İkincisinde, İngiltere'nin baskısına ve tehdidine
rağmen, iki milyon Zenci bulunan ülkede 200.000 beyazın hâkimiyet
ilan etmeleri bahis konusudur.
Bu davranışların doğru veya insanca olup
olmadığını tartışmıyorum. Milli benliği olan toplulukların nasıl
mücadele ettiklerini, neleri göze aldıklarını anlatmak istiyorum.
Kıbrıs davasında koca Türk milletinin yasını
açarak 18 milyon lira toplamak, çıkarma gemileri yapmak güzel bir
davranıştır. Fakat davanın büyüklüğü, gerektirdiği fedakârlığın
sonsuzluğu karşısında hiç bir şey değildir.
Kıbrıs davasında koca Türk milletinin yapabileceği
fedakârlık 18 milyon lira mıdır? Bunun yüz katı her yıl eğlence ve
sefahat için harcanıyor. Hani Kıbrıs'a indirme yapacak uçaklar? Hani
çıkartma gemilerini koruyup icabında engel olmak isteyen gemileri
batıracak hücum botları? Hani Kıbrıs'a denizden ve havadan gidecek
paraşütçü komandolar? Hani icabında devletten hiç bir yardım
istemeden Batı Trakya'ya saldıracak gönüllü akıncı tümenleri?
Bunları devlet değil, millet yapacak. Dernekler
kurulup derhal faaliyete geçilecek. Sevap kazanmak için serseri
kumarbazlara her gece kırk kişilik iftar sofrası hazırlayan Müslüman
zenginlerden para istenecek. Vermeyenler teşhir olunacak. Orta
hallilerle yoksullar zaten verir; onlardan da toplanacak.
Komando öncülüğünü üniversiteliler yapacak. On beş
yaşından yukarı herkes her ay bir gün bir övün eksik yemek yiyerek o
yemeğin parasını teşkilata vermeye çağrılacak. Sinemalar,
tiyatrolar, kazanç yerleri ayda bir günün seansının kazancını aynı
yere bağışlayacak. Bunlar yılda 100 milyon eder. Ayrıca her memur
aylığının yüzde birini verecek. Bununla da Üniversiteliler tümeni
hazırlanacak.
Bu tümeni eğitecek emekli kurmaylar elbette
vardır. Hazırlık tamamlandıktan sonra da millet, Yunanistan'dan
hesap soracak… .
Hayal, değil mi? Evet, hayal... Hayal insanlara
has bir yaratıcı kuvvettir. Yalnız yiyip içmeyi ve zevki düşünen
hayvanlar elbette hayalden yoksundur.