TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

13

DEVLETİMİZİN KURULUŞUNU SAĞLAYAN SAVAŞ

Mayıs ayının Türk tarihinde büyük bir yeri vardır: Türkiye'nin kurulma-sını sağlayan tarihî ve destanı hareketler bu ayda yapılmış, bu des-tanların can alıcı noktası olan Dendânakan Meydan Savaşı 23 Mayısta olmuştur.

Okul kitaplarında devletimizin ne zaman kurulduğuna dâir bir işaret yoktur. Bazıları Malazgirt Savaşı'nın yapıldığı 26 Ağustos 1071 tarihini devletimizin başlangıcı sayıyorlar. Bu düşünce tamamıyla yanlıştır. Çünkü Malazgirt Savaşı çoktan kurulmuş kuvvetli bir devletin diğer bir kuvvetli devleti yenmesinden başka bir şeyi değildir. Dendânakan Sa-vaşı ise Selçuk Hanedanının idaresindeki Türklerin, Gazneliler İmpara-torluğunu yenerek Horasan ülkesini onlardan koparmasını, burada ba-ğımsız olarak teşkilatlanmasını ve fetihlere başlamasını sağlamış, ya-ni Türkiye'yi kurmuş ve bizi bugüne getirmiş olan bir çarpışmadır.

Millî hayatımızdaki iyi, kötü bütün dönüm noktalarını bilmek, bütün fertlerin ortaklaşa sevineceği, üzüleceği tarihlere mâlik olmak, mane-vî yapısı kuvvetli bir millet olmanın ilk şartlarından biridir. İskender'i, Sezar'ı, Arslan Yürekli Rişar'ı, Deli Petro’yu, Napoleon'u ezberleyen Türk gençlerinin bu devletin nasıl kahramanlıklarla kurulduğunu, Çağrı Beğ adındaki destanı kahramanın neler yaptığını, Doğu Roma İmpara-torluğu ile göğüs göğse yapılan korkunç savaşların Türk başbuğları o-lan Kutalmış, İbrahim İnal, Yakutu Resul Tegin, Buka, Anasıoğlu, Ha-san Artuk, Afşin ve başkaları gibi ölmezleri bilmemesi hazîn olduğu kadar da ayıptır. Bunlar lise ve ortaokulda değil, daha ilkokulda belle-necek şeylerdir. Bunları öğrenelim ve hatırlayalım. Yalnız ümidimizin zayıfladığı anlarda değil, her zaman aklımızda tutalım, gönlümüzde saklayalım.

Selçuk Hanedanının idaresindeki enerjik ve gözü pek Oğuzlar'la bunla-ra katılmış olan bir takım doğu Türkleri, Hazar, Karahanlı ve Gazneli devletleri arasında bocaladıktan, hattâ büyük kırgınlar geçirdikten sonra nihayet "Horasan'ı elde etmek" fikri etrafında hamle yapmaya başladı.

Gazneliler İmparatorluğu'nun büyük ve zengin bir vilâyeti olan Hora-san, Selçuklular için bir yaşama vasıtasıydı. Geçimlerini sağladıkları sığır, koyun ve at sürülerine otlar Horasan'da, kendilerine vergi vere-cek zengin şehirler yine orada idi. Burası için yapılan değişik talihli birkaç savaş hiçbir meseleyi halletmemiş ve iş, kesin sonuçlu bir sa-vaşa kalmıştı.

Büyük Sultan Gazneli Mahmud'un oğlu olan Sultan Mesud yüksek bir kumandan, eşsiz bir kahraman, fakat kararsız, zâlim ve sarhoş bir devlet başkanıydı. Ana dâvalarda sık sık ve lüzumsuz karar değiştir-meleri yüzünden kumandanlarının güvenini kaybetmiş, bu kumandan-lardan bazıları, sarhoşluk sırasında hakaretine uğradıkları sultana gü-cenerek Selçuklulara katılmış, bu da sultanı bütün kumandanlarından şüphelenir hâle getirmişti. Horasan'da Selçuklular lehine propaganda yapılıyor, din bilginleri kendi sarhoş sultanları yerine içki içmeyen Sel-çuk prenslerinin gelmesini istiyor, bundan başka tüccar ve esnaf sınıfı da daha az vergi alan Selçukluları tercih ediyordu.

Her iki tarafın birbiri arasındaki casus şebekesi iyi işliyor, tarafların hareketleri ve hazırlıkları birbirine malum oluyordu.

Sultan Mesud bu işi kökünden halletmek için büyük hazırlıklar yapmış ve o zamana kadar görülmemiş bir ordu tertiplemişti. İyi silâhlı 100-000 kişi olan bu orduda 50 tane de savaş fili vardı. Bu ordu, Türkler-den başka Hintli, Afganlı, İranlı, Arap ve Kürtlerden meydana gelmişti.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>