KÜR ŞAD

 
 

 

 

KÜR ŞAD

TÜRKÇÜ DERGİ

Cilt: 1 (ŞİMDİLİK AYDA BİR ÇIKAR) Sayı: 1
En Büyük Türk Kahramanı: Kür Şad

                                                                                      ATSIZ

  Türk tarihi, dünyanın en hamasi şiiri, Türk kahramanları da o şiirin ber-ceste mısralarıdır. Bir zafer şebrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsle-yen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük fâniler gelip geçti. Tanrının Türk Tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insan oğullarının yalnız Türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu...

Şimdi büyük adını saygı ile andığımız Kür Şad o kahramanlıkla faziletin şa-hıslanmış örneği olan büyük Türk kahramanıdır.

  Milli ıstırapların şahlandığı ve şahsi ıstıraba karıştığı son yıllarda,ölmezler tümeninin zafer ve Şeref şehrâhında hayalen çok dolaştım. Yarı masallaş-mış çehresiyle Alp Er Tunga'dan, kahraman kadın Tomıris'ten bağlıyarak Pilevne kahramanı Gazi Osman Paşa'ya, Edirne kahramanı Şükrü Paşa'ya ve kurtuluş savaşının meçhul fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim.

  Eskiden olduğu gibi yine Kûr Şad'ı hepsinden büyük buldum. Çünkü o bir-çok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rast-lanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış ha-reketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.

  Kür Şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların ya-nında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. Fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük haki-kati görebilecek fırsatı vermiştir. Bu hakikat ezeli ve ebedî kahramanlıktır.

  Tarih acayip bir ihtiyardır. Bazılarına tam hakkını verir. Bazı değersiz-lerden çok bahseder. Bazı büyükleri hiç anmaz. Bazılarından da yalnız bir kaç kelime söyler. Kür Şad bu sonuncularındandır. Onun hakkında bütün bil-diğimiz; Türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini Türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte Çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.

  Bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! Adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlar-dı? Kaç yaşlarında idiler? Hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? Anaları, babaları yaşıyor mu idi? Çocukları var mıydı? Seviyorlar mıydı? Ka-rıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? Ya-zık, hiçbirini bilmiyoruz. Bildiğimiz yalnız şu:


  Yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman Kür Şad...Bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak Türk mille-tini diriltmek için kılıca sarılan Kür Şad.. Bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten Kür Şad... Ba-şarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet sala-rak ırkı mahvolmadan kurtaran Kür Şad... Sonra onun 40 şanlı arkadaşı..

  Bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa Kür Şad'ın hareketi Türklüğü yok olmaktan kurtardığı için Kür Şad büyüktür. Yapanın fedakâr-lığı ve kahramanlığı ile ölçülürse Kür Şad yine büyüktür. Velhasıl o çok büyüktür. Hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük...

  Biz, bugünün Türkçüleri bu "kaybolmuş güneş"imizi 13 asrın karanlıkların-dan çekip çıkararak başımıza taç ettik. Şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatı-yor. Onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın se-lâmlarını getiriyor. Ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.

  1300 yıl önce dökülen Kür Şad'ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimek-ten kurtarmıştı. Bugün de onun hâtırası Türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. Vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler "dâha ne kadar bekleyeceğiz?" diye sorarken bizim yay-ladan "yakında geleceğiz" diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor...

  Sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarinki Türkeli'nde Kür Şad için ulu bir anıt düşünüyorum. Gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt... O anıtın önünde Kür Şad'a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış Türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan Kür Şadla arkadaşlarının da, yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selâm al-dıklarını görür gibi oluyorum...

 Sayfa 3