![]() |
|
|||||||
| Türk Dili ve Edebiyatı Türkçemiz, Türk Atasözleri, Edebi Yazılar vb. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Ulu Dilden, Öztürkçeden Derleme,
Kandaşlarım; dilimizle ilgili bir araştırma yapınca eskiden ne kadar varlıklı olduğu; selçuklu zamanında hafifçe, osmanlı zamanında ağır bir biçimde dış dillerden (özellikle Turan'la ilgisiz dillerden farsça, arapça gibi) sözcük almaya başladığını, yozlaştığını görüyoruz. Dilimizde olan, anlamı karşılayan sözcüklerin dahi atılıp yerine yabancılarının girdiğine ne yazık ki tanık oluyoruz. Bu nedenle dilimizin Atatürk'ün yaptığı büyük çalışmaya rağmen halen bir takım yabancı ögeler barındırdığını düşünmekteyim. Bundan ötürü bu unsurları karşılayacak öztürkçe sözcükler çıkardım ve ilk önce buna en çok sevineceklerin, Türkçü andalarımın otağında bunu yayımlayayım dedim. Umarım beğenirsiniz ve yayılmasına ön ayak olursunuz sizler de.
Özellikle beğendiğimiz sözcükleri yazalım ve üzerinde tartışalım ırktaşlarım. Tanrı Türk dilini korusun ve yüceltsin. Kaşgarlı Mahmud'dan Derleme Abacı: Canavar (çocukları korkutmak için) Acırgan: İnsanı acıktıran şey Ağartgı: Biraya benzer içki, bira anlamında kullanılabilir. Ağı: Hazine Ağıcı: Hazinedar Ağu: Zehir Ajlan: Bukalemun Acun: Evren Alavan: Timsah Alpagut: Saldırgan yiğit Amaçlık: Poligon Anık: Hazır Argı: İki dağ arası Arsal: Kızıla çalan sakal veya saç, kızılımsı Ataç: Bol keseden atan Basan: Mevlütte verilen yemek Basut:Yardım Barçın: Kumaş Batman: Kilo Beçin: Maymun Begni: Bira Beyeç: Otoriter, artislik taslayanlara da denir aynı zamanda Belemek: Beşiğe sağlamca yatırmak Bıçal: Sünnet edilmiş Biti: Kutsal kitap Boğsuk: Kelepçe, Pranga Boğuk: Guatr Bödümek: Dans etmek Bögen: İktidarsız Böke: Büyük yılan, ejderha Bulgaş: İtaatsizlik, başıbozukluk Bük: Fundalık Bürük: Heybenin ilmeği yada donun uçkuru gibi şeylerin ucuna sarılan sicim. Çagır: Meyve Suyu (Juice) Çamuk: İftira atan insan Çanaç: Kadınsı, efemine erkek Çakır: Mavi Çerlik: Gözü bozuk kimse Çık: Metre Çivit: Renk Çivgin: Doyurucu ve besleyici Çığan: Teyze oğlu (kuzen) Çomuşluk: Tuvalet Çöküt: Kısa Çurnu: Müshil Ekek: Fahişe Em: İlaç Emlemek: Tedavi etmek, iyileştirmek Eniç: Katarakt Erinmek: Üşenmek Esrük: Sarhoş Eşiç: Tencere Evzemek: İftira atma Girgeş: Ev arkadaşı Göçürme: Taşınabilir, Portatif Gökşin: Mavi Görk: Güzellik Gözgü: Ayna Güzemek: Sonbaharı geçirmek Iyınçı: Uzun süre toplu bırakıldıktan sonra salınan saç İgemek: İsyan etmek İlenç: Beddua İnanç: Güvenilir İrince: Günah İştonlanmak: Don giymek Kedrim: Derisi sıyrılmış Keler: Kertenkele Kemlenmek: Hastalanmak Keneşmek: Fikir alışverişi, istişare Keriş: Kavgada direnç gösterme Kesbe: Tazminat Kibe: Birkaç gün Kömeç: Lavaş (Yassı Ekmek) Kösrek: Misafiri sevmeyen Kötlemek: Ters ilişkiye girmek Küg: Şiirde ölçü Mançı: Zanaatkarın zanaatının ücreti Bengü: Sonsuz Murç: Karabiber Mungan: Boşboğaz, Geveze Muyan: Sevap Obuz: Engebeli arazi Olut: Orta yaşlı, olgunluk evresini yaşayan insan Ormak: Ot biçmek Orulanmak: Aşırı övünüp böbürlenmek Osayık: İhmalkar Oksunmak: Pişmanlık duymak Oksun: Pişman Ozuk: Yarışta önde giden Öçeşmek: İddaaya girmek Ökünmek: Pişman olmak Olsamak: Olmasını istemek Ölütçü: Katil Örgüç: Saçayağı Ört: Alev Kalgulamak: Suyun üstünde yüzmek Kamu: Tümü Kangı: Neşter Kancık: Dişi Kanda (Günümüzde Ege şivesinde Hana olarak kullanılmaktadır): Nerede Kapaklık: Bakire Kapış: Yağma Kak: Kurutulmuş erik vb. meyveler Kara Orun: Mezar Karayağ: Petrol Kart: Yaşlı Karıtmak: Yaşlandırmak, ömründen çalmak Katcak: Nehrin kollarının birleştiği yer Kavık: Sidik torbası Kav: Tutuşturucu madde Kı veya Gı: Seslenme bildiren bir ilgeç Örnek: Beri gelin gı. (Günümüzde Ege şivesinde halen kullanılmaktadır.) Kılınç: Kişinin yaradılıştan gelen bir özelliğini anlatmak için kullanılır. (Sözcüğün kökü kılmak, Allah tarafından kılınmış olan şey anlamında) Kırpas: Saçının bir kısmı dökülüp, tepesi açılmış kimse Kıv: Talih, şans Kızgırmak: Bir adam bir ibret verici bir ceza verip onun bu işten ders almasını sağlamak Kızgıt: Herkesin gözü önünde gerçekleştirilen ibret verici bir ceza Köp: Keyif Kopurgan: Madenci Koşuk: Şiir Kumuk: At gübresi Kunçuy: Prenses Kur: Düzey Kurç: Sağlam Kuruksak: Mide Kutalmak: Bahtı dönmek Kuyaş: Çok sıcak hava, çok parlak güneş ışığı Sağ: Akıl, anlak (Sağduyu sözcüğü buradan geliyor olabilir) Sağdıç: Sağdıç, dost Sakrak: Kadeh Sakızak: Giysiye bulaşan herhangi bir yapışkan madde Sakızaklı: Üzerine yapışkan madde bulaşmış Sarsal: Gelincik Sasımak: Buruk bir koku yaymak Sav: Her türlü hikaye, kıssa, söz, hatta hadis Serker: Haydut, eşkiya Sıyık: Dişlerin arasındaki boşluk Sırça: Cam Sızlak: Dişi sızlatacak kadar soğuk veya sıcak Siğmek: İşemek Somlum: Hiç Türkçe bilmeyen. Somlamak: Türkçe olmayan bir dil konuşmak Söke: Dizlerinin üstünde oturma biçimi Sökel: Hasta Sökmen: Savaşçı Sörçek: Akşam toplantısı, söyleşisi Subı\Söbü: Uzun ve sivri olan herhangi bir şey. (Örnek: Yuvarlak görünmeyen kafaya söbü baş denir) Subran: Çok uzun, en uzun şeyler için kullanılır. Örneğin, minareler için ama günümüzde gökdelenler için kullanılabilir. Süçik: Şarap Sürtük: Lezbiyen Tadu: Fıtrat Talkık: Sıradağların çakıştığı yer, işleri tıkayan bir sorun Damaklık: Bir kişinin yiyeceği kadar bir sofra Tamu: Cehennem Tap: Yeterli Tapça: Platform, üzerine basılan yükselti Taplamak: Kabul etmek, Razı olmak Tarımak: Tarlayı ekmek, işlemek Tatganmak: Bir yemeği çok lezzetli bulmak Tavılgı: Hünnap Taylan: Zarif ve güzel, çehresi temiz, giysileri şık kimse. Genellikle gençler için kullanılır Daz: Dazlak, kel Teyin: Zaman Değme: Tek başına kullanılmaz, herkes anlamındadır. Örneğin: Değme kişi herkes anlanıma gelir Telmirmek: Bir şeyi arıyormuş gibi sağa sola bakınmak Tenik: Hava Tenitmek: Bir şeyi göğe doğru atmak Tepizlik: Haset Tepsetmek: Birisini başkasını kıskanmaya kışkırtmak Terk: Acele Terklemek: Hızlandırmak Terkin: Acil, çabuk Tergi: Kurulu sofra Tılak: Bahane Tin: Ruh, nefis Tonga: Kahraman Tör: Evin başköşesi Tuyun: Muhtar Tumakı: Nezle Durulak: İkamet edilen yer Tutguç: Kahvaltı Tutmaç: Adamı tok tutan, sıkı yiyecek Tuyuk: Kilit gibi sımsıkı, cimri insan için de bu sözcük kullanılır. Tüylek: Hayvanlarının tüylerinin döküldüğü mevsimi anlatmak için kullanılır. Ör: Tüylek mevsimi Tümenbin: Milyon Tünek: Hapishane Tümrük: Tef Tüşlük: Teneffüs Tüzgürmek: Armağan vermek Tüzün: Yumuşak huylu (halîm) Uçmağ: Cennet Uymak: Şakird, çırak Udukluk: Cehalet Ugan: Her şeye kadir anlamında, Allah için kullanılabilir örneğin Uğur ola: Yolculuk için kullanılır, gidene denir. Ulınç: Dolambaçlı, kıvrımlı Umay: Plasenta Ukuş: Akıl Ukuşmak: Anlamak Uruk: Tane, tohum Urunç: Rüşvet Vurunmak: Dövünecek kadar pişman olmak Uşak: Küçük, Bebeklere de uşak denir (Türkçede belki ufak olarak kalmış olabilir) Utru: Karşı karşıya olma durumu Uvut: Haya, utanma Uygur: Kendi kendine yetebilen, kendini idare edebilen Üjük: Hece Üleşmek: Paylaşmak Ülgü: Tedbir, önlem Ümük: Kafanın yumuşak yeri, bıngıldak Ünlemek: Çağırmak Üstermek: Karşı çıkmak Üşkürmek: Hatırlamak Ütmek: Yakmak (Bugün hala kelle ütmek sözü geçerlidir) Yaçanmak: Bir işte başarısız olup mahcup olmak Yağız: Koyu kahverengi, kızıl ile siyah arasındaki bir renk Yağmurçıl: Yağmur alan yer Yalalmak: Yapmadığı birşeyle suçlanmak Yalvaç: Peygamber Yalnık: İnsan Yapçın: Zamk, yapıştırıcı Yarmak: Para Yasağaç:Hamur tahtası Yaş: Taze Yavlak: Kötü Yahşı: İyi,güzel, hayırlı Yazı: Açık arazi, ova Yazık: Günah Yazıklı: Günahkar Yek: Şeytan Yelpik: Cin çarpması Yelvi: Büyü, sihir Yemiş: Meyve Yen: İnsan bedeni Yepgil: Mor Yerçi: Deneyimli rehber, gezilerde anlatım yapan kişi Yerdeş: Hemşeri Yezmek: Devriyeye çıkmak Yezek: Devriye Yezne: Enişte (Kız kardeşin kocası için sadece) Yılkı: Dört ayaklı çiftlik hayvanlarının hepsine birden yılkı denir Yıplamak: Kıl almak, epilasyon yapmak Yıpılgı: Epilasyon Irak: Uzak Yırçı: Mezar Yırçılık: Mezarlık Yiçi: Terzi (Yi: Dikmek anlamına gelir) Yitik: Kayıp Yoğ: Ölünün ardından verilen yemek Yonamak: Birini birine şikayet etmek, yaptığı bir kötülüğü anlatmak Yozamak: Bir hayvanın o sene doğurmadığını anlatmak için kullanılır. Yümek: Yıkamak Yugruş: Vezir Yula: Kandil (ışık saçan kandil anlamında) Yuluk: Fidye Yulun: Omurilik Yunçık: Zor durum Yükünç: Namaz Allah’a yükünmek: Namaz kılmak (yükünmek: eğilmek,secde etmek gibi bir anlama gelir, kıpçak ağzında deyimleşmiş ve namaz kılmak anlamını almıştır.) Yülgen: Berber, Kuaför (Tıraş eden kimse) Yülmek: Tıraş etmek Yürekli: Cesur EKLER -gil: Şu anki –gen eki örneğin, üçgenin öztürkçe karşılığı üçgildir. -(g)ak: Araç-gereç yapma eki örneğin, ormak sözcüğünden or(g)ak türemiştir. -kına: çok anlamında Örnek: Azkına: Çok az. Çokkına: Çok fazla -yürü(mek): Türkçemizdeki –yor eki Kaynak: Divan-ü Lügat-üt Türk Orhun Türkçesinden Derleme Ekinti: Saniye Öküş: Çok Kunlamak: İntikam Almak Kun: İntikam Bediz: Resim Emgek: Bela Gölük: Araba (otomobil olarak kullanılabilir) Uruğsıratmak: İmha etmek Tayğun: Erkek evlat Aymak: Hüküm sürmek Yiş: Ağaçlı dağ Yalma: Kaftan Koryan: Kale gibi koruyucu bir yer, etrafın kapalı olduğu yer Bünmek Tekme atmak Anıtmak: Birşey yapmadan, bir işe yaramayacak biçimde boş boş bakmak Urumak: Birleşmek Korağ: Cenaze Yıs: Ağaçlıklı Dağ Ikıtmak: Barınacak yer vermek? Seyi: Her Siğit: Yas Adınç: Harika, mükemmel Adınçsamak: Çok etkilenmek, görkeminden şaşakalmak Kür: Hile Kürlü: Hileli iş Kürlük: Hilebaz Esi: Lady, zarif bayanlar için kullanılabilir Ödüş(Öyüş?): Zaman Başatmak: Komuta etmek İçgermak: Kale gibi bir yeri fethetmek Yabrımak: Bir kişinin kötü bir kişi olması, kişiliğinin kötüleşmesi Anğu: Ceza Taplamak: Kabul etmek Tapı: Anlaşma Yeme: Ve, Ayrıca, da gibi anlamları karşılar Balbal: Heykel Ötük: Rica Tuk: Bariyer, Tuğar sözcüğü de zamanla duvara dönüşmüştür (Tu eyleminden türemişlerdir.) Kulmak: Duymak (Aynısı Fincede kuule olarak duymak anlamına gelmektedir.) Korugan: Kale Bark: Bina Bulgamak: Başkaldırmak, isyan etmek Emgek: Bela, zarar Iramak: Uzağa gitmek, uzaklaşmak Bozgun: Fırtına Yelme: Öncü kıta Öküş: Çok Geçginmek: Affetmek Anıtmak: Tehdit etmek Ülük: Kader Yonşurmak: Bir toplulukta çıkan iç karışıklık sonucu o topluluğun kendi içinde ölümlü savaş çıkması Yol: Kez (Bugün hala kullanılır halk dilinde) Teğri: Bir yerin çevresinde, Tüket: Tamamı (Örnek: Savımın tüketi işitilsin: Sözümün tamamı duyulsun.) Kalısız: Tamamen (Geride kalan olmadan anlamında) Erdinmek: Aşmak, sınırı geçmek, sayıca aşırı olmak Haçan: Ne zaman (Günümüzde Karadeniz ağzında korunmuştur) Uyu: Bir olayı takip eden bir olay için kullanılan “ve” sözcüğünü karşılar. Örnek: Eğer ben kalkmasaydım uyu(ve) seni görmeseydim. Kökü uymak eylemidir. Ödükmek: Hatırlamak Kopun/Hepin:Hep birlikte |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| derleme , dilden , ulu , Öztürkçeden |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|