Analım Tunga Er
efsanesini;
Duyalım
geçmişin erkek sesini.
Bürüyüp Tanrıdağ’ın
çevresini
Yine Gök
Türk olalım… El kuralım.
Ötüken-Yış durak olsun
da bize
Yürüsün
ordular oradan denize.
Çinli baş vermese,
gelmezse dize
Kağanın buyruğu vardır:
Vuralım.
Anlatılmaz, yüce bir
erdem olan
Bu
akınlarda bulunmaz
yorulan.
Günü
geldikçe de bizden
sorulan
Kan ve can
vergisi olsun...Verelim!
Ülkü uğrunda gönüller
delidir.
Kişiler
ülkü için ölmelidir.
Tanrı’nın insana değmiş
elidir
Şu ölüm adlı
güzel şey... Saralım.
Hiç düşündün mü niçindir
yaşamak?
Bir görev
yapmak içindir yaşamak.
Er
kişiysen görevin neyse,
başar.
Zevke,
eğlenceye hayvan da
koşar.
Görüyorsun nice hayvan
yığını
Ki yapar
sadece hayvanlığını.
Fakat onlar bile
kendince yine
Tükürürler Kadeş’in
itlerine.
O
nasıl olmalı bir ruhu
ölü,
Ya da bir
canlı, fakat kahpe dölü
Ki
sanır durduğu yer it
inidir,
Oysa bir
şanlı şehitler sinidir.
O
fuhuş uzmanı cikletli
dişi,
Dişinin en
kötü, en köhnemişi,
Kaplamış ruhunu çirkef
yosunu,
Hiç umursar
mı şehit ordusunu?
Var mıdır onca tivistin
ötesi?
Adı üstünde:
Köpek sosyetesi!
Yok sayıp sen de bu
ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök
Börü’yü.
Çıkarıp Ergenekon’dan
ulusu
Türk’ü kılsın
yine dünya ulusu.
İzleyip Gök Börü’nün
gölgesini
Gezelim
gel o Kömen ülkesini.
Gönlümün özlemi yerdir
orası,
Gürler
ufkunda yiğitlik borası.