Deli Kadı tarafından yazılan
manzum tarihe "Celâl-oğlu" tabirinin vezin
zaruretiyle söylendiği iddia olunamaz. Nazımcı
isteseydi "Celâl-oğlu" yerine "Celâl-zâde" der ve
yine de vezin bozulmazdı.
1008'de ölen tanınmış şeyhülislâm
ve tarihçi Hoca Sadettin, "Aşıkpaşa-zâde" diye
bilinen eski tarihçiden "Aşıkpaşa-oğlu" diye
bahsetmekte ( Tâc al- Tavârlh, 1, 365), 1068
'de ölen Solak-oğlu Mehmed Hemdemî Çelebi de kendi
tarihinde Aşıkpaşa-oğlu adını kullanmaktadır
(Solak-zâde Tarihi, s. 170).
Kemalpaşa-oğlu'nun eserlerini
sıralarken, bibliyografya eserlerinde alışıla gelmiş
olduğu üzere, bu eserlerin boy ve enlerini, satır
sayısını ve yazı çeşidini sıralamadım. Burada
yalnız, tek nüshası bulunan eserler için boyut ve
satır sayısı gösterilmiş, müellif tarafından adı
konmayan eserlere, konusuna göre, tarafımdan takılan
isimler köşeli parantez içine alınmıştır. Bir eserin
yazmaları sıralanırken kütüphane adlarının alfebetik
sırası göz önünde tutulmuştur. Ayrıca, Üniversite
Kütüphanesinin kitapları Türkçe, Farsça, Arapça diye
3 bolüme, Ali Emîri'nin kitapları ise, tarih,
coğrafya, edebiyat, Farsça, Arapça, manzum v.b.
olarak 23 bölüme ayrılmış olduğundan, bu bölümler
parantez içinde gösterilmiştir.
Kemalpaşa-oğlu'nun eserlerini
Türkçe, Farsça ve Arapça olarak üç ana bölüme
ayırdıktan sonra, çok sayıda olan Arapçaları da
konularına göre, yeniden bölmeğe lüzum gördüm.
Eserlere 1 'den başlayarak, 209'a kadar birer numara
verdim. Toplu liste şöyledir:
