|
MİLLİ MUKADDESAT DÜŞMANLARI |
||
Türk cemiyeti bütün tarih boyunca aristokratikti. Fakat müstebit değildi. Kemalist, Yıldırım Bayazıd'ı azgın bir müstebit saymakla en büyük tarihi yanlışlığa düşmektedir. Molla Şemseddin-i Fenari Bursa kadısı iken bir mesele için şahitliğe gelen Yıldırım Bayazıd'ın şahadetini, cemaatle namaz kılmadığı ve içki kullandığı için reddetmiş, Bursa kadısını idam edivermek, kendisi için işten bile olmayan Kosova ve Niğbolu arslanı da bu hüküm karşısında hiçbir söz söylemeyerek ve boynunu bükerek mahkemeden çıkmıştı. Sayın Buharalı Kemalist böyle bir örneği bana herhangi bir kuduz müstebitin değil, adil bir büyüğün hayatında gösterebilir mi? Üçüncü defa Cumhurbaşkanlığını kabul etmediği için demokratlığı göklere çıkarılan Vaşington'un yanında bile bizim Yıldırım Bayazıd'ımız ne kadar büyüktür. Buharalı Kemalist, yazısının biraz aşağısında Fatih'i, halkçılığı boğan bir hükümdar olmakla, kendisine Allahın gölgesi dediği için de enikonu deli olmakla itham edip tahkir savuruyor. Sayın Kemalist’e göre, Fatih, sellemet-üsselam huzuruna girmek isteyen bir köylüyü kabul etmediği için halkçılığı boğan bir hükümdarmış! Ne hoş bir halkçılık anlayışı! Dünyanın hiçbir tarafında, Fatih gibi ülkeler açan, çağ değiştiren bir imparatorun değil, alelade bir devlet reisinin huzuruna bile her isteyen giremez. Hatta bugünkü demokrasinin vatanı olan memleketlerde bile bu böyledir. Kemalist Buharalı, galiba ömründe hiçbir resmi makama girmemiş. Bir denesin bakalım: Bir Valinin, bir Hükümet doktorunun, bir, Mal müdürünün huzuruna nasıl giriliyor, öğrensin. Ondan sonra, Fatih'in huzuruna nasıl girilebilir, kıyaslasın. Kemalist Fatih'in kendisine Allahın gölgesi dediğini iddia ederken de yanılıyor. 22 yaşında İstanbul'u alan, o zamana kadar görülmemiş büyük toplar döktürerek bunların balistik hesaplarını bizzat yapan, karadan gemiler yürüten, (altı dil bilen, Trovada ilk hafriyatı yaptıran, irili ufaklı 17 devleti Türkiye'ye ekleyen) Karadeniz'i bir Türk gölü haline sokan kahraman, kumandan, hükümdar, bilgin ve şair Fatih kendisine Allahın gölgesi demeye muhtaç değildi. O kendisine iki kara ve iki denizin hakanı diyordu. Bunda da yerden göğe kadar haklıydı. Dalkavukluk olsun diye sonradan kendisine Allahın gölgesi diyenler çıkmışsa, bunun da suçu Fatih'e ait değildir. Çünkü her çağda çıkan dalkavuk güruhu Fatih gibi her bakımdan büyük olanları değil, hayatlarında redaat ve denaetten başka bir şey olmayan aşağılık insanları da göklere çıkarmışlardır. Kemalist’in tarihteki bir zühul eseri olarak deli dediği Fatih, beşi Müslüman, on ikisi Hıristiyan olmak üzere tam 17 devleti ortadan kaldırmıştır. O fütuhatı, o teşkilat ve kanunları, o keşfiyatı yapan birisi hakikaten delirerek kendisine Allahın gölgesi deseydi bile tarih onu gene büyük saymakta devam ederdi. Bütün düşman yabancıların bile zekâ ve dehasını kabul ettikleri Fatih'e Türk milliyetçisi Kemalist Buharalı'nın hakaret etmesi milli talihimizin kötü bir cilvesidir. 5 Türk, 4 İtalyan, 3 Rum, 3 İslav,1 Romen, 1 Arnavut devletini Türkiye'ye ekleyen Fatih'in şu fütuhatına bakınca göğsü kabarmayanlar elbette Türk değildir: 1453'te Bizans Rum İmparatorluğunu aldı. 1456'da Enez Ceneviz Dukalığını aldı. 1458'de Atina İtalyan Dukalığını 3ıdı. 1459'da Sırp Krallığını aldı. 1460'ta Mora Rum Respotluğunu aldı. 146'1'de Trabzon Rum İmparatorluğunu aldı. 1461/2'de Candarlı Türk beyliğini aldı. 1462'de Eflak Romen Prensliğini aldı. 1462'00 Midilli Ceneviz Dukalığını aldı. 1466'da Karaman Türk Beyliğini aldı. 1471'de Alaiye Türk Beyliğini aldı. 1475'de Kırım Türk Hanlığını aldı. 178/9'da Arnavutluğu aldı. 1479'da Yunan adalarındaki Zanta İtalyan Dukalığını aldı. 1480'de Herset Dukalığını aldı.
Bunlardan başka Dul kadir Türk beğliği ile Buğdan Romen Prensliği hâkimiyet altına alınmış, Akkoyunlu Türk İmparatorluğu ile Macaristan ve Napoli Krallıkları ve Venedik Ceneviz cumhuriyetleri yenilmiş, Cenevizlerin Karadeniz'deki bütün kolonileri ile Eğriboz, Limni, Taşoz, Semadirek, İmroz adaları ve bir hayli adalar alınmış, Güney İtalya'da Otranto fethedilmiş, Balkanlar tamamen Türk hâkimiyetine girmiş, Karadeniz Türk gölü olmuş ve 'Boğazlar hâkimiyeti tamamlanmıştır. Kemalist bunları yapan milli kahramana hakaret etmekle ne kader utanılacak bir harekette bulunduğunun, umarız ki, bu izahattan sonra farkına varır. Milli mukaddesata saygı göstermeği, kanunlarla sağlamak kabildir. Fakat bunun o kadar değeri yoktur. Mühim olan bu saygının gönülden gelmesidir. Bir topluluk kendini inkârla çöker. Kendini inkârın başlangıcı da maziye sövmek ve milli kahramanları tahkir etmektir. Sonra başkalarına gönül vermek, onları kutlulamak, arkasından da inkıraz gelir. Bereket versin ki, Fatih'e sövmekte Kemalist yalnızdır. Türk çocuklarının gönülleri her gece onun kilitli türbesinde ihtiram nöbeti tutmaktadır. Alt ın-Işık, 21 Ocak 1947, Sayı: 2 |
||