Gönlümde yazdığım bu son ağıta
Nazire yaparak coşan dalgalar!
Hastası olup da geç vakit hekim
Arayanlar gibi koşan dalgalar!
Sizin de elbette var ki bir sızınız,
Bundan mı geliyor korkunç hızınız?
Beni de beraber alır mısınız
Kederle kabarıp şişen dalgalar?
Sizinle paylaşsak bu korkunç gamı,
Bitmiyor bu sonsuz ecel akyamı.
Bilmem ki bundan mı titriyor gemi?
Ey dalgakıranı aşan dalgalar?
Hey Atsız! Çöküyor eski bir direk.
Baksan da dünyaya titremeyerek
Hepimiz beraber haykırsak gerek
Ey bela dehrinde pişen dalgalar!.
1930
II
Dumanlı gözlerim bir hayâl arar,
Tan vakti ufukta güneş yanmadan.
Her güzel dakikam geçer çabucak,
Tadını içip de gönül kanmadan.
Benim de çok tatlı bir dünüm vardı,
Bir ela gözleri süzgünüm vardı.
Ömrümde bir gecem, bir günüm vardı,
Onu da usandım artık anmadan.
Gün olur, ufuklar gönlümü sıkar,
Gün olur ki gönlüm âhımdan bıkar.
Şu yollar hep aynı gurbete çıkar,
Bir pınar başında durup konmadan.
Ömründe gülmedin, rahat bulmadın.
Ölsen de nola ki anılmaz adın...
Hey Atsız! Yirmi beş yılda kocadın,
Başında saçların beyazlanmadan.
1931
III
Kılıç da, hançer de yaralar ama
O keskin bakışın yarası değil.
Beni bir kez yere çalan bu felek,
Bir dahi toprağa vurası değil.
Hey bu ne denizdir, görünmez dibi,
Şu dağlar dumanlı başımız gibi,
Üstünde esse de kasırga, tipi
Neyleyim, gönlümün borası değil.
Gönüller vermiştir sana varını,
Diyemem: "A yosma düşün yarını",
Sen böyle güzelken günâhlarını,
Korkarım Tanrı da sorası değil.
Demişsin kim: "Bana vız gelir Atsız,
Kendisi kabadır, sözleri tatsız"
Ben senin hakkından gelirdim a kız,
Neyleyim şimdicek sırası değil!
1932