Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı  

Geri git   Ulu Türkçü Nihâl Atsız Otağı > TÜRKÇÜ BAKIŞ > Türkçü Bakış

Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs..

Yeni Konu aç  Yanıtla
 
Konu Bağlantısı Seçenekler
Alt 21.05.2008, 22:38   #1 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Buğra Şad adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
Bulunduğu yer: Kemal Paşa'nın Ruhu
İletiler: 1,948
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Yargıtay'dan Anlamlı Bildiri

Yaşanan son gelişmelere yönelik Yargıtay bugün Ankara'da gerilimi yükselten bir bildiri yayınladı. Bildirinin asıl hedefinin hükümet ve AKP olduğu anlaşılıyordu. Bildiriyi okuyan herkesin, Yargıtay'a hak vereceğine şüphem yok. Ben şahsen okudum ve hak verdim.

İşte bildirinin tam metni:

Kuruluşunun 85. yılında Cumhuriyetin temel niteliklerinin tartışmalara ve yeni tanımlamalara konu edilmesinden ve Yargı erkine yönelik sistemli saldırıların ivme kazanmasından duyduğu kaygıyla Yargıtay Başkanlar Kurulu;

Aşağıdaki görüş ve önerilerini, adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duymaktadır.

Tartışılmaz bir gerçektir ki;

“Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” idealinin, yüceltmeyeceği kişi ve kurum yoktur.

Cumhuriyetin temel niteliklerini benimseme, sahiplenme ve koruyup yüceltme işlevinde, Devletin temel organları olarak Yasama, Yürütme ve Yargı, Anayasa gereği, uygar bir işbölümü ve işbirliğiyle yetki ve sorumluluk üstlenmiş, erkler arasında üstünlük sıralaması olmadığı, üstünlüğün sadece Anayasa’da bulunduğu ilkesi getirilmiş, yargının bağımsızlığına özellikle vurgu yapılmıştır.

Ne var ki;

Bir yıla yakın süreçte ve özellikle son zamanlarda, giderek artan bir biçimde, Yargı erkine yönelik ve hukuk devleti olma ilkesiyle bağdaşmayan sistemli saldırılar, anılan temel ilkeleri zedeler olmuştur.

Süreklilik gösteren bu davranışlar, toplumun, çözüm bekleyen sorunlarının ve gerçek gündeminin ötelenmesine, gelişimine harcanması gereken zamanın gereksiz biçimde yitirilmesine neden olur hale dönüşmüştür.

Bu cümleden olarak;

Gelişen dünyaya uyumda yetersiz kalan Anayasanın kimi hükümlerinin yenilenmesi konusunda oluşan genel kabulden yararlanılmak suretiyle bir siyasi görüşün istek ve direktifi doğrultusunda bütünü değiştiren bir taslak hazırlattırılarak, “en doğru ve en çağdaş Anayasa” tanımlamasıyla kamuoyuna sunulmuş, Anayasaların en geniş toplumsal mutabakatla, tartışma, uzlaşma ve sahiplenmelerle hazırlanması gerekeceği göz ardı edilmiş, böylece ilk ciddi gerilim, beklenmedik bir zamanda ve hiç de gerekli olmayan yöntemle gündeme yerleştirilmiştir.

Taslağın, içeriği itibariyle “lâik cumhuriyet, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı” temel kavramlarıyla önemli ölçüde çelişmesi, haklı tepkilere zemin hazırlamış, o evrede Yargıtay Başkanlar Kurulu, 28.09.2007 günlü bildirisiyle;

“1- Yürürlükteki Anayasanın özünü ve lâik Cumhuriyetin dayanağını oluşturan ve metne dahil olduğu 176. maddede ifade edilen “Başlangıç” bölümünün sözünde ve özünde kısaltma yapılarak etkisiz hale getirilmesinin kabul edilemeyeceği,

2- Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri korunur gibi görünse bile başka maddelerde yapılacak değişikliklerle Cumhuriyetin temel ilkelerinin zaafa uğratılmasının benimsenemeyeceği,

3- Cumhuriyetin vazgeçilmez temel dayanağını oluşturan ve Yüksek Mahkeme kararları ile çerçevesi isabetle çizilmiş olan lâiklik ilkesinin doğrudan veya dolaylı yeni düzenlemelerle zayıflatılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğu,

4- Tarafsızlığı tartışma konusu olamayacak, bağımsızlığı ise bir türlü sağlanmak istenmeyen Yargı erki’ni, Yasama ve Yürütmenin denetim ve hakimiyetine daha ziyade çekme niyetini açığa çıkartan önerilerin asla uygun bulunamayacağı,

Açıklanan vazgeçilmez ilkeler doğrultusunda ve bu sorumluluk duygusu ile gelişmelerin takipçisi olunacağı”

Yönündeki karşı duruşunu Ulusuna duyurmak zaruretini hissetmişti.

Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaştırılması girişiminde duraksama yaratmış; ancak, Anayasanın 10. ve 42. maddeleriyle ilgili değişiklik, engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır.

Tüm gelişmeleri izleyip değerlendiren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasanın ve yasaların kendisine yüklediği sorumluluğun gereği ve tezahürü olarak, yasal yöntemle topladığı kanıtlara dayanmak suretiyle bir siyasi parti hakkında iddianame düzenleyerek Anayasa Mahkemesi nezdinde yargılama ve müeyyide talebinde bulunmuş, ne var ki talebin muhatapları ve onların yandaşları, iddianamenin kurumsal olduğu gerçeğini gözardı ederek, akla, mantığa ve hukuka aykırı tavır, söylem ve yazılarla ve hatta çoğu suç teşkil eden davranışlarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı, toplumun tepki ve husumetine muhatap kılmaya yönelmişlerdir.

Bu türden davranışların, kişisel tatmin duyguları ötesinde, yargılanan siyasi kuruluşa hukuken hiçbir yarar sağlamayacağı, yargılamanın sonucunu da etkileyemeyeceği gözetilmemiş, zaman zaman şiddetini kaybetse de bütünüyle sona erdirilmediği, belki de bilinçli tarzda sona erdirilmek istenmediği gözlenir olmuştur.

Süreçte;

Çelişki ve yanlışlıklar sürdürülmüş, açılan davayı Anayasal ve yasal sorumluluk ve yetkinliğiyle hukuka uygun olarak değerlendirilip sonuçlandıracağında hiçbir kuşku bulunmayan Anayasa Mahkemesi’nin, her tür etkiden uzak biçimde yargı yetkisiyle baş başa bırakılması ve sonucun saygıyla karşılanacağı kanısının yaratılması yerine, Anayasa’nın 138. maddesi hükmünü gözardı eder bir sorumsuzlukla, yargıyı etkilemeye yönelik tavır, davranış ve görüş açıklamaları artan bir hızla sergilenmiştir.

Yargı huzurunda, kendini ve siyasi teşekkülünü hukuka uygunluk içinde savunmak, ithamların asılsızlığı inancına sahip olunuyorsa kendi karşı kanıtları ve gerekçeleriyle iddiaları çürütmek yerine, “dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı” gibi şaşırtıcı bir inançla, Yargıyı ve mensuplarını halka şikayet ederek, hedef göstererek, hatta yabancı kişi ve kuruluşların yardım ve katkılarını sağlayarak, Türk yargısını etkileme niyet ve gayretine girmek suretiyle, açılan kapatma davasında lehe sonuç alma heves ve yöntemleri sıklıkla denenir olmuştur.

Son olarak;

Avrupa Birliği genişlemeden sorumlu Komiseri’ne “Yargı Reformu Strateji Taslağı” adıyla bir belge tevdi olunmuş, bu konuda Yargıtay’ca yapılan düzeyli ve hukuki uyarıya hiç de icaplı olmayan biçimde karşılık verilmiş, zamanlaması, biçimi ve içeriği itibariyle kabulü mümkün olmayan böylesi bir taslakla, yürütme erkinin nasıl bir yargı erki yaratmak istediği gün ışığına çıkarılmıştır.

Yargı erkinin geleceğini şekillendirecek böylesine ciddi bir taahhüdün, yargıda reformu geçmişten bu yana ısrarla savunan, tüm toplumca benimsenir nitelik ve nicelikte öneriler saptayan ve bu önerileri de Avrupa Birliği temsilcilerine kabul ettirerek geçmiş tavsiye kararlarına yansıttıran Yargıtay’a sunulmadan, görüş, düşünce ve deneyimlerinden yararlanmadan diğer Yüksek Mahkemelerin ve yargı erkinin sair üst organ ve kuruluşlarının ve mensuplarının görüş ve önerilerinden de yararlanma gereksinimi duymadan Avrupa Birliği yetkilisine verilmesinin Devlet sorumluluğuyla bağdaşmayacağı, hiçbir gerekçeye de sığınılarak açıklanamayacağı ortadadır.

Kaldı ki, yayımlanmış içeriği itibarıyla reform gibi gösterilen ve gerçekleştirileceği Devletçe taahhüt edilen birçok önerinin, yargı bağımsızlığı adına asla kabul görmeyeceği, yoğunluğunun Avrupa Birliği’nin önceki istişare ve ilerleme raporlarıyla ve keza kabul görmüş uluslararası yargı bağımsızlığı kavramlarıyla büyük ölçüde çeliştiği gözlemlenmiştir.

Bu bağlamda;

Avrupa Birliği ilerleme raporlarında, Yargıtay’ın da görüşlerine uygun olarak yer alan;

1) Türk yargı erkinin bağımsızlığını zedeler düzeyde, yürütme erki kaynaklı müdahalelerin giderilmesi gereğine ilişkin tavsiyelerin dışlandığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun oluşumunda Bakan ve Müsteşarın yer alışının, “milli hakimiyet ilkesine yönelik önemli bir adım” olduğu gerekçesiyle savunulup korunduğu, bununla da kalınmayarak, geçmişte sakıncaları görülerek uygulanmasından vazgeçildiği gözetilmeden, “yargının yasama organına karşı sorumluluğunu temin” adı altında Yasamanın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçmesinin gerekliliği ve bu doğrultuda düzenlemeler yapılacağının ifade edildiği, böylece Yasama erkindeki etkinliğini kullanarak, yargıç ve Cumhuriyet savcıları üzerinde Yürütme Erkinin baskı ve denetiminin geliştirilmek istendiği,

2) Yargı mensuplarının yürütme erki güdümünde bir sivil örgütlenme oluşturabilmelerinin öngörüldüğü, bağımsız ve özgür bir kuruluşa izin verilemeyeceği görüşünün öne çıkarıldığı,

3) Tüm olumsuz koşullara karşın, yargı işlev ve yetkisini özveriyle yürüten yargıç ve Cumhuriyet savcılarının, her türden engele rağmen ulaştıkları başarı düzeyini takdirle değerlendirmek, özlenen yargı hizmetinin sunulamamasının nedenlerini isabetle saptamak ve diğer erklerin sorumluluğu kapsamındaki eksikleri gidermek yerine, karşılaşılan olumsuzlukların yegane sorumlusu yargı mensuplarıymış gibi bir önyargıyla etik değerlere atıfta bulunulduğu, “yargıya güvenin tartışılması” başlığı altında “…asıl sorumluluk öncelikle yargının kendisine düşmektedir”… “bu çerçevede hakimlik makamına, bütün kişi ve kuruluşların yanı sıra ve bunlardan da önce olmak üzere bu makamı temsil eden kişilerin saygı göstermesi ve bu makamda bulunmanın onurunu hissedip bu onura uygun tavır ve davranışlar içerisinde bulunmaları vazgeçilmez bir sorumluluktur.” sözleri seçilerek, hiç de yerinde olmayan ifadelerle, ulusal yargının ve mensuplarının yabancılara şikayet edilebildiği esefle gözlemlenmiştir.

Bu düşünce, niyet ve tasarrufların, yargı erki adına ve Adli Yargının en üst kurumu olan Yargıtay tarafından asla kabul edilemeyeceği, “bağımsız yargı hedefiyle” bağdaştırılamayacağı, dahil olmayı amaçladığımız Avrupa Birliği müktesebatıyla da uyum sağlamayacağı açıktır.

Sorgulamak gerekmektedir ki;

Tüm bu gelişmeler, ısrarlı bir biçimde ve sistemli olarak yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediğini, tarafsızlığı sağlama adı ve aldatmasıyla yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulmasının amaçlandığını belgelemeye yetmektedir.

Hedeflenen budur !

Ancak asla unutulmamalıdır ki;

İnsanlık tarihi, böylesi güdümlü bir yargı ile varlığını sürdürebilen, bireyini güvenli ve mutlu edebilen ve uygarlık yarışında başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir.

Yüce Türk Ulusu ise bağımsızlığı ve etkinliği eksiksiz bir Yargı Erkine her zaman layık olmuştur.

Yüce Ulus adına yargı yetkisini, bu görüş ve sorumlulukla; kullanmayı sürdüreceğimizi, yargı bağımsızlığının takipçisi olacağımızı saygıyla duyururuz.
Buğra Şad Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 21.05.2008, 22:58   #2 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 17.10.2007
Bulunduğu yer: Tanrı Dağları
Yaş: 27
İletiler: 294
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
İşlerine geldigi zaman Yüce Türk Yargısına güveniyoruz diye söze başlayanlar,bugün yargının verdigi kararlara saygı duymak bir yana yargıya saldırmak ve onu hedef tahtası haline getirmeye başladılar. Ab' de görevinden ayrılmış emekli olmuş bazı Türkiye düşmanlarını daha önce gazete köşelerinden eleştiren ab ni yerden yere vuran mukaddesatçılar,islami gazeteler bugün onların açıklamalarını çanak tutarak anlatmaktadır, bunların bagımsız Türk adelet sistemi ile olan gizli savaşlarının nedenlerini çok iyi görüyoruz,açıklamayı haklı buluyorum.
Türk Atak Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 21.05.2008, 23:31   #3 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Alparslan-Türkçü adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 27.04.2008
İletiler: 97
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Bu akepe gitti,avrupalı büyüklerine karşı Türk Yargısını cephe aldırarak kendi kuyusunu kazmaya devam etmektedir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bunların tekere bir çomak soktu,ne oldum delisi oldular bir anda sonrada milletin canından bezdiren yasalar çıkararak bardağı taşırmaya devam etmektedirler.

Bazı insanlar hala farkına varmış değil,insan bir düşünür bu iddaname havadan gelmedi ya 162 sayfa.Açıklamada doğru bir açıklamadır,yargıyıda kendi kurumları zannediyorlar.Yargı bağımsız olmazsa adalet olurmu hiç .
Alparslan-Türkçü Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 22.05.2008, 07:38   #4 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Ogedei Han adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 16.11.2007
Yaş: 19
İletiler: 138
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
AB ile ilgili Yargı Reformu taslağında Türkiye'deki hukukçulara,savcılara veya avukatlara ve barolar birliğine danışılmadı bile.Ayrıca açıklamalarında sürekli çıkacak kararlara saygılıyız diyorar fakat sözde değil özde hukuka saygılı olunması gerekiyor.Akepe unutmamalı ki Yargı herşeyden üstündür!!!
Ogedei Han Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 22.05.2008, 19:35   #5 (İleti Bağlantısı)
Türkçü
 
Türkçü Bakış adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 10.11.2007
Bulunduğu yer: Moskova - Rusya
İletiler: 134
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Buradan Türk hakimlerine bir kez daha saygıyla boynumu eğiyorum. Bugün neredeyse herkesin sustuğu yerde, yargıçlarımız savcılarımız tek başlarına her şeyi göze alarak yol alıyor. Bir gün Türkçüler iktidar olduğunda mutlaka hukukumuzu, yargıçlarımızı ve savcılarımızı onurlandıracak bir "Türk'ün Adaleti" anıtı yapmalıyız.
__________________
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Türkçü Bakış Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 23.05.2008, 02:52   #6 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
Üyelik Tarihi: 17.10.2007
Bulunduğu yer: Tanrı Dağları
Yaş: 27
İletiler: 294
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Yargıtayın bu haklı çıkışına veryansın eden hükümet ne diyecegini şaşırmış ve bunun siyasi bir konu oldugunu öne sürmüştü kızgınlık ve hiddetle yargıtaya yüklenen hükümet cepesine bir sert yanıtta Danıştaydan geldi: 'Başkanlar Kurulu, yargıyı doğrudan ilgilendiren konularda yargı organlarının görüşlerini kamuoyuyla paylaşmalarının siyasi bir niteliği bulunmadığını bildirdi.' ve yargının demokratik meşruiyetinin tartışmaya açılmış olmasını kaygıyla izlediklerini belirttiler. Bir millet olarak biz bu gelişmeleri kaygıyla izlemeye başladık ben yaptım oldu,ben gidersem herşey çöker mantıgıyla nereye kadar varıcaz bilmiyorum.Senden önce bu ülkede 59 hükümet kurulmuş sen gitsen ne olur?
Türk Atak Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 23.05.2008, 22:54   #7 (İleti Bağlantısı)
Otağ Yöneticisi
 
Buğra Şad adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 04.07.2007
Bulunduğu yer: Kemal Paşa'nın Ruhu
İletiler: 1,948
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Bu bildiri, AKP'nin iddia ettiği gibi siyasi bir bildiri değildir. Bildiride ısrarla vurgulanan, cumhuriyetin bekası ve yargının bağımsızlığı olmuştur. Bildiride hiç bir parti veya kurum ismi de belirtilmiş değildir. Yani bildirinin, siyasetle ilgisi yoktur. Bu kuruntuya kapılanlar, bildirinin doğrudan muhatabı olduğunu anladıkları için savunma refleksine girenlerdir.
Buğra Şad Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Alt 24.05.2008, 14:04   #8 (İleti Bağlantısı)
Üyeliği iptal edilmiştir
 
yamtar1968 adlı üyenin kimlik resmi
 
Üyelik Tarihi: 21.05.2008
Bulunduğu yer: adana
Yaş: 40
İletiler: 5
Bu kullanıcının Rss Beslemesi
Bir TÜRKÇÜ hukukcu olarak bu bildiriyi değerlendirecek olursam...Ey kendini milletin vekili olduğunu iddia eden ama gücünü YÜCE TÜRK MİLLETİNDEN değilde RTerdoğanın belirlediği ve YÜCE MECLİSİ işgal eden ruhunu araba satmış akp li vekiller.Sizler TAM BAĞIMSIZLIK ilkesini AB normlarına göre sulandırmaya çalışan ahmaklar nolacaktı ya.Sizin yapmaya çalıştıklarınız karşısında YÜCE YARGI sessizmi kalacaktı.YÜCE TÜRK ULUSU hiç endişeye kapılma.Ruhunu araba,abdye,avrupaya satmış devşirmeler bu devranın böyle gideceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz.SİZLERE ELBETTE BİRİLERİ DUR DİYECEK.YAPTIKLARINIZIN HESABINI YÜCE TÜRK ULUSU ÖNÜNDE VERECEKSİNİZ.ANANIZIDA ALIP BİRDAHA DÖNMEMEK ÜZERE GİDECEKSİNİZ.TÜRKÜZ TÜRKÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜYÜZ
yamtar1968 Çevrimdışı   Alıntı ile yanıtla
Yanıtla

Etiketler
anlamlı , bildiri , yargıtay'dan



Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Yanıt Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Otağ Yanıtlar Son İleti
Güzel ve anlamlı bir fıkra TÜRK YILDIRIM Türkçü Bakış 17 20.05.2008 10:11
Anlamlı ve Bir O Kadar da Acı Bir Video. Aydın Çeri Youtube Genel 0 21.04.2008 21:49
Kapatma davasına karşı bildiri (SİZ KİM OLDUĞUNUZU SANIYORSUNUZ? ) Bozkurtun-Oğlu Türkçü Bakış 1 17.04.2008 12:39
Cumhuriyet'in Anlamlı Reklamı Ruh Adam Youtube Genel 0 06.07.2007 18:13
Türk Gençliği Hareketi'nden Bildiri TEKTÜRK Türkçü Bakış 0 24.01.2006 10:50


Otağ Saati: 19:38


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Atsızcılar @ 2005