![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
Türban Konusu ve AKP
![]() 3 Kasım 2002 tarihinden, yani AKP iktidar olduğundan beri Atatürkçü çevrelerin durmadan söylediği bir şey var; AKP cumhuriyete ve onun bütün kazanımlarını törpülemeye çalışıyor. Buna fırsat vermemek ve karşılarında durmak lazım... Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin denen şey anlaşılan bu oluyor. Çünkü o gün bu gün hiç kimse ülkenin, rejimin, cumhuriyetin ve ulusal bağımsızlığımızın çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen biz vatansever Atatürkçüleri duymuyor. AKP, söyleneni sorgulamadan kabullenmekle eğitilmiş müridleri ve sabibi olduğu sınırsız imkanları sayesinde öyle bir propaganda yapıyor ki, akıl fikir alacak gibi değil. Biz ise sadece avazımız çıktığı kadar AKP'nin ve onun zihniyetinin yıllardır cumhuriyete düşmanlıkla büyüyüp yetiştiğini haykırarak anlatmaya çalışıyoruz. Geçenlerde Sayın Başbakan bir açıklama yaptı: Türbanın siyasi simge olduğunu ama siyasi simgelerin hiçbir ülkede yasak olmadığını söyledi. Sonradan bin bir bahaneyle inkâr etse de tam olarak söylediği buydu. Yani türbanın dini inanışlar gereği takılan bir örtü değil, cumhuriyet karşıtlığını simgeleyen bir nesne olduğunu belirtti. Bu açıklamadan sonra herhalde herkes bizim yıllardır göstermeye çalıştığımız şu "iç yüz"ü nihayet görmüştür. Görmüş olması gerekir... Bilinen bir yöntem vardır: Eğer bir ülkeyi işgal etmek istiyorsanız, önce içeriden ele geçirip iç şartları olgunlaştıracaksınız. Bu aşamada çok sinsi ve sessiz olacaksınız. İlk aşamada hiç kimsenin hiçbir şeyin farkına varmaması gerekir. Bu yüzden öncelikle gizliliği sağlamanız gerekmektedir. Daha sonra kimseye hissettirmeden kalelerdeki nöbet noktalarını bir bir ele geçirip kendi adamlarınızı yerleştireceksiniz. Görünürde nöbetçiler vardır ve etrafı gözlüyordur ama aslında o nöbetçiler sizin adamınızdır. Tamam, gözleme işlemlerini yapıyorlardır ama kimin adına? İşte önemli olan bu. İçeride de önemli yerlere kendi adamlarınızı ağır ağır ve hissettirmeden yerleştirirseniz, işgal harekatına yavaş yavaş başlayabilirsiniz demektir. Bu aşamada gerçek niyetinizi artık ortaya çıkarmanız bile tehlikesizdir. Çünkü zaten ülkenin önemli noktalarına kendi adamlarınızı yerleştirmişsinizdir. Olası bir kargaşa durumunda, önceden yerleştirdiğiniz bu adamların tümü sizi destekleyeceklerdir. Bu yüzden içiniz rahattır ve asıl amacınızı gün yüzüne çıkarmakta artık bir sakınca görmemeye başlarsınız. Bugün yapılan da bu değil midir? 3 Kasım 2002'den bu yana olan işler, tıpkı şu yukarıda anlattığım işleyiş sırasına göre olmamış mıdır? İlk önce "o adamlar" ülkemize geldiler. Sonra ülke yönetimine geçtiler. Sonra teker teker tüm kalelere kendi adamlarını koydular. Sonra bir baktık ki Milletvekilleri, Meclis Başkanı, Bakanlıkların tümü, Başbakanlık, Yürkseköğretim Kurulu Başkanlığı ve hatta Cumhurbaşkanlığı adlı kalelerin tamamı bu gelen adamların himayesine geçmiş... Bu adamlar geleli 6 yıl oldu ve 6 yılda iyice yerleşen bu adamlar şimdi asıl amaçlarını açıkça söylemekten geri durmuyorlar. Türbanın siyasi bir simge olduğunu ama buna rağmen yasaklanmaması gerektiğini savunuyorlar. İlk başlarda türban konusunda ağzını açmayıp "haksızlığa uğrayan mağdur" rolüne bürünenler, bir zamanlar İran'da mollalara şeriat devrimi yaptıran türbanı devlet yönetimine katmak için bugün ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Şaşmamak lazım; biz bunu yıllardır söylüyoruz, "bu adamlar fırsatını buldukları anda türban için bastıracaklar ve bu bastırmaların daha neler için olacağını ve nerede son bulacağını bilmiyoruz" diyoruz ama birileri ısrarla söylediklerimizi duymamazlıktan geliyor ve başkalarına da duyurmamaya çalışıyor. Şimdi konuyu iyice anlayabilmek için şu türbanın ne olduğunu özetle bir inceleyelim; Türban, bizim kültürümüzde ve yaşantımızda asla yoktur, olmamıştır. "Analarımız bacılarımız da türban takıyordu" diye ortaya çıkanlara verilecek cevap bellidir: Analarımız bacılarımız türban takmıyorlardı. Başörtüsü takıyorlardı. Bugün bağlanış şekli tarikattan tarikata bile farklılık gösteren ve cumhuriyet karşıtlığının simgesi hâline gelen türbanla başörtüsü aynı şeyler değildir. Sayın Başbakan ısrarla türbanın ve başörtüsünün aynı olduğunu söylüyor ama bu iddianın gerçekle ilgisi yoktur. Yalnız beni düşündüren bir başka husus var; acaba Sayın Başbakan neden ısrarla türban ve başörtüsünün aynı şey olduğuna milleti inandırmaya çalışıyor? Bu konuyu düşünmeden edemiyorum. İran'da 1979 yılında yapılan şeriat devrimine zemin hazırlayan etkenleri çok iyi belirlemek gerekiyor. Hiçbir devrim bir gecede gökten inmez. Devrimlerin bir ön hazırlık süresi vardır ve ön hazırlıklar tamamlanınca uygulamaya konulur. İran'da da bu ön hazırlıkların yapılış şeklinden biraz bahsetmek, bugünkü Türkiyemizle mukayese edilmesi açısından önemlidir. İran'da yapılan şeriat devrimi öncesinde, mollalar herkesi kendi tarafına çekiyordu. Solcusu, sosyalisti, milliyetçisi vs. her fikirden kişiyi kendi saflarına katabilmek için vaad etmedikleri şey kalmıyordu. Bin bir söz ve takiye ile yeterince taraftar topladıktan sonra yaptıkları ilk iş türbanı devlet protokolüne sokmak oldu. O zamanki rejim savunucuları, bunun şeriatın ayak sesleri olduğunu söyleyip karşı çıkmasına mollaların cevabı "bir türbanla rejim yıkılmaz" oluyordu. Oysa türbanı devlet protokolüne sokmaktaki amaçları rejimi yıkıp şeriatı kurmaktı. Bunu, İranlılar ileride en acımasız ve acıklı hâliyle göreceklerdi. Türban, devlet protokolüne girdiğinde, buna karşı çıkanlara karşı mollalar "haksızlığa uğrayan adam" rolünü oynamaya başladılar ve kendilerini mağdur gösterdiler. Söylediklerine göre onların giyim kuşamlarına bile karışılıyordu. Tabi bu propaganda ile herkesi yanlarına çekmeye devam ediyorlardı. Bu şeriatçılar, şeriatı getirebilmek için sürekli propaganda yaparak taraftar kazanmaya çalışıyorlar, aynı zamanda ana silahları olan türbanı devlet sathında yaymaya çalışıyorlardı. Nihayet gün geldi ve şeriatı kurmak için savaş başladı. Şeriatçılar her şeyi çok güzel ayarlamışlardı ve söyledikleri gibi şeriatı kurdular. Şeriatı kurunca da ilk yaptıkları o zamanında kendilerine destek veren çeşitli fikir gruplarını "dinsizler" diyerek yargılayıp öldürmek oldu. Bugün hâlâ İran'da insanlar, o zamanında bir masum(!) türban ile başlayan şeriat harekatının faturasını ödemektedir. İnsanların eli kolu kesiliyor, gözleri oyuluyor ve bu işkencelere (ceza değil bu, olamaz) maruz kalan insanlar çaresiz. Türban denen nesne, ilk defa ülkeye 80'li yıllarda sokulmuştur ve bunu icat eden kişi Sayın Necmettin ERBAKAN'dır. Erbakan, Türkiye'ye şeriatı getirmenin en büyük heveslilerindedir. (Bu hevesi hâlâ da geçmiş değildir) İran'da yapılan bu şeriat devrimine özenmiştir ve aynısını Türkiye'de tatbik etmek için, İran'a şeriatı getiren bu şeyi (türban) Türkiye'ye sokmaya karar vermiştir. O gün bu gündür Türkiye'de bir türban icat edilmiştir ve bu türban her ne hikmetse anamızın bacımızın yıllardır taktığı bir şey oluverip çıkmıştır. "Yahu türban zaten şeriatın simgesi olarak icat edilmiş bir nesnedir. Bu nasıl olur da yıllardır kullanılan bir şey olur. O sizin söylediğiniz başörtüsü olmasın" dediğinizde de derhal dinsizlikle damgalanacağınız aşikârdır. Bugün işte gerekli müdahale yapılıp cumhuriyet korunmazsa, yarın aynı işler bu ülkede bizim de başımıza gelecektir. Gelmesi kaçınılmazdır. Nasıl ki İran'da mollalar şeriatı getirene kadar herkese mavi boncuk dağıtıp hoş göründükleri hâlde şeriat gelince en canavarca yüzlerini ortaya çıkararak insanları asıp kesmişlerse, bizde de şeriatı getirmek isteyenler, amaçlarına ulaştıklarında zamanında İran'lı mollaların yaptıklarını yapacaklar ve bu topraklarda bulunan herkesi "cumhuriyetin kâfirleri" diyerek asacaklardır. Bunun böyle olmayacağını iddia edenler bizi nasıl temin edecekler? Bugün hangi şeriat ülkesi vardır ki (zaten hepsi yıkıldı, doğru düzgün tek İran kaldı) insanlar kansız ve ölümsüz, mutlu ve huzurlu olarak yaşıyor olsun. Bir tane var mı buna örnek? AKP, son günlerde aniden bir türban çıkışı yaptı. Akl-i selim olan her insan buradaki sırrı görebilir. Anlaşılan zamanında Erbakan'ın yapmaya çalıştığı ama 28 Şubat ile birlikte kudretli Türk Ordusu tarafından engellenen işi bugün AKP gerçekleştirmeye çalışıyor. Doğrusu AKP'yi kutluyorum. 28 Şubat'ta Erbakan'ın başına gelenlerden sonra böyle bir şeye kalkışmak büyük cesaret ister çünkü. Görüp öğreneceğiz bakalım, gelişmeler nasıl olacak... Bizler dünkü çocuklar değiliz. Tarihi çok iyi biliyoruz ve mantığımızı kullanarak tarih ile bugün arasında bağlantı kurup neler olabileceğini tahlil ediyoruz. Böyle bir tahlil yaptığımızda da görüyoruz ki AKP'nin bugün izlediği politika hayra alamet değildir. Bu politikanın aynısını zamanında İran'daki mollalar izlemiştir ve bugün sonuç ortadadır. Bizler, İran gibi ortaçağ karanlığına gömülmek istemiyoruz. Ulu Önder Kemal Atatürk'ün uygar yolundan, yorulmadan ve durmadan yürümekte kararlıyız. Türbanın, masum bir dini örtü değil, cumhuriyeti ve onun tüm kazanımlarını yok etmeye çalışanların bu amaçlarında kullandıkları bir araç olduğunu biliyoruz. Bu yüzden de bütün şeriatçılara diyoruz ki; Türk mahallesinde salyangoz satmayın! milliguc.net |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Ordunun AKP'nin somut bir hatasını beklediğini düşünüyorum. Şüphesiz ordu müdahale edeceği zamanı ve koşulları daha iyi bilir. Doğrudan Atatürk ilke ve devrimlerne karşı yapacakları bir hareketin sonlarını getireceğinden kuşkum yok.
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Seni tebrik ediyorum kandaşım işte bu rte zihniyetinin en güzel açılımı, abede köpeği işbirlikçilerin partisi akepe ve ona oy veren herkez bence hayin ve TÜRK'lük düşmanıdır yüce BAŞ BUĞUN HİTABESİNDE söyledikleri bir bir gerçekleşmeye başladı 'Memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.' işte 80 sene öncesinden bu günlerimizi sanki bu gün yaşarmışcasına bize söyleyen ULU ÖNDER YÜCE BAŞBUĞ ATATÜRK'ümüzün çizgisinden sapmadan TURAN yolunda yürümek hepimize düşen en büyük vazifedir unutmayalım 'MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.' NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
Yönetici Notu:İmlâ kurallarına uy. |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Hemcinsim olan bu sıkma başlarla aynı ülkede yaşamaktan nefret ediyorum.
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Erdogan kurnazligini gosterip ,yeniden bu bez parcasini kullanarak yerel secimleri supurmeyi planliyor.Yargi organlarida erdoganin ekmegine yag suruyorlar sanki olaylari kizistirip akp ye oy yagdiracaklar.Eger alacaksan bir onlem cikipta basinin karsisinda atip tutma ,onu yargilayacagiz,bunu kapatacagiz,onu asacagiz bu tur gelismeler yobazlarin buyumesini saglamaktan baska birsey getirmez ,sanki birbirleriylen anlasmislar gibi izlenimler veriyorlar bana gibi geldi.Kurutacaksan olayi kokten :imam hatipleri kapat,cematleri ,tarikat evlerini yasakla, egitimde cagdasligi gelistir,fetosu getirip yargila, onun zehirli okullarini kapat ,dini orgutlerin ustune git. Gidipte bez parcasiylan ugrasipta birsey yapacagini zannedipte goz boyama bazilarina.
__________________
1. Türkçüyüz
2. Arınmış Türkçeciyiz 3. Yasacıyız 4. Toplumcuyuz 5. Milli gelenekçiyiz 6. Şuurlu demokrasiye taraftarız 7. Ahlakçıyız 8. Bilimciyiz 9. Teknikçiyiz |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| akp , konusu , Türban , ve |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| TÜRBAN LOLİPOP GİBİDİR!!! | GökTürkAlp | Türkçü Bakış | 26 | 04.07.2008 18:00 |
| ÜMMETÇİLİK VE TÜRBAN | Tonyukuk Türk | Türkçü Bakış | 0 | 12.06.2008 16:34 |
| İşte Türban Kararı ...! | Yamtar_85 | Türkçü Bakış | 46 | 10.06.2008 19:25 |
| Gül türban düzenlemesini onayladı | Şamanist_Türk | Türkçü Bakış | 18 | 01.03.2008 01:30 |
| Din Kardeşliği Konusu! | Babakurt | Türkçü Bakış | 6 | 14.02.2006 00:34 |