|
kürdistan dayatmalari! ve mısıl mısıl uyutulan Türk milleti!
Su sıralarda bazı basın-medya kuruluşlarında kürtlerin nüfüsları tespit ! ediliyor, bazılarına göre 10 milyon, bazılarına göre ise bu sayı daha fazla. Milliyet gazetesinin yazarları sözbirliği edercesine, kürtler üzerine yazılar yazıyor. İstanbuldaki kürt nüfüsunun miktarını 1 milyon olarak belirliyor. akp hükümeti geldiğinden beri kürtler üzerine yoğunlaşıyoruz. Hükümet olarak kürtçülüğe varan söylemlere imza atıyorlar.
Yıllardır bize Türk - kürt kardeşliği vurgulanıyor, kürtlerin ülkenin kurulusunda önemli pay sahibi olduğu gibi progapandaları uzun zamandır duyuyoruz. Türk devletine bu sayede ortak bir halk yaratılmak isteniyor. Uzaktan kardeşlik söylemi hoş görünebiliyor, ancak istiklal savasını bile başkaları ile paylaşmak devleti paylaşmak demektir. Bu gibi söylemler her zaman iki yapılı bir devlet yaratır, bu gibi söylemler zaten kendiliğinden bölünmeyi getirir. Daha da vahimi iç savaşı bile filizlendirir. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok, bu her yerde böyledir. Kosova örneği buna işaret eder, arnavut, müslüman vs ayrılmanın sonucu zaten bununla acıklanabilir bir nebze. Kosova örneğine bakıldığında sırp nüfusunun azaldığı, diğer kökenli insanların hızla arttığı bir gercektir. Bunun sonucunda ise ister istemez, azınlık olan sırpların orayı kaybetmesi ile sonuçlandı. Bu örnekle gözümüzü mersine cevirelim, mersinde hızla arttırılan bir kürt nüfus var, bunu zaten milliyet gazetesi Mersin ilimizin yakında %60 nun güneydoğulu ? kökenliler tarafından nüfus edileceğini ifade ediyordu. Bu gercekle! Mersini elde tutamayacağımız anlaşılıyor, zaten kürdistan! haritasına artık Mersinide eklemeyi ihmal etmiyorlardı. barzani-talabani Mersinde sanayi-ticari kuruluşlar kuruyor, bir nevi kurtarılmış bir bölge yapılıyor. Zaten Mersin artık haritalarda kürdistanın bir limanı olarak gözüküyor.
Bu kardeşlik söylemleri ile uyutulan Türk milleti , tepki duymuyor yahut duyamıyor. Yanı başında pkk lılar gövde göşterileri düzenliyor, Türkleri burdan kovacaklarını bağırıyorlar!, orasını kürdistan yapacaklarını ifade ediyorlar. Ülkede rahatca kürdistan üzerine gösteriler düzenleniyor, emniyet güclerini ise uzaktan izlemekle yetiniyor. İnsan ister, istemez bunları hükümet veya hükümetteki bazı şahısların tarafından mı korunduğunu düşünüyor.
Güneydoğu üzerinde bu olay zaten uzun zamandır devam ediyor, devamlı yeni kurtarılmış bölgeler yaratılıyor. Nüfus üştünlüğünü elde etmek, için her şey yapılıyor. Zamanla hızla artan bir kürt nüfusu ile gelilen nokta zaten buydu.
Zaten başkaldırı cumhuriyetin, kuruluşundan beri devam ediyor. Su isyan bu isyan, benim gibi onlarca isyan cıkartılıyor ancak son nokta ozamanlar, dersim isyanı ile noktalanıyor, artık devletin bu olaylara karsı hoş görüşü kalmıyor, ve dersim isyanı kanlı bir sekilde bastırılıyor. Tunceli bügün bazı kesimler tarafından dersim olarak adlandırılıyor, diğer bir garip olay ise Diyarbakır ın Amed olarak kullanılmasıdır.
Bunlar hep kürdistan isteğinin getirdiği varsayım ve isteklerdir, Diyarbakır ı amed , Tunceli ilimizi ise dersim olarak dile getirmeleri hep bu yüzdendir.
Nitekim bize hep kürdistan kavramı dayatılmaktadır aynen kürtler ile kardeş olduğumuz kavramı gibi. Bu dayatmalar bize uzaktan!(abd gibi) dayatılıyor, bunu K.İrak ta askerlerimize çuval geçirildiğinde acıkca ifade ettiler. Artık kürdistanın kurulacanı ifade ediliyordu, bize ise sen karışma pis Türk deniliyordu, sen ise yaramazsın, tepki duyamazsın, sen kimsin gibi kavramları talabani-barzani bize acıkca söylüyordu. amerikan ordusuna bağlı kalan peşmergelerden taraf olmuşlardı artık abd, bize ise dünyada politikanın bir diğer adlandırılması olan iki yüzlülük yapılıyordu. Her zaman duyardık, amerikalılar ile müttefik olduğumuzu. O kadar ki onlara incirlikte resmen devlet, üş verdik. Ben askerimizin başına cuval! geçirildiğinde ülkemizde amerikan askerlerinin kovulmasını ve üşlerinden def olmalarının beklerdim ancak bazı konulara zaten alıştık. Neden onların bizde üşleri varda, bizim amerikada buna benzer bir yerimiz yok!
Her şeye rağmen peş etmek yok, savaşmak ise allahına kadar. İrak ordularının neden direnç gösteremediğini anlamak için bunu biraz sorgulamak gerek, amerika zaten İrak ordusunu satın alıp, etkisiz hale getirdi. Bize yıllardır insan hakları ve demokrasi dayatmaları yapılıyor, şimdi ifade ettikleri gibi İraka demokrasi ve insan hakları ! getirdilermi. Yoksa bu kavramları kendi cıkarları için mi kullandılar ve kullanıyor.
|