Birinci kanun ayında
Türk tarihinin iki şanlı yıl dönümü vardır. Biri 11. biri de 19.
yüzyılda olan bu iki şanlı günün ikisi de kuşatma savaşlarına
aittir. Kavgalar ve kahramanlar tarihinin destanı olan tarihimizin
bu iki büyük olayını Türk gençleri daima övünçle hatırlamalıdır.
Bunların biri Antakya’yı aklığımız, biri Plevne’yi verdiğimiz günün
yıl dönümüdür:
I- On birinci
yüzyılın Üçüncü dörtte birinde Ermeni dükü Flaretos, Anadolu’nun
Doğu-Güney bölgesinde bir devlet kurmuş ve sarp kayalara dayanan bu
devleti Türkler’e vergi vererek yaşatmağa muvaffak olmuştu. Antakya
da Flaretos'un elindeydi. Flaretos’la bozuşan oğlu, İznik’e gelerek
Anadolu Selçuk kralı Gazi Süleyman Şah’ı Antakya’yı almağa
kışkırttı. Koca Süleyman Şah hareketini gizli tutmak için yalnız
geceleri yürüyüp gündüzleri köylerde saklanarak Anadolu’yu boydan
boya geçti. Gecenin karanlığında şehrin surlarına yanaşarak ipler
attırdı, iplere tırmanarak burçlara çıkan Türk askerleri şehrin
kapısını açtılar. Gazi Süleyman Şah 280 kişilik kuvvetiyle şehre
girdi.
Türk askerleri
korkunç bir haykırışla saldırınca Ermeliler büyük bir baskına
uğradık sanarak panik yapmışlar ve şehrin iç kalesine kaçarak
canlarını kurtarmışlardır. Bu vakıa 1084 birinci kânununun 8.
gününde, bazı tarihçilere göre de 13. gününde olmuştur. İç kalenin
alınması ise Süleyman Şah’ın askerlerinin azar azar arkadan gelmesi
üzerine daha sonradır.
II-10 birinci kanun
1878, 145 günlük şanlı bir müdafaadan sonra Plevne şehrimizin
düştüğü gündür. Müşir Gazi Osman Paşa 40.000 kişilik ordusuyla
150.000 kişilik Rus ve Romen ordularına dayandıktan sonra
yiyeceğinin tükenmesi üzerine bir çıkış yapmış, fakat başaramayarak
düşmana tutsak düşmüştü. Osman Paşa o kadar askerî üstünlük ve
kahramanlık göstermişti ki Moskof Çarı ve başkumandanı onun kılıcını
alamadılar. Gazi Osman Paşa’nın ruhu bugün bütün dünyaya bir yurdun,
Çekler ve Fransızlar’ın yaptığı gibi, teslim edilemeyeceğini, yurdun
kalelerinin, hattâ açık şehirlerinin Plevne gibi müdafaa olunacağını
sessiz bir belâgatla haykırmakladır. Antakya’da yenenlerle Plevne’de
yenilenlerin hâtırası yarınımızı aydınlatan güneşlerdir.
ORKUN,1943,Sayı:12