
Devşirmelerin, bölücü hainlerin; ruhunu, benliğini, şerefini ABD'ye,
AB'ye, Rusya'ya, vs. ülke ve topluluklara satmış olan kahpe
mütareke basınının, bu günlerde keyiflerine diyecek yok! Kürtçe
denen çorba ve melez dil serbest bırakıldı ya! olmayan bir milletin
yaratılması yolunda en önemli adım atıldı ya! değmeyin keyiflerine!
Hele sahte Atatürkçüler yok mu; Kürtçe duyacaklar diye en çok
sevinenlerin başında onlar geliyorlar. Eee Kendisine milliyetçi
sıfatı takan kesim, ümmetçilik yapar, Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü
devşirme, dönme ve eski kızıllara bırakırsa olacağı budur. Onlar da
Atatürkçülüğün içini boşaltıp, saptırarak lanse etmekten
çekinmezler.
Bu gün Atatürk yaşasaydı, Kürtçe eğitim ve yayın hakkı vb. ihanet
yasa ve paketlerini -tarihten gelen Türk ezikliği ve kompleksi,
genlerine işlemiş olan Avrupalılara yani Haçlı Birliği'ne
yaranabilmek adına- acaba kabul eder miydi? Çıksın kendisine
Atatürkçüyüm diyen biri söylesin: "evet kabul ederdi" diye.
Söyleyemez çünkü meydan boş değil; söyleyecek olursa da cehaletini
ispat eder.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın işlerine gelen maddelerini temcit
pilavı gibi devamlı gündeme getirirler de; Anayasa'nın değişmez 3.
maddesinin ; "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür. Dili Türkçe'dir" dediğini görmezden gelirler!
Atatürk istismarcıları olan sahte Atatürkçüler; Değişik dil ve
lehçelerde yayına başlanmasını, tabuların yıkılması ve kültürel
zenginliğimizin(!) bir göstergesi olarak lanse ederler de; Her şey;
"Türk için, Türk'e göre, Türk tarafından" sözünü ilke edinip; gayr-i
milli unsurların sebep olduğu, kültürel, ahlaki, toplumsal erozyona
ve yozlaşmaya çanak tutan odakların, statükocu anlayışına karşı
duran ve onların, Türklüğün ve Türkiye'nin çıkarlarına ters gelen
tabularını yıkmaya çalışan gerçek Atatürkçüler olan Türkçülerin
istemlerini "Faşist İstemler" olarak göstermeye çalışırlar!
Atatürk'ün Nutuk'ta gösterdiği "medeni cihan seviyesine çıkma"
hedefini, Nutuk'u sadeleştirme adı altında tahrif ederek
"Batılılaşma" olarak lanse eden bu sahte "Atatürkçüler", bugün
"AB"ye girebilmek için tüm kutsal değerlerini sattıkları gibi;
Türklüğün ve Türkiye'nin bekasını sekteye uğratacak bütün
uygulamaları da desteklemektedirler. Bu Liboş, Sosyal Demokrat -
şimdilerde kendilerine, komünist ya da Bolşevik demeye utandıkları
için sosyal demokrat diyorlar-, Küreselleşmeci -anglo-sakson
protestan anlayışını dünyaya hakim kılma amaçlı ideoloji- vb. her
çeşit beynelmilelci/enternasyonalci takım için zaten onursuzluğun
adı çağdaşlık, Tanrı'nın adı da para olmuştur! Bu güruh, en azından;
Orhan Seyfi Orhon'un "Medeniyetin beynelmilel, fakat harsın/kültürün
mutlaka milli olduğunu unutmayacağız." sözünü benimsese hiç yoktan
iyi olacaktı.
Söz konusu kesim için; vatan, millet, bayrak, dil vb. kutsal değer
ve kavramlar hiç bir şey ifade etmediği gibi; Bu gibi zevatların
indinde bu kutsal değer ve kavramlara sahip çıkanlar da "çağdışı",
"bağnaz" ve "ilkel"dirler(?). Ama bunun böyle olması hele bu devirde
gayet doğaldır; fahişeliğin, homoseksüelliğin, köşe dönme adına
yapılan her türlü sahtekarlığın adının "çağdaşlık" ve " üstün vasıf"
olarak değerlendirildiği, son zamanların özenti-moda tabiriyle "in"
olduğu; gurur, şeref, namus, vatan-millet sevgisi gibi ulu erdem ve
duyguların horlandığı ve "out" olduğu bir çağda elbette her duygu,
her kavram ve her düşüncenin temelini "para"nın teşkil etmesi tuhaf
karşılanamaz. En son Kıbrıs'da yapılan referandumda "Annan"cı
kesilen güruh işte bu zihniyettedir. Ne de olsa; "bekara karı
boşamak kolaydır." yani ataları bu vatan uğruna can vermeyenlerin;
bizlerin hassas olduğu ve çekincelerini koyduğu konularda, bizler
gibi düşünüp, duyarlılık göstermeleri elbette beklenemez! ve "AB"
için, "para" için ruhlarını, benliklerini, kalemlerini sattıkları
gibi vatanı da satmaktan utanç duymazlar. Bu tip soysuzlar için
"vatan" bir toprak, "bayrak" ise bir bez parçasından ibarettir. Bu
yüzden bu gibi tiplerin her konuda bir bedelleri vardır ki; bas
parayı al tüm değerlerini! Bu tip bozuk düşünce sahibi
özdekçiler/materyalistler, insanı diğer canlılardan ayıran en büyük
farkın bir ülküye, bir ideale sahip olmak olduğunu bilmezler. Çünkü
onlar için hayat; yemekten, içmekten, gezmekten, eğlenmekten ve
üremekten ibarettir ki, bu dürtü ve güdülerin hepsine bir hayvan da
sahiptir. İnsanoğlu elbet gezecek, eğlenecek ancak bir ülke halkının
çoğunluğu, yaşamı sırf eğlenceden ibaretmiş gibi algılayıp, milli
konularda duyarlılık göstermez ise, o ülkenin, başkaları tarafından
sömürülüp, yönetilmesi kaçınılmaz olacaktır. Tıpkı bugün ülkemizin,
dış güçler tarafından sömürülüp, yönetildiği gibi.
"Batı"ya karşı olan eziklikleri ve aşağılık kompleksleri genlerine
işlemiş, "mankurt"laşmış olan teslimiyetçi, "Batı"cı kesim, her şeyi
Batı'ya göre algılamakta ya da değerlendirmekte ama Türk'ün ulu
önderinin şu özdeyişini bilmezden gelmektedirler: "Türkiye bir
maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye
ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir."
yani Atatürk'ün uygarlaşmanın formülünü; Batı'dan bağımsız olarak
hareket etme olarak verdiğini ya bilmezler ya da her şeyi işlerine
geldiği gibi yorumladıkları için bilmezden gelirler. Yani
maymunlaşma ile uygarlaşma arasındaki nüansı idrak edip,
ayıramadıkları için maymunlaşıp, öz benliklerini yitirip,
mankurtlaşarak "ÇAĞDAŞ"laşmaktadırlar.
Bu durum; yani ruhunu, benliğini, gurur, şeref ve saygınlığını üç
beş kuruş için satan, herşeyi "madde" olarak algılayan ihanet
odaklarının hakimiyeti fazla sürmeyecektir. Her şeyi "Türk için,
Türk'e göre, Türk tarafından" olarak görüp, algılayan ve isteyen
gerçek milliyetçiler, gerçek Atatürkçüler, yeni Kuvay-i Milliyeciler
gün gelecek tekrar Türkiye'ye hakim olacaklardır; dolayısıyla acun
tekrar Türk'ün olacaktır. "Türkiye, Türkler'e bırakılmayacak kadar
önemli bir ülkedir" sözünü şiar(!) edinmiş olan dış ihanet
odaklarının taşeronluğunu üstlenmiş olan, Türkiye'deki hain
işbirlikçilerinin kaçacak delik arayacakları günler elbet
gelecektir. Bunun böyle olacağına inanmayanlara Tanrı ömür versin de
o günleri görüp yaşasınlar!
Ulu Tanrı Türk'ü Korusun.
Gök Yeleli Bozkurt