|
Yeni yol ayrımlarındaki Türkiye
BLOKNOT
Yeni yol ayrımlarındaki Türkiye
07.12.2005, Tercüman
YAĞMUR ATSIZ
DIŞ politikayla ilgilenen değerli okuyucularım, Türkiye'nin birkaç aydır hem doğusu, hem güneyi, hem batısı ve hem de kuzeyi bakımından, sür'atle değişmeye başlayan durumlarla yüz yüze gelindiğini herhâlde farketmişlerdir. Kuzeydeki vaziyet; yâni Ukrayna, Rusya ve ona nisbeten bağlı olarak kuzeydoğumuzda yer alan Kafkasya ile bağlantılı gelişmeler ayrı bir yazının konusu. Berlin'deki iktidar değişikliğinden sonra ABD hâriç Batı ile ilişkiler de öyle. Doğu ve güneyimize gelince Irak ve buna bağlı olarak İran ile Sûriye, kısa vâdede zâten hepsinin en âcili gibi gözüküyor. Müteaddid vesîlelerle demişdim ki bu hükûmetin (sembolik olarak) Brüksel'de heykelini dikmeli Bağdad'da ise îdam sehpâsını kurmalı. İdam sehpâsı, çünki Ankara -Yüz kere söyledim. Daha yüz kere söylerim- 1 Mart 2003 Tezkeresi'ni reddetmekle kendi îdam hükmüne mührü bizzat basmışdır! Bunu farkedecek basîrete yâhut îtirâf edecek dürüstlüğe sâhib "sorumlulara", daha doğrusu "sorumsuzlara" terapi tavsiyem, günde beş vakit "Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben hâlime - Titrerim mücrim gibi bakdıkca istikbâlime" şarkısını terennüm etmeleridir. Gerçi "Reddiyeciler" bugün Irak'da ABD'nin düşdüğü açmazı kendi "uzak görüşlülükleri"ne (!) kanıt olarak göstermekde ve "Biz dememiş miydik?" şişinmesiyle hem kendilerini hem efkâr-i umûmiyeyi kandırma gayretine girmekdedirler ama Washington'da bu fiyaskoyu Türkiye'nin "kallesliği"ne bağlayanların sayısı da azalmamakda, tam tersine artar gibi görünmekdedir. Üstelik iki sene evvel İskenderun açıklarında tam üç hafta volta atarak Ankara'dan onay bekleyen, ama nihâyetinde "Nisan biiiir!" dercesine haysiyetleri kırılan orta dereceli kumandanlardan önemlice bölümü bugün Pentagon'da bâzı kilit mevkiylere gelmiş bulunmakdadırlar.
ABD devlet politikası
BAŞKAN George Walker Bush'un gerçi yeniden seçilme derdi yok ama önümüzdeki yıl Senato kısmî seçimleri var ve halkın artık yüzde 60'i Irak'ın bir mâcerâ olduğu kanaatini taşımaya başladı.
Öte yandan mesele sâdece Bush'un bir "mâcerâperest" olup olmadığı sualine düğümlenmiyor. Irak'ı kendine bağlayıp Sûriye ve İran'ı "ehlîleştirmek" Amerika'nın bir "devlet politikası"dır! Yâni iktidarda bir "Fundamendalist/Kökdendinci" Bush'un, Cumhûriyetçi Parti'nin, yâhut meselâ Bill Clinton ayârında son derece usta, ama yumuşak üslûb sâhibi bir devlet adamının ve Demokrat Parti'nin bulunması işin esâsını değiştirmez. Bu "buldozer" her hâl- ü kârda ve önüne çıkacak olan bütün engelleri ezip çiğneyerek yoluna devâm etmeğe kararlıdır!
1 Mart 2003'de Türkiye'nin eline, nasıl olsa durduramayacağı bu buldozerin hiç değilse şoför kulübesine sıçrayıp oturmak ve yine hiç değilse kendisi için birer felâket anlamına gelecek bâzı duvarları sollamak fırsatı geçmişdi. O "duvar"lardan biri PKK ve Kuzey Irak'da artık fi'len/de facto kurulmuş bulunan Kürd Devleti idi. Öbürü ise Ankara'ya Ermenistan Sınırı'nı açtırmak ve Erivan'a Trabzon üzerinden denize açılarak hayâtını kurtarmak üzere yapılan baskılar! Hem de karşılığında ne "Soykırımı" ne de "Karabağ" konularında en ufak bir tâviz bile vermeksizin! Şu da unutulmamalı ki bugün eğer Washington KKTC husûsunda Türkiye'nin de işine gelebilecek ve bu bölgenin uluslararası alanda tanınmasına yolaçabilecek bâzı sinyaller veriyorsa bu, Ankara'nın kara kaşına kara gözüne meftûniyetinden değil, orada, tıpkı Hind Okyanusu'ndaki Diego GarcÌa Adası gibi, bir donanma üssü bulundurma arzûsundandır.
Öte yandan Washington'un İran ve Sûriye'ye karşı girişeceği operasyonlar konusunda Türkiye'nin, züccaciyecideki fil misâli kırıp dökmeksizin takınacağı tavır, daha önce kırıp dökdüklerinden hiç değilse bir bölümünü telâfî etmekde yardımcı olabilir. Üstelik bütün züccâciye dükkanları için geçerli kural şudur: "Kırıp döken bedelini öder!"
|