![]() |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
SEHENDİM
SEHENDİM
Şah dağım, çal papağım, el dayağım, şanlı Sehend’im, Başı dumanlı Sehend’im, başı tufanlı Sehend’im Başda Heyder Baba tek garla, gırovla garışıpsan Son ipek telli buludlarla ufugda sarışıpsan Savaşırken barışıpsan Göyden ilham alalı sirri semâvata deyersen Hele ağ kürkü bürün, yazda yaşıl don da geyersen Goradan halva yeyersen Döşlerinde sonalar sinesi tek şuh memelerde Ne şirin çeşmelerin var O yaşlı telleri yel hörmede, ay nazlı Sehend’im İşveli eşmelerin var Goy Yağış yağsa da, sel olup ahsa da ahsın, Yanlarında dereler var Goy gelemgaşların uçsun ferelerle, hamı bahsın Başlarında hereler var, sıldırımlar, sereler var O eteklerde ne gızlar yanağı lalelerin var Guzular otlayarak neyde ne hoş lalelerin var Guzular otlayarağ neyde ne hoş nalelerin var Ay kimi hâlelerin var Gül çiçekten bezende, ne gelinler kimi nâzın, Suların zemzemesinde, ne derin râz-ı niyâzın Oynayar güllü gotazın Titreyir saz telli tek şahanelerin çayda, çimende, Yel o tellerde gezende, ne Köroğlu çalı sazın Ördeyin helvet edip gölde perilerle çimende Gol ganaddan ona ağ hövle açar gezmeli ağzın Gış gedir, goy gele yazın. Hele novruzgülü var, gar çiçeyin var, gelecekler Yel yağışda yuyunurken güneşiyle gülecekler Üzlerin tez silecekler Gışda keklik hevesiyle çöle gaçdığda canavarlar Garda gaggıldayarag nazlı gelemgaşların olsun Yaz o döşlerde nahar mendesin açdıgda çobanlar Bollu, südlü sürüler, daldı gavutmaçların olsun Ad alıp senden o şair ki, sen ondan ad alarsan Ona her dad veresen yüz o mugabil dad alarsan Tarıdan her zad alarsan Adag oldugda sen onlar daha artıg ucalırsan O celaletle Demavend dağından bac alırsan Şir elinden tac alırsan O da şe’rin, edebin şah dağıdır, sanlı Sehendi, O da sen tek atıp ulduzlara şe’riyle kemendi O da Simurgdan almagdadır fendi Şe’r yazanda geleminden görisen dürr sepelendi Sanki ulduzlar elendi Söz deyende görisen gatdı gülü, püsteni, gendi Yaşasın şair efendi O ne şair ki, hıyal merkebine şav şığıyanda O neneg at ayağın tozlu bulutlarda goyanda O ne şair ki, dağın vesfine misdağ onu gördüm Men senin tek ucalığ meşgine meşşag onu gördüm Eşge, eşg ehline müştag onu gördüm Lülelenmekdedi yer-göy nece tümer sarıyanda Göreceksen o zamanda Ne zaman varsa, mekan varsa kesip biçdi bir anda Geçecekler, gelecekler, ne bu yanda, ne o yanda, Ne bilim galdı ha yanda Bah ne hörmet var O’nun öz demişi tek papağanda Şirin’in tacı eyilmiş, gaşı durmuş gabağında Başına savrulan inci, çarığ olmuş ayağında Vehy edir şe’ri meleklerdi pıçıldır gulağında Arzulardır dodağında O da dağlar kimi Şe’ninde ne yazsam yaraşandır, O da zalım goparan, gar küleğiyle duruşandır Guduza, zalıma garşı sine germiş vuruşandır Guduzun kürküne zalım bireler tek daraşandır Emma vechinde fağır helgi eğilmiş soruşandır Gara millet, hüneri bilse hünerle araşandır Garalarla garışandır, sarışandır Gece hekgın gözüdür tur töretmiş ocağında Eriyip yağ tek üreklerdi yanırlar çırağanda Mey mehebbetden içip lale bitipdir yanağında, O bir oğlan ki, periler su içerler çanağında İnci gaynar bulağında Teb’i bir sevgili bülbül ki, ohur gül budağında Sarı sünbül gucağında Sular efsaneni söyler, o’nun efsunlu bağında Seher’in çenli çağında Şairin zövgü, ne efsunlu, ne efsaneli bağlar Ele bağlar ki “Elifleyli” de, efsanede bağlar Od yahıp dağları dağlar Gül gülerse, bulağ ağlar Şairin alemi ölmez, ona alemde zeval yoh Arzular orda ne hatirliye imkandı, mahal yoh Bağ-ı cennet kimi orda bu haramdır, bu halal, yoh O mehebbetde melal yoh Orda haldır, daha gal yoh Geceler orda gümüşdendi, gızıldan ne günüzler Ne zümürrüd kimi dağlardı, ne mermer kimi düzler Ne sarı telli inekler, ne ala gözlü öküzler Ay! Nece ay kimi üzler Gül ağaçları ne tavus kimi çetrin açıp elvan Hille kervanındı çöller, bezenir sürse bu kervan Deve Kervanıdı, çöller, bezenir sürse bu kervan Deve kervanıdı, dağlar yükü etlesdi bu heyvan Sabir’in şehrine doğru gatari çekmede Servan O hıyalımdaki Şirvan Orda gar da yağar emma daha güller sola bilmez Bu tebiet o teravetde mahaldır ola bilmez Ömür peymanesi orda dola bilmez O ufüglerde baharsan ne denizler, ne boğazlar Ne periler kimi gu guşları uçmagda, ne gazlar Gölde çimmekde ne gızlar Balıg ulduz kimi göllerde, denizlerde parıldar Yel güşuldar, su şarıldar Gesrler vardı gızıldan, galalar vardı egigden Rafeel tablosu tek sehneleri ehd-i etigde Doymasın köhne refigden Cennetin bağları tek bağlarının hûr-ü gusuri Düzülüp gurfede balgundan cevahir kimi hûri Elde Hurilerinin tüng-i bülûri Tüngünün gül kimi sehba-ye tehuri Ne meraglar ki, ayığ gözlere rö’yadı deyersen Ne şefaglar ki, derin bahmada deryadı deyersen Uyduran cennet-i me’vadı deyersen Zöhrenin gesri brilyan, hisarı incidi, yagut Gesri cadudu, mühendisleri Harut ile Marut Orda mani dayanıp galmış o suretlere mebhut Gapı gullugçusu Harut Ordadır şe’r ü müzik menbeyi, serçeşmedi gaynar Ne periler kimi fevvarelerden efşan olup oynar Şair ancağ onu anlar Dolu mehtab kimi istehrdi fevvareleriyle Meleke orda çimer ay kimi mehpareleriyle Güllü güşvareleriyle Şe’r ü musigi şabaş olmada efşandı, perişan Sanki ağşahıdı olmağda gelin başına efşan Ne gelinler ki, ne ennik üze sürtelle ne kirşan Yaha ne tülkü ne dovşan Ağ periler sarı köynekli buludlardan enirler Süd gönülde melek ile çimerken sevinirler Sevinirler, öyünürler Govzananda here elde dolu bir cam aparırlar Sanki çengilere, şairlere ilham aparırlar Derya gızlarına peyğam aparırlar Denizin örtüyü mavi, ufügun segfi semavi Aynadı her yana bahsan, yer olup göyle müsavi Gerg onun şe’rine ravi Gurfeler ay bulud altında olar tek görünüller Göz açıp yumma çırağlar kimi yandıgda sönüller Sehneler Çerh-i felek tek durulup gah da çönüller Kölgelikler sürünüller Zöhre balgunda ilahe şinilinde görünürken Bahısan Hafiz-i de orda celaletle görürsen Ne seversen Gâh gören Hafiz-i Şiraz ile balgunda duruplar Gâh gören ortada şetrenc gurupken oturuplar Gâh gören söz ile, avaz ile eylence guruplar Sanki sager de vuruplar Hace elhan ohuyanda hamı işden dayanırlar O nevalerle periler, gâh uyup, gâh oyanırlar, Laleler şö’lesi elvan şüşe rengi boyanırlar Ne humar gözlü yanırlar Ganad ister bu feza, goy gala terlanlı Sehendim Eşit öz gissemi, destanımı, destanlı Sehendim Seni Heyder Baba ol ne’releriyle çağıranda O sefil, darda galan tülkü govan şir bağıranda Şeytan’ın şıllığa galhanda gatırı nohda gıranda Dede gorgud sesin aldım, dedim arhamdı, inandım Arha durdugda sehendim, Savalan tek havalandım Sele garşı gavalandım Çoşgunun da ganı coşdu, mene bir haylı ses oldu Her sesiz bir nefes oldu Baki dağları da hay verdi sese, gıy ha ucaldı O tayın ne’releri sanki bu taydan da bac aldı Gurd acıldıhda gocaldı Rahim’in ne’resi govzandı deyen toplar atıldı Sel gelip nehre gatıldı Rüstem’in topları seslendi, deyen bomlar açıldı Bize gül gonca saçıldı Gorhma geldim deye sesler de mene, can dedi gardaş Mene can can deyerek, düşmene gan-gan dedi gardaş Şehriyar söylemeden gâh mene sultan dedi gardaş Men de canım çığırıp can sene gurban dedi gardaş Yaşa oğlan! Size dağdaş deli ceyran dedi gardaş El size gaflan dedi gardaş Dağ size aslan dedi gardaş Dağlı Heyder Baba’nın arhası her yerde dağ oldu Dağa dağlar dayağ oldu Arazım ayna çırağ goymada aydın şefeg oldu O tayın ne’resi govzandı ürekler gulag oldu Yene gardaş deyerek gaçmada başlar ayağ olduk Gaçdıg üzleştik Araz’da yene gözler bulağ oldu Yene gemler galağ oldu Yene gardaş sayağı sözlerimiz bir sayağ oldu Vesl iyin almada, el çatmada aşgim damağ oldu Helelik gem saralarken gayalar döndi ağ oldu Araz’ın süd gölü daşdı, gayalıglar da bağ oldu Sarı sünbüllere zülf içre, oraglar darağ oldu Yoncalıglar yene bildirçine yay-yaz yatağ oldu Gözde yaşlar çırağ oldu, lale bitdi yanağ oldu Gonca güldi dodağ oldu, ne sol oldu ne sağ oldu Elimi arhamı gördükde zalım ovçu gısıldı Sel kimi zülmü basıldı, zine arh oldu kesildi Özü getdi yeri galdı Tor guran ovçu atın govmada sındı, geri galdı Emma Heyder Baba da bildi ki, biz tek hamı dağlar Bağlanıp gol gola zencirle buludlar, odur ağlar Ne bilim, belke tebiet özü, namerde gün ağlar Ne bilim, belke tebiet özü namerde gün ağlar Eyri yolları açarken, düz olan golları bağlar Saf olan sineni dağlar Dağların her goçu terlanı, ceyranı maralı Hamı düşgün hamı pozgun, sineler dağlı, yaralı Gül açan yerde saralı Mehşer olmagdadı bunlar, daha vulgan olacagdır Zülm dünyası yanarken de tilit gan olacagdır Vay! Ne tufan olacagdır Dedin Azer eli’nin bir yaralı nisgiliyem men Nisgil olsam da gülüm, bir ebedi sevgiliyem men El meni atsa da öz gülşeniminin bülbülüyem men Eliminin Farsıca da derdini söyler diliyem men Diye doğru, ne garanlıg ise el meş’eliyem men Ebediyyet gülüyem men Nisgil ol çariye galsın ki, ceahir nedi ganmır Medeniyyet Debin eyler bedeviyyet, bir osanmır Gün gedir, az gala batsın, gecesinden bir oyanmır Bir öz ehvalına yanmır Atar insanlığı, emma yalan ensabı atammaz Fitne govzatmazsa bir gün, gece asude yatammaz Başı başlara çatammaz Emma menden sarı sen arhayın ol, şanlı Sehend’im Deli ceyranlı Sehend’im Men daha erş-i ela kölgesi tek başda tacım var Elde Musa kimi Fir’ona genim bir ağacım var Herecim yoh, ferecim var Men, Eli oğluyam, azadelerin merdi, muradi, O garanlıglara meş’el, o işiglıglara hadi Hakga, imana münadi Beşda sınmaz siperim, elde kütelmez gılıcım var. ŞEHRİYAR Saygılar.. |
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
ESENLIKLER! SAYIN MELIKETERKEN SOYDASIM GERCEKDEN COK GOZEL SIIRLERI BIZLERLE PAYLASIRSIN, COK SAGOLUN,ELLERINIZE SAGLIK, VAROLUN.
NE MUTLU TURKUM DIYENE, TURK IRKI SAGOLSUN!
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| sehendİm |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|