![]() |
|
|
#16 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
TÜRK KIZI
Pınar başına geldi Bir elinde güğümü; Çattı yay kaşlarını Görünce güldüğümü, Bağlamıştı gönlümü Saçlarının düğümü. Bilmiyordum bu örgü Acaba bir büğü mü? Sordum: Nerdedir yerin? Nedir senin değerin? Yedi kıral vurulmuş, Ne bu ceylan gözlerin? Hangisine varırsın Bu yedi ünlü erin? Şöyle dedi bakarak Göklere derin derin: Kıralların taçları Beni bağlar büğü mü? Orduları açamaz Gönlümdeki düğümü. Saraylarda süremem Dağlarda sürdüğümü. Bin cihana değişmem Şu öksüz Türklüğümü... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#17 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
TÜRKÇÜLÜK BAYRAGI
Türk duygusu her Türkçüye en tatlı kımızdır; Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır. Bayrak ki onun gölgesi Bozkurtları toplar; Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar. Nerden geliyor? Tanrıkut`un ordularından! Lakin bize bir beyt okuyor kutlu yarından: Darbeyle gönüllerde yatan ülkü silinmez! Atsız yere düşmekle bu bayrak yere inmez!... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#18 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
UNUTMA
Yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın; Annenin gittiği günü unutma! Senin için kendini harcayan kadır, Unutulmaz oğlum, onu unutma... Mezarı olursa koy bir kaç çiçek, Babanın rüyası olunca gerçek. İstersen dünyada her şeyden el çek; Bayrağı, ırkını, dünü unutma! Anneni konuştur getirip dile; Anlatsın nasıldı çektiğim çile. Gurbette tükenip dönmesem bile Unutma oğlum hiç, beni unutma! NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#19 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
YOLLARIN SONU
Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize. Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden İtler bile gülecek kimsesizliğimize. Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların... Ordularla yenilmez bir gayiz var kanımda. Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda. Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz; Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı`na. Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin Degişilir topu da bir sokak kaltağına. İster düşün... Kendini ister hayale kaptır... Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların. Bakarsın aldanmışşın, gördüğün bir seraptır Sevimli bir hayale açılırken kolların. Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı! Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay! Arzularim bir oktur, aşar ulu dağları, Düştüğü yer uzakta dilek adlı bir saray. O sarayda bulunca Tanrı`laşan erleri Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek. Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini: "Hoş geldin oğlu ATSIZ, kutlu olsun" diyecek. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#20 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
VARSAĞI
Erlik günü geldiğinde Yigitlere şan görünür. Yığın yığın harcanmağa Nice yüz bin can görünür. Kopunca bir büyük savaş Er tez gider, korkak yavaş. Yüreksize akçayla aş, Erlere meydan görünür. Bir gün olur yılda, ayda Birleşiriz hep Altay’da. Güz ayında, kurultayda Başı börklü han görünür. Atsız der ki: Ne var canda? Yatarız taze çimende. Rus’un adı her geçende Gözlerime kan görünür. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#21 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
YAKARIŞ-II
Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir; Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar. Yine şanlar alınıp nice canlar verilir, Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar. “Türk tarihi” denen kahramanlık şiirini Yeniden yazmak için harcayacağın kandır. Mısraların içinde en güzel ve derini Batıda “Niğbolu””, doğuda “Çaldıran”dır. Yine batılıların üçüncü Kosova’da Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını. Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da Param parça ederiz Cermenliğin haçını. Yine ufka açılır şanlı korsanlarımız, Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini. Acı acı gülerek bu gün susanlarımız. Yarın rezil ederler Romalı’nın piçini. Genç Fatih’in ordusu yine tekbir alınca Söndürürüz kafirin Meryem Ana mumunu. Haritadan sileriz Tuna’ya at salınca Ulah’ını, Sırb’ını, Bulgar’ını, Rum’unu. Gövdesini elbette döndürürüz kalbura Bir geçerse Moskof’un elimize yakası. Çanakkale önünde yine kopar bir bora Süngümüzle bozulur İngiliz’in cakası... Yiğit Harbiyeliler! Öğrenin dersinizi: Kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır. Vazifeniz: Kanije, Silistire, Pilevne, Niğbolu, Kosova, Malazgirt, Çaldıran’dır. Yarın Yavuz dirilip bize buyruk verince Kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız. Kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini Belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#22 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Yakarış-I
Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle; Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı. Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile? Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı. Aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su Sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında, Sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu Tanrıların gezdiği yüce Tanrı Dağında. Tanrı Dağı! Tanrılar, tanrılaşanlar Dağı! Orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var. Savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı, Kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var. Ulu Tanrı! Kür Şad`ın yenilmeyen ruhunu Yüce Tanrı Dağında biraz daha barındır! Geleceğiz yakında! Yarın bütün oralar Demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır. Tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi? Ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız? Bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi, Belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız. Gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce, Toprak ana elbette bize açar kolunu. Onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce, Kendi koynunda saklar can veren her oğlunu. Yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa Varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın! Kan sızarak göğsünden huzuruna varınca Iztırabı dinecek belki o gün Kür Şad’ın. Gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa? Yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı, Rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa? Savaş ve er meydanı bize mezar olmalı. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#23 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
KARDEŞ KAHRAMAN MACARLAR
Akıttılar yine kara toprak üstüne Kahraman Macarlar şanlı Turan kanını! Yazdılar yeniden Tarihe en şerefli, Yiğitlik Destanını! Yurt için ölümdür, en güzeli ölümün, Ölümler yaşatır bir ırkın vahtanını. Arpad`ın Milleti elbet öldürülemez, Verse de bin canını! Bataklık Milleti Moskof sürülerine! Gösterdi Macarlar Turanlılık şanını! Binlerce öldüler... Ölmek yenilmek değil, Yüceltmektir Şanını! NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#24 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Özleyiş
ÖZLEYİŞ
Özledim... Yanıklık canıma değdi... Özledim, yıllarca daha özlerim. Hasret türkü olsa, ben onu çalsam, Kırılıp giderdi nice sazlarım... Yatın ümitlerim, uykuya yatın! Bitin hasretlerim, tükenip bitin! Ayrılık ateşi çetinmiş, çetin; Onunla dikleşir bütün düzlerim. Yanımda sanrım, bakarım düştür; Güldüm zannederken gözlerim yaştır. Umduğum ne varsa hepsi de boştur; Yine de bekliyor onu gözlerim. Sazlar var: Durmadan gurbeti çalar; Hayal var: Gözümü, gönlümü çeler. İçimde bir bülbül şakıyıp çiler: Özledim, yıllarca daha özlerim... Hüseyin Nihal Atsız |
|
|
|
|
|
#25 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
DÜN GECE
Dün gece ne kadar güzeldi alem, Göklerin şanlı mehtabı vardı. Sevdanın topraktan taştığı bu dem Günah-ı aşkın da sevabı vardı. Dağlar birbirine yaslanıyordu, Kuşlar çiçeklere sesleniyordu, Tabiat gizlice süsleniyordu, Eşyada vuslatın serabı vardı. Gönlümü göklere açmak istedim, Dağları bağrımda koçmak istedim, Mehtabı doyası içmek istedim, Nürunda sevginin şarabı vardı. “O”nu duydum öten kuşun sesinde, “O”nu gördüm göğün mor çehresinde, Ecza-yi hilkatin her zerresinde Mecnun’un Leyla’ya hitabı vardı. Kainat aşk ile gelmişti dile, Bülbül şi’r okuyordu bir gonca güle Rüzgarın hıçkıran sesinde bile Sevdanın nağme-i rebabı vardı. Bitmeyen yolların oldum yoldaşı, Dinledim uzaktan munis bir kuşu, Benimle konuştu ayın on beşi, Sandımki bana bir itabı vardı. Gözlerim esrar-ı hüsn ile şaşkın Dolaştım pür-sükun, bi-huzur, coşkun; Gönlümde ezeli, layemut aşkın Husüf kabul etmez mehtabı vardı. Gönlümde güneşler ve aylar battı, Yıldızlar derdime yeni dert kattı. Rüzgarlar otlara beni anlattı, Her şeyin neşve-i şebabı vardı. Dün gece tabiat nasıl vakurdu? Allahın da nabzı aşk ile vurdu... Yollarda bir garip dolaştı, durdu, Elinde sevdanın kitabı vardı. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#26 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
KADER
Dünyada gerçi olmadı bir şeyde kârımız Ukbâda belki olsa gerek itibârımız. Ağyâr gül kopardı dikenden demet demet, Hâr oldu bağrımızda çiçek yüzlü yârımız. Yükseldi arşa neşvesi dünun, esâfilin; Toprakta gizli kaldı bizim âh ü zârımız. Baş eğmedik edâniye ikbâl ü câh için; Mâziye, ırka, sancağadır iftihârımız. Şâd olmamak olur mu, Kızıl Elma semtine Bir gün dönerse râyet-i âli-tebârımız. Hiçbir emel gönülde karâr etmiyor bugün, Ermektedir, şitâya hazin sonbahârımız. Hakanların dikilmeli Altay’da tuğları, Varsın cihanda olmayagörsün mezârımız. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#27 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Hâtıralar
Bir anda uzun yıllar aşar hâtıralarla; İnsan ona derler ki yaşar hâtıralarla, Mâzideki kanlar, düşünüşler ve sadâlar İnsan denilen fertleri birbirine bağlar! Geçmişle bütün bağları çözmek ne ağırdır, Hayvanların ancak, dünü, mâzisi sağırdır. Mâziyi unutsak bile mâzi kökümüzdür, En tatlı gülen yüz bize mâzideki yüzdür. Geçmişte yatar şanlı zaferler, nice haklar! Tuğrul Beğ'i, Alp Arslan'ı mâzi bize saklar! Mâzideki bir şanlı fasıldır Kılıç Arslan! Kâfirlere bir sor ki nasıldır Kılıç Arslan! İnsanları yüksekte tutan: Hâtıralardır! Can verdiğimiz şanlı vatan: Hâtıralardır! Bilmezsen eğer geçmişi, toprakları git, kaz; Otlarla böceklerde dünün yâdı bulunmaz, İnsansa bütü yâdı aşar hâtıralarla. İnsan ona derler ki yaşar hâtıralarla... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#28 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
GEL BUYRUĞU
Tanrının "gel" buyruğu tatlılıkla erince Ona doğru can kuşu nice uçmasın, nice? Ne yaşamak tasası, ne dünyanın yasası, Ne de bir kaygı kalır can yükünü derince. Bu dirlik bir kılıçsa ölüm onun kınıdır; İkisini birlikte verirler bir verince. Ecel dedikleri şey erlerin kevseridir; Gözünü kırpmadan iç, içme çağı erince. Bir yumunca gözünü, kaybedince özünü Çalamazsın sazını öyle inceden ince Ne güneş kalır, ne ay; ne ırmaklar akar, ne çay; Dünya`ya gelmedin say yagiz yere girince. Bildiğin, neyse unut, Tanrı`ya kavuştun tut, Bir gün ölüm meleği seni yere serince. Su gördüğün ne varsa birer birer küçük damladır, Bir denize akıyor hepsi yerli yerince. Bir gördüğün baştır, mezar beşiğe aştır, Ölü diriye eştir, düşün biraz derince. Atsız! Ölüm gerekmek teninde can yaşarken, Sen burada olmazsın ölüm kanat gerince... NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#29 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
ESKİ BİR SONBAHAR
Sonbahardı... Seninle geçiyorduk o yoldan; Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu. Bize yaklaşıyordu. Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu. Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün; Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu... Havada bir serinlik... Tatlı bir hayal gibi... Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi? O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu. Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin; Yapraklar gibi yere dökülüyordu senin; O nağme mesafeyi, zaman aşıyordu. O bir beste değildi:Kuşlar ağlaşıyordu. En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır. Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır. Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak Belki veda etmektir sana birkaç satırla... Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla!.. NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
|
|
#30 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
DAVETIYE
Ey benito musolini! Ey gayet yüce, İtalyanlar başvekili muhterem Duce! Duydum ki, yelkenleri edip de fora Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora. Buyursunlar... Bizim için savaş düğündür; Din arabın, hukuk sizin, harp Türklüğündür. Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa Türk eri de oyle gider kanlı savaşa. Hem karadan, hem denizden ordular indir! Carpışalım, en doğru söz süngülerindir! Kalem, fırça, mermer nedir? birer oyuncak! Şaheserler süngülerle yazılır ancak! Çağrı Beg'le Tuğrul Beg'in kurduğu devlet İtalyalı melezlerden üstündür elbet; Bizim eski uşakları alda yanına Balkanlardan doğru yürü er meydanına; Çelik zırhlı kartalları göklere saldır... Fakat zafer sizin için söz ve masaldır... Dirilerek başınıza geçse de Sezar Yine olur Anadolu size bir mezar. Belki fazla bel bağladın şimal komşuna, Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna, Tanıyoruz Atilla'dan beri cermeni, Farklı mıdır prusyali yahut ermeni? Senin dostun cermanyaya biz Nemşe deriz, Bir gün yine bec önünde düğün ederiz. Söyle, kara gomlekliler etmesin keder; Ölüm-dirim savaş bir gün mukadder! Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin; Fakat yine biz Osmanli, sen Venediksin! Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir, Hayal bütün insanlarda olan bir haldir. Bu hayaller zamanları hizla aşmalı, GökTürklerle Romalılar karşılaşmalı! Görmüyorsan gönlümüzün içini, körsün! Kılıçlarımız kınlarından çıkmayagörsün! Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir; 17'ye karşı 44 milyon az gelir. Arnavudu yendim diye kendini avut, Yigit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut? Kayalara çarpmalidir korkunç türküler! Dalmalıdır gövdelere çelik süngüler! Sert dipçikler ezmelidir nice başları! Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları! En yiğitler serilmeli en önce yere! Kızıl kanlar yerde taşıp olmalı dere! Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister! Büyük devlet kurmak için büyük kan ister. Damarında var mı senin böyle bol kanın? Türk'ün kanı bir eşidir lavlı volkanın! Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir, Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir, Karşısında olmasaydı şanlı "Türk Budun" Belki gerçek olacaktı bir gün umudun, İnsan oğIu ümitlerle dolup taşmalı, Aryalarla Turanlılar karşılaşmalı. Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır; Hız verecek biricik şey ona savaştır! Keskin olur likörlerden ayranla kımız, Karnerayı yere serer Tekirdağlımız. Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru... Biz güleriz facyoların felsefesine, Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine? Bizim yanık Fuzuli'miz engin bir deniz! Karşısında bir göl kalır sizin danteniz! Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşık! "General"ler "Paşa" larla atamaz aşık!.. Ey İtalyan başvekili! Ey musolini! İki ırkın kabarmalı asırlık kini... Hesabını göreceğiz elbette yarın Yedi yüzlü, yedi dilli Italyanların! Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih. Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih Ne Venedik kalacaktı, ne Floransa... Hoş geldiniz diyecekti bize Fransa! Haydi, hamle kafirindir... İlkönce sen gel Ecel ile zaman bize olmadan engel! Burda tanklar yürümezse etme çok tasa; Süngülerle carpışmadır savaşta yasa. Olma boyle sinsi çakal, yahut engerek! Bozkurt gibi, kartal gibi dögüşmek gerek! Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde! Atilla'nın ateşi var içimizde! Kanije'nin gazileri daha dipdiri! Sınırdadır Plevne'nin kırkbir askeri! Edirne'de Şükrü Paşa bekliyor nöbet! Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet! Şehitlerden elli milyon bekçisi olan Aşılmaz bir kayadır bu ebedi vatan! NIHAL ATSIZ ATA NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| ata'nin , atsiz , siirleri , tÜm |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| ATSIZ ATA'NIN KAVGASI | Yürekli-kam | Türklüğe Hizmetleri Geçmiş Olan Ulular | 4 | 26.08.2008 21:24 |
| ATA'NIN POSTERİ YERLERDE | KARAMANOĞLU | Türkçü Bakış | 8 | 25.02.2008 21:20 |
| ATSIZ ATA'NIN ''ORKUN'' A VERDİĞİ RÖPORTAJ 46 YIL SONRA İLK KEZ ATSIZCILAR.COM DA | kafkaskurdu | Türkçü Bakış | 2 | 09.01.2008 19:53 |
| ATSIZ ATA'NIN ''TÜRK KIZI''ADLI ŞİİRİNDEN HARİKA BİR KARTPOSTAL | kafkaskurdu | Belgelik | 2 | 06.11.2007 15:28 |
| Basbugumuzun siirleri... | Tomay | En Büyük Türkçü Atatürk | 0 | 13.12.2006 01:19 |