TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

11

İkinci hanedanımız olan İlhanlıların en büyük hizmeti Anadolu ve Azerbaycan’ı kesin suretle Türkleştirmeleridir. Çünkü XI. Yüzyıl başla-rında en iyimser hesapla bir buçuk milyon tahmin edilen Türkmenlerin Anadolu'ya yerleşenleri yarım milyondan fazla değildi ve bu nüfus yüzyıl kadar da Lâtin ve Cermen Avrupası'na karşı amansız savunma savaşları yapmak mecburiyetinde kalmıştı. 1. Kılıç Arslan'ın haçlı sü-rülerine karşı toplayabildiği Türk kuvveti elli bin kişiyi ancak buluyor-du. İşte bu kadar az olan Anadolu Türklerinin tarihte Hindistan, Çin ve Mısır'daki hâkim Türklerin başına gelen "erime" felâketine uğramama-ları, İlhanlıların Anadolu'ya getirdikleri yeni Türk unsurları ve Anadolu ile Azerbaycan’daki yabancıları büyük ölçüde sürmeleriyle kabil ol-muştur. Bunu vahşet sayan Avrupalıların Türkistan'da büyük kırgınlar yapan ve teslim olan bazı şehirlerin ahâlisini topyekun öldürten Make-donyalı İskender'e "büyük" sıfatını vermeleri mantıksızlığın ve biraz da bize karşı kinin mahsulüdür. Avrupalılar bütün Asya milletlerini ye-nebildikleri halde Türklerin tek başlarına bütün batı dünyasına karşı yüzyıllarca süren şerefli mücâdele ve savunmasını unutamıyorlar. O-nun için kendilerinde ve başkalarında normal gördüklerini bizde kusur olarak ileri sürüyorlar. İlhanlıların Azerbaycan kesin olarak Türkleştir-meleri Acemleri de garip iddialara sevk ediyor: Onların fikrince "Mo-ğollar" Azerbaycan’ı alıp Acem olan ahâlisinin diline iğneler sokmak suretiyle halkı "Türkçe" konuşmaya zorlamışlardır. Bir milletin, diline iğne sokulduğu için yabancı bir dili topyekun öğrenerek konuşmaya başlanmasının gerçekle bağdaştırılmasındaki gülünçlük meydandadır.

İlhanlılar çağında bu devlet Tebriz ve Meraga civarından idare olun-muştur. Nasıl İznik, Konya, Kayseri, Bursa, Edirne, İstanbul, Ankara şehirleri başkentlik yapmışsa Azerbaycan'ın şehirleri de bir zamanlar ayın vazifeyi görmüştür. Bu, hareketliliğin, enerjinin ve gençliğin alâ-metidir. Nitekim milletimiz XX. Yüzyılın medenî milletleri içinde göçe-be halka mâlik tek milletse bu onun geriliğinden çok yaşama kabiliye-tini ve gençliğini gösterir. Anadolu'da bizden önceki Hitit vesaire mil-letleri mahveden sıtma gibi hastalıklar Türkleri yok edemedi, edeme-yecek. Köy ve kasabada sıtmadan kırılanların yerini derhal yayla ve dağdaki göçebeler işgal ederek siperde ölen askerlerin yerini tutan yeni kuvvetler gibi tarih ve zaman içindeki vazifelerini almaktadırlar.

Yüz yıl süren İlhanlı hanedanı sırasında yanlış tarih telâkkisinin müs-takil hükümdarlar saydığı Osman Gazi ve onun oğlu Orhan Gazi birer şanlı uç beğinden başka bir şey değildir.

Yine aynı yanlış tarih telâkkisi Temir'in yabancı, Tatar ve düşman sa-yılması sonucunu doğurmuştur. Temir veya Türkistanlıların söyleyiş şekline göre Aksak Temir Bek Kunlar, Gök Türkler ve Çengiz gibi mef-kûrevî Türk devletini gerçekleştirmek isteyen bir hükümdardır. Onu bi-zim, yani Türkiye Türklerinin millî düşmanımız saymak yanlıştır, gü-nahtır. Milliyetçi bir tarih görüşü Ankara Savaşı’nı bir kardeş kavgası saymak mecburiyetindedir. Ankara Savaşı'nda Aksak Temir ordusun-daki Türkmenlerin sayısı belki de Yıldırım ordusundakilerden daha çoktu. Bu kadar insan vatan hâini miydi? Bu kadar çok vatan hâininin bir araya gelmesine imkân var mı? Onlar bu kavgayı bir hanedan ve otorite kavgası sayıyorlardı. Aksak Temir Bek umumî Türklük bakımın-dan suç işlemiş midir? Bunu tartışmayı bir yana bırakıyorum. Çünkü her insanda kusur bulunacağını kabul ediyoruz. Tarihimizin en büyük fertleri olarak düşünebileceğimiz Fâtih, Yavuz, Kânûnî hatta Alp Ars-lan'da kusur yok muydu? Gene en büyük fertler sayacağımız Mete'de, Kür Şad'da, Tonyukuk'ta, Kül Tegin'de birtakım kusurlar bulunmaz mı? Elbette Aksak Temir de büyük Türklük bakımından birtakım hatalı ha-reketler yapmıştır. Fakat o ilerisini görebilen bir insandı, İslav tehlike-sini görmüş ve Yıldırım'a Rus-Leh-Litvan sürüsünü müştereken imha etmek teklifini yapmıştır. Avrupa şövalye ordularını tepeleyen en bü-yük şövalye Yıldırım, maalesef bunu reddetmiştir. Acaba reddetme şeydi de o iki muhteşem ordu birleşseydi ne olurdu? Bir Türkçü şâirin dediği gibi:

Bütün Türkler bir olsa başkalaşır gidişler...

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>