TÜRK TARİHİ ÜZERİNDE TOPLAMALAR

 
 

 

 

4

beyliklerin hepsini birer ayrı devlet saymak büyük bir yanlışlıktır. Çünkü hakikatte olan şey Batı Türkleri’nin başsız kalmasından ibarettir. Netekim 1806 – 1871 arasında Almanya da başsız kalmış, fakat kimse Prusya, Baviyera, Saksonya, Vortemberg vesaireyi ayrı birer devlet saymamıştır. Tarih yine Almanya tarihi olarak okutulmuştur. Hâlbuki biz hâlâ her sülâleyi ayrı devlet sayıyor ve pek pek Türkiye tarihi diyince Osmanlı hanedanı ve cumhuriyet devirlerini anlıyoruz.

Türk tarihi hakkındaki malûmatın çoğalmasından sonra Türk tarihini sistemlendirmek teşebbüsleri görülmüştür. Fransız Yahudisi Leon Cahun ve Rus Barthold'un teşebbüsleri bu meyandadır. Fakat biz yabancıların Türk tarihi hakkındaki fikirlerine güvenemeyiz.

Bizde Türk tarihini, kısmen olmak üzere, ilk defa sistemlendiren Doktor Rıza Nur Bey olmuştur. Rıza Nur Bey mütarekenin ilk aylarında, Rumların ve Ermenilerin Türk topaklarına tesahüb etmek iddialarına karşı, Akşam gazetesinde neşrettiği bir makale ile bu devletin Osmanlı devleti olmayıp Türkiye devleti olduğunu, siyasî hayatının da 600 yıllık değil 900 yıllık olduğunu iddia ve ispat etmiş, bu fikrini İstanbuldaki kısa ömürlü mebuslar meclisi kürsüsünde de söylemişti. Devletimizin adının Türkiye olması ve Selçük hanedanı ile başlaması iddiası ilk defa ileri sürülüyordu. Rıza Nur Bey, sonra, 1924–1926 da 12 cildi neşrolunan büyük Türk tarihinde de bu fikri ileri sürmüş ve 2924 te çıkan üçüncü cildin mukaddemesin de bu fikrini delilleriyle yazmıştır. Fakat Rıza Nur Beyin Türk tarihini sistemlendirmek işi bu kadar değildir. Rıza Nur Bey Türk tarihini anayurt ve dışarıdaki yurtta olduğuna göre ikiye ayırdığı gibi Avrupa ve Asya da aynı yerde kurulan muhtelif Türk sülâlelerini ( meselâ Avrupa da Kunlar’la Avarlar’ı, İranda Safevî, Afşar ve Kaçarlar’ı) tek devlet olarak mütalaa etmek suretiyle ortaya yeni, doğru ve lüzumlu bir görüş atmıştır.

Ondan sonra da Mükrimin Halil Bey 1924 te Anadolu mecmuasındaki yazılarında tarihimizin Selçuk hanedanı ile başladığını söyleyip bir sistem koymakla tarihimizin bir kısmı hakkında doğru bir görüş yapmış, fakat Fransız tarihindeki usulü bize tatbik etmek isteyerek, yani vatan tarihini esas tutarak Orta Asya’daki Türk tarihiyle alâkamızı inkâr etmek gibi bir de büyük yanlışlığa düşmüştür.

Ahmet Zeki Velidi Bey ise kısmen Bartholddan mülhem olmakla beraber Türk tarihini daha ziyade sistemlendirmiş, Türk tarihini anayurtta ve yabancı ülkelerde olmak üzere iki ayrı kısımda mütalaa etmek esasını almış ve anayurt olarak ta Türkistan ve Türkiye diye iki vatan kabul etmiştir. Bu fikre göre Azerbaycan Türkiye’ye ve şarkî Avrupa Türkistan’a bağlıdır.

Benim ortaya attığım sistem ise, bunları tamamlayacak mahiyettedir. Gerçi bu kitap tarihçilerin anladığı mânâda ilmî bir eser değildir. Fakat içinde ne tarih tahrif olunmuş, ne de tehlikeli nazariyeler ileriye sürülmüştür. Kimseye malûm olmayan yeni kaynaklardan da istifade etmiş değilim. Fakat tarih yazanların istifade etmediği bazı Rusça eserlerden ( hususî tercümeler sayesinde ), Çince bir tarihî atlastan, bir iki makaleden, Zeki Velidi Bey’in basılmamış eserlerinden istifade ettim. Yaptığım iş bütün buralardaki malûmatı toplayıp tasnif etmekten ibaret kaldığı için kitaba Toplamalar adını verdim. Kitabın sayfaları az olmakla beraber bu bahisler hakkında yazılan Türk tarihlerinin en mufassalıdır. Çünkü lüzumsuz kelimeler sarfederek edebiyat yapmaktan çekindim.

Devamı



 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>