"Sağ" ve "Sol" deyimlerinin iktisadi manasından
başka bir de ideolojik anlamı olduğu malumdur. Günümüzde iktisadi
doktrinler 15. Asırdaki tarikatlar gibi birbirine karıştığı halde
fikriyat bakımından sağ ve sol hala kesin çizgilerle birbirinden
ayrılmış durumdadır.
Çünkü iktisadi şekiller ve şartlar zamanla
değişmekte, fakat "ülkü" sabit kalmaktadır. Sosyal demokrat,
Hıristiyan sosyalist, cumhuriyetçi sosyalist, nasyonal sosyalist
deyimleri bu tedahüllerin örneğidir.
Fikriyat (ideoloji) bakımından sağ ile solu
birbirinden ayıran en kesin fark, sağın milliyetçi olmasına karşılık
solun, beynelmilelci karakterde bulunmasıdır.
Milliyetçilik, tarihin binlerce yılda doğurduğu
sosyal bir neticedir. Binlerce yıllık hayatın kaynaştırdığı, her
bakımdan birleştirdiği insan topluluklarının bu netice içinde
yaşaması, onun nimetlerini gördüğü için milliyeti muhafaza uğrunda
her fedakârlığa hazır bulunması da gayet normaldir. Milliyet duygusu
bu kadar kuvvetli olmasaydı tarihin korkunç bozgunlarını gören
milletlerin hemen dağılması gerekirdi. Böyle olmadığını,
bozgunlardan sonra o toplumların daha kuvvetli olmak için nasıl
çalıştığını 20. Yüzyıl tarihi göstermiştir. Bu konuda Polonya ve
Almanya'yı örnek vermek kâfidir.
Sol ise, iktisadi görüş olarak bazı noktalarda
haklı bile bulunsa, tabiattaki galat-ı hilkatler gibi toplum
hayatının bir yanlış yaratılmasından, marazı düşüncesinden başka bir
şey değildir.
Son zamanlarda görüldüğü gibi sola milliyetçilik
demek milliyetçilik ile halkçılığı karıştırmaktan doğar. Halkçılık,
bugün yaşamakta olan yoksul tabakanın bolluğa kavuşmasını
düşünmektir. Milliyetçilik, dünü de içine alarak hem bugünü, hem
yarını kapsayan bir büyüklük duygusudur.
Solun "milliyetçilik" dediği "halkçılık" siyası
sınırların dışındaki soydaşlara karşı kör ve sağırdır. Milliyetçilik
ise, hangi devletin idaresinde olursa olsun bütün soydaşları
düşünen, onları kurtarmak için her fedakârlığı göze alan hayatın ve
insanlığın manasını bu fedakârlıkta bulan ülküdür.
Solculuk için hayat "ekonomik yaşantı"dan başka
bir şey değildir. Mazinin mirası, geleceğin büyüklüğü onun umurunda
değildir. 0, çok kazanmak, rahat edip eğlenmekten başka bir şey
düşünmez. Bunları ileri sürerken her toplumda bulunan vurguncuları
öne sürerek bunları sağa mal etmeye çalışır.
Milliyetçi olduğunu ileri süren "sol", vaktiyle
Fransa ve İspanya'da görüldüğü gibi komünistlerle iş birliği yaparak
"milli cephe" adı altında kendi toplumlarını kardeş kavgasına,
kargaşalığa ve felakete sürüklemekten çekinmeyen bir düşünce
olduğuna göre, bunlara milliyetçi demek temelsiz ve gülünç bir
iddiadan başka bir şey değildir.