaziçin'de Fizik Profosörü olan Engin Arıklı'nın dediklerini sizin söylediklerinziden daha doğru bulurum. Daha önceki iletimde dediğim gibi bu madenleri çıkarıp ham olarak satarsak tabiki birşey kazanamayız. Toryumu işlemek için bir teknoloji ve bir yatırım gerekiyor. Bu teknolojiyi bizim şu an için işlememiz mümkün değil. Büyük bir maddi ve insan yatırım gerekli. Aşağıda Engin Hoca'nın Hürriyet gazetesine verdiği röportaj var. Tubitak'ın bu deneyler için para vermediğini söyluyor

--------------------------------------------

Parçacık áleminin Türk fizikçileri

"Dan Brown iyi ki Melekler ve Şeytanlar’ı yazmış. Onun sayesinde parçacık fiziği áleminde olup bitene dikkat kesilebiliyoruz" dememe parçacık fizikçileri hiç alınmadı.

Şu CERN’deki Büyük Patlama deneyini sulandırdığımı düşünmediler. Hatta tam tersi. CERN’deki ATLAS deneyinde çalışan Boğaziçi Üniversitesi grubunun lideri Prof. Dr. Engin Arık romandan memnun, ancak bazı yanlışlar olduğunu söylüyor, "Antiproton orada yapılıyor ama, öyle götürüp de Vatikan’ın altına koymaya imkan yok tabii. Yine de öyle popüler bir kitap çok iyi oldu. CERN’e özellikle gençler ekstra ilgi göstermeye başladı" diyor. Engin Hoca, CERN’deki "yeraltı parçacık dünyasını", ATLAS dedektöründeki Büyük Patlama’dan çıkacak sürpriz parçacıkları, dördüncü kuark ailesini ve tabii ki Higgs parçacığını anlatıyor. Ancak bir eksik var. "Neden bir Avrupa ülkesi olarak Türkiye, CERN’e üye olmuyor? Türkiye atılım yapsa 15 yılda bilim ve teknoloji ülkesi olur" diyor.

Engin Hoca, protonları hızlandırma ve çarpıştırma işini öyle tatlı anlatıyor ki, insan parçacık fizikçisi olmak istiyor. Umutsuzca tabii.

"Hocam şimdi siz bu çarpıştıracağınız parçaları hızlandırıcının içine nasıl koyuyorsunuz, yani bu proton nereden bulunur" diyorum. Dünyanın en kolay kek tarifini verir gibi anlatıyor; atomu en basit element olan hidrojeni alıyorsun, çekirdeğinde bir proton var, iyonize ederek etrafındaki elektronu ayıklıyorsun. Protonun aynı pildeki gibi pozitif elektrik yükü var...

Prof. Dr. Engin Arık’ın Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’ndeki laboratuvarında da bir hızlandırıcı var. CERN’deki 27 kilometrelik devasa Büyük Hadron Hızlandırıcısı (LHC) ile kıyası mümkün değil tabii. Parçalarını Amerika’dan göndermişler. Peki yıl sonuna doğru, CERN’deki dairesel hızlandırıcıda protonlar saniyede 40 milyon kez çarpışınca ne olacak? Laboratuvardaki Büyük Patlama’nın insanlığa ne yararı olacak?

Anladığım kadarıyla bir kere evren bulmacasındaki eksik parça yerine oturacak. Yani maddeye kütlesini kazandırdığı varsayılan ve adını İngiliz fizikçi Peter Higgs’ten alan Higgs parçacığı bulununca sırlar çözülecek.

Engin Hoca, "Evrenin başlamasında bir simetri olması gerekiyordu" diye anlatıyor. Yani madde ve antimadde şeklinde. Ancak antimadde yok oluyor. Asimetrik bir düzende sadece madde kalıyor. Oysa bir anti-galaksi de olması gerekiyordu. Peki evrendeki parçacıklar kütlelerini nasıl bir mekanizma ile kazandı? Teoriye göre bunların kütle kazanması için Higgs parçacığının varlığı gerekiyordu. O parçacık olmasa evren olmazdı. Acaba Higgs’in bugüne kadar bulunamamasının nedeni, kütlesi ağır olduğu için o enerjiye ulaşılamaması mıydı?

SANİYEDE 40 MİLYON OLAY


Şimdi Higgs’in kütlesinin LHC’de ortaya çıkacak muazzam enerjinin sınırları içinde olduğu varsayılıyor. İsviçre’deki CERN yeraltı laboratuvarında LHC’ye entegre olarak inşa edilen dünyanın en büyük dedektörü ATLAS, protonların çarpışması sonucu ortaya çıkacak parçacıklardan data toplayıp Higgs’i ve diğer sürprizleri bulacak.

Parçaları CERN üyesi ülkelerin firmaları tarafından imal edildikten sonra yerin 100 metre altındaki kuyuya indirilerek inşa edilen ATLAS, 10 katlı bina yüksekliğinde ve 45 metre genişliğinde. Bu deneyde bir araya gelen insan sayısı yaklaşık 2 bin. Türkiye dahil 35 ülkeden fizikçiler var.

ATLAS’ın tespit edeceği o sürprizler arasında, Türk grubunun da üzerinde çalıştığı dördüncü kuark ailesi de olabilir. "Higgs’in bulunması kadar önemli olacak. Türk grubu olarak bunun içinde bulunmak bizi çok gururlandırıyor. Hep birlikte bunu kutlamayı umuyoruz" diyor Engin Arık.

Peki kuarklar nedir? "Evren başladığı zaman sadece kuarklar ve leptonlar vardı. Bu kuarklar birleşip protonları yaptı. Onlar birleşip çekirdekleri, atomları; atomlar da birleşip galaksileri yaptı. Atomların içine girdikçe daha küçük parçacıkları nötronları, protonları gördük çekirdeğinde. Ondan sonra protonları ve nötronları çarpıştırdıkça, kuarkları gördük. Bir de baktık ki, bütün evreni yapmak için, birinci ailedeki o iki kuark ve bir de elektron yeterli. CERN’deki deneylerde ikinci aile kuarklarını ve leptonlarını bulduğumuz zaman şaşırdık. Sonra üçüncü aileyi de bulduk. Bu temel parçacıklar arasında etkileşme kuvveti var ve dördüncü bir ailenin de olması gerekiyor. Bu tabii teorik, varsa ATLAS deneyinde göreceğiz."

ATLAS deneyinde saniyede 40 milyon olay meydana gelecek ve bilgisayarda milyonlarca işlemle ayıklama yaparak olayların sayısını 5-10’a indirecekler.

TÜBİTAK PARA VERMİYOR

Deneyler, Türk parçacık fizikçilerini heyecanlandırıyor ama, yeterince mutlular mı? Hayır. Çünkü Türkiye CERN’e üye değil, gözlemci statüsünde ve TÜBİTAK katkı payını ödemediği için deneyler tavsıyor. Öğrenciler CERN’deki programlara katılamıyor, burs alamıyor. TÜBİTAK, AB’nin Altıncı Çerçeve Programı’ndan gelen paraya rağmen temel bilimle ilgili projeleri desteklemiyor. Deneylere katkı yapsa bile gidiş-geliş masraflarını karşılamıyor, sonra da tamamen bırakıyor. Oysa CERN ile işbirliğine girişen Suudi Arabistan öğrencilerini yaz programlarına gönderiyor.

Şimdi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) bünyesinde 11 kişilik bilim komitesi kuruldu ve CERN deneylerine bütçe ayrılması konusunda biraz umut var. Bu komitenin üyesi olan Prof. Arık, "Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak neden CERN’e üye olmasın? Bilimsel platformda olmak büyük prestij kazandırır. Türkiye’nin önüne hedefler koyması gerekir. Biz projeleri tartışıyor, sonra rafa kaldırıyoruz. Atılım yapsak, Türkiye 15 yılda bilim ülkesi olur" diyor. Örnekler veriyor. Bulgaristan, 1999’da 20. üye olarak CERN’e katılmış. Romanya üye olmak üzere. Ermenistan yoksul, ama 1000 kişilik Erivan Enstitüsü’nde dedektör kuruluyor. İspanya bir zamanlar Türkiye ile kıyaslanabilir bir ülkeydi, oysa şimdi parçacık fiziğinde ilerledi, yeraltı laboratuvarı kurdu. Türkiye’deki parçacık fizikçilerinin sayısı ise 10-20 kişiyi geçmiyor ve hızlandırıcı kurmak için destek bulamıyor.

Bir hızlandırıcı merkezi kurmanın pratik hayata ne faydası var? Faydası şu ki, temel bilimin teknolojiye dönüşmesi kalkınmayı beraberinde getiriyor. Fizikçiler arasındaki haberleşme ihtiyacından ötürü internetin 1990’da CERN’de doğduğunu da belirtelim. Parçacık hızlandırıcıları, moleküler biyoloji ve tıptan nükleer fiziğe, gıda sterilizasyonu ve enerji üretiminden savunma sanayiine yüzlerce alanda kullanılıyor. Bununla da kalmıyor, şimdi bir de hızlandırıcıya dayalı nükleer santral projesi çıkıyor ortaya.

Bulgar şirketleri prototipini yapıp, bu santralı üretmek üzere harekete geçmiş. Hızlandırıcılı reaktörde uranyum yerine toryum kullanılıyor. Toryum yeryüzünde, uranyumdan üç kat daha fazla bulunuyor ve Türkiye’de de fazlasıyla var. Nasıl çalışıyor bu santral?

Engin Hoca tarif veriyor: "Hızlandırıcıda proton atıyorum, etrafına da kurşun koyuyorum, tabancayla attığım proton kurşunla hızlı nötron çıkarıyor, o da gidiyor toryumun çekirdeğine çarpıyor ve fizyon yapar hale getiriyor. Atıklar daha az, patlama çatlama riski yok. Türkiye de girsin diye 2003’te projenin başıyla görüştük, enerji bakanına anlattık, şan şöhret getirecek bir şey olmadığı için rafa kaldırıldı. Çünkü ölü yatırım gibi geldi."

CERN’deki deneylere katılan iki Türk grubunun lideri de kadın

Türkiye, 1956’dan beri CERN’de gözlemci statüsünde ve iki deneyde çalışan iki Türk grubunun lideri de kadın. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Arık ATLAS grubunun başında. Bu grup aynı zamanda karanlık madde arayan CAST deneyinde de çalışıyor. CMS deneyindeki Çukurova Üniversitesi grubunun lideri Prof. Dr. Gülsen Önengüt. CMS dedektörü de bu yıl sonlarında LHC’deki çarpışmadan veri toplayacak, o da Higgs parçacığını arayacak. Ankara ve Boğaziçi üniversitelerinden gruplar ATLAS deneyine; Boğaziçi, Çukurova ve ODTÜ’den gruplar ise CMS deneyine katılıyor. Ancak bir bilim ve teknoloji politikası bulunmadığı için ve yüksek enerji fiziğine ayrılan kaynaklar çok kısıtlı olduğundan, CERN’deki başka deneylere katılma imkanı bulamıyorlar.
Kubilay Kagan Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 21:28   #5 (İleti Bağlantısı)
Türk
 
Üyelik Tarihi: 09.10.2007
İletiler: 4
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
İlk önce yapılan bilimsel araştırmanın niteliğine bakmak gerekiyor. Olay şudur, bu araştırma uluslararası bir düzeyde yapılmış ve herhangi bir şekilde ekonomikliği değil, davranışları ve toryum cevherinin nükleer enerjiye katkısı baz alınmıştır. Bu şekilde bakarsak ilk önce gözümüzde büyütebiliriz; Türkiye şartlarında ele aldığımızda ise ayağını yorgana göre uzatmak derlerye hani, işte olay budur.

Kubilay kağan arkadaşın sen Türkiye'de kaç Profösörün, kaç doktora çalışması için yurt dışında önemli araştırmalar yaptığından haberin varmı? Ben sana söyleyeyim öyle araştırma sonuçları var ki dudağın uçuklar. Toryum cevherinin önemi, bunlar yanında hiçtir bile...
Tubitak'dan bahsedilmiş bir de. Tubitak'ın bu tür araştırmalara maddi olarak desteğini sunmasının taraftarı olmamla birlikte, tubitak'a da fazla yüklenilmesinin karşısındayım, çünkü araştırmaların sayısı o kadar fazla ki ve de aralarında oldukça önemli olan projeler var ki tubitak bunların hepsine maddi olarak yardımı söz konusu olsa tubitak'a heralde biz milletçe maddi olarak yardım etme ihtiyacı doğar. Zaman eşittir paradır sevgili dostum! getirisi çabuk olan projeler varken Türkiye'de toryum madenciliği şu zaman ki durumumuz için çok yanlış bir karardır.
Bir uçak düştü ve değerli bir bilim insanı hayatını kaybetti. Milletçe öle paranoyak olduk ki her şeyde bir komplo teorisi arıyoruz. Bırakın bunlarıda gerçeklere dönün. Ortada bir kaza var sadece....
Şimdi gelelim toryumun Türkiye açısından önemine...

Toryuma dayalı nükleer santrallerin henüz ticari yapılabilirliği olmayıp, bu sektörün dışındaki kullanımının sınırlılığı nedeniyle, dünyada bugüne kadar, doğrudan toryum aramalarına fazla önem verilmemiştir.

Uluslararası Enerji Ajansı’na maliyeti 80 USD/Kg seviyesinde toryum rezervi bildiren ülkeler; Arjantin, Avustralya, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Kanada'dır. Halen toryumun enerji hammaddesi olarak tüketimi yok denilecek düzeydedir. Türkiye’de Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nce geçmiş yıllarda yapılan aramalar sonucunda, Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören yöresindeki nadir toprak elementleri ve toryum kompleks cevher yatağında, 380.000 ton görünür ThO2 rezervi saptanmış olup, bu rezervin tenörü %0,21 ThO2 dir.
Maden Tetkik Arama, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Eti Maden A.Ş tarafından yapılan teknolojik deneyler, yatağın doğrudan toryum olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını göstermiştir. Saha, nadir elementler ile barit-florit içerdiğinden, yatağın kompleks cevher olarak değerlendirilmesi ve bu konudaki çalışmaların desteklenmesi önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak, elimizde mevcut verilere göre, toryum, bugün itibarıyla ekonomik değeri olan bir maden değildir.

Görüldüğü gibi toryum Türkiye'yi ihya edecek bir servet değildir kaldı ki dünyada da kullanımı düşmektedir. Bunun sebebi hidrojen bazlı yakıtlara yönelmedir. Önümüzde ki yıl ile birlikte hidrojen yakıtlı araçlar piyasaya sürülmeye başlanıcak. Eğer bişelerde ilerlemek istiyorsak dünyanın yavaş yavaş terketmeye başladığı nükleer enerji ve fosil bazlı yakıt yerine hidrojen ve güneş enerjisine dönülmesidir.
Ayban Toygar Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 21:37   #6 (İleti Bağlantısı)
 
Ağabay adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 02.12.2007
İletiler: 505
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
bu gibi kaynaklar ne yazıkki çok geç fark ediliyor.fark edilincede kazanç saglamaya çalışırken degerli insanlarımızdan oluyoruz.önlem almamız lazım.Türkiye nin yer altı kaynakları dış borçuda kapatır,yeni bir sanayide kurar.bu bakımdan çok zengin bir ülkeyiz.
__________________

Uğruna canımız feda,
Var olsun TÜRK IRKI...
Ağabay Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 21:43   #7 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
TUVA HAN adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 12.07.2007
Bulunduğu yer: İzmir
İletiler: 443
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Ağabay adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
bu gibi kaynaklar ne yazıkki çok geç fark ediliyor.fark edilincede kazanç saglamaya çalışırken degerli insanlarımızdan oluyoruz.önlem almamız lazım.Türkiye nin yer altı kaynakları dış borçuda kapatır,yeni bir sanayide kurar.bu bakımdan çok zengin bir ülkeyiz.
Türkiye de hangi yer altı kaynakları dış borçları kapatırmış daha doğrusu hangi yer altı kaynağı devletin elindeymiş de kapatıyormuş. Devlet madencilikten elini çekti bi kere(bor ve bazı kömür havzaları dışında)... Ayrıca o yeraltı kaynağı bedava yeraltından çıkarılıp üretilmiyor. Madencilikte ilk yatırım maliyeti ile birlikte toplam maliyet kazancın %70 ini kapsar. Ezbere konuşuyoruz yıllardır.
__________________
TUVA HAN Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 21:48   #8 (İleti Bağlantısı)
 
Ağabay adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 02.12.2007
İletiler: 505
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
TUVA HAN adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Türkiye de hangi yer altı kaynakları dış borçları kapatırmış daha doğrusu hangi yer altı kaynağı devletin elindeymiş de kapatıyormuş. Devlet madencilikten elini çekti bi kere(bor ve bazı kömür havzaları dışında)... Ayrıca o yeraltı kaynağı bedava yeraltından çıkarılıp üretilmiyor. Madencilikte ilk yatırım maliyeti ile birlikte toplam maliyet kazancın %70 ini kapsar. Ezbere konuşuyoruz yıllardır.
Karadeniz brom mineralinin DÜNYA da %90 ına sahip.azımsanacak bir oran mı bu?bedava çıkarılmıyor diyorsun kandaşım.dogru.ama Türkiye kendi yeraltı kaynaklarını dahi çıkaramıcak kadar ekonomik yönden çökükse zaten bunları konuşmamıza gerek yok.bence bu finansa sahip.hem çıkarılan kaynaklar masrafları karşılamaz mı?bence çok rahat karşılar...
__________________

Uğruna canımız feda,
Var olsun TÜRK IRKI...
Ağabay Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 25.12.2007, 22:16   #9 (İleti Bağlantısı)
Türk
 
Üyelik Tarihi: 09.10.2007
İletiler: 4
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Ağabay adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Karadeniz brom mineralinin DÜNYA da %90 ına sahip.azımsanacak bir oran mı bu?bedava çıkarılmıyor diyorsun kandaşım.dogru.ama Türkiye kendi yeraltı kaynaklarını dahi çıkaramıcak kadar ekonomik yönden çökükse zaten bunları konuşmamıza gerek yok.bence bu finansa sahip.hem çıkarılan kaynaklar masrafları karşılamaz mı?bence çok rahat karşılar...
Bana kaynak belirtebilirmisin?
MTA, BGS (British Geological Survey), USGS (United State Geological Survey), gibi çeşitli kaynaklardan derlenen verilerine göre hazırlanmış bu çizelgede dünya maden kaynakları içerisinde ülkemizin payına bakıldığında; bor, feldspat, barit, stronsiyum tuzları, manyezit, diyatomit, fluorit, linyit, trona, volfram, antimuan, civa, altın, gümüş, çinko, kurşun ve krom dünya rezervleri içinde % 0,5'den fazla paya sahip olduğumuz madenlerdir (MADEN TETKİK ARAMA kurumundan alıntıdır)

Şimdi sevgili dostum öncelikle karadenizin tamamı Türkiye sınırları içerisinde değildir ve komşu ülkelere ayrılmış sınırları vardır bu bir. Dünya haritasına bakmanı tavsiye ederim.
İkinci husus bana brom sıvı madeninin fiyatını ve Türkiyenin bulabileceği pazarı bana aktarabilirmisin.
Üçüncüsü halen madenlerin devletin elinde olduğunu sanıyorsunuz buna da anlam verebilmiş değilim. Bir hatırlatma madenler özelleşti; Türk şirketide olsa yabancı şirkette olsa devlete ödeyeceği vergi aynı. Yani hangi parayla dış borç ödenecekmiş bunları açıklayabilirmisin veyahut açıklayabilecek birisi varmı?
Ayrıca özel sektör devletten daha işin kurnazıdır. Eğer çok para etseydi verimi yüksek olsaydı piyasada ne kurtlar var peşini bırakmazlardır gerek Türk gerek yabancı...
Ayban Toygar Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 27.12.2007, 04:11   #10 (İleti Bağlantısı)
 
KOCATÜRK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 17.07.2007
İletiler: 1,519
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Ayban Toygar adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
madenler özelleşti; Ayrıca özel sektör devletten daha işin kurnazıdır. Eğer çok para etseydi verimi yüksek olsaydı piyasada ne kurtlar var peşini bırakmazlardır gerek Türk gerek yabancı...
bu konu ile ilgili bir diğer yazı şu linktedir :

http://www.atsizcilar.com/forum/bor-ile-ilgili-bir-kaynak-t10347.html?t=10347
KOCATÜRK Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 27.12.2007, 16:09   #11 (İleti Bağlantısı)
 
avşarlı adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 17.07.2007
Bulunduğu yer: Adana
Yaş: 21
İletiler: 193
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Alıntı:
Ayban Toygar adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Ne toryum ne de uranyum Türkiye'yi ihya edecek bir servette değildir. Her zaman söylene durur;bizim yer altında şu kadar servetimiz var, dış borçlarımızı kapatabiliriz vs, vs... Ama hiç akıl etmezler ki 10 dolarlık madeni çıkarmak için 7 dolar yatırım yapılması lazım...
Bu sadece nedenlerden biri... İşin içine birde madenciliğin riskli bir sektör olduğunu ve çevrecilerin sıkı bir baskı ve mahkeme işlerinide katarsak durum daha başka bir boyuta gider.
10 dolarlık maden için 7 dolar yatırım yapmak bir yana, uranyum ve toryum madenlerinin zenginleştirme işlemleri diğer madenlerden çok farklı, maliyetli ve teknolojisi hala Türkiye'de bulunmaktadır. Eğer bu madenler Türkiye'de çok kaliteli olsaydı, devleti veya Türk şirketlerini bırakın, yabancı büyük maden şirketleri duruma el koyardı, zira bor madeni hariç yabancı şirketler Türkiye'de bir Türk şirketi gibi maden üretebilmektedir.
Türkiye'nin zengin ve dünyada söz sahibi olduğu sadece üç maden vardır. Bunlar değerlilik sırasına göre; Mermer, bor ve krom'dur.
Mermer çeşitliliğimiz ve rezervlerimizin oldukça yoğun olması nedeniyle Türkiye'için en büyük yer altı serveti kaynağıdır.
Bor ise bazen fazla abartıların bazen ise fazla kötümser bakışların altında ikinci önemli yer altı kaynağımız diyebiliriz ancak. Dünya rezervinin %70'inin Türkiye'de olduğu biliniyor; bu pazarda ve üretimdede bor sektöründe birinci olduğumuz anlamındadır aynı zamanda, fakat dünya gerçekten bor madenini istiyormu? asıl cevabını vermek gereken soru budur. Hayır, dünya şuan ne çok bor madeni istiyor nede az. Yani siz deseniz ki bor madeninin fiyatını yükselticem nede olsa sadece ben de var; umduğunuzu bulamassınız. Çünkü bor olmasa da olur bir madendir, günümüz açısından. Petrolün ve kömürün değer olarak, dünyada alternatifi şuan için yoktur.

Ülkemiz yeraltı madenleri hususunda zengin bir ülke olmasına rağmen, Türkiye'yi ihya edecek bir yeraltı kaynağı ve zenginliği yoktur.
Burada bir şeye karşı çıkmak istiyorum. Bor ve toryum madeni olmasa da olur bir madenlerdir demişsiniz. Belki günümüz için böyle bişey söz konusu olabilir ancak küresel ısınma insanlığı tehdit ediyor ve gelecekte dünya daha da ısınacak. Bunun başlıca nedeni dünyada enerji ihtiyacından dolayı aşırı miktarda fosil yakıtlar tüketilmesidir. Dünya petrol ve kömürle bu şekilde devam edemez. Bence 10 yıla kadar dünya bor, toryum gibi madenlerden enerji üretimini ciddi bir şekilde tartışmaya başlayacak. Yani ilerde elimizdeki bu servetlerin değeri inanılmaz artacak. Bence şimdiden bu madenleri işlemeyi öğrenmeliyiz.
avşarlı Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 27.12.2007, 20:45   #12 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
TUVA HAN adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 12.07.2007
Bulunduğu yer: İzmir
İletiler: 443
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Avsarli
-Burada bir şeye karşı çıkmak istiyorum. Bor ve toryum madeni olmasa da olur bir madenlerdir demişsiniz. Belki günümüz için böyle bişey söz konusu olabilir ancak küresel ısınma insanlığı tehdit ediyor ve gelecekte dünya daha da ısınacak. Bunun başlıca nedeni dünyada enerji ihtiyacından dolayı aşırı miktarda fosil yakıtlar tüketilmesidir. Dünya petrol ve kömürle bu şekilde devam edemez. Bence 10 yıla kadar dünya bor, toryum gibi madenlerden enerji üretimini ciddi bir şekilde tartışmaya başlayacak. Yani ilerde elimizdeki bu servetlerin değeri inanılmaz artacak. Bence şimdiden bu madenleri işlemeyi öğrenmeliyiz.

Cevap
Alıntı:
Ayban Toygar adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Sonuç olarak, elimizde mevcut verilere göre, toryum, bugün itibarıyla ekonomik değeri olan bir maden değildir.
Dünyada da kullanımı düşmektedir. Bunun sebebi hidrojen bazlı yakıtlara yönelmedir. Önümüzde ki yıl ile birlikte hidrojen yakıtlı araçlar piyasaya sürülmeye başlanıcak. Eğer bişelerde ilerlemek istiyorsak dünyanın yavaş yavaş terketmeye başladığı nükleer enerji ve fosil bazlı yakıt yerine hidrojen ve güneş enerjisine dönülmesidir.
__________________
TUVA HAN Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 28.12.2007, 00:48   #13 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
İletiler: 348
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Tuva-han beğe katılıyorum.Bu gibi madenler kuzey avrupada ve Türkiye Cumhuriyetinde birde çinin yerleşim alanı olmayan dağlık bir bölgesinde imiş bildiğim kadarı ile.
Gözardı etmemizin anlamı şu olacaktır,bu madenlerin işletmesi tıpkı petrol işletmeciliğindeki gibi peşkeş çekmek ve hatta peşkeş çekildiğinden çok sonra haberdar olmak olacaktır ki geri dönüşü yoktur.
Hikayenin aslı bildiğim kadarı ile araçların ve hatta araç geçişleri için düzenlenmiş nokta-kapıların bu türden bir diğeri ile kolaylıkla uygulanabilmesi için büyük paralar harcandığıdır.
Bizim duyduğumuz sadece araçlar için yeni yakıt öngörülmesi olabilir ve yine biz belki aldanmış oluruz.Bu yakıt bile değil kaynaktan çıkanın ,Belki 12 sene sonra ne denli faydalı olacağı ile ilgili makaleler okumuştum.
Türkiye'deki bu gibi ''next siloven'' tabir edilen maden türlerinin çok olduğuna inananlardanım.
Türkiye' deki petrol arama tesisi yetersiz değildir.
Bir diğer değilleme-komplo olabilir.
Ben yurdumuzda yakıt mümaili konusunda ajanlar olduğunu düşünüyorum.
Belki de hayal dünyasında yaşıyorumdur. Fakat aklımda; Ülkemize gelip ortadan kaybolan o radyoaktif bidonları da unutmuyorum.
Ezen Bolsın.
ALPAGU AKBÖRÜ Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 28.12.2007, 20:08   #14 (İleti Bağlantısı)
 
BAGHATÜRK adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 11.06.2007
Bulunduğu yer: Florida
Yaş: 31
İletiler: 816
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Buyuk gelirlerden servetlerden bahsediyoruz .Anadolunun zengin yer alti kaynaklari bununlan bitmez ,kazma salladigin her yerde servet fiskiriyor.Ama devletin basindaki ajanlar,satilmislar sayesinde bunlarida yuce Turk halki goremiyor,yararlanamiyor.

Devletin basindaki bu devsirme enikler 2 vede 3 seneye kalmaz bu maden ocaklarinida yabanci sirketlere pazarlarlar.Her zaman ki gibi bu millette bunun gibi kukla devsirmeleri basa getirmeyi gorev bilirler.
__________________
1. Türkçüyüz
2. Arınmış Türkçeciyiz
3. Yasacıyız
4. Toplumcuyuz
5. Milli gelenekçiyiz
6. Şuurlu demokrasiye taraftarız
7. Ahlakçıyız
8. Bilimciyiz
9. Teknikçiyiz
BAGHATÜRK Çevrimiçi   Alıntı ile yanıtla
Alt 28.12.2007, 22:05   #15 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Balbal adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.01.2007
İletiler: 922
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Devlet olarak zenginleşme öyle bir madene bağlı olarak olmaz. Bugün hiçbir yer altı zenginliği olmayan Japonya gelişmiş bir ülkedir. Aynı şekilde petrolü olmayan Birleşik Arap Emirlikleri petrolü olan birçok ülkeden daha iyi durumdadır. Bugün Suudi Arabistan doğru dürüst hiçbir şey üretmemektedir. Bütün gıda ve teknolojik ürünleri ithal etmektedir. İyiki petrolümüz yokki sanayiye önem verdik. Yoksa İran gibi üretimde çok geri ülkelerden biri olurduk. Gelişmek istiyorsak tek kurtuluş teknoloji üretmektir.
Balbal Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla

Etiketler
gerÇeklerİ , toryum



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
GERÇEKLERİ GÖRELİM!!! Akrep Türkçü Bakış 14 19.11.2007 22:11


Otağ Saati: 20:39


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.