![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
İki Asker! (Ben Yazdım)
Tunç ile Tuğrul, ellerinde silahları olduğu halde şahin bakışlarını ileriye dikmişlerdi! Tunç 21, Tuğrul ise 22 yaşında idi! İkisi de askerliğini yapan vatan evlatlarıydılar! Tunç Yozgatlı, Tuğrul ise Erzurumlu bir dadaş idi! Şimdi, askerlik yaptıkları Kağızman'da, birden kendilerini çok yaman bir çarpışmanın ortasında buldular! Ya öleceklerdi, ya da öldürecekler!..
Tunç, ateşin kesilip sakinleştiği ama kurtulma ümidinin hala olmadığı bir zamanda, yaralı koluna aldırmıyor gibi gülümsemek ister gibi bir edayla Tuğrul'a döndü: - Kardeşim! Tuğrul atıldı: - Söyle kardeşim! Ne oldu? Tuğrul, Tunç'un duruşundan onun ümitsizliğini anlamıştı! Nasıl ümitsiz olmasındı! Kolundan yaralı olduğu halde hala çarpışıyor ve deliler gibi savaş nidaları atarak, sert küfürler savuruyordu! Ama şimdi belli ki bunları yapmaya takati kalmamıştı! Sadece Tuğrul'un gözlerine bakabiliyordu, sözüne devam etti: - Ayşe'ye ne diyeceksin? Tuğrul bir an durdu! Ayşe'yi tanıyordu! Tunç'un karısıydı! Tuğrul, gözyaşlarını çıkmadan durdurmuştu ve cevap verdi: - Bak sana Tunç'u aldım getirdim yenge diyeceğim!.. Tunç'un gözünde bir yaş topağıyla birlikte dudağında hafif bir tebessüm belirdi! Yaralı koluna bakarak konuştu: - Ona, onu çok sevdiğimi ve öyle öldüğümü söyle! Bizde sevdiğini yarı yolda bırakmaz yazmaz ama vatan herşeye bedeldir! Yeğenine de bir oyuncak silah al götür! Sakın araba, kuş, böcek gibi oyuncaklar alma! Silah al ki, atasının öcünü alsın!.. Tuğrul artık yaşları tutamıyordu! Bir anda ateşin yeniden başlamasıyla savaş durumuna geçtiler! Albız alsın! Birlikten geriye sadece ikisi kalmış ve pusuya düşürülmüşlerdi! Telsizleri yoktu ve arkadaşları gelene kadar galiba bu iş burada bitecekti!.. Arkalarına aldıkları kayalıktan başka her taraftan silah sesleri ve yaman kurşunlar geliyordu ama önlerinde ikisini bir güç saklayan kaya bu kurşunları durduruyordu! Olmayacaktı!.. Kimsenin haberi yoktu ve burada ölüp gideceklerdi!.. Tunç tam göğsüne bir kurşun yediği sırada, gözlerini havaya kaldırdı! Gülümseyerek "Ayşem! Sen nasıl geldin" diyebildi ve ondan sonra soluğu kesilerek olduğu yere düştü! Tuğrul arkadaşının şehit oluşuna şahit olmanın verdiği ısdırapla bir haykırış haykırdı ki, etrafını sarmış halde olan teröristler bile bir an ateşi kesip ne olduğunu anlamaya çalıştılar!.. Tuğrul pusatını alıp ileri atıldı ve vatan sloganları atarak saklandığı yerden çıkıp ulu orta ateş etmeye başladı! Yazık! Attığı kurşunların onlardan birisine isabet edip etmediğini bile anlayamadan o da toprağa akıttı kanlarını!.. Ayşe'ye haber götürecek kimse kalmamıştı ama önemli de değildi! O, şehit olurken beğinin yanına gelmişti ya! Tunç son nefesinde onu görmemiş miydi? Görmemiş olsa "sen buraya nasıl geldin" der miydi? Demek ki görmüştü!.. Artık Tuğrul huzur içinde uçmağa varabilirdi!.. Ertesi gün ise "Kars/Kağızman'da iki şehit verildi" diye çıkan bir gazetenin haberi de olmasaydı, belki Ayşe'nin de yüreği kanamayacaktı!.. Yavrusunun da... Nacizane Hikayemdir |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| (ben , asker! , yazdım) , İki |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| 9 asker şehit | Ç E R İ | Türkçü Bakış | 28 | 13.08.2008 03:07 |
| Asker kaçakları | TÜRK YILDIRIM | Kara Kuvvetleri | 8 | 17.07.2008 23:29 |
| Asker de katilmiyor!!! | HunKurt | Türkçü Bakış | 15 | 19.04.2008 21:51 |
| TOPAL ASKER | Atsızcı_16 | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 09.04.2008 22:30 |