ÖTÜKEN

 
 

 

 

sayılıyor. Sosyalist budalaların iddia ettiği gibi bu yüz binler, ticari vurgun yapmak için mi Batıya kaçıyor? Kafatasının içinde biraz beyni olan bir insan bunun ne demek olduğunu anlamaz mı?

  Türkiye'de şimdi bir sosyalizm mo-dası çıktı. Sosyalizm Türkiye’yi kur-taracak tek yolmuş. Sosyalizm sol-culukmuş. Solculuk ileri düşünceyi temsil ediyormuş. Atatürk de solcu imiş. Hatta Muhammed Peygamber de solcu imiş. Bütün bu gülünç iddialar fikrin sefaletini gösteren sayıklama-lardır. Büyük harfin nerelerde kulla-nılacağını bilmeyen liselilerin çikleti, liseli kültür ve seviyesini aşamayan üniversitelilerin sakızıdır. Sosyalizm şarkısı söyleyen sabıkalıların geçmi-şini bilmeyen sözde aydınların rüya-sıdır. Komünizmin Rusya'da ne yaptı-ğını, Çekoslovakya yar ve Macaris-tan'a nasıl girdiğini, girdikten sonra ilk önce, kendilerine zemin hazırla-yan sosyalistleri yok ettiğini bilme-yen zavallıların hülyasıdır.

  Komünizm kanser gibidir. Yıllarca a-cı vermeden, belirti göstermeden bir gövdeyi kemirir. Ağrı başladığı za-man artık geç kalınmıştır. Bunu, daha önlenebilecek durumda iken ancak uzman hekimler seçebilir. Ortada ağ-rı sızı yok diye uzman hekime inan-mayanların işi dumandır.

  Türkiye'de kaç komünist vardır, biliyor muyuz? Bunu Milli Emniyet Servisi bile bilemez. Onun bildikleri göstermelik zavallılardır. Gazeteler-de sütun sahibi olan maskaralardır. Aşağılık duygusu içinde kıvranan yozlardan, Hücreler kuran emirber-lerdir.

  Fakat kendini belli etmeden devlet kademelerinde çalışan, zamanla terfi ederek yükselen, devletin can alacak noktalarına yerleşen kızılları bilen var mı? Bunlar Kızıl ordunun gelişin-de kilit yerlerini tutacak eleman-lardır. Bazıları ömürleri boyunca bir iş yapamadan yaşar. Fırsatı yakala-yan onu kullanmaya çabalar. Gizli gizli yaptığı ajanlıkları da kimse bil-mez.

  Tarihin en muhteşem budalası olan Roosevelt'in yardımcısı Wallace'ın ve Irak devlet başkanlığına kadar yük-selip 1963'te karşı ihtilalle öldürülen Kasım'ın da komünist oldukları neden sonra anlaşıldı. Kasım, Harb Okulu öğrencisi iken gizli komünist teşkila-tına girmiş, hiç açık vermeden gene-ralliğe ve devlet başkanlığına kadar yükselmiştir.

  Demek ki vatan hainleri devlet baş-kanının yardımcılığına ve hatta dev-let başkanlığına kadar yükselebili-yor. Bütün bu adamlar kendilerine sosyalist diyorlardı. Tıpkı bizdeki sa-bıkalılar gibi. Uzun söze ne hacet? Komünist Rusya bile kendisine "Sov-yet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" demiyor mu?

  Sosyalist maskesiyle devlet baş-kanlığına kadar yükselen ve kendi vatanını yıkmaya çalışan komünistler bizi, bizi değil aydın geçinen, sosya-lizmi matah sanan, gözleri bulanan-ları düşündürmelidir.

  Bu sosyalistlerin kaçı gerçekten sosyalisttir? Kaçı ajandır?

  Bugün özellikle üniversiteliler ara-sında görülen sosyalizm merakı; bil-giye, incelemeye, okumaya, yurt sevgisine değil, modaya dayanan bir nev heveslikten başka bir şey de-ğildir. Tıpkı sakal bırakmak, Ameri-kan sığır çobanlarının pantolonunu giymek gibi bir moda. Üniversiteli ol-dukları halde üniversiteli kafası ol-mayan, karşı fikirden habersiz, mü-samahaya kabiliyetsiz olan bu genç-lerin sosyalist veya komünist olması-nın hiçbir değeri yoktur. Bu sosya-listler yarın aynı kolaylıkla nasyonal sosyalist de olabilecekleri gibi yarın hayata atılıp onun şamarını yedikten sonra da iyice ayılacaklar, hele ara-larında iyi kazanç sağlamayı başa-ranlar için sosyalizm eşkıyalıkla aynı anlama gelecektir.

  Fransız üniversitelerinde pek çok kralcı vardır. Fakat krallık üniversi-tenin duvarları içinde esen tatlı bir havadır ki pek seyrek olarak üniver-site bahçesinden sokağa taşar.

Bizde sosyalizmin çirkin olan bir ta-rafı milliyetçiliğe arka çevirip koz-mopolitliğe kayması ve komünizme kapı görevini görmesidir. Karşımız-daki her üç sosyalistten birinin kıpkı-zıl komünist yani vatan haini olduğu muhakkaktır. Bunu ayırmak mümkün olmadığı içindir ki sosyalistlere dai-ma şüphe ile bakılmaktadır. Gerçi en azılı komünistlerin, üzerlerine sosya-list şüphesini dahi çekmeyen sinsi kimseler olduğu bilinmektedir. Fakat en azılı komünisti bilememek, komü-nist olması ihtimali bulunanlara karşı uyanık davranmaktan bizi alıkoya-maz.

***

  Yukarda Irak Başkanı Kasım'ı anlat-tık. Kasım hem komünist hem de Kür-ttü. Böyle olduğu içindir ki yalnız Iraktaki Türklere karşı değil, Arap-lara karşı da büyük bir kinle davran-mış, elinden gelen fenalığı ardına koymamıştır. Bu da yabancı ırktan birini kendi başına geçirmek gafletini gösteren ve gösterecek olan millet-lere tarihin kanlı bir dersidir.

  Komünistler her zaman bir devletin başına geçemezlerse de profesör, öğretmen, savcı, hâkim, kurmay, me-bus veya bakan olabilirler. O zaman milli yapıda bunların yapacağı yıkıma sınır çizmek güçtür.

  Farazi örneklerle anlatalım ve konu olarak Türkiye'yi alalım:

  Bir komünist edebiyat öğretmeni şunları yapar: Türk edebiyatının bü-tün değerlerini sinsi sinsi kötüler. "Bunlar, arı Türkçe dururken karışık bir dil kullanmışlardır; kendi milletle-rini sevmedikleri için böyle davran-mışlardır; milletin derdiyle hiç ilgi-lenmemişlerdir." der. Kasten en kötü şiir örneklerini seçer ve öğrenciyi te-sir altında bırakır. Sonra Yunus Em-re'yi ve basit halk şairlerini alır. Yu-nus'un tasavvufi beynelmilelciliğini, ideal örnek diye gösterir. Halk şair-lerinin yoksulluktan bahseden, beğ-lerden yakınan parçalarını alarak

Sayfa 3