|
Selçukluların bu kararı, aralarında bulunan Gazneli casusları
tarafın-dan Sultan Mesuda, bildirildi. O gece bir
süvarinin getirdiği mektupları okuyan Sultan Mesud bu
rapor üzerinde kendi adamlarıyla konuştu. Merv'e ihtiyatla
yürümek kararı verildi.
22 Mayıs
1040 Perşembe günü Gazneliler savaş düzeninde ilerlemeye
başladılar ve biraz sonra Türkmen birliklerinin çevik atlarıyla
ayrı ayrı yerlerden yaptıkları hücumlara uğradılar. Selçuk
birlikleri arasında Gazneliler'den Selçuklulara geçmiş Türk
kölemenler de vardı. Bunla-rın, eski kapı yoldaşlarını
çağırmaları epeyce tesirli oluyor, bir kısmı Selçuklulara
geçtiği gibi bir kısmı da, hiç olmazsa savaşa seyirci kalı-yordu.
Saray kölelerinin böyle gücenmelerine sebep de Sultan Mesud
olmuştu. Çünkü ihtiyar ve gözleri görmez diye küçümsediği
Beğdoğ-du'yu hiçe saymış, Türk kölemenlerin başına Er
Tegin'i geçirmişti. Er Tegin, sözünü geçiremedi.
Sabahtan
öğleye kadar süren savaşta Gazne ordusu, subaylarının
fedâkârlığı ve her önüne geleni deviren Sultan Mesud'un
kahramanlığı sayesinde Selçukluları püskürttüyse de yine
ağırlıklarından bir kısmını onlara kaptırdı.
Selçuklular çekildikten sonra Gazneli ordusu birkaç kilometre
daha yü-rüyerek su bulunan bir yere vardı ve burada disiplin
adına bir şey kal-madı. Susuzluktan bunalmış olan askerler
subay, komutan dinleme-den suya saldırdılar. Bu sırada
Selçuklular bir hücum yapsalardı bu or-du dağılırdı. Fakat
karargâh kurmuş oldukları Dandânakan ovasında kesin sonuçlu
savaşı yapmaya karar vermiş olan Selçuklular bu hücu-mu
yapmadılar. Gazneliler ordusu gece yarısına doğru susuzluğunu
gidererek düzene girdi.
23 Mayıs
1040 Cuma (= 9 Ramazan 431) sabahı Gazneliler yine yürü-meye
başladı. Bu orduda 12 fil kalmıştı. Selçuklular hemen taarruza
geçtiler. Haykırarak yıldırım hızıyla saldırıyorlar, ok yağdırıp
çekiliyor-lar, sonra yine geliyorlardı. Gazneliler bu çevik
birliklerle çarpışa çar-pışa kuşluk zamanı Dandânakan kalesi
önüne vardı. Kale, Selçuklulara teslim olmamıştı. Gazneliler'in
susuzluktan çok bunalan bir takım as-kerleri, subaylarının
emirlerine rağmen kale önüne gelerek içerdekile-re mataralarını
uzatıyorlardı. Sultan bunların orduya katılmasını bek-lemeden
taarruz emrini verdi. Selçuklular düzgün sıralar hâlinde
ses-sizce bekliyorlardı.
Büyük
savaşın başlayacağını anlayınca Gazneliler ordusundaki Türk
kölemenler develerden indiler. Aşağı gördükleri İranlı ve
Afganlıların atlarını almak istediler. Onlar da vermek
istemediğinden kavga çıktı. Selçuklular bu fırsatı kaçırmadılar.
Şiddetle saldırdılar. Sultan Mesud-’un yakışıksız bazı
hareketlerinden kırgın olan Türk askerlerden birço-ğu ırkdaşları
olan Selçuklular tarafına geçti.
İki ordu
göğüs göğse gelince Gazneli ordusunun akıncı birlikleri olan ve
askerî bakımdan ordunun en değersiz bölümünü teşkil eden Arap ve
Kürt birlikleri dağılıp kaçtılar. Ordunun en kalabalık unsuru
Hintli-lerdi. Fakat daha önce Selçuklulara birkaç kere yenilmiş
olan Hintlile-rin gözleri yılgındı. Bunlar da fazla dayanamayıp
bozuldular. Komu-tanlarla subaylar olağanüstü gayret ve
cesaretle vuruşarak bozgunu önlemeye çalıştılarsa da olmadı.
Gazneli ordusunun merkezi sonuna kadar dayandı. Burada sultanla
kardeşi ve oğlu bulunuyor, Sultan Me-sud her vuruşta bir
Selçuklu devirerek silâhların hakkını veriyordu. Selçuklular
onun yanına yaklaşmaktan çekinmeye başlamışlardı.
Fakat bu,
neticeyi değiştirmedi. Böyle olduğu halde sultan, yenilmiş
olmayı bir türlü kabul etmiyordu. Nihayet kumandanlardan biri
onu uyandırdı: Çekilmezse Selçuklu karargâhına tutsak olarak
gideceğini hatırlattı. Çâre yoktu. Çekilme emrini verdi. Kendisi
de file binerek kaçmaya başladı. Yanında 100 kişi kalmıştı.
Türkmen
atlıları kendisini şiddetle kovalıyordu. Sultan bunların yak-laştığını
görünce filden inip ata binerek üzerlerine saldırdı. Birini
kılıçla ikiye biçti. İkincisini gürzle öldürdü. Böylelikle
onların eline düşmekten kurtuldu.
Selçuklular tam bir zafer kazanmışlardı. Sultan Mesud'un
hazinesi, ağırlıkları alınmış, ordunun çoğu tutsak edilmişti.
Çağrı Beğ, kazandığı zaferin büyüklüğünü ilkönce anlayamadı.
Ordusunun her tarafa akın yapmasına izin vermedi. Yalnız bir
kısım atlılarını kaçan orduyu kova-lamaya gönderdi. Sultan
Mesud’un, askerlerini toplayarak geri dön-mesi ihtimâlîne
karşı ordusunu saf halinde düzene koyarak hazırladı. Yiyip içmek
gibi zarurî ihtiyaç zamanları dışında bütün ordusunu üç gün, üç
gece at üstünde, silâh elde bekletti. Bu tedbir pek de boşuna
değildi. Çünkü büyük Gazneli ordusunun ölü ve tutsaklarını
çıkardıktan sonra çölde dağılmış olanları da yine 40–50 bin kişi
kadar vardı ki, bunların bir iki konak ilerde toplam vermeleri
büyük bir tehlike yarata-bilirdi.
Çağrı Beğ,
Sultan Mesud’un
bitkin bir
hâlde Mervirûz'a düştüğünü ve yanında kuvvet kalmadığını
öğrendikten sonradır ki, üç gündür at üs-tünde beklettiği
ordusuna dinlenme buyruğunu verdi.
Artık
Horasan kendilerini olmuştu. Birkaç gün sonra zaferlerini
kutla-yarak devletlerini ilân ettiler. Devletin başkanlığına
Çağrı Beğ'in kar-deşi Tuğrul Beğ getirildi. Kahraman
Çağrı Beğ, ölünceye kadar Hora-san vilâyetinin beği
olarak kaldı. Böylelikle, 1040 Mayısında Türkiye kuruldu.
Bu Türkiye, sonra İran, Irak, Azerbaycan, Anadolu ve Suriye-'yi
alarak Ortaçağın en mühim devletlerinden biri oldu. Haçlılarla
çar-pışarak varlığını korudu ve tarihin garip ve başka
milletlerde örneği görülmemiş bir tecellisiyle, kurulmuş olan
toprakları kaybederek son-radan aldığı yerlerde tutundu.
Tarihleri
boyunca dâima batıya ilerleyen Türkler, Osmanlılar zamanın-da da
Almanya ve Fas'a kadar uzandılarsa da sonra geri çekilmeye
mecbur kalarak Anadolu'da tutundular.
Şanlı ve
destana benzeyen geçmişimizi silinmez çizgilerle beynimize ve
gönlümüze çizelim. Onu dâima hatırlayalım. Çünkü kuvvetimizin
kaynağıdır. Hatırlayalım ve ümit edelim.
Dandânakan
Savaşı'nın askerlerine, Gazneli ordusunun Türkleri de dâ-hil
olduğu halde rahmet! Onlardan hız alan bizlere görevimizi başar-mak
için kuvvet!...
(Orkun,
10. sayı, 15 Kasım 1962) |