Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihal Atsız Otağı > TÜRKLÜK VE TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE HER ŞEY > Türklük ve Türkçülük İle İlgili Her şey > Türk Sanatı > Türk Sanatı
Kayıt ol Yardım Bozkurt Listesi Andaç Arama Bugünkü İletiler Otağları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 10.02.2006, 00:43   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
İsenbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 433
İsenbike Rss Beslemesi
TÜRK KÜLTÜRÜNDE RENKLER

Binlerce yıllık Türk tarihi boyunca Türk Kültür yapısında renkler, belirli manalar kazanmışlardır. Hatta renklerin milletimizin hayatında büyük bir zenginlik içinde olduğunu söyleyebiliriz.Renklerin yalnız bir anlamı olmayıp, bazen ifade yerlerine göre bir çok farklı anlamlar içerisinde olduğu da bilinir.
Her milletin sosyal yapısında renklerin bir değeri vardır. Fakat burada yapılan değerlendirmeler, yalnızca Türk kültür hayatı içinde olanlardır. Diğer kültür yada topluluklardaki anlamları ile alakalı değildir.

Dokuz Türk lehçesinde renklerin söylenişlerinin hemen hemen aynı olması bizi, bütün Türk boylarında renklerin millî anlam kazandığı fikrine götürmektedir.

Türk tarihinin çeşitli devrelerinde renkler, yönleri ifade etmek için kullanılmıştır. Dört yönün her birisi ayrı renk ile ifade edilmiştir.
Yolumuzu bulmamıza yardımcı olan yönleri renklerle ifade etmek de renklerin bizlerin hayatındaki önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Kara= Kuzey,
Kızıl=Güney,
Gök=Doğu,
Ak= Batı olarak kullanılmıştır.

Bin yıl önce Anadolu’yu fetheden Türkler,Türkiye’nin kuzeyindeki denizi Kara-Deniz, batısındakini Ak-Deniz, güneyindekini Kızıl-Deniz, doğuda bu isimle adlandırılacak deniz bulunmadığı için büyükçe bir gölün adını da Gökçe-Göl olarak tanımlamışlardır.
Bundan başka Orkun kitabelerinde devlet adı olarak Kök Türk ifadesinin kullanılması devletin doğu kanadının belirtmesinde, yine Hun devletinin batıdaki bölümünün Ak-Hun, Avrupa’ya giren Hunların da (Macar kaynaklarında kuzey Hunların devamı olmaları nedeniyle) Kara-Hunlar olarak adlandırıldıkları bilinir.

Milletlerin millet oluşlarının belki de ilk göstergesi bayraklardır. Bu bakımdan bayraklardaki renkler Türk millî düşüncesinde renk kavramının oluşumu hakkında bize önemli bilgiler verir.
Dokuz oğuzların bayrakları siyahtır. Destanlarda, Kıpçak - Kumanların kırmızı ve beyaz bayrakları olduğunu ayrıca İran-Turan mücadelesinden bahsedilirken de Afrasiyap’ın(İran mitolojisin de kullanılan Türk adlarından biridir.Manası:Kaplan gibi yiğit erkek) bayrağının siyah renkte olduğu söylenmektedir.

Tolunlular ve Gaznelilerde bayrak, hilat(değerli kürkten yapılmış kaftan) gibi birtakım hâkimiyet alametlerinin siyah renkte olması dikkatimizi çekmektedir. Karahanlılar da kırmızı, hükümdarinın ve hanedanın bayrak veya çetrlerine (Hükümdarlik alameti olarak kullanılan bir şemsiyesidir) mahsus bir renk olarak karşımıza çıkıyor. Harzemşahlar da bayrak ve çetrlerin siyah renkte olması bu rengin devletçe resmî renk olarak kabul edildiğini göstermektedir.

13.asrın son yarısından itibaren Anadolunun çeşitli yerlerinde kurulmaya başlayan Anadolu beyliklerinin bayraklarında kırmızı, beyaz, sarı ve yeşilin bir ahenk içerisinde kullanılması oldukça önemlidir
Bayraklardaki ifadesi bir hükümdarlık rengi olarak görülmeye eğilimli olan kara kelimesinin bu dönemde yüksek ve saygıdeğer bir ifadeye sahip olduğunu görülmektedir. Türk hükümdarının tahta çıkma töreninde üzerinde oturacağı seccade veya halının kara renkte olması bu görüşleri destekler niteliktedir.
Diğer yandan eski Türklerin sosyal teşkilatlarına göre halk tabakasına mensup olanlara kara budun ismi vermeleri, lohusa kadınları kara albastıdan kurtarmak için kara baskı çağırmaları, kara kış kara yel, karalar giymek, karalar bağlamak, kara sevda, kara gün, yüz karası, karalamak halk arasında kullanılan bu tabirler de bize karanın yüce görüntüsünün bir uzantısı olarak ürkütücü yönünün de olduğunu göstermektedir.
Kara aynı zamanda Türk kültüründe büyüklüğü gösteren bir kavram da olmuştur. Çağatay çevresinde “Kara Çerik, büyük yürüyüş halindeki ordu demektir.

Karanın karşıtı olarak Ak, kültürümüzde duruluğun, saflığın temizliğin sembolü olarak kullanılmıştır.
Şamanların külahlarını beyaz kuzu derisinden yaptırmaları bu rengin Türk inançlarında yüceliğin sembolü haline geldiği fikrini desteklemektedir. Beyaz at ordu içinde büyük rütbeli askerleri taşıyan atlardır. Selçuklular ve Osmanlılardaki ak sancak da adalet ve gücün sembolü olarak düşünülmüştür. Aynı zamanda ak renk yaşlılığın ve bilgeliğin de sembolü olmuştur. Dede Korkut Hikâyelerinde Ak Bürçekli Ana tabiri oldukça fazla geçmektedir. Türklerde şehit bayrağının beyaz olması Akkoyunlular başta olmak üzere pek çok Türk boyunun bayraklarının beyaz olması sebebiyle bu rengin Türkler için hükümranlık yanında temizliğin, iyiliğin sembolü anlamına geldiğini söyleye biliriz.
Türklerin hayatında üçüncü derecede önem arz eden renk kırmızıdır. Türklerde al ile kızıl renkler birbirinden farklı tonlardadır. Al koyu turuncu anlamında, kızıl ise parlak kırmızı renk anlamında kullanılıyordu. Türklerin en eski inançlarında Al Ruhu adı verilen bir koruyucu ruhun varlığı bilinmektedir. Türklerin eski devirlerden beri Al bayrak kullanmalarının Al ruhunun koruyucu ruh sayıldığı devirde bu ruhun şerefine dikilen bayrağın ateş rengine yakın olmasından kaynaklandığına işaret etmektedir. Al kelimesinin ateş kültü ile bağlılığını gösteren diğer bir özellik de alaşlama merasimleridir. Al aşlama, ateşleme temizleme merasimidir. Türklerin en eski devirlerinden beri al bayrak kullanmalarının bu koruyucu ruhla ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple kızıl renk bizde manevî ve millî bir renk olarak algılanmaktadır.
Bu dört renkle birlikte kullanılan bir beşinci renk vardır ki, oda Sarıdır. Sarı renk yön değil, bu dört rengin ortasında yer alan merkezi karşılamak için kullanılmıştır. Devlet yapısı bakımından değerlendirilecek olursa , sarı renk merkez hakimiyetini ve kudreti ifade etmektedir. Tarihte Türkün sarısına ‘altın sarısı’ denmekteydi. Çünkü altın bilindiği üzere, kuvvet ve kudretin, hakimiyet ve zenginliğin karşılığı olarak dünya var olduğundan bu yana değerini korumaktadır. Bu yüzden tarihte güçlü ve cihangir hükümdarların hepsi altın tahtla birlikte tasvir edilmektedir.
Sarı renk kültürümüzde güneşin rengidir. Şamanizmden kaynaklanan görüş dünyanın merkezinin sembolü olarak sarı rengin kullanılmasıydı. Ülkenin sarayı, tahtı hep altın sarısı ile ifade edilmiştir. Bu renk aynı zamanda hükümranlık rengi olarak da kullanılmıştır.


Gök her zaman Türklerin inancında ululuğun ve yüceliğin sembolüdür. Gök Tanrı inancından başlayarak günümüze kadar ulaşması arzulanan fakat aynı zamanda ulaşılmazlığın sebepleri ve sonuçlarından çekinilen bir mekan ve zaman değerlerinin bir bileşkesi olarak Türk kültür tarihinde yerini alan Gök aynı zamanda kendi renginin de adıdır. Sonsuzluğu, emniyet ve huzuru telkin eder. Ruhlar alemini barındırır. Gök rengi mavidir.
Gök kurt Tanrının habercisi gibi Türklere yol göstermiştir. Sonuç olarak gök rengini karşılayan mavi, yüceliğin, ulaşılmazlığın rengi anlamında Türk insanının duygu dünyasında yer aldığını söyleyebiliriz.
Gök renk, yabancıların ifadesiyle Türk mavisi, turkuaz şeklinde de tanımlanmaktadır. Gök renk yanında, Orkun kitabelerinde Yaşıl olarak adlandırılan yeşil renginde çokça kullanıldığını görürüz.

Yeşil renk tabiatın sembolüdür. Hayatı simgeler. Gençlik nişanıdır.. Ülgen’in yedi oğlundan biri Yaşıl Kağan idi ve görevi bitkilerin büyümesini düzenlemekti. Türklerin hayatında otların yeşerme zamanı çok önemlidir. Bu dönemi Türkler yeni bir yılın başlaması hatta hayatın başlangıcı olarak kabul ederler. Bu itibarla 9 ve 21 Mart tarihleri Türkler tarafından yılbaşı ve bahar bayramı olarak kutlanmaktadır.
Yaş sözü hem ıslak hem de yeşilliklerin adı olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda insan ömrünün çizgisini de belirten bu sözcük “yeşerme” yani hayat bulma anlamı da karşılamaktadır. Kaşgarlı Mahmut 11.yüzyılda Türkler arasında kırmızı, yeşil ve sarı renkli Çin ipeklerinin rağbet gördüğünden bahsetmektedir. Bu da bize bu renklerin Türklerin günlük hayatındaki önemini göstermektedir.

Bu radan yola çıkarak; yeşil ve mavî rengin Türk kültüründe daima olumlu manalar üstlendiğini fakat bunların dışında kalan kara, kızıl, al, ve sarı renkleri zaman zaman olumlu zaman zaman da olumsuz bir hava taşıdıklarını düşünebiliriz.
Türk insanı, duygularını, elindeki malzemelerle aktarma konusunda üstün bir özelliğe sahiptir. Genç kızlarımızın coşkuları ve gözyaşları ilmik ilmik dokudukları halı ve kilimlerde gizlidir. Türk insanının hayatının her döneminde kullandığı eşyalar, bu eşyalara tabiattan taşıdığı renkler, kullandığı atasözü ve deyimler onun zengin iç dünyasının dış dünyaya yansımasından başka bir şey değildir.
İsenbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.12.2006, 19:19   #2 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Türkmen İhtilali - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 27.12.2005
İletiler: 158
Türkmen İhtilali Rss Beslemesi
Bu değerli yazı için teşekkürler. Baya bilgilendik.

Türk sanatının ayrıntıları ve derinliği, muhteşem bir zenginliği ortaya çıkarmıştır. Türk çocukları, Batı sanatlarına ilgi duyduğu kadar Geleneksel sanatlarda da ufuklarını zorlasalardı bugün Türk sanatı bambaşka bir yerde olurdu. Çünkü sanatı, yaşama uyarlayabilmek ve hala geleneksel bir çizgide olmaktır önemli olan.
Türkmen İhtilali adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.12.2006, 20:21   #3 (İleti Bağlantısı)
Yeni Üye
 
Selcen - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 13.04.2006
İletiler: 45
Selcen Rss Beslemesi
Teşekkürler.
Selcen adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.05.2007, 21:23   #4 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
İletiler: 13
Aytug Rss Beslemesi
Kandaslarim,
Bu iletide 9 ve 21 Mart günleri Kafami karistirdi,Arama motorunda bu tarih hakkinda bilgi edinemedim.
Beni bilgilendirirseniz,Memnun olurum,Simdiden ilginiz icin
Teskkürlerimi sunarim.
Saygilarimla.
Aytug
Aytug adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.05.2007, 21:41   #5 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
İletiler: 13
Aytug Rss Beslemesi
Re: TÜRK KÜLTÜRÜNDE RENKLER

Alıntı:
İsenbike´adlı üyeden Alıntı
Binlerce yıllık Türk tarihi boyunca Türk Kültür yapısında renkler, belirli manalar kazanmışlardır. Hatta renklerin milletimizin hayatında büyük bir zenginlik içinde olduğunu söyleyebiliriz.Renklerin yalnız bir anlamı olmayıp, bazen ifade yerlerine göre bir çok farklı anlamlar içerisinde olduğu da bilinir.
Her milletin sosyal yapısında renklerin bir değeri vardır. Fakat burada yapılan değerlendirmeler, yalnızca Türk kültür hayatı içinde olanlardır. Diğer kültür yada topluluklardaki anlamları ile alakalı değildir.

Dokuz Türk lehçesinde renklerin söylenişlerinin hemen hemen aynı olması bizi, bütün Türk boylarında renklerin millî anlam kazandığı fikrine götürmektedir.

Türk tarihinin çeşitli devrelerinde renkler, yönleri ifade etmek için kullanılmıştır. Dört yönün her birisi ayrı renk ile ifade edilmiştir.
Yolumuzu bulmamıza yardımcı olan yönleri renklerle ifade etmek de renklerin bizlerin hayatındaki önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Kara= Kuzey,
Kızıl=Güney,
Gök=Doğu,
Ak= Batı olarak kullanılmıştır.

Bin yıl önce Anadolu’yu fetheden Türkler,Türkiye’nin kuzeyindeki denizi Kara-Deniz, batısındakini Ak-Deniz, güneyindekini Kızıl-Deniz, doğuda bu isimle adlandırılacak deniz bulunmadığı için büyükçe bir gölün adını da Gökçe-Göl olarak tanımlamışlardır.
Bundan başka Orkun kitabelerinde devlet adı olarak Kök Türk ifadesinin kullanılması devletin doğu kanadının belirtmesinde, yine Hun devletinin batıdaki bölümünün Ak-Hun, Avrupa’ya giren Hunların da (Macar kaynaklarında kuzey Hunların devamı olmaları nedeniyle) Kara-Hunlar olarak adlandırıldıkları bilinir.

Milletlerin millet oluşlarının belki de ilk göstergesi bayraklardır. Bu bakımdan bayraklardaki renkler Türk millî düşüncesinde renk kavramının oluşumu hakkında bize önemli bilgiler verir.
Dokuz oğuzların bayrakları siyahtır. Destanlarda, Kıpçak - Kumanların kırmızı ve beyaz bayrakları olduğunu ayrıca İran-Turan mücadelesinden bahsedilirken de Afrasiyap’ın(İran mitolojisin de kullanılan Türk adlarından biridir.Manası:Kaplan gibi yiğit erkek) bayrağının siyah renkte olduğu söylenmektedir.

Tolunlular ve Gaznelilerde bayrak, hilat(değerli kürkten yapılmış kaftan) gibi birtakım hâkimiyet alametlerinin siyah renkte olması dikkatimizi çekmektedir. Karahanlılar da kırmızı, hükümdarinın ve hanedanın bayrak veya çetrlerine (Hükümdarlik alameti olarak kullanılan bir şemsiyesidir) mahsus bir renk olarak karşımıza çıkıyor. Harzemşahlar da bayrak ve çetrlerin siyah renkte olması bu rengin devletçe resmî renk olarak kabul edildiğini göstermektedir.

13.asrın son yarısından itibaren Anadolunun çeşitli yerlerinde kurulmaya başlayan Anadolu beyliklerinin bayraklarında kırmızı, beyaz, sarı ve yeşilin bir ahenk içerisinde kullanılması oldukça önemlidir
Bayraklardaki ifadesi bir hükümdarlık rengi olarak görülmeye eğilimli olan kara kelimesinin bu dönemde yüksek ve saygıdeğer bir ifadeye sahip olduğunu görülmektedir. Türk hükümdarının tahta çıkma töreninde üzerinde oturacağı seccade veya halının kara renkte olması bu görüşleri destekler niteliktedir.
Diğer yandan eski Türklerin sosyal teşkilatlarına göre halk tabakasına mensup olanlara kara budun ismi vermeleri, lohusa kadınları kara albastıdan kurtarmak için kara baskı çağırmaları, kara kış kara yel, karalar giymek, karalar bağlamak, kara sevda, kara gün, yüz karası, karalamak halk arasında kullanılan bu tabirler de bize karanın yüce görüntüsünün bir uzantısı olarak ürkütücü yönünün de olduğunu göstermektedir.
Kara aynı zamanda Türk kültüründe büyüklüğü gösteren bir kavram da olmuştur. Çağatay çevresinde “Kara Çerik, büyük yürüyüş halindeki ordu demektir.

Karanın karşıtı olarak Ak, kültürümüzde duruluğun, saflığın temizliğin sembolü olarak kullanılmıştır.
Şamanların külahlarını beyaz kuzu derisinden yaptırmaları bu rengin Türk inançlarında yüceliğin sembolü haline geldiği fikrini desteklemektedir. Beyaz at ordu içinde büyük rütbeli askerleri taşıyan atlardır. Selçuklular ve Osmanlılardaki ak sancak da adalet ve gücün sembolü olarak düşünülmüştür. Aynı zamanda ak renk yaşlılığın ve bilgeliğin de sembolü olmuştur. Dede Korkut Hikâyelerinde Ak Bürçekli Ana tabiri oldukça fazla geçmektedir. Türklerde şehit bayrağının beyaz olması Akkoyunlular başta olmak üzere pek çok Türk boyunun bayraklarının beyaz olması sebebiyle bu rengin Türkler için hükümranlık yanında temizliğin, iyiliğin sembolü anlamına geldiğini söyleye biliriz.
Türklerin hayatında üçüncü derecede önem arz eden renk kırmızıdır. Türklerde al ile kızıl renkler birbirinden farklı tonlardadır. Al koyu turuncu anlamında, kızıl ise parlak kırmızı renk anlamında kullanılıyordu. Türklerin en eski inançlarında Al Ruhu adı verilen bir koruyucu ruhun varlığı bilinmektedir. Türklerin eski devirlerden beri Al bayrak kullanmalarının Al ruhunun koruyucu ruh sayıldığı devirde bu ruhun şerefine dikilen bayrağın ateş rengine yakın olmasından kaynaklandığına işaret etmektedir. Al kelimesinin ateş kültü ile bağlılığını gösteren diğer bir özellik de alaşlama merasimleridir. Al aşlama, ateşleme temizleme merasimidir. Türklerin en eski devirlerinden beri al bayrak kullanmalarının bu koruyucu ruhla ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple kızıl renk bizde manevî ve millî bir renk olarak algılanmaktadır.
Bu dört renkle birlikte kullanılan bir beşinci renk vardır ki, oda Sarıdır. Sarı renk yön değil, bu dört rengin ortasında yer alan merkezi karşılamak için kullanılmıştır. Devlet yapısı bakımından değerlendirilecek olursa , sarı renk merkez hakimiyetini ve kudreti ifade etmektedir. Tarihte Türkün sarısına ‘altın sarısı’ denmekteydi. Çünkü altın bilindiği üzere, kuvvet ve kudretin, hakimiyet ve zenginliğin karşılığı olarak dünya var olduğundan bu yana değerini korumaktadır. Bu yüzden tarihte güçlü ve cihangir hükümdarların hepsi altın tahtla birlikte tasvir edilmektedir.
Sarı renk kültürümüzde güneşin rengidir. Şamanizmden kaynaklanan görüş dünyanın merkezinin sembolü olarak sarı rengin kullanılmasıydı. Ülkenin sarayı, tahtı hep altın sarısı ile ifade edilmiştir. Bu renk aynı zamanda hükümranlık rengi olarak da kullanılmıştır.


Gök her zaman Türklerin inancında ululuğun ve yüceliğin sembolüdür. Gök Tanrı inancından başlayarak günümüze kadar ulaşması arzulanan fakat aynı zamanda ulaşılmazlığın sebepleri ve sonuçlarından çekinilen bir mekan ve zaman değerlerinin bir bileşkesi olarak Türk kültür tarihinde yerini alan Gök aynı zamanda kendi renginin de adıdır. Sonsuzluğu, emniyet ve huzuru telkin eder. Ruhlar alemini barındırır. Gök rengi mavidir.
Gök kurt Tanrının habercisi gibi Türklere yol göstermiştir. Sonuç olarak gök rengini karşılayan mavi, yüceliğin, ulaşılmazlığın rengi anlamında Türk insanının duygu dünyasında yer aldığını söyleyebiliriz.
Gök renk, yabancıların ifadesiyle Türk mavisi, turkuaz şeklinde de tanımlanmaktadır. Gök renk yanında, Orkun kitabelerinde Yaşıl olarak adlandırılan yeşil renginde çokça kullanıldığını görürüz.

Yeşil renk tabiatın sembolüdür. Hayatı simgeler. Gençlik nişanıdır.. Ülgen’in yedi oğlundan biri Yaşıl Kağan idi ve görevi bitkilerin büyümesini düzenlemekti. Türklerin hayatında otların yeşerme zamanı çok önemlidir. Bu dönemi Türkler yeni bir yılın başlaması hatta hayatın başlangıcı olarak kabul ederler. Bu itibarla 9 ve 21 Mart tarihleri Türkler tarafından yılbaşı ve bahar bayramı olarak kutlanmaktadır.
Yaş sözü hem ıslak hem de yeşilliklerin adı olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda insan ömrünün çizgisini de belirten bu sözcük “yeşerme” yani hayat bulma anlamı da karşılamaktadır. Kaşgarlı Mahmut 11.yüzyılda Türkler arasında kırmızı, yeşil ve sarı renkli Çin ipeklerinin rağbet gördüğünden bahsetmektedir. Bu da bize bu renklerin Türklerin günlük hayatındaki önemini göstermektedir.

Bu radan yola çıkarak; yeşil ve mavî rengin Türk kültüründe daima olumlu manalar üstlendiğini fakat bunların dışında kalan kara, kızıl, al, ve sarı renkleri zaman zaman olumlu zaman zaman da olumsuz bir hava taşıdıklarını düşünebiliriz.
Türk insanı, duygularını, elindeki malzemelerle aktarma konusunda üstün bir özelliğe sahiptir. Genç kızlarımızın coşkuları ve gözyaşları ilmik ilmik dokudukları halı ve kilimlerde gizlidir. Türk insanının hayatının her döneminde kullandığı eşyalar, bu eşyalara tabiattan taşıdığı renkler, kullandığı atasözü ve deyimler onun zengin iç dünyasının dış dünyaya yansımasından başka bir şey değildir.
Kandaslarim güzel bir bilgilendirme fakat benim hosuma gitmedi.

(11.yüzyılda Türkler arasında kırmızı, yeşil ve sarı renkli Çin ipeklerinin rağbet gördüğünden bahsetmektedir. Bu da bize bu renklerin Türklerin günlük hayatındaki önemini göstermektedir.)

Siz olsaydiniz bu renk ler hakkinda yorumunuz ne olurdu,
Bilgilerinize arz ederim.
Saygilarimla.
Aytug adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.05.2007, 23:58   #6 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
İsenbike - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 14.12.2005
İletiler: 433
İsenbike Rss Beslemesi
Sayın Aytug;

Yazımın başında "Her milletin sosyal yapısında renklerin bir değeri vardır. Fakat burada yapılan değerlendirmeler, yalnızca Türk kültür hayatı içinde olanlardır. Diğer kültür ya da topluluklardaki anlamları ile alakalı değildir." ifadesini kullandım. Bunu kullanmamdaki sebep; yazının içinde geçen konuların başka taraflara çekilip, farklı manalara gelmesini engellemekti. Günümüzde bahsi geçen renklerin başka bir topluluk tarafından kullanılması ya da simge haline getirilmesi bizim o renkleri kendi tarihimizden atacağımız anlamına gelmemeli. Yüz yıllardan beri bir çok topluluk Türk kültüründen, medeniyetinden ve sanatından etkilenmiştir. Bunu da simge ve renk seçimlerinden anlıyoruz.

Şimdilerde birileri bu tip renkleri kendilerine mal etmek isteselerde, tarih bize bu renklerin ilk kimler tarafından kullanılıp benimsendiğini göstermektedir. Bundan dolayı siz, bu tip değerleri başkalarınındır diye reddetmek yerine kendi kültürümüzün bir ürünüdür diye sahiplenmelisiniz.

Saygılarımla.

Esen kalınız.
İsenbike adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.07.2007, 20:48   #7 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Üyelik tarihi: 06.07.2007
İletiler: 53
Kök Börü Rss Beslemesi
Sarı,kırmızı,yeşil gibi Türk'lükle özdeşleşmiş,tarihsel ağırlığı tartışılmaz olan renklerimizin kürtlükle anılması üzücü olması kadar tuhaftır.
Kök Börü adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.08.2007, 11:39   #8 (İleti Bağlantısı)
TÜRKCÜ
 
cxonbasi - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
Yaşadığı Yer: istanbul
İletiler: 74
cxonbasi Rss Beslemesi
Bu itibarla 9 ve 21 Mart tarihleri Türkler tarafından yılbaşı ve bahar bayramı olarak kutlanmaktadır.

yalnız bunuda kırolar sahiplenmeye çalısıyorlar.tabi kendilerine ait bir bayramları yok hep kopya

BİLGİ VE PAYLASIM İÇİN TEŞEKKÜRLER .
cxonbasi adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.04.2008, 02:01   #9 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Selin - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 07.03.2008
Yaş: 22
İletiler: 127
Selin Rss Beslemesi
Türk kültüründe mavi renk kutsallığı simgeler.
İyilerin yüzü ak, kötülerin yüzü kara, kutsalların yüzü ise mavdir.
Destana göre, Oğuz Kağan doğduğunda yüzünün mavi renkte olması da onun kutsallığına bir delalettir.
Mavi renk göğü temsil ettiği için, Gök Tanrı inancına göre kutsallaştırılmış ve Tanrı'nın rengi olarak düşünülmüştür.
Türk'e ait olan Turkuaz renginden de anlaşılmaktadır bu rengin bizler için değeri.
Şimdi Bozkurt olarak andığımız kutsal hayvanımız kurt, aslında önceleri GökBörü yani Gök Kurt olarak tasvir edilirdi.
Türk ulusu zor bir duruma düştüğünde Tanrı'nın Gök Börü şeklinde onlara göründüğüne ve başarı yolları açtığına inanılmıştır.
Fakat Kaşgarlı Mahmut'un yazdığına göre Boz rengi aynı zamanda göğün kurşuni rengini de ifade etmektedir.
Bugün kullandığımız Bozkurt kelimesi de, göğün rengini ifade ettiğinden kutsaldır.
Bu bilgileri, yaptığım araştırmalar sonucunda edinmiştim.
Konuyu görünce eklemek istedim.
Esenlikler.
__________________
Anladım, asıl hayat korkusuz yaşamakmış. Bir yıldız gibi, bir yalnız gibi, bir "ATSIZ" gibi..
Selin adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.04.2008, 02:39   #10 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik tarihi: 11.04.2008
İletiler: 24
Sagu Rss Beslemesi
Sarı-Kırmızı-Yeşil...Bu üç Türk rengini bölücülerin elinden kurtamalıyız.

*********************
Sagu adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.04.2008, 02:41   #11 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Buğra Şad - ait Kullanıcı Kimlik Resmi
 
Üyelik tarihi: 04.07.2007
Yaşadığı Yer: Kemal Paşa'nın Ruhu
İletiler: 1.332
Buğra Şad Rss Beslemesi
Sagu, sarı - kırmızı - yeşil renkleri bugün kürtlere mal edilmiştir. Çıkıp bu renkleri sağa sola koyarsan millet sadece senin de onlardan olduğunu düşünür. Başka bir şey getirmezsin akıllara.

Zekice hareket etmek lazım. Böyle şeyler yapma bir daha.
Buğra Şad adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20.04.2008, 02:46   #12 (İleti Bağlantısı)
Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır
 
Üyelik tarihi: 11.04.2008
İletiler: 24
Sagu Rss Beslemesi
Alıntı:
Buğra Şad´adlı üyeden Alıntı İletiyi göster
Sagu, sarı - kırmızı - yeşil renkleri bugün kürtlere mal edilmiştir. Çıkıp bu renkleri sağa sola koyarsan millet sadece senin de onlardan olduğunu düşünür. Başka bir şey getirmezsin akıllara.

Zekice hareket etmek lazım. Böyle şeyler yapma bir daha.
Doğru dersin bende şimdi seninle aynı düşüncedeyim. Akıllıca bir çözüm yolu bulunmalı.
Sagu adlı Üye şimdilik çevrimdışı konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma yetkiniz etkindir.
İletilere cevap verme yetkiniz etkindir.
Eklenti ekleme yetkiniz etkindir.
Kendi iletisinizi değiştirme yetkiniz etkindir.

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı


Otağ Saati: 03:53 .




Atsızcılar @ 2005