| |
|
|
KÖY ENSTİTÜLERİ KÖRDÜĞÜMÜ |
|
Yakın
tarihimizin en ibret verici bir
faslı ve bizi içeriden
zehirlemek ve yıkmak için
girişilen teşebbüslerin en
sinsi, en cür'etkâr ve en
korkuncu o-lan "Köy Enstitüleri"
konusuna temas eden iki yazı 46.
ve 47. sayılarımızda "Kadıoğlu
Süleyman" imzası altında
çıkmıştı. Şimdi, yine bu konuya
dön-mek ve bu konu üzerinde
tafsilâtlı ve mühim açıklamalar
yapan bir bir ma-kale serisi
yayınlamak lüzumunu du-yuyoruz.
Bunu, bildiklerimizi açıkla-mayı,
milletimizin mukadderatı bakı-mından
kaçınılmaz bir vazife sayıyo-ruz.
Zira,
hakikatin sert ve acı
çehresin-den yüksünecek bütün
şahsî menfa-atlere rağmen; deve
kuşu gibî bağını kuma
gömmüşlerin rahatlarının ne
pahasına olursa olsun
bozulmamasını istemelerine
rağmen; çok sinsi ve kurnazca
telkinlerin kısmen yarattığı
aldatıcı müessese ve zümre
bağlılık-larının millî tehlike
endişelerinden yer yer daha ağır
basmasına rağmen; "Komünizm'in
başım ezdik, eziyoruz, ezeceğiz"
gibi bütün gümbürtülü nu-tuklara
rağmen; hakikat şudur ki En-stitülerin
öğretim kadrosundan ko-münizm
sökülüp atılamamıştır. Top-rağın
üstündeki kısmı koparılıp kökü
İçeride kalan ayrık otu gibi,
kuyruğu düşüp başı ete gömülü
kalan bağır-sak şeridi gibi,
komünist tertibin un-surlarının
büyük çoğunluğu Köy Enstitüleri
öğretim kadrosunun içinde
kalmışlardır. Çoğu tamamen
sinmiş, pusuya yatmış, şimdi
sadece rengini belli etmemek Ve
ileride çıkacak fır-sat ânına
kadar mevkiim sağlamlaş-tırmak,
azamî ihtiyatla dostlarını ko-rumakla
meşguldür. Bazan, kendile-rini
kuvvetli hissettikleri ve Millî
Eğitim kadrosundaki duygu ve dü-şünce
yoldaşları yüksek mevkili ida-reci
ve müfettişlerin himayelerine
güvenebildikleri zamanlarda
milliyet-çiliğe karşı bir pasif
mukavemet ha-vası yaratmak. Köy
Enstitülerine so-kulmuş
milliyetçi öğretmenleri muh-telif
dolambaçlı bahanelerle kötüle-mek,
rahatsız etmek, ve ayağını kay-dırıp
ilerisi için kendilerine açık
saha hazırlamak gibi
faaliyetlerde bulun-maktadırlar.
Biz,
milletin yalnız bugünkü değil
yarınki mücadelelerini ve
akıbetini düşünmek vazifesinden
kendimizi sı-yıracak bir formül
bilmediğimiz için, Köy
Enstitüleri dâvasını tekrar deşi-yor
ve ortaya atıyoruz. Bu konudaki
açıklamalarımıza ve mücadelemize
sonuna kadar devam edeceğiz.
46. ve
47. sayılarımızdaki "Kadıoğlu
Süleyman" imzasını merak edenler
çok oldu. Bu takma bir addır.
Yazıla-rın kendi imzası altında
değil de tak-ma adla
yayınlanmasının sebebi yazı
sahibinin tamamen isteği
hilâfına, bizim ülkünün hayrı
için böyle olma-sında |
ısrar etmemizdir, şu kadarım belir-telim ki
yazıların sahibi yüzde yüz güvendiğimiz bir ülküdaşımızdır, ve
yazılarda ortaya atılan bütün husus-lar doğrudan doğruya görgüye
da-yanmakta veya en sağlam delilleri elde bulunmaktadır.
Önümüzdeki sayıda bu yazı şerisine
başlıyoruz. Bu yazılar, esas hedefi zor inanılır bir habasetle bu
milleti ta kökünden zehirlemek isteyen bir sui-kasdin içyüzünü
belirtmek olmakla beraber, bir yandan da bizim çocuk-ların
gösterdiği "mucize"nin hikâye-sidir. Yani, en körpe çağda, en sâf ve
tecrübesiz olarak, diktatörlüğün bü-tün zulüm ve baskı imkânlarını
ve komünist telkin ve zehirleme usulle-rinin bütün inceliklerini
elinde topla-mış "öğretmen"lerin pençesine dü-şen temiz Türk
yavrularının, bütün zehirleme gayretlerine rağmen, ve kuvvetlerin
her türlü ümidi kıracak eşitsizliğine rağmen, koruyucudan, dosttan
ve yol gösterenden mahrum olmalarına rağmen, sırf kanlarından
aldıkları kuvvetle bu korkunç baskı-ya karşı dayanışların ve içine
alın-dıkları ağdan çoğunun zaferle, yüre-ğinde komünizm zehiri
yerine Türk-lük duygusu ve zehirleyicilere karşı kin duygusu ile,
kurtuluşlarının hi-kâyesi. Yazıların konularım ve plânını aşağıda
sunuyoruz. Bu yazıların yanı sıra bizzat zehirlenmek istenen dü-nün
o "kurbanlık" sayılan çocukları ve bugünün Türkçülük ordusunun
kıymetleri olan ülküdaşlarımızın ken-di yazılarım okuyacaksınız.
-
Öğretmen Tipleri Resmigeçidi.
-
Hasanoğlan Köy Enstitüsünün özelliği ve
yüksek kısım.
-
Sirer zamanında Hasanoğlan-dan atı-lanlar,
-
Hasanoğlanda bırakılanlar,
-
Kız-erkek münasebetlerini tah-rik ve teşvik,
-
Hasanoğlanın geniş kadrosu ve imkânları.
-
Köy Enstitüleri dâvasında azın-lıkların
ırkçılığı.
-
Yapılan baltalamalar.
-
Şehir çocuğuna köy öğretmen-liği hakkının
verilmemesi.
-
Derslerde yapılan yıkıcı telkin-ler.
-
Hamam rezaleti.
-
Namaz kılan Öğrencilerin ko-vulması.
-
Bazı kız Öğretmenlerin yaptık-ları.
-
Para meselesi.
-
Mezunlara hediye edilen kızıl neşriyat.
-
Enstitülerde okutulması yasak edilen dergiler
-
Seyfi Kurtbek'in konferansı ve- akisleri,
-
Talebe toplama meselesi,
-
Hasanoğlan'lı köylülerin herke-sten önce işin
içyüzünü anla-ması.
|
|
|
|
|