OSMANLI TARİHLERİ I

 
 

 

 

Eski Osmanlı Tarihleri

İlmî, yan ilmî ve popüler bunca neşriyata rağmen Türk tarihi üzerindeki incelemelerin daha dik adımlarında olduğu muhakkaktır. Başta arşiv vesikaları ve kitabeler olduğu halde resmî ve gayriresmî tarihlerin, hâtıraların ve sair eserlerin büyük külliyat halinde yayınlanmasından önce millî tarihin mümkün mertebe doğrulukla ortaya konamayacağı aşikârdır. En geniş coğrafî sahada en uzun ömürlü devletleri kurmuş olan büyük Türk milletinin tarihini yazmaktaki güçlüklerin mühim bir sebebi de Türklerin, tarihi yazmaktan ziyade yapmaya ehemmiyet vermiş olmalarıdır. En eski tarih vesikalarımız olan Gök Türk yazıtlarından başlayarak Osmanlıların ilk tarih eserlerine kadar bütün kaynaklarımızdaki tafsilâtsızlık, zaman ve mekân hususundaki kayıtsızlık ve vekayii mühimsemeden anlatmak hususiyetleri şaşılacak kadar barizdir. Bereket versin İri on altıncı asırdan itibaren "t a r i h" daha ciddiyetle ele alınmış, âdeta millî bir ilim haline gelerek günümüze kadar, büyük ciltlerle gazete makaleleri arasında türlü türlü neşriyat yapılmış ve bu arada Nâimâ, Müneccimbaşı ve Cevdet Paşa gibi birinci sınıf tarihçiler yetişmiştir.

Hacim ve ilmî değer bakımından pek değişik olan ve büyük bir kısmı eski devirlere ait bulunan bugünkü neşriyatı takip edebilmek, muhtelif sebepler dolayısıyla, pek güçtür. Aralarında ana kaynak mahiyetine haiz vesikaların ve kitapların da bulunduğu bu neşriyat muayyen bir usulle yapılmadığı müddetçe faydası az olmakta devam edecektir. Son zamanlarda büyük ölçüde faaliyete geçen Tarih Kurumunun yayınları da henüz arzu edilen derecede metodlu değildir. Netekim henüz Osmanlı tarihine ait bir tek ana kaynak dahi neşredilmemiştir.

Türkiye Yayınevi tarafından neşrine başlanan bu külliyat eski Osmanlı tarihlerini metodlu bir şekilde ortaya koyacağı İçin tarih meraklıları, tarih ve edebiyat öğrencileri, hatta tarih bilginleri için mühim bir boşluğu dolduracaktır. Daha geniş bir okuyucu kütlesine hitap etmek için tam ilmî neşirden ziyade yarı ilmî bir tarzın tercih olunduğu bu külliyat, ilerde tam ilmî ve mukayeseli yayınları yapılıncaya kadar faydalı olmakta devam edecektir. Esasen ne Yayınevinin, ne de eserleri hazırlayanların tam ilmî eser vermiş olmak gibi bir iddiaları yoktur. Eski harfleri bilmeyen yüzlerce tarih, ve edebiyat talebesiyle nüshası tükenmiş eski tarihleri elde etmek fırsatından mahrum ilim erbabı, tarihseverler, eski dil üzerinde çalışacak olanlar için bu cilt herhalde faydalı olacaktır.

En eski Osmanlı tarihlerinden beşini alan bu ilk cilde ben nezaret ettim ve eserlerin ilk üçünü kendim hazırladım. Bu beş eser şunlardır:

1) "Ahmedî"nin Osmanlı tarihi hakkındaki manzum eserinin metni. Bu eser 1410 dan Önce yazılmıştır ve bugünkü bilgimize göre Osmanlılar hakkındaki ilk Türkçe eserdir.

2) "Şükrullah"ın "Behcetüttevârîh" adlı Farsça umumî tarihinin Osmanlılara ait bölümünün tercümesi . Bu eser 1456-1459. yılları arasında yazılmıştır.

3) "Âşıkpaşaoğlu Ahmed Âşıkî"nin "Tevârîh-i Âl-i Osman" adlı eserinin
mukayeseli metni. Şimdilik vardığım neticeye göre bu eserin 1478'de yazılmış
olduğunu kabul ediyorum.

4) "Karamanlı (Nişancı Mehmed Paşa"nın "Tevârîh üs-Selâtîn ül-'Osmâniyye" adlı arapça eserinin tercümesi. 1480'de yazılmış olan bu mühim eseri Konyalı İbrahim Hakkı tercüme etmiştir.

5) "Bayatlı Mehmed oğlu Hasan'ın "Câm-ı Cem-Âyîn" adlı eserinin sadeleştirilmiş, yani bugünkü Türkçeye çevrilmiş şekli. 1482'de yazılmış olan
bu eseri Kırzıoğlu Fahrettin sadeleştirmiştir.

Bu beş esere tarafımdan isimler cetveliyle, soykütüğü ve kronoloji cetvelleri, gerekenlerine sözlükler konularak okuyucular tarafından daha kolaylıkla faydalanılması sağlanmıştır.

İmkân bulundukça öteki ciltler de yayınlanacaktır.

19 Şubat 1949, Maltepe

ATSIZ

Devamı