MÜNECCİMBAŞI ŞEYH AHMED DEDE EFENDİ

HAYATI VE ESERLERİ

 
 

 

 

3

Söyle de dinleyelim» demesi üzerine: «Şevketli efendim! Şeyhime bu keramet yetişmez mi ki benim gibi hakir bir dervişi devletli efendim gibi yüce bir padişahın meclisi şerefine nail edip yüksek huzurunuza eriştirdi» diye cevap vererek hoşa gitmiş, padişahtan ihsanlar almıştır. Dördüncü Mehmed letaifi sevdiği için «'Übeyd-i Zakânî» nin letaifini Türkçeye çevirip padişaha takdim etmiştir. Müneccimbaşı, Dördüncü Mehmed’in tahttan indirilmesine kadar onun musahibi kalmıştır [2].

1099 (=1687) da Dördüncü Mehmed tahttan indirilip yerine İkinci Süleyman geçince Mısıra sürüldü. Yerine «Arabzâde Mehmed Efendi » müneccimbaşı oldu. Arpalıklarından «Kemer» yeni müneccimbaşıya, « Biga » [3] da Arif Abdülbaki Efendiye verildi.

1102 (=1691) de hac maksadıyla Mekke’ye gidip iki yıl oradaki Mevlevi tekkesinin şeyhi olarak kaldı.

1105 (=1693–1094) te Medine’ye giderek altı yıl mücavir olarak orada bulundu. Tefsir, Hidâye ve Ekmel okuttu.

1112 (= 1700) de yine Mekke’ye döndü. Hicazda bulunduğu sırada devlet tarafından yine Istanbula ve eski memuriyetine çağırıldıysa da ihtiyarlığını ve yolculuğun zahmetlerine dayanamayacağını ileri sürerek kabul etmedi.

1113 ramazanının son günü ( = 28 Şubat 1702) öldü. Peygamberin zevcelerinden Hadice’nin ayakucundaki Mevlevi mezarlığına gömüldü.

Müneccimbaşı, memuriyet hayatında iken en çok Vanlı Mehmed (= Vânî Mehmed) Efendiyle uğraşmağa mecbur kalmıştır. Çünkü vâiz, padişahın imamı ve şehzadelerin hocası olan bu Vanlı Mehmed Efendi hırıstiyanlara ve mutasavvıflara karşı müteassıb bir düşman olup mütemadiyen onlarla uğraşmıştır.

Müneccimbaşı Ahmed Dedenin   «Mustafa» adlı bir oğlu olup 13 zilkade 1123 (= 23 kânunuevvel 1711) te müneccimbaşı olduğunu da «Vekayi'ül-Füzelâ zeyli» nden öğreniyoruz (yaprak: 56a-57a). Molla Mustafa 29 zilkade 1134 (=10 Eylül 1722) perşembe gecesi ölerek Edirne Kapısı dışına gömüldü. Bu Mustafa’nın da « Lûtfullah Çelebi » adında bir oğlu olup Molla Mustafa’nın İmroz kazası içindeki arpalığı, ölümünde, oğlu Lütfullah Çelebiye verilmiştir.

Devamı



<< Nihâl Atsız'ın Çevirileri

Anasayfa

Düşünce Alanı >>