![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
Çaşıt, dedikoducu, iftiracı, kahpe dölü ve nankör bir piçtir
|
Gazete Eleştirileri
Gazete:Radikal
Yazar:Türker Alkan Dilin siyaseti,siyasetin dili Bir zamanlar ‘dünya dili’ olur umuduyla ‘Esperanto’ diye bir dil uydurulmuştu. Çoğu Avrupa dillerinden esinlenerek uydurulan sözcükler, basit bir gramer, okunduğu gibi yazılan bir alfabe... Ama olmadı. Dünyada bu dili konuşan insan sayısının 100 bini aşmadığı söyleniyor. Ama bu arada uluslararası bir dil çıktı ortaya: İngilizce! Bir taraftan İngiltere’nin dünyada kurduğu üzerinden güneş batmayan imparatorluk, sömürgelerinde oluşturduğu askeri ve sivil bürokrasi, eğitim ağı; arkasından Amerika’nın ekonomide, bilimde, askeriyede, sanatta (özellikle de iletişimde) sergilediği üstünlük, İngilizce’nin ilk uluslararası dil olmasını sağladı. İngilizce’nin bu başarısında gramer yapısının basitliği ve sadeliği de rol oynamış olmalı. Önümüzdeki on yıllarda küreselleşmenin gelişmeye devam etmesiyle İngilizce’nin yaygınlaşması daha da artacaktır. Dil ve kültür, siyasetin ayrılmaz bir parçasıdır. İngilizce’nin ve Fransızca’nın dünya dili olma yolunda gösterdikleri başarıya karşın yüzlerce yıl büyük bir imparatorluğun dili olan Türkçe’nin başarısızlığı dikkate değer. Bir zamanlar Osmanlı’nın yönettiği ülkeleri dolaşın, Türkçe konuşan bir topluluk bulmanız pek mümkün olmayacaktır. Oysa Osmanlı gibi eski zaman imparatorlukları olan Emevi ve Abbasiler her gittikleri yere Arapça’yı da götürmüş! Ama Osmanlı farklı bir yol izlemiş. Yönetimindeki toplulukları Türkçe konuşmaya zorlamamış. Buna, “Osmanlı’nın hoşgörüsü” diyoruz. Belki hoşgörünün payı vardı. Fakat asıl sorun sanırım Osmanlı’nın Türkçe’yi benimsememesi, sahip çıkmamasıydı. Saraylarda, bilim ve sanat çevrelerinde ‘Osmanlıca’ konuşulur oldu, Türkçe değil. Türkçe konuşmak, cahillik ve kabalık göstergesiydi. Türklere ‘etrak-ı biidrak’, yani ‘akılsız Türkler’ denirdi. Osmanlı’nın gözünde Türk’ün yeri bu olursa, Türk olmayanlar bu dili öğrenmeye neden heves etsin ki? Cumhuriyet döneminde Türkçe’ye önem verildi, Türk Dil Kurumu’nun, bilim, sanat ve kültür çevrelerinin etkisiyle Türkçe çağdaş gereksinmeleri karşılayacak bir dil haline getirilmek istendi. Bu yönde ilerleme olsa da, yabancı sözcüklerin sızmasına engel olunmadı. Yazara buraya kadarki bölümde söylenecek söz yok.Dil emperyalizminin kültür emperyalizmi olduğunu. Dilin kültürdeki yerini güzel işlemiş. Osmanlı'nın dil konusundaki yanlışları aynı oranda örf adet ve Töre'ye de etki yapmış ve İslamiyet öncesi Türk Töresinden pek bir eser bırakmamış. Cumhuriyet'in ilanından sonra Ulu Başbuğ'un azimli çalışmalarının sonucunda eskisine nazaran çok arınmış bir dil ve büyük bir tarih mirasına sahip olduk. 'Dil konusunda şu anda karşılaştığımız en büyük sorun, Kürtçe ile ne yapacağımız. 12 Eylül’de ve onu izleyen yıllarda askerler bu sorunu Gordion’un düğümünü bir kılıç darbesiyle keser gibi çözmeye kalkışmışlar, Kürtçe konuşmayı yasaklamışlardı! Tabii ki bu saçma bir şeydi ve hiçbir işe yaramadı. Zamanla yumuşama oldu, Kürtlerin kültürel etkinliklerine konan sınırlamalar gevşetildi veya kaldırıldı. Şimdi TRT Kürtçe yayın yapmaya hazırlanıyor. On saatle başlayacak ve zamanla daha da uzayacak bir yayın süresi söz konusu. Tabii ki bu konuda bir yargıya varmak için vakit henüz çok erken. Yayınların içeriğini ve nasıl bir izlenim bırakacağını bekleyip görmek lazım. Fakat, ilke olarak doğru bir şey yapıldığını söylemeliyim. Bu girişimi, ‘Kürt Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün kurulması izlemelidir. Buna benzer girişimler ayrılıkçı hareketin zayıflamasını veya ortadan kalkmasını sağlar mı? Onu bilmek zor. Bu konuda kimsenin de garanti verebileceğini sanmıyorum. Fakat, doğru olan neyse, onu yapmakta yarar var. Bundan sonra klasik kürt hastalıkları dizisini görmek mümkün. Halkların kardeşliği ve mozaik hikayelerinin güzelce enjekte edildiği bir bölüm. Türkiye'de ki asli unsurun Türkler olduğunu kabul etmeyen sözde Atatürkçü bu düşünce yukarıdaki örnekte olduğu gibi her seferinde ilk önce Atatürkçü gözüküp sonra asıl istediklerini vermeye çalışıyorlar. Atatürk'lü yıllarda etnik döküntüler ve onların isyanları ihanetleri yokmuydu? kürt sait ayaklanmaları,dersim olayları,Ağrı olayları o dönemlerde yaşanmadı mı? Peki Başbuğ neden kürtlere bir öncelik tanıyıp onlara esnek davranmadı ve katıksız bir milliyetçilik ile dilde Türkçülüğü savundu. Not:Kırmızı renkli yazılar benim yorumlarım. |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| eleştirileri , gazete |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| KANDİL OPERASYONUNU KÜÇÜK GÖREN TEK AŞŞAĞILIK GAZETE | ATATÜRKÇÜ GENÇLİK KURT | Türkçü Bakış | 30 | 06.01.2008 21:32 |
| İZLENECEK TELEVİZYON KANALI OKUNACAK GAZETE HAKKINDA | tanrıkut ilteriş | Türkçü Bakış | 31 | 20.08.2007 11:24 |