|
Selçuklular 20.000 kişiden daha azdı. Fakat çok disiplinli ve
hafif silâh-lı olduğu için son derece çevik atlılardan kurulu
bir ordu idi. Gazneli-ler'in kalabalık oluşu dâima su ve yiyecek
sıkıntısı doğuruyordu.
17 Mart
1040 ta Gazneli ordusu Nişabur'dan Serhas'a doğru hareket etti.
Serhas'ta toplanmış bulunan Selçuklular da kıpırdadılar. Gazne
ordusunun uğrağındaki yerlerde yiyecek bir şey bırakmadan,
kuyuları doldurarak çekilmeye başladılar.
13 Mayısta
Gazneliler, Serhas'a girdi. Fakat açlık içinde yapılan yürü-yüşte
hayvanların çoğu ölmüş, süvarilerin büyük bir bölümü atsız
kalmış, ölmeyen atlar bitkin bir hâle gelmiş, daha kötüsü, açlık
yüzün-den ordu silâh kullanamayacak kadar kötülemişti.
Serhas
haraptı. Ahâli de Selçuklularla birlikte kaçmış, Selçuklular işe
yarar ne varsa götürmüş, götüremediğini yakmıştı. Gazneli kuman-danları
yiyecek bulmak için Herat'a dönmeyi tavsiye ettilerse de sultan
bu fikre yanaşmadı. Selçukluların da aç olduğunu söyleyerek bu
işi kökünden bitirmek üzere taarruz lâzım geldiğini, hedefin
Merv olduğunu, aksi fikirde bulunanı idam ettireceğini bildirdi.
16 Mayıs
1040 ta Gazneli ordusu, Selçukluların yeni karargâhı olan Merv'e
yürümeye başladı. Susuzluktan büyük sıkıntı çekiliyor, hastalık
da başlamış bulunuyordu.
18
Mayısta, susuzluğa çâre olmak üzere kuyular kazıldı ve çevrede
bulunan kamışlıklara, Selçuklulara sığınaklık etmesin diye ateş
verildi. Fakat kuyulardan çoğunun suyu acı çıktı.
21
Mayısta, Börü Tegin buyruğundaki 1500 Selçuklu ile ilk
çarpışma yapıldı. Bunlar yağmur gibi ok yağdırarak yıldırım gibi
bir hücum yap-tılar. Gazneliler'in ağır süvarisi kendilerine
taarruz edince çekildilerse de ağırlıklardan bir kısmım alıp
götürmeyi başardılar.
Bu ilk
çarpışma, Gazneliler ordusundaki maneviyat kırıklığını ve disip-linsizliği
açığa vurmuştu. Gazneliler ordusundaki Türk hassa askerleri,
kendi komutanları olan ünlü başbuğ Beğdoğdu'ya başvurarak
deveye binmekten usandıklarını, ertesi gün bir savaş olursa
ister istemez Tacik (= İranlı ve Afganlı) ve Arap askerlerinin
atlarını alacaklarını, savaşa ancak böyle gireceklerini
söylemişlerdi.
Bu sırada
Merv'de bulunan Selçuklular da büyük Gazneli ordusunun taarruzu
karşısında ne yapmak gerektiğini konuşuyorlar, bir karara
yaramıyorlardı. Nihayet kararı Tuğrul Beğe bıraktılar.
Tuğrul Beğ, gö-rülmemiş büyüklükteki Gazneli ordusunun
gelmesi dolayısıyla büyük bir göçe, Dihistan yoluyla İran
içerisine yürümeye taraftardı, İranlılar korkak olduğu için bize
dayanamaz diyordu. Gazneliler'le yapılacak savaş başarısızlıkla
biterse Selçuklu topluluğunun dağılacağından çekiniyordu.
Çağrı Beğ,
bu fikre
itiraz etti. "Buradan kaçıp İran'ı alacak idiysek bunu
başlangıçta yapmalı ve böyle ulu bir pâdişâhın kemerine el atıp
savaşa çağırmamalıydık" dedi. Savaşı kabulün kaçınılmaz
olduğu hak-kındaki delillerini sayıp döktü. Yalın atlılar olup
erkekçe dövüşürlerse savaşı kazanacaklarını söyleyerek sözlerini
bitirdi. Bu düşünce kabul edildi.
Kadın,
çocuk, hasta ve yaşlıları ayırdılar. Bunları ve ağırlıklarını,
sıska ve cılız atlı 2–3 bin kadar süvariyle birlikte uzaklara,
çöllerin içine gönderdiler. Savaşa elverişli askerlerini sayarak
16.000 kişi olduk-larını anladılar. Sayıca az olan bu ordunun
manevî kuvveti çok üstün, silâhları pekiyi idi. Ordunun
başkomutanlığını Çağrı Beğ, öncü komu-tanlığını Karahanlı
Hanedanından Börü Tegin aldı. |