![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Türk esir olmaz !
Ajan unsurlar ile mazlum ulusların farkı
Türkler olarak artık karar vermeliyiz. Kendi bayrağımız ve kendi devletimiz altında mı yaşayacağız, yoksa başka bir zümrenin egemenliği altında esir bir halk olarak mı? Tarihin belli dönemlerinde her ulusun karşısına bu yol ayrımı çıkabilir. Bazı uluslar yüzyıllarca sömürge olmayı, azınlık olmayı veya herhangi bir şekilde başka ulusların buyruğu altında kalmayı kabul etmiş. Tarihte yok olan ulus ve kavim de çok sayıda bulunmaktadır. Bazı uluslar veya topluluklar için ise egemen olmak, bağımsız olmak, özgür olmak istisnadır. Yaşam tarzını, kültürünü ve hatta varlığını başka ulusların altında yaşamaya borçludurlar. Böyleleri efendilerini bir birbirine karşı kullandıklarını zanneder ama aslında diğer ulusların kendi aralarındaki çatışmalarda kullanılırlar. Doğunun büyük ulusları içindeki bazı ajan unsurlar buna örnek olarak verilebilir. Örneğin Ermenilerin Osmanlı’daki gücü hem Osmanlı tebaası olarak her türlü haktan ve özgürlükten yararlanabilmelerinden, hem de bulundukları devlete ihanet etme pahasına dış güçlerin onlara sağladığı ek olanaklardan ve ayrıcalıklardan kaynaklanıyordu. Böylelikle yaşadıkları topraklardaki diğer insanlara egemen olduklarını sanıyorlardı. Kısacası bazı topluluklar özellikle “azınlık” olmayı seçer. Böylelikle hem egemen olmanın bedellerini ödemek zorunda kalmazlar, hem de çıkarları doğrultusunda efendilerini istedikleri gibi değiştirebilirler. Günümüze dönelim. Ortadoğu’da bulundukları ülkede her türlü vatandaşlık hakkından yararlanan, ekonomik zenginliklerin her türlüsüne ortak olan, siyaseten çevrilen her dolaba girip sistemi istismar eden; ama aynı zamanda da, “Biz ayrı bir halkız, bize baskı yapılıyor, biz de egemenlik istiyoruz” diyen bir güruh var. Bulundukları ülkeye ihanet etmek için emperyalist Batı devletlerinin kapılarını aşındırırlar. Arkadan kurşun sıkarlar. Ama işlerine geldiğinde de “Bize ayrımcılık yapmayın, biz kardeşiz” derler. Veya ihanetlerinin bedelini ödemeleri gerektiğinde de hemen efendileri Beyaz Adam’ı çağırırlar. Yüzyıllardır devlet olamamaktan yakınırlar. Oysa seçtikleri yaşam tarzı zaten devlet ve ulus olmaya değil, tersine ajan unsur olmaya dayanmaktadır. Devlet olmanın ve egemen olmanın bir bedeli vardır. Örneğin Türkler tarihin her çağında bu bedeli fazlasıyla ödemiştir. Bu bedeli ödemeye hazır olmayanlar ne yazık ki devlet olmaya da hak kazanamaz. Ama uşaklıklarının bedelini ödemekten de kurtulamazlar. Uşaklıktan dolayı ödenen bedelin karşılığı devlet olabilmek değildir elbette. Kimse 1915’te uğradıkları hezimetten dolayı Ermenilere devlet ve toprak hakkı doğduğunu söyleyemez. Böyle ajan unsurlar, koşullar ne kadar lehlerine gözükse de, ne kadar kurnaz ve pragmatist davransalar da, tarihe ve vatanlarına sahip çıkan tarihsel uluslara çalım atamazlar. Önce ihanet ettikleri ulustan tokadı yerler, sonra da köpeklik yaptıkları efendilerinden kazığı. Hatırlar mısınız Hrant Dink Diyarbakır’da Kürt yoldaşlarına nasıl seslenmişti: “Sakın ABD ve AB arkanızda diye şımarmayın. Bu yolun sonu kötü. Biz de aynı hatayı yapmıştık.” Demek ki emperyalizmin uşaklarında bile bir tarih bilinci var. Ama yine de ihanetten vazgeçemiyorlar. Gerçekten de Ermenilerin akıbetinden Ortadoğu’da Kürtlerin kaçınması çok zor. Ermeniler bir tek Osmanlı’ya ve Türklere ihanet etmişti. Kürt unsurlarının ihaneti ise Türklere, Araplara, Farslara ve tüm Ortadoğu devletlerine… Düşünsenize, İsrail bile yazgısından kaçamıyor. Özgür ve birleşik Filistin er ya da geç kurulacak. Uyduruk İsrail ulusunun geleceği ise bugün ezdiklerinin insafına kalacak. Ancak biz mazlum uluslar insaflıyızdır. Arafat Filistinli olan az sayıdaki Yahudi’nin kalabileceğini söylüyordu. Ahmedinejad, Batının Filistin’e yığdığı toplama kitleler için Alaska’yı öneriyor. Gerçekten de tarihimizde soykırım yok. Soykırım hep bize uygulanmış. Türkler egemen mi olacak azınlık mı? Peki ya Türkler? Biz vatanımızı Ermeni ve Rum ihanetleri, Kürt ve Çerkez isyanları ve Yedi Düvel’in işgaline rağmen savunmuşuz. Bu, tarihteki esarete karşı ilk Türk direnişi de değil. Sadece son yüzyılın destanı… Orhun Yazıtları defalarca aynı saldırıyla karşılaştığımızı gösteriyor. Düşman değişmiş ama hedef aynı: Türk’ü esir etmek. Peki, esir Türk azınlık olarak veya tebaa olarak yaşayabilir mi? Asla! Bu konuma düşen Türklerin akıbeti hiç değişmemiş. Ya göç etmiş. Ergenekon destanı yeniden yazılmış. Orta Asya’daki gibi… Ya sonuna kadar direnmiş ve tamamen kılıçtan geçirilmiş. Soykırıma uğramış. Balkanlar’da, Girit’te veya bugün Musul ve Kerkük’te yaşandığı gibi… Ya da onurunu, dilini, töresini, kültürünü, toprağını kısacası Türklüğe ait her şeyini yitirip yok olmuş. Tarihte bir tek iz olarak kavminin adı kalmış. Macarlar ve Bulgarlar gibi… Yani kurtarılan son Türk vatanı olan Türkiye sonsuza kadar güven içinde değil. 1918’deki saldırı ne ilkti ne de son olacak. Kimse atalarımızın, şehitlerimizin mirasına sığınıp rahat uyumasın. Nice şehide nice ecdada ihanet eden Osmanlı padişahları, Ordumuz tek bir çarpışma kaybetmeden Türk topraklarını düşmana sattı. Tarihimiz savaş alanında kazanıp, masada kaybettiğimiz vatan parçalarıyla doludur. Oralarda kalan tek bir Türk’ü dahi sağ bırakmadılar. Kısacası Türkleri sadece ezilen dünyadaki ajan unsurlardan değil, diğer ezilen uluslardan ayıran bir özellik vardır. Türkler devletleşmeden, ordulaşmadan, egemenleşmeden asla varlıklarını koruyamayan bir soydur. Bağımsız ve egemen olmak zorundadır. Sömürge olarak yaşayamaz. Hemen yok olur veya erir. Bu yüzden tarihte yenilen, esaret altına giren Türk toplulukları olmuştur ama geri kalan Türklerin sığındıkları, toplanıp yeniden güç topladıkları bir bağımsız Türk devleti de mutlaka var olmuştur. Aksi takdirde Türkler tarihten silinirdi. Egemen bir devletimizin olmadığı tek bir tarih dilimi yok. Bugün yeniden Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti bir yol kavşağına geldi. İktidarı gasp eden Kürt-İslam faşistleri anayasayı değiştirip devleti bir Türk devleti olmaktan çıkarmak istiyorlar. Söylediklerine göre Türk Anadolu’daki onlarca etnik kimlikten sadece biri. Türklük Anayasa’dan çıkmalı. Yani devlet Türk olmamalı. Türk düşmanlarının bu özgüveni nereden geliyor? Üreyen ve Türk topraklarını istila eden Kürt unsurların yakında çoğunluk olacağına ve Türklerin boyunduruk altına alınabileceğine dair hain bir temenniden geliyor. Onların temennisi ve planları ortada… Peki, biz Türkler ne yapacağız? Azınlık olmayı, boyunduruk altında yaşamayı kabul edecek miyiz? Ama tarih boyu bu hiç mümkün olmamış. O zaman ya soykırıma uğramayı bekleyeceğiz, ya da Kürtleşmeyi… Tarihin bildiği Türk direnecektir. Azınlık olması mümkün değildir. Yok olma ihtimali bile daha olasıdır. Ama azınlık olamayız. Yok olmamak için direnmek ve savaşmak zorundayız. Biz direnişin hemen başlaması taraftarıyız çünkü bir milletin kaderi tehlikeye atılamaz. Türk esir olamaz, olan Türk kalamaz Alman emperyalizminin oyuncağı bir kısım ırkçı tayfanın uydurduğu, daha sonra da Amerikanın beslemesi ülkücü tayfanın çok sevdiği bir masal vardır: Esir Türkler… Oysa bu bir yalandır. Türk zaten esir olamaz ki. Esir olan da Türklüğünü yitirir. Rus sömürgeciliğinin altında inleyen Türk halkları yüzyıllarca isyanlarla direndi. İsyanlar bastırıldığında yenisi başladı. Kuşkusuz bir kısım topraklar tamamen Türksüzleştirilmişti. Bir kısım Türkler ise Slavlaştı, soysuzlaştı. Ama direnen Türkler hep var oldu. Direnene de asla esir denmez. Sultan Galiyev ve yoldaşları 20. yy.da Rus emperyalizmine karşı son direniş destanını yazdılar. Esir olmaktansa, yeni Çarların memuru olmaktansa, ölüme güle oynaya gittiler. Tatar çocukları açlıktan ölürken, Moskova’da çikolata yemek esir olmanın tanımıydı onlar için. Türkiye’deki ırkçılar ise o sırada Alman ordusuna gönüllü yazılıyorlardı. Alman ajanlarının paralarıyla “esir Türkleri kurtarmak” adına örgütlenip, ülkelerindeki ilericilere ve gerçek milliyetçilere, gerçek Türklere saldırıyorlardı. Esir Türkleri kurtarmaktan bahsediyorlardı. Oysa zaten esir olan kendileriydi. Atatürk’ün kurtardığı son Türk toprağını da Alman esaretine gömmek istiyorlardı. Aynısı Amerikan milliyetçisi Türkeş tayfası için de geçerliydi. Yoksa ne Orta Asya’yla ne de Türk direnişiyle ilgileri yoktu. Galiyev tek bir yoldaşını ele vermeden şehadete giderken, bizim “bozkurtlar” sıradan bir mahkemede bir birilerini satıyor, hangi dış güçlerden ne aldıklarını ortaya seriyorlardı. Bir de utanmadan kendi acizliklerinin utanç gününü, Türkçülük Bayramı ilan ettiler. Galiyev’i Ruslar katletmedi. Kendi “ırkdaşları” sattı. Karabağ’ı da ne Ermeniler ne de Ruslar işgal etti. Bozkurt işaretleriyle Bakü’de miting yapanlar sattı. O sırada Türkeş Ermenilerle görüşme yapıyordu (Koşulların zorlaması. Veya diplomasi. Her hainin bahanesi). Bedel ödemeyen esir olsun Aradan yıllar geçti. Orta Asya’da görünüşte bağımsız Türk devletleri kuruldu ama Türk egemenliği ve bağımsızlığı hâlâ kurulamadı. Çünkü devletlerin başındakiler Rus esaretini kabul eden eski kadrolardı. Yaptıkları sadece efendi değiştirip, Türkiye’deki Almancılıktan Amerikancılığa sığınan sözde Turancılar gibi ABD’yi seçmeleri olmuştu. Zaten kendilerine Türk ismi vermekten bile korktular. Atatürk ve kuşağı bağımsızlığın ve egemenliğin bedelini ödemeye hazırdılar. Ve ödediler. “Ya istiklâl ya ölüm!” dediler. Manda ve himayeyi kabul etmediler. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti kurulabildi. Ama bu Cumhuriyet’i ve Türk vatanını koruyabilmemiz için ne yazık ki ikinci kez İstiklâl Savaşı vermemiz gerekiyor. Kâğıt üstünde kalan egemenliğimizi ve bağımsızlığımızı tamamen yok olmaktan koruyabilmemiz için yeniden ağır bedeller ödemeye hazır olmalıyız. Demek ki Türk esir mi olacak bağımsız mı sorusu hâlâ yaşadığımız dünyanın ve çağın en hayati sorusudur. Adeta tüm mazlum ulusların kurtuluşu savaşının en merkezi cephesinde Türklerin davası durmaktadır. Sadece Türkiye değil, Azerbaycan, Özbekistan, Tataristan ve daha nice Türk vatanları teker teker Ergenekon’u yaşamak zorunda. Biz birinci İstiklâl Savaşımızı verdik, ikincisini vermek zorundayız. Diğer Türk halkları ertelenen ilk İstiklâl Savaşlarını vermeli. Tarihe çalım atılmaz. Türk Birliğinin de tüm Mazlum Ulusların Birliğinin de yolu antiemperyalist savaştan geçiyor. “Size ölmeyi emrediyorum” Son günlerde Kürt-İslam faşizminin borazanı büyük medyada bazı kelimeler sık sık yan yana getiriliyor: “Türk”, “esir”, “arabulucular” gibi… Haddinizi bilin ve şunu iyi belleyin. Bir; Türk esir olmaz. İki; esir olanlar Türk değildir. Üç; yazgısında esaret işkencesine düşmek olan bir Türk varsa, seçeceği tek yol vardır; o da direniş yani yine ölmek. Veya özgür kalmak… Düşmanın silahı olmamak… Hangimizin annesi tersini öğretti bize? Asla af dilemek veya işbirliği söz konusu olamaz. Kimse Türk’e, Türk Milleti’ne, Türk askerine kendi pisliğini, kendi zayıflıklarını, kendi işbirlikçi soysuzluğunu yakıştırmasın. Bu oyun tutmaz. Sokaktaki Türk gerçeği biliyor. Vatanımızın güneydoğu kısmında -profesyonel değil- zorunlu (annemizden dolayı) ve gönüllü (kendimizden dolayı) olarak bulunan her Türk bilir. Son bir mermi saklanır. Ne olur ne olmaz… Eski bir Türk töresidir. Büyük Türk akınlarında tüm ulus bir aradadır. Orduyla birlikte kadınlar ve çocuklar da ilerler. Zaten milletin hepsi silahlıdır ve eşittir. Bu yüzden Türklere ordu-millet denir. Gücümüz de halk savaşının ve direnişinin bu tarihsel mirasından kaynaklanır. Defalarca Orta Asya’dan kalkıp cihanı fetheden yüz binlerce atlıdan ve milyonlarca insandan oluşan kervan, işte böylesi bir komündür. Mançurya’dan Fransa’ya kadar büyük bir Türk devleti kuran Hun İmparatoru Attilâ’nın ulusu ve ordusu da farklı değildi. Bir meydan muharebesinden önce kuvvetlerin bir kısmı geride bırakılırdı. Eğer Türk Ordusu yenilecek olursa, kadınlar ve çocukların esir düşmemesi sağlanmalıydı. Tarihin gördüğü en büyük meydan muharebesi olan Şalon Meydan Muharebesi’nin bir aşamasında Attilâ muhtemel bir bozgunu öngörmüştü. Roma ordusu Türk atlılarını, piyadeler karşısında güçsüz kaldıkları dar ve bataklık bir alana çekmişti. Savaş çıkmaza girmişti. Ömründe hiç yenilgi tatmamış bir komutan olan Attilâ o sırada kendi gururunu değil, ulusunun onurunu düşünüyordu. Attilâ 700 bin atlısının bir kısmını geri hatlara gönderdi. Amaç Türklüğün son gereğini uygulayabilmekti. Attilâ milletinin şanını ve geleceğini düşünüyordu. Son savaş planı şuydu: Germenler ve Slavlar gibi diğer hizmetçi kavimler azat edilip dağıtılacaktı. Kalan en savaşkan ve güvenilir Hun atlıları geri çekilecekti. Ortasında Türk kadın ve çocuklarının bulunduğu bir çember oluşturulacaktı. Bu, binlerce yıldan beri devam eden bir bozkır geleneğiydi. Amaç, tek bir Türk’ün bile düşmanın eline esir düşmesini engellemekti. Savaşçı erkeklerin kaçıp Türk annelerini düşmana bırakması asla düşünülemezdi. Çemberdeki her savaşçı kanının son damlasına kadar direnecek, en son hücum ortada kalan kadın ve çocuklara yapılacaktı. Tek bir Türk’ün namusu bile düşmanın insafına bırakılmayacaktı. Attilâ’nın hazırladığı bu son savaş planı gerçekleşmedi. Çünkü gün sona erdiğinde iki ordu da birbirine saldıracak güçten düşmüştü. Savaş alanında yüz binlerce ceset vardı. Ama o eski Türk töresini uygulamaya gerek kalmamıştı. Attilâ, “Küçük Ata” demektir. Ailenin küçük kardeşiydi. Boyu da kısaydı. Türkler Ata olarak o çağda onu görmüştü. 1.500 yıl sonra Roma gitti emperyalizm geldi Emperyalizm çağının sadece Türkler için değil, tüm mazlumlar için en büyük destanlarından birini yazan Mustafa Kemal’e de aynı isim verildi. Türklerin Ata’sı yani Atatürk dendi. Mustafa Kemal’i Atamız yapan, Çanakkale’de “Size ölmeyi emrediyorum!”, Sivas’ta “Ya istiklâl ya ölüm!” diyebilmiş olmasıdır: “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.” Bu sözlerde Attilâ’nın son önlemleriyle uymaya çalıştığı Türk töresinin istiklâl aşkı gizlidir. Sen kimsin? Kimi komutan kötünün iyisini arar. Kimi ise Attilâ ve Atatürk gibi en kötüsüne hazır olur. Ulusunu zaferden zafere koşturur. Egemen kılar. Esir etmez. Kimi Türk bugünü ve kendini düşünür. Farkına bile varmadan esir olur, Türklüğünü yitirir. Kimi Türk ise geleceği ve halkını düşünür. Attilâ gibi, Romalılara esir düşmüş Türk kadınlarını ve çocuklarını gözlerinin önüne getirir ve ürperir. Gereğini yapar. Atatürk gibi, tehlike altındaki diğer Türk birliklerini ve Türk vatanını düşünür. Ölümü emreder. Kimi Türk Deniz ve Mahir gibi asla esir olmadan bir kez ölür ve Türk kalır. Kuşaklara bir direniş destanı devreder. Kimi ise “şerefsizlikleriyle bin kez ölür” ve samanlık kaçkını olur. Peki ya biz? Türk mü olacağız? Türk mü kalacağız? Çocuklarımızı, torunlarımızı, Türk soyunu ve vatanını kurtaracak mıyız? Yoksa tatlı koltukların ve sıcak yuvaların hazırladığı ezeli esareti mi seçeceğiz? Çocuklarımıza ve gelecek Türk kuşaklarına bir vatan bile bırakamayan “gafiller ve hainler” olarak mı geçeceğiz tarihe? Ey esarete düşen Türk! Her şey artık çok geç diye düşünme! Bilmez misin, Attilâ daha çocukken Roma’ya esir düşmüştü. Kinini ve Türklüğünü yine de korudu. Bilmez misin, Atatürk esir düşmemek için ne yaptı ne etti Samsun’a kaçtı? Evet kaçtı. Türklerin arasına kaçtı. Kendini değil, Attilâ gibi, Atatürk gibi ulusunun istiklâlini ve istikbalini düşünenler… Türk direniş davasına, Milli Mücadele saflarına… Ali Özsoy KAYNAK |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Su Türksolu sitesi Deniz Gezmis ve su Che denilen adamla kendini yakin hissetmese yazilari nedeniyle alip okuyacagim. Gel gör ki su eski kizil aliskanliklardan kurtulamamislar. Isin ilginc yani bir tane yazisinda moskofculuk yapildigini görmedim, fakat irkciliga tabii cok karsilar anlasilan. Hem Türkten bahsediyorlar devamli hemde irkciliga karsilar. Nasil bir mantiksizliktir anlayamadim!
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Rusçuluk ve çincilik zehrini bu topraklara getiren ve Irkımıza ırkçılığa düşman ideolojileri pazarlayan bu insanlar hiçbir şekilde düzelmezler.
Odönem neyseler şimdide öyleler. Yaşasın halkların kardeşliği diyebilen bir topluluk hiçbir zaman Türkçü olamaz. |
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Arkadaşlar söylediğiniz durumdan ben de rahatsızlık duyuyorum ancak şu siteye koyduğum iki yazının kaynağı bahsi geçen site ve ben de yazıları doğru bulduğum için buraya taşıdım.Neticede doğruya doğru demek gerekir.
|
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Kızılca soysuz olduğu için atılmıştır
|
6 KASIM 2007 günü Tunceli’nin Yukarı Çanakcı bölgesinde operasyon gerçekleştiren timlere teröristlerce ateş açılıyor.genel kurmaydan yapılan açıklama ise şu:^'Bazı basın yayın organlarında yer aldığı gibi Uzunçayır Karakolu’na teröristlerin saldırısı söz konusu değildir^'teröristlerce ateş açılması sonucu bir uzman erbaşımız şehit oldu..buna rağmen genelkurmay başkanlığı suçu medyaya atarak o kadar önemli deyil havası yaratıyor.karakola saldırı yapılmamıştır tamam,
ama mesele saldırı deyil askerimizin şehit olması deil mi?artık bir mehmetçiğin şehit olması tepkiyle karşılanmıyor.askerimize biz sahip olmazsak kim olucak.mehmetçiğe TSK sahip çıkmazsa kim çıkıcak?bizim askerimiz sahipsiz mi?artık bir kamuoyu baskısı yaratmamız gerekmiyor mu? |
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) | |
|
Türkçü
|
Alıntı:
bu tip ideolojilerin TÜRKÇÜLÜKLE uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur. esasen ; TÜRKÇÜ'nün ATATÜRKÇÜLÜK'ten başka hiç bir yabancı ideolojiye ihtiyacıda yoktur. bizim yegane ideolojimiz ; ATATÜRKÇÜLÜKTÜR. |
|
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Türkçülük o derece ihtişamlı ve büyük bir fikirdir ki, komünistler bile bu fikre özeniyorlar. Türk Solu denen oluşum işte Türkçülüğe özenen bir avuç kızıl tayfanın grubudur. Aslında kürtlere açıkça düşmanlık ederek buz gibi ırkçılık yapıyorlar ama kafaları S.S.C.B yıllarından kurtulamadığı için de ne yaptıklarından habersiz ırkçılığa saldırıyorlar.
|
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
M.Kemal Conk bayırından kaçan Türk askerlerine rastlar
M.Kemal:Nereye kaçıyorsunuz *Efendim Ingilizler geliyor M.Kemal:Düşmandan kaçılmaz! *Cephanemiz bitti M.Kemal:Cephaneniz yoksa süngünüz var, Süngü tak yere yat! Biz ben size taaruzu değil, ölmeyi emrediyorum diyen Mustafa Kemal'in askerleri, ve onun emriyle gözünü kırpmadan düşman mermilerinin üstüne koşarak şehit düşen dedelerimizin torunlarıyız. |
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
|
Alman ve Nazi özentisi olduğu için atılmıştır
|
çanakkalede kürtlerde savaştı diyenler hiçmi düşünmüyo bu gözlerinin önünde olanlardan ibret almıyor gerçekden çanakkalede kürtler olsaydı o savaşı kazanabilkme şansımızın yüz binde bir bile olamayacağını bilmiyolarmı bunlar çanakkalede kürtlerle kazandık savaşı dedikce k.ırakdan gelen bu şerefsizler ağızlarından salyalar akıtarak ne kadar aptal bunlar tepelerine iyice binelim bari dediklerini adım gibi tahmin edebiliyorum hepinizde bunların içinden ne geçiyor çok iyi biliyorsunuz kendi kendimize konuşmakda pek fayda vermiyecek açıkcası bu gerçekleri yüksek sesle bizlerin dile getirmesi lazım yani benim öyle bi imkanım olsa bi yazarlık ne bileyim tv e çıkma imkanım olsa bir damla düşünmeden hayır kürtler çanakkalede bizle değillerdi o sırada Türk köylerinde katliam yapıyorlardı derim fettoşcuların peygamberi saidi kürdi dürzi delisinin onlarca Türk köyünde katliam yaptığı gibi.
|
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) | |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
Alıntı:
Çanakkale savaşı ile ilgili şehitlere ait memleket ve isimlerin yazılı oldugu internette siteler var.Ordan araştırsınlar inanmıyorlarsa ne kadar kürt öldü o savaşta |
|
|
|
|
![]() |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Resimlerle Esir Edilen Rum Gemileri | Kutluk Bahadır | Kıbrıs Türk Cumhuriyeti | 0 | 14.06.2008 22:38 |
| SON DAKİKA Bilgisi: sözde esir askerler Dtp'li çıktı! | K_O_P_R_U_L_U | Türkçü Bakış | 30 | 10.11.2007 08:36 |
| Iddia: Dağlıca baskınında 2 Amerikalı esir alındı! | Kubilay Kagan | Türkçü Bakış | 9 | 10.11.2007 05:31 |
| Ekonomi düzelmedikçe bu iş olmaz | yaşlıtürk | Türkçü Bakış | 10 | 06.08.2007 19:51 |
| SIIR!! ESIR AZERBAYCANIM! | Cx GOKTURK Cx | Türk Şiiri | 2 | 03.04.2006 06:33 |