TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

14

Selçuklular 20.000 kişiden daha azdı. Fakat çok disiplinli ve hafif silâh-lı olduğu için son derece çevik atlılardan kurulu bir ordu idi. Gazneli-ler'in kalabalık oluşu dâima su ve yiyecek sıkıntısı doğuruyordu.

17 Mart 1040 ta Gazneli ordusu Nişabur'dan Serhas'a doğru hareket etti. Serhas'ta toplanmış bulunan Selçuklular da kıpırdadılar. Gazne ordusunun uğrağındaki yerlerde yiyecek bir şey bırakmadan, kuyuları doldurarak çekilmeye başladılar.

13 Mayısta Gazneliler, Serhas'a girdi. Fakat açlık içinde yapılan yürü-yüşte hayvanların çoğu ölmüş, süvarilerin büyük bir bölümü atsız kalmış, ölmeyen atlar bitkin bir hâle gelmiş, daha kötüsü, açlık yüzün-den ordu silâh kullanamayacak kadar kötülemişti.

Serhas haraptı. Ahâli de Selçuklularla birlikte kaçmış, Selçuklular işe yarar ne varsa götürmüş, götüremediğini yakmıştı. Gazneli kuman-danları yiyecek bulmak için Herat'a dönmeyi tavsiye ettilerse de sultan bu fikre yanaşmadı. Selçukluların da aç olduğunu söyleyerek bu işi kökünden bitirmek üzere taarruz lâzım geldiğini, hedefin Merv olduğunu, aksi fikirde bulunanı idam ettireceğini bildirdi.

16 Mayıs 1040 ta Gazneli ordusu, Selçukluların yeni karargâhı olan Merv'e yürümeye başladı. Susuzluktan büyük sıkıntı çekiliyor, hastalık da başlamış bulunuyordu.

18 Mayısta, susuzluğa çâre olmak üzere kuyular kazıldı ve çevrede bulunan kamışlıklara, Selçuklulara sığınaklık etmesin diye ateş verildi. Fakat kuyulardan çoğunun suyu acı çıktı.

21 Mayısta, Börü Tegin buyruğundaki 1500 Selçuklu ile ilk çarpışma yapıldı. Bunlar yağmur gibi ok yağdırarak yıldırım gibi bir hücum yap-tılar. Gazneliler'in ağır süvarisi kendilerine taarruz edince çekildilerse de ağırlıklardan bir kısmım alıp götürmeyi başardılar.

Bu ilk çarpışma, Gazneliler ordusundaki maneviyat kırıklığını ve disip-linsizliği açığa vurmuştu. Gazneliler ordusundaki Türk hassa askerleri, kendi komutanları olan ünlü başbuğ Beğdoğdu'ya başvurarak deveye binmekten usandıklarını, ertesi gün bir savaş olursa ister istemez Tacik (= İranlı ve Afganlı) ve Arap askerlerinin atlarını alacaklarını, savaşa ancak böyle gireceklerini söylemişlerdi.

Bu sırada Merv'de bulunan Selçuklular da büyük Gazneli ordusunun taarruzu karşısında ne yapmak gerektiğini konuşuyorlar, bir karara yaramıyorlardı. Nihayet kararı Tuğrul Beğe bıraktılar. Tuğrul Beğ, gö-rülmemiş büyüklükteki Gazneli ordusunun gelmesi dolayısıyla büyük bir göçe, Dihistan yoluyla İran içerisine yürümeye taraftardı, İranlılar korkak olduğu için bize dayanamaz diyordu. Gazneliler'le yapılacak savaş başarısızlıkla biterse Selçuklu topluluğunun dağılacağından çekiniyordu.

Çağrı Beğ, bu fikre itiraz etti. "Buradan kaçıp İran'ı alacak idiysek bunu başlangıçta yapmalı ve böyle ulu bir pâdişâhın kemerine el atıp savaşa çağırmamalıydık" dedi. Savaşı kabulün kaçınılmaz olduğu hak-kındaki delillerini sayıp döktü. Yalın atlılar olup erkekçe dövüşürlerse savaşı kazanacaklarını söyleyerek sözlerini bitirdi. Bu düşünce kabul edildi.

Kadın, çocuk, hasta ve yaşlıları ayırdılar. Bunları ve ağırlıklarını, sıska ve cılız atlı 2–3 bin kadar süvariyle birlikte uzaklara, çöllerin içine gönderdiler. Savaşa elverişli askerlerini sayarak 16.000 kişi olduk-larını anladılar. Sayıca az olan bu ordunun manevî kuvveti çok üstün, silâhları pekiyi idi. Ordunun başkomutanlığını Çağrı Beğ, öncü komu-tanlığını Karahanlı Hanedanından Börü Tegin aldı.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>