Kız o geçe güzel bir rüya
görüyor . Bu öyle bir rüya
ki onun hayatta olmasına ve
bu kadar güzel olmasına hiç
imkân yok... Güzel bir orman
... Elmas gibi bir çay
akıyor... Aynı on beşi
ışığını yer yüzüne serpmiş
... Kız ağır ağır yürüyor.
Bu esnada ay gökten yavaş
yavaş yaklaşıyor. Yüzünde
ezelî gülümseyiş var...
Yaklaşıyor, yaklaşıyor ve
kızın yanına kadar geliyor.
Ona söylüyor: "aziz ve
sevgili kızım... Sen çok
tecrübesiz ve çok
bilgisizsin. Mektepte
okuduğun şeylerin hiç bir
işe yaramadığını hayatta
göreceksin. Sana şimdiye
kadar kimse hürmet
göstermedi Halbuki sen
hürmete lâyıksın. Sen şehit
kızı ve şehit kardeşisin.
Baban ve kardeşinin yaşatmak
için öldükleri insanların
sana büyük bir borcu vardır.
Bunu düşündün mü ?" Genç kız
başını kaldırıyor: "hayır
sevgili ay dedeciğim
düşünmedim" diyor, Ay dede
tekrar söylüyor: "sakın hiç
bîr şeye inanma kızım,
diyor, insanlar vefasızdır.
Hem bak sen güzel kızsın.
Yarın senin güzelliğinden
istifade etmek
isteyeceklerdir. Sakın
aldanma kızım! fakat benim
sana asıl söylemek
istediğim..." Ay sözünü
bitiremiyor... Kız tekrar
başını kaldırıyor ve ayın
yaşlı gözlerini görüyor...
"Sevgili ay dedeciğim niçin
ağlıyorsun ve bana
söylemek
istediğin şeyi niçin
söylemiyorsun?" diyor.
Ay dede
ağlıyor ve ay dede
hıçkırıyor... "Kızım, diyor,
ben galiba sana onu
söyleyemeyeceğim. Çünkü
biliyorsun ki ben çok
kocadım. Yüreğim yufkalaştı.
Allaha ısmarladık sevgili ve
aziz kıyım"... Ay, gözleri
yaşlı, yavaş yavaş
uzaklaşıyor... Tâ eski
yerine kadar uzaklaşıyor...
Fakat gözleri hâlâ. yaşlı. O
zaman kız yanında babasını
ve ağabeyini görüyor.
Onlar da
ağlayarak onu bağırlarına
basıyorlar... Baba
ağlıyor... Ağabey ağlıyor...
Sevgili ay dede, o da
ağlıyor. Fakat ağlayan
yalnız onlar değil. Rüya
bitip de uyandığı zaman genç
kız görüyor ki baba ile,
ağabeyle ve sevgili ay dede
ile beraber kendisi de
ağlıyor kendisi de
hıçkırıyor...