TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

15

Selçukluların bu kararı, aralarında bulunan Gazneli casusları tarafın-dan Sultan Mesuda, bildirildi. O gece bir süvarinin getirdiği mektupları okuyan Sultan Mesud bu rapor üzerinde kendi adamlarıyla konuştu. Merv'e ihtiyatla yürümek kararı verildi.

22 Mayıs 1040 Perşembe günü Gazneliler savaş düzeninde ilerlemeye başladılar ve biraz sonra Türkmen birliklerinin çevik atlarıyla ayrı ayrı yerlerden yaptıkları hücumlara uğradılar. Selçuk birlikleri arasında Gazneliler'den Selçuklulara geçmiş Türk kölemenler de vardı. Bunla-rın, eski kapı yoldaşlarını çağırmaları epeyce tesirli oluyor, bir kısmı Selçuklulara geçtiği gibi bir kısmı da, hiç olmazsa savaşa seyirci kalı-yordu. Saray kölelerinin böyle gücenmelerine sebep de Sultan Mesud olmuştu. Çünkü ihtiyar ve gözleri görmez diye küçümsediği Beğdoğ-du'yu hiçe saymış, Türk kölemenlerin başına Er Tegin'i geçirmişti. Er Tegin, sözünü geçiremedi.

Sabahtan öğleye kadar süren savaşta Gazne ordusu, subaylarının fedâkârlığı ve her önüne geleni deviren Sultan Mesud'un kahramanlığı sayesinde Selçukluları püskürttüyse de yine ağırlıklarından bir kısmını onlara kaptırdı.

Selçuklular çekildikten sonra Gazneli ordusu birkaç kilometre daha yü-rüyerek su bulunan bir yere vardı ve burada disiplin adına bir şey kal-madı. Susuzluktan bunalmış olan askerler subay, komutan dinleme-den suya saldırdılar. Bu sırada Selçuklular bir hücum yapsalardı bu or-du dağılırdı. Fakat karargâh kurmuş oldukları Dandânakan ovasında kesin sonuçlu savaşı yapmaya karar vermiş olan Selçuklular bu hücu-mu yapmadılar. Gazneliler ordusu gece yarısına doğru susuzluğunu gidererek düzene girdi.

23 Mayıs 1040 Cuma (= 9 Ramazan 431) sabahı Gazneliler yine yürü-meye başladı. Bu orduda 12 fil kalmıştı. Selçuklular hemen taarruza geçtiler. Haykırarak yıldırım hızıyla saldırıyorlar, ok yağdırıp çekiliyor-lar, sonra yine geliyorlardı. Gazneliler bu çevik birliklerle çarpışa çar-pışa kuşluk zamanı Dandânakan kalesi önüne vardı. Kale, Selçuklulara teslim olmamıştı. Gazneliler'in susuzluktan çok bunalan bir takım as-kerleri, subaylarının emirlerine rağmen kale önüne gelerek içerdekile-re mataralarını uzatıyorlardı. Sultan bunların orduya katılmasını bek-lemeden taarruz emrini verdi. Selçuklular düzgün sıralar hâlinde ses-sizce bekliyorlardı.

Büyük savaşın başlayacağını anlayınca Gazneliler ordusundaki Türk kölemenler develerden indiler. Aşağı gördükleri İranlı ve Afganlıların atlarını almak istediler. Onlar da vermek istemediğinden kavga çıktı. Selçuklular bu fırsatı kaçırmadılar. Şiddetle saldırdılar. Sultan Mesud-’un yakışıksız bazı hareketlerinden kırgın olan Türk askerlerden birço-ğu ırkdaşları olan Selçuklular tarafına geçti.

İki ordu göğüs göğse gelince Gazneli ordusunun akıncı birlikleri olan ve askerî bakımdan ordunun en değersiz bölümünü teşkil eden Arap ve Kürt birlikleri dağılıp kaçtılar. Ordunun en kalabalık unsuru Hintli-lerdi. Fakat daha önce Selçuklulara birkaç kere yenilmiş olan Hintlile-rin gözleri yılgındı. Bunlar da fazla dayanamayıp bozuldular. Komu-tanlarla subaylar olağanüstü gayret ve cesaretle vuruşarak bozgunu önlemeye çalıştılarsa da olmadı. Gazneli ordusunun merkezi sonuna kadar dayandı. Burada sultanla kardeşi ve oğlu bulunuyor, Sultan Me-sud her vuruşta bir Selçuklu devirerek silâhların hakkını veriyordu. Selçuklular onun yanına yaklaşmaktan çekinmeye başlamışlardı.

Fakat bu, neticeyi değiştirmedi. Böyle olduğu halde sultan, yenilmiş olmayı bir türlü kabul etmiyordu. Nihayet kumandanlardan biri onu uyandırdı: Çekilmezse Selçuklu karargâhına tutsak olarak gideceğini hatırlattı. Çâre yoktu. Çekilme emrini verdi. Kendisi de file binerek kaçmaya başladı. Yanında 100 kişi kalmıştı.

Türkmen atlıları kendisini şiddetle kovalıyordu. Sultan bunların yak-laştığını görünce filden inip ata binerek üzerlerine saldırdı. Birini kılıçla ikiye biçti. İkincisini gürzle öldürdü. Böylelikle onların eline düşmekten kurtuldu.

Selçuklular tam bir zafer kazanmışlardı. Sultan Mesud'un hazinesi, ağırlıkları alınmış, ordunun çoğu tutsak edilmişti. Çağrı Beğ, kazandığı zaferin büyüklüğünü ilkönce anlayamadı. Ordusunun her tarafa akın yapmasına izin vermedi. Yalnız bir kısım atlılarını kaçan orduyu kova-lamaya gönderdi. Sultan Mesud’un, askerlerini toplayarak geri dön-mesi ihtimâlîne karşı ordusunu saf halinde düzene koyarak hazırladı. Yiyip içmek gibi zarurî ihtiyaç zamanları dışında bütün ordusunu üç gün, üç gece at üstünde, silâh elde bekletti. Bu tedbir pek de boşuna değildi. Çünkü büyük Gazneli ordusunun ölü ve tutsaklarını çıkardıktan sonra çölde dağılmış olanları da yine 40–50 bin kişi kadar vardı ki, bunların bir iki konak ilerde toplam vermeleri büyük bir tehlike yarata-bilirdi.

Çağrı Beğ, Sultan Mesud’un bitkin bir hâlde Mervirûz'a düştüğünü ve yanında kuvvet kalmadığını öğrendikten sonradır ki, üç gündür at üs-tünde beklettiği ordusuna dinlenme buyruğunu verdi.

Artık Horasan kendilerini olmuştu. Birkaç gün sonra zaferlerini kutla-yarak devletlerini ilân ettiler. Devletin başkanlığına Çağrı Beğ'in kar-deşi Tuğrul Beğ getirildi. Kahraman Çağrı Beğ, ölünceye kadar Hora-san vilâyetinin beği olarak kaldı. Böylelikle, 1040 Mayısında Türkiye kuruldu. Bu Türkiye, sonra İran, Irak, Azerbaycan, Anadolu ve Suriye-'yi alarak Ortaçağın en mühim devletlerinden biri oldu. Haçlılarla çar-pışarak varlığını korudu ve tarihin garip ve başka milletlerde örneği görülmemiş bir tecellisiyle, kurulmuş olan toprakları kaybederek son-radan aldığı yerlerde tutundu.

Tarihleri boyunca dâima batıya ilerleyen Türkler, Osmanlılar zamanın-da da Almanya ve Fas'a kadar uzandılarsa da sonra geri çekilmeye mecbur kalarak Anadolu'da tutundular.

Şanlı ve destana benzeyen geçmişimizi silinmez çizgilerle beynimize ve gönlümüze çizelim. Onu dâima hatırlayalım. Çünkü kuvvetimizin kaynağıdır. Hatırlayalım ve ümit edelim.

Dandânakan Savaşı'nın askerlerine, Gazneli ordusunun Türkleri de dâ-hil olduğu halde rahmet! Onlardan hız alan bizlere görevimizi başar-mak için kuvvet!...

(Orkun, 10. sayı, 15 Kasım 1962)

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>