![]() |
|
|||||||
| Türkçü Bakış Türklük ve Türkçülük ile ilgili bilgiler, güncel haberler, yorumlar, değerlendirmeler vs.. |
![]() |
|
|
Konu Bağlantısı | Seçenekler |
|
|
#1 (İleti Bağlantısı) |
|
YOBAZSAVAR
|
TÜRKOFOBİ (Türk Korkusu)
Henüz 16. yy'da Türkler ve Osmanlılar hakkında Avrupa'da 2.500'den fazla kitap yayınlandı ve bu kitapların çoğunda Türkler için "büyük tehlike" ve "kana susamış" tabirleri kullanıldı.
O dönemdeki hristiyan din bilginleri "Turk" sözcüğünün latince “torquere” (işkence)'den geldiğine inanıyorlardı. Luther ise Türkleri papalık makamı ve kiliselerdeki yolsuzluk ve bozulmaya karşı hiristiyan dünyasına Tanrı'nın bir cezası olarak görmüştür. Martin Luther, Tanrı'nın hiristiyanları veba, çatışma, ve depremlerle cezalandırması gibi bu sefer de Türkleri yollayarak cezalandırdığını iddia etmiştir. İsveç'te ise Türkler hiristiyanlığın ana düşmanı olarak gösterilirdi. İsveç'te 1795 yılında yazılan ve okullarda okutulan bir kitapta İslam, "Büyük düzenbaz Muhammed tarafından uydurulan ve günümüzde tüm Türklerin tamamen kabul ettiği sahte din." olarak tarif edilmişti Fransızca'da "C'est un vrai Turc" (Gerçek bir Türk) deyimi, acımasız ve sert insanlar için kullanılır. İtalya'da tehlikeli bir durumu ifade etmek için "Mamma li Turchi!" (Türkler geliyor!) deyimi kullanılmaktadır. Yunanistan'da sıklıkla kullanılan bir deyim ise "Öfkesi onu Türk'e dönüştürdü" dür. Avusturya'da günümüzde çocukların oynadığı bir oyunda hala şu nakarat geçmektedir : "Hava karardı, Türkler geliyor, Türkler geliyor!" (Konuya birkaç ekleme daha yapacağım)
__________________
|
|
|
|
|
|
#2 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Türk,Tanrının yeryüzünde ki gölgesidir.Çağlar boyunca uydurma ,saçma dinlere,hurafelere karşı gelen,yine Türk olmuştur.Öyle ki;Türk'ün sertliğini,yenilmezliğini yıkabilmek için hoşgörü,insan sevgisi adı altında uyduruk akımlar bile icat ettiler.Bu derece korkulan bir ırkın çocukları olmak gurur veriyor bizlere...
|
|
|
|
|
|
#3 (İleti Bağlantısı) |
|
Otağ Yöneticisi
|
''Ben ve milletim tanrının kırbacıyız, tanrı yoldan çıkanları cezalandırmak için bizi gönderir.'' Başbuğ Attila
__________________
|
|
|
|
|
|
#4 (İleti Bağlantısı) |
|
Atsız'ın Er'i
|
İşte bu yüzden de yüzyıllardır bizi yıkmaya çalışıyorlar.Birinci Dünya Savaşından sonra anladılar ki bu iş savaşla olmayacak.Önce üzerimize kominizm denen illeti saldılar.Tam onu atlattık derken bu sefer de siyasal islam geldi.Tehlike bu sefer daha büyük çünkü insanların dini duyguları sömürülüyor ve geniş bir kitleyi etkiliyor.Son yıllarda yapılan araştırmalara göre insanlar TÜRKlükten önce müslümanlığı görüyorlar.Ki bu bence en büyük tehlike.
__________________
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN |
|
|
|
|
|
#5 (İleti Bağlantısı) |
|
Türkçü
|
Doğru tarihimiz boyunca ülkeleri korkularından titretirken şuanki halimiz ise onların göbeklerini tuta tuta gülmelerine sebep oluyor.Ama Ulu Önder Atatürk'ün sözleri bana umut veriyor : Geldikleri gibi giderler.
|
|
|
|
|
|
#6 (İleti Bağlantısı) | |
|
Otağ Yöneticisi
|
İyi ata binmek ve iyi savaşma yeteneklerine sahip olmak "barbarlık" ise, evet barbarız! Var mı? O gözlerini diktikleri Anadolu toprakları da hala bizim. Alabiliyorlarsa, alsınlar da görelim! Benim açımdan bizden korkmalarının bir sakıncası yok. Ne derlerse desinler! Batılılar arasında, içlerinden tarafsız bakabilen, biraz araştırma merakı olan varsa açar okur Türk tarihini. Onlar da biliyorlar, Türkler'in ne kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip olduğunu, ama bunu kabul etmek işlerine gelmiyor.
Fakat, şu yorumu duymak bir Türk olarak beni üzüyor, acı ama gerçek bu. Alıntı:
__________________
"Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" M. Kemal Atatürk. |
|
|
|
|
|
|
#7 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
''Uyvar karşısında Türk gibi güçlü''
__________________
Hülagü Han'ın izinde... |
|
|
|
|
|
#8 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Türkler ayrıca bu ülkede sorun olarak görülüyor. Yani bir Türk sorunu var. Türk'ün töresinden, ahlakından, dürüstlüğünden, kısacası varlığından korkuyorlar ve bütün bunlar onlar için bir sorun haline gelmiş durumda. Kendi ülkemizde, Başbuğ Atatürk gibi "Türkiye Türklerindir" demekten çekinir hale getirildik. Türklükle müslümanlığın birbirine eşit olarak görülmesi de Batılı tarihçilerin sıkça düştüğü yanlışlardan birisi. Bir de her müslümanı, takunyalıyı, sarıklıyı, namaz kılanı Türk zannediyorlar. Bunların aşılması gerekiyor.
__________________
" Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, başına geçireceği insanların kanlarındaki ve vicdanlarındaki cevheri asliyi tayin etmekten bir an uzak olmasın.� Başbuğ Atatürk |
|
|
|
|
|
#9 (İleti Bağlantısı) |
![]() |
Sadece Batililar degil en dogudakiler de biz Turklerden korkuyorlar. Turk heyeti,
cin seddine ziyaret ettiginde .Cinli albay aynen su demis " Biz cinli aydinlar , birgun siz Turkiye Turklerinin bu topraklara yeniden gelip bize savas acacaginizi biliyoruz."
__________________
Tanrı Dağları'nın önünde elinde meşale tutan bir BOZKURT OLSUN, bu meşale Türkiye Cumhuriyeti"nin ilminin ifadesi olsun. ERGENEKON"dan çıkmamızda kılavuz olan BOZKURT, TÜRKLÜĞÜN Anadolu topraklarında ki yeni devletinin kuruluşunu ifade etsin.ATATÜRK |
|
|
|
|
|
#10 (İleti Bağlantısı) |
|
%101 Türk!
|
"Tarih'ten Türkleri çıkarırsanız,geriye pek bir şey kalmaz."
|
|
|
|
|
|
#11 (İleti Bağlantısı) |
|
Üyeliği iptal edilmiştir
|
|
|
|
|
|
|
#12 (İleti Bağlantısı) |
|
Aptal olduğu için atılmıştır
|
Türkofobi aslinda, fransizca, "Türk düsmanligi" anlamina geliyor.
Gerçi, avrupalilarda düsmanligin korkuyu dogurdugunu söylebilirsekte, Türkofobi'nin asil nedeni, Türk ordularinin asirlar boyunca "Yenilmez" olarak taninmis olmasindan ötürüdür. Bu durum kiskançlik, "medeniyet savasi" vs... ile korku'da yaratmistir. Tanri, Ordumuzu her daim yenilmez kilsin ! Millet'imizin basini dik tutsun ! 400 yil boyunca, hiç bir saldiri savasinda basari kazanamamistik ki; Mustafa Kemal Pasa bu gidisati düzeltti. Kibris'ta bu durum teyit edildi. Kro "iç sanci'sindan" kurtuldukmu... hedef Kerkük Türkleriyle birlesmek, hedef Bulgaristan ve Yunanistan'la sinir itilaflarina, Varna'dan Selanik'e kadar bizim kilarak, son vermek olmalidir. Türk Devleti kesinlikle siradan degildir, olmamalidir; Biz, fransa, güney avrupa'da ne ise, rusya, dogu avrupa'da ne ise, ingiltere, bati avrupa ve atlantik'te ne ise, almanya, orta avrupa'da ne ise, Balkanlarda, Orta Dogu'da ve Kafkaslarda O'yuz... TTK Bugün, Asil Milletimiz, Orta Dogu'lu ilkel bedevi güruh'la (en basta kro), veya arap-arnavut-zenci kirmasi, kivircik killi kafali Yunanliyla, vs... ile bir "görülüyoruz" ! Maskaraliktan baska birsey degil bu. Bu kadar büyük bir Irk-Millet'in yok olmasi söz konusu degildir ! |
|
|
|
|
|
#13 (İleti Bağlantısı) |
|
Aptal olduğu için atılmıştır
|
Ben Tanrıdan olma TÜRK Bilge Kağan,Ey TÜRK milleti işit üstteki mavi gök çökmedikce altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir...
DÜNYA TÜRK OLSUN |
|
|
|
|
|
#14 (İleti Bağlantısı) |
|
Aptal olduğu için atılmıştır
|
Ne işe yarar 3 kuruşluk dünyada yaşamak,Paha biçilmez TÜRKlüğüm olmasa!
|
|
|
|
|
|
#15 (İleti Bağlantısı) |
|
Yeni Üye
|
Bu Konuyla ilgili okuduğum bir kitabım vardı. Fakat bulamadığım için Rakidal gazetesi yazarı Ayşe Hür'den alıntıdır.
Kendini "ben Türklerin en açık konuşanlarından, en zekilerinden, mızrağı en keskin olanlarından biriyim" diye tanıtan 11. yy yazarı Kaşgarlı Mahmud'a bakılırsa bir hadiste "Allah; benim Türk adını verdiğim bir ordum var. Onları doğuda iskan ettim. Bir kavme kızarsam onları o kavme musallat kılarım" denmektedir. Kaşgarlı şöyle devam eder: "İşte bu hadis Türkler için bütün insanlara karşı bir üstünlüktür. Çünkü Tanrı onlara ad vermeyi kendi üstüne almıştır ve onları yeryüzünün en yüksek yerine, havası en temiz ülkelerine yerleştirmiş ve onlara 'kendi ordumdur' demiştir." Buradan hareketle tüm dünyaya ilk müjdeyi verebiliriz: Amerika'nın yanında Irak'a gidecek olan ordu öyle sıradan bir ordu değildir, hani tabiri caizse Allah'ın ordusudur! Gerçi kahramanlıkları, savaşçılıkları ve cesaretleri ile temayüz eden Türklerin Arap ordularına dahil oluşlarını 9. yy Arap yazarı Yakubi şöyle hikâye eder: "Me'mun devrinde Mu'tasım beni Türk köleleri satın almak için Semerkand'a gönderdi. Her sene bir miktar Türk toplayıp götürüyordum. Bu şekilde üç bin kadar Türk toplandı." (13.yy'da yaşamış olan Anadolulu ve Türk asıllı coğrafyacı Yakut ise toplama şekline itiraz etmez ama sayıyı 70 bine kadar çıkarır.) Ancak toplama usulü ne olursa olsun bir süre sonra Abbasi ordularının Türklerden oluştuğunu bilmeyen yoktur. Nitekim Maveraünnehr Türkleri'ne ilişkin birinci elden gözlemler yapan 10. yy coğrafyacısı İbn-i Havkal'a göre "Abbasiler başka askerlere kudret, cüret, cesaret, atılganlık bakımından üstün oldukları için" Türkleri emirlerinde toplamıştır. Havkal'ın çağdaşı Makdisi ise "düşmanların en kuvvetlisi, en kalın boyunlusu, belalara en çok sabredeni, rahata en az alışanı Türklerdir" diyerek bizleri biraz daha onurlandırır. Ancak Türkler hakkında yazılmış en ilginç eser 9. yy'da yazmış büyük Arap edibi, düşünürü ve aynı zamanda din alimi olan Cahiz'in "Türklerin Faziletleri" adlı kitabıdır. Irak'taki Basra'da doğan Cahiz'in zamanında Basra İslam dünyasının en önemli kültür merkezidir ve pek çok Türk yaşamaktadır. Türklerin karakteri hakkında yazılmış ilk antropolojik eser olan kitapta "Türkler düzeni seven, kabiliyetli bir millettir" diye söze başlanır. Daha da önemlisi "Türkler askerlik konusunda dünyanın en ileri milletidir" denir. Gerçi yazar bunları söylerken eski Yunanlıların felsefe ve bilimde, Çinlilerin sanatta, İranlıların devlet idaresinde, Arapların edebiyatta ileri olduğunu belirterek biraz nispet yapar gibi görünse de "Bir Türk tek başına bir millettir" diyerek hepimizin kıvanç duyacağı şekilde noktayı koyar. Türklerin fizik yapısına da değinmeyi unutmayan Cahiz bazıları gibi küçük gözler, kısa kollar ve kısa bacaklar edebiyatına yüz vermeyip, Türkleri geniş omuzlu, kocaman kafalı, ensesi kalın, gövdeleri uzun tipler olarak tarif eder. Cahiz'in "Türkler Medineli deveye benzerler, yolda giderken deve gibi vatanına hasretle bakarlar, bırakırsanız dağları aşarak vatanlarına koşarlar" demesi de doğruysa tüm dünyaya Türklerin Irak'ta çok fazla kalmayacağını, "düzeni sağlar sağlamaz" evine döneceğini garanti edebiliriz! Parolayı bil, hayatta kal Türklerin ordu işlerinde ne kadar düzenli olduklarını ayrıntıları ile anlatan Kaşgarlı Mahmud'a bakılırsa Türkler eskiden beri ordu mevcudunu bilmek için askerlerin adı, istihkakı, mühimmatı gibi bilgilerin kaydedildiği "Ay bitiği" denilen defterler tutarlardı. "Ay bitiği demek, adı daima askere yazılan adamdır" açıklamasına bakılırsa askerlik öyle gelip geçici bir iş değil, ömür boyu süren bir meslektir Türkler için. (İki yıllık askerlikten şikayet eden şimdiki gençlerin kulakları çınlasın.) Bugünlerde çok tartışılan bir konuya ise Kaşgarlı'nın çağdaşı Yusuf Has Hacip açıklık getiriyor. Ona göre "Dört bin asker tam bir ordu, 12 bin mevcutlu bir ordu ise büyük bir kuvvettir." Yani devletimizin Irak'a göndermeyi düşündüğü 10 bin kişi öyle kafadan atma bir sayı değil. Türk ordusunun Irak'ta ne kadar başarılı olacağına dair ipuçlarını yine Kaşgarlı'dan öğreniyoruz. Türkler bir sefere giderken bir bölüğü öncü olarak ayırıyorlar. "Yezek" adı verilen bu kuvvetin amacı yollarda pusu olup olmadığını öğrenmek. Ayrıca "tutgak" denilen gece müfrezeleri de var. Kaşgarlı'ya göre bütün bu kuvvetlerin ardından geceleyin gidip düşman ordugâhını sel gibi basan ordulara ise "akıncı" deniyor. Türklerin parolaya da büyük önem verdiği ve "im" denilen parolaların çoğunlukla silah ya da kuş adlarından seçildiğini de ondan öğreniyoruz. Hatta buradan üretilmiş bir atasözü de varmış: "İm bilse er ölmes" yani "parolayı bilen asker ölmez!" Doğru söze ne denir? Yine yazarımızın naklettiği bir şiirde "yiğitler birbirlerine kızgın gözlerle bakarak öç ve kin almak istiyorlar/savaş kızıştığı için birbirlerinin sakallarına asılıyorlar" dendiğine bakılırsa göğüs göğüse çarpışmak Türklüğün şanından. Nitekim Kaşgarlı savaşta hile ile yenme işinin az olduğunu söyleyerek Türklerin delikanlılığına bir vurgu daha yapıyor. Türklerin savaş esirlerine muamelesi de çok iyi imiş. Kaşgarlı Türklerin esir aldıkları kişileri öldürmektense onlardan kurtuluş akçası almayı tercih ettiklerini yazıyor. Hele bir kişi kendiliğinden teslim olmuşsa ona kesinlikle dokunulmuyormuş. Bütün bu özelliklerimiz aynen Bosna ve Afganistan'da olduğu gibi başıbozuk Iraklıları yola getirmekte de çok işe yarayacak gibi gözüküyor. Ancak bazı yazarların Türkleri övdükleri mi yoksa yerdikleri mi pek belli değil. Mesela 9. yy yazarı Yakubi "Türklerden her cinsin ayrı bir ülkesi vardır, birbirleriyle sürekli harbederler" diyerek günümüzün iktidar-muhalefet çatışmasına bir açıklama getiriyor sanki. 10. yy yazarı Hemedani ise Eflatun'a atıfla "Türklerde vefa, Rumlarda cömertlik, Hazarlarda haya, zencilerde gam, Slavlarda cesaret, Sindlilerde namus yoktur" diyerek hakkımızı yemeyi başarıyor. Türkler hakkında çok değerli etnolojik bilgiler veren 10.yy yazarlarından Mesudi ise, "Türklerin en küçük gözlü ve en kısa boyluları Oğuzlardır" diyerek biz Anadolu Türkleri'nin bam teline basıyor. Ancak yazarımız boy kısalığını "Türklerin at üstünde geçirdikleri zamanın yerde geçirdikleri zamandan da uykuda geçirdikleri zamandan da uzun oluşuna" bağlayarak gönlümüzü almayı başarıyor. Aslında Araplar da ata binerek fütühat yapmış bir kavim; ancak iklimden dolayı olacak Türklerden daha uzun olmayı başarmışlar. Aramızdaki boy farkını bir süre sonra hep birlikte göreceğiz nasıl olsa. Aynı Mesudi "Dokuz Oğuzlar 'yırtıcılar ve atlılar hükümdarı' adını alır. Zira yeryüzündeki hükümdarlar arasında onların adamlarından daha kahraman ve kan dökmeye istekli adamları olan, onlardan daha çok atı olan kimse yoktur" diyerek durumu tam kurtarırken Araplığını göstererek "Türklerin ülkesinde soğuk çok olduğu, hararet bedenlerinin nemini buharlaştıramadığı için çok etli ve yumuşak bedenlidirler. Birçok huyları kadınlara benzer. Bu sebeple onlarda cinsi arzu azdır. Bazen cinsi arzunun azlığı çok ata binmekten de ileri gelir" diyerek tekrar canımızı sıkar. 13. yy yazarı Kazvini'ye göre ise "Türkler kalabalık oluşları, cesaretleri, kahramanlıkları ve yırtıcılıkları ile diğer milletlerden ayrılırlar. Yüzleri geniş, burunları yassı, bilekleri kalın ve ahlâkları azdır. Öfkeli, zalim, ceberrut ve et yiyici tabiatlıdırlar." Tam bu da nereden çıktı derken yazar, "Türklerin yürümekten bıktıklarını sandığın zaman yeni yürümeye başlamış at gibi koşturduklarını, dağların başına tırmandıklarını görürsün" diye devam eder. Yani ABD'li komutanların içini rahat olmalıdır, Türkleri yıllarca tepe tepe kullanabilirler. Ancak Kazvini'nin, "Onlardan biri köle olduğu zaman efendisinin askerlerine kumandan olmakla yetinmez, efendisinin elinden hükümdarlığı alıp yerine geçmek ister" demesi doğruysa Türklerin Irak'ta düzeni sağlamakla yetinmeyeceklerini, en azından Irak'ın bir bölümünde efendiliklerini ilan etmek isteyeceklerini düşünenlere hak vermemek elde değildir. Görüldüğü gibi Irak'a doğru yola çıkmaya hazırlanan Türk birliklerinin sadece kendileri değil, efsaneleri bile duyanları tir tir titretmeye yeter. Sözü yine Kazvini'nin aktardığı bir hadisle bitirelim: "Türkler size dokunmadıkça onlarla mütareke halinde olunuz." Bizden uyarması, yoksa fena olur! |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| (Türk , Korkusu) , TÜRKOFOBİ |
| Bu konuyu şu anda toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Konuk) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Otağ | Yanıtlar | Son İleti |
| Fransız ve Avusturyalıların Osmanlı Korkusu | Deli Dumrul | Türk - Turan Tarihi | 13 | 16.10.2008 14:44 |
| Tezkere Korkusu K.rtleri Sokaklara Döktü | TemüçiN | Türkçü Bakış | 6 | 19.10.2007 14:43 |
| yunan'daki TÜRK korkusu | TürkOğuz | Türkçü Bakış | 6 | 29.05.2006 18:48 |