Haftalık "Millet" dergisi epey zamandan beri
Türkiye'deki Moskofçuluk faaliyeti ve bu faaliyetin mazisi hakkında
yazılar neşrediyor. Seri halinde çıkan bu yazılara ifşaat demek daha
doğrudur. Çünkü bu yazılar bilinmeyen, pek az bilinen, pek az
kimseler tarafından bilinen korkunç hakikatleri anlatmaktadır.
Yazılarda imza yoktur. Fakat derginin sahibi tarafından yazıldığı
anlaşılıyor. Her halde bu yazılar iyi çalışılarak, çok kimselerden
yardım görülerek hazırlanmıştır.
"Millet'in iddiası şudur: "Moskoflar çok eski
zamandan, Türk Rus dostluğunun (!) başladığı yıllardan itibaren
Türkiye'yi mahvetmek, Moskoflaştırmak için planlı ve sürekli
faaliyete girişmişler, bu faaliyetleri sırasında da pek kuvvetli bir
beşinci koldan faydalanmışlardır. Bu beşinci kol, Rus elçiliğinin ve
ajanlarının yardımıyla memlekette mühim mevkilere geçmiş,
subaşlarını tutmuştur. Ankara'da yeni kurulan sosyetenin pek şık
sayın bayanları da bu faaliyette rol oynamış, Moskofçuluğa karşı
duranlar türlü iftira, dedikodu, propaganda ve komplo ile manen ifna
edilmişlerdir. Moskoflar, Türklüğü ruh bakımından da perişan etmek
için Dil Kurumuna da adamlarını sokmuşlar, Türkçeyi rezil etmeye
çalışmışlar ve kısmen bunu başarmışlardır. Moskoflar tarafından
Rusya da, Almanya da yetiştirilen, kısmen de burada satın alınan
beşinci kolun birçok azalan halen iş başında bulunmaktadır."
"Millet" dergisi bunları ceffelkalem söylemiyor.
Yer, zaman ve şahıs adlarıyla belgelendiriyor. İşin garibi itham
ettiği insanlardan hiçbiri bu yazılan yalanlayamıyor. Demek ki,
yazılanlar doğrudur. Şimdiye kadar yalnız bir tek kişi, kendisi
hakkında yazılanları yalanlayacak oldu. Fakat "Millet" onun bu
yalanlamasını da ağzına tıkamasını bildi.
Bu ifşaat karşısında ürpermemek, tiksinti duymamak
kabil olmuyor. Biz de bazı şeyler biliyor, bazı insanlardan
şüpheleniyorduk. "Millet", şüphelerimizde haklı olduğumuzu ispat
etti ve nasıl büyük tehlikeler içinde yaşamış olduğumuzu ve hala
yaşadığımızı bize gösterdi.
Moskoftan ve Moskofçulardan Türklük için rahmet
bekleyecek değildik. Moskof kumandanlarının Türkiye'ye gelerek bizim
devlet ricali ile sarmaş dolaş oldukları günlerde bile onlar bizim
için nihayet "Moskof'tu Satılık beşinci kol da hiç şüphesiz
vazifesini yapıyor ve mükâfatını görüyordu. Fakat ya şu, her şerefi
kendisine mal eden, vatan yaratmakla övünen Halk Partisi acaba ne
yapıyordu? Kendi saflarında yer alarak Türk milletini yıkmaya
uğraşan Moskofçulara karşı niçin harekete geçmiyordu? Haydi diyelim
ki, o zaman gaflet içindeydi, bir şeyden haberi yoktu. Ya bugün, bu
kadar acı hakikatler ortaya çıktıktan sonra neden bu işle
ilgilenmiyor? Neden adlan anılan ve bugün kendi mensubu olan
kimseler için bir inceleme yapmıyor? Adı geç.enler masum ve suçsuzsa
neden açıklamıyor? Son 25 yılın bütün iyiliklerini benimsediği halde
kötülüklerini neden üzerine almak yiğitliğini gösteremiyor? Mademki,
ortada Halk Partisinden başka bir kuvvet yoktu, o halde bu işleri
kim yaptı? Bunların sorumlusu kim? ırkçılarla Turancılar mı?
Biz şimdi hadiseleri daha büyük bir açıklıkla,
daha aydın olarak gözden geçirebiliyor ve Halk Partisinin Türkçülere
karşı gösterdiği düşmanlığın manasını anlıyoruz. İçine bir hayli
Moskofçu dolan ve mühim mevkileri bu Moskofçulara kaptıran bir
parti, aslında milletçi olsa bile başka türlü hareket edemezdi.
Başka bir memlekette olsaydı, "Millet" dergisinin ifşaatı gibi
ifşaat yapıldıktan sonra kıyametler kopar, milli şuur şahlanır,
hükümet harekete geçer, en uzaktan sorumlu görülenler bile istifa
ederdi. Burada ise derin bir sükût! Acaba hükümet, kendi içinde var
olduğu iddia olunan bu çeteden çekiniyor mu? Çekinmiyorsa neden
bunları yakalamıyor? Yoksa hala Moskof dostluğu mu güdüyor? Öyle ise
yüz milyon doları neden kabulleniyor? Acaba bunların hepsi bizim
idrakimizin çok üstünde birer hikmet-i hükümet mi? Herhalde öyle...
Yoksa Halk Partisi hiç hata eder mi?
Altın-Işık,
25
Haziran
1947,
Sayı:
6